Sayfa 1/5 123 ... SonSon
48 sonuçtan 1 ile 10 arası

Konu: Mutsuz İnsanlar Kitlesi/İletişimsizlik

  1. #1
    nejdet - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    20 Ağustos 2008
    Yer
    istanbul
    Yaş
    48
    Mesajlar
    2.546

    Standart Mutsuz İnsanlar Kitlesi/İletişimsizlik

    MUTSUZ İNSANLAR KİTLESİ/İLETİŞİMSİZLİK

    İnsan, hüzün, kitle ve iletişim yan-yana geldiğinde bir kopma, bir yabancılaşma başlıyor. Bu, nasıl bir kopma ve yabancılaşma/yabancılaştırılmadır ki, insan bunun oyuncağı oluyor ve hiç farkına varamıyor? Ya da farkına vardığı halde çözümsüz kalabiliyor?

    Dünya bir yandan küçülürken, diğer yandan dünyalar arasındaki uçurum hızla büyüme eğilim taşıyor. Çağımızın bir-diğerinden kopuk ve ekranın başında kendini arayan kitlelerindeki artış, onların birer makine dişlileri olmalarından ve kendilerini buna teslim etmiş olmalarından olsa gerek. Global Dünya Düzen-i denilen küresel baskı insanları küçültmeyi hedefliyor. Yığınlarca insan, önce vahşi doğa yasalarında olduğu gibi var-olmak için güç çizgisine doğru apansız bir koşuya sürüklenirken, neden koştuklarını anlayana kadar yaşamsal süreçlerini tamamlamış olacaklardır. Mutsuzluk eken insandır ve bunu dışarıda/ötekinde aramak nafile bir uğraş olsa gerek.

    Enformasyon/bilgi iletimi adı altında hızla çoğalan tv. Dizileri ve izlenme rekorları düşündürücüdür. Yoksulluk sınırında yaşayan kitlesel insan yığınları sokakların-hele gece ise- kaotik yapısından uzaklaşmak için evlerine kapanmaktan başka bir şey yapamaz durumda bırakılmışlardır. Yalnızlaştırılmış bu kitle soluklanmak için bir uğraş bulmak isterken kaotik ortamın yaratıcıları devreye girerek diziler ile insanları ekrana kitlemeyi başarmış görünmektedir. Mutsuz insan kitlesi soluksuz diziler ile tüm kederini, tüm sorunlarını unutmak için ve unuttuğu için diziler ile avunmak eğilimi taşımaktadır. Dizilerdeki kahramanlar, entrikalar, aldatmalar, yalanlar, şan-şöhret, güç, sefillik ve yoksulluk yeniden servis edilip insanın gerçek yaşamından görüntülenmektedir. İzleyen kitle onunla örtüştüğünü düşünmekte ve kendi gerçeğini öteleyerek sinmektedir aslında.

    Dizilerin izlenme rekorları birer mutsuzluk ibresidir ve kitlesel bir iletişimsizliğin aynasıdırlar. Küçük yalanlar ile avutulmak isteyen insan red etmeyi/hayır demeyi öğrenemediği sürece sömürülecektir.

    Aile, eş-dost,arkadaş ilişkilerinde doyasıya paylaşım ve gelecek güvencesi içerisinde olan insanlar kitlesi dizilere saatlerini vermezlerdi!

    Yanılgı bana ait olsun dilerim!

    13 şubat 2010, batı
    kadınlarını erkeğe muhtaç bir şekilde yaşamaya zorlayan bir toplum, kökünden acizdir.

  2. #2
    köle - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    14 Eylül 2009
    Mesajlar
    149

    Standart

    Neyse ki siz varsınız da yazacak bişeyler bulabiliyorum.

    Dizilerin,teknolojinin, ekranın hep olumsuz tarafına vurgu var. İnsanlık farklı bir yere doğru ilerliyor, bunu evrimin devamı olarak görünüz, daha rahata erişmek için bu aşamalardan geçiliyor.

    Peki aile-eş-dost ilişkilerini sorgulamayı hiç düşündünüz mü? Dizilerin sizin önemli gördüğünüz aile ya da dost ilişkilerinden daha da dostça olabilme ihtimali hiç aklınıza gelmiyor mu? O eleştirdiğiniz teknoloji sayesinde şu an haberleşiyoruz, sadece ihtiyacımız olduğu kadarını bu platformdan alıyoruz. -yani birbirimizden-

    Peki insanlar ihtiyaçları olduğu kadarını dizilerden ya da televizyonlardan alamazlar mı? Belki hayatlarının en önemli şeyi olarak görmüyorlar, sadece şu an yaptığımız gibi küçük bir tatmin yaşıyorlar ve hayatlarına onun keyfiyle devam ediyorlar.
    kafama göre bir insan veya sadece onun hayalini arıyorum

  3. #3
    nejdet - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    20 Ağustos 2008
    Yer
    istanbul
    Yaş
    48
    Mesajlar
    2.546

    Standart

    kesinlikle haklı olduğunuzu söylemek durumundayım. insanlar küçük tatminleri yaşadıklarından dolayı tabii/bağımlı oluyorlar. Bunu benimsemediklerini düşündüğümüzde o insanlar evlerde saklı turşulara dönüşmeyecek ve sokaklara çıkacaklardır, sokaklara çıkan insanlar da belki aç kalacaklardır ancak kendilerini aç bırakanların düşsel avutulmalarından uzakta gerçeği yaşayarak hayata bağlanacak ve yalan ile gerçeği ayrıştırabileceklerdir. Bu nedenle bir tercih yapmak gerktiğinde insanlar o kapat tuşunu ya kapayacak ya da avuntularına geri döneceklerdir; "insanı insan yapan insandır" diyor Child...

    tembellik ilkel atalarımzdan ödünç kalmadı; onu biz yarattık?!
    kadınlarını erkeğe muhtaç bir şekilde yaşamaya zorlayan bir toplum, kökünden acizdir.

  4. #4
    köle - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    14 Eylül 2009
    Mesajlar
    149

    Standart

    Neden felsefe yazılarını dijital ortam üzerinden yayınlıyorsunuz ve bu işi de büyük bir zevkle yapıyorsunuz? Neden burda konuşmak yerine gerçek hayata karışıp bir cafede ya da sokakta bunları tartışmıyoruz? Bunun çok büyük bir faydası olacağını sanmıyorum. Burdaki küçük tatmin den kastım tatminin küçük ve değersiz olduğu değil, insanın sadece "bu kadarına" ihtiyaç duymasıdır. İnsanların birbirlerinden uzak olmak, birbirlerini tanımamak gibi bir ihtiyaçları da var, bunu dijital ortam ve diziler başarıyla yerine getirmekteler.

    Konunun tam zıttını da savunabilirim (sizin savunduğunuz şeyi), ama onun bana şu an birşey katacağını sanmıyorum o yüzden size zıt olanı savunmaya çalışıyorum.
    kafama göre bir insan veya sadece onun hayalini arıyorum

  5. #5
    nejdet - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    20 Ağustos 2008
    Yer
    istanbul
    Yaş
    48
    Mesajlar
    2.546

    Standart

    düşüncelerimi yayımlayacak yayınevi bulamıyorum; bu da aslında yakındığım sistemin bir eklentisi olmalarından kaynaklanıyor; bir seçeneksizlik belki? ancak bunla sınırlı kalmıyorum ve bunun bağımlısı değilim. ne ki, iletişimin kullanılma biçimi ve sınırlılıklarına diyeceğim yok, kastım bu değil; dizilerin uyutma ve insanları sindirmesine karşı bir düşünce geliştirmek gerktiği kanısındayım; yoksa insanlar o diziler içinde kaybolacaklar; "kimse var mı?"

    Not: dizilerin izlenme katsayısı mutsuz insanle eşittir
    kadınlarını erkeğe muhtaç bir şekilde yaşamaya zorlayan bir toplum, kökünden acizdir.

  6. #6
    enkaz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    13 Ekim 2009
    Yaş
    29
    Mesajlar
    450

    Standart

    bana kalırsa fazla dizi izlemek, kitap okumak, sanatla uğraşmak... vs, ne olursa olsun insanı yalnız bırakıyor. yalnız kalan insan da saçmalamaya daha meğilli oluyor. bence işin teknolojinin gelişmesi ile fazla alakası yok. eskiden de böyle olurdu. evinde ya da işinde, kitaplarına, mesleğine kapananlar ya da aynı tip adamlarla gezip tozanlar hep saçmalarlardı... ya da bize öyle gelirdi.

  7. #7
    cogito - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    30 Ocak 2010
    Mesajlar
    204

    Standart

    Seyretmek, karışmadan bakmaktır.İletişim yerine koyabileceğimiz bir şey değildir seyretmek. Seyretmekte herhangi bir çaba yoktur. Diziler örneğinden ola çıkacak olursak üretmeden, çaba harcamadan, yerimizden dahi kalmadan pek çok duyguyu yaşatır bize. Sistemli bir şekilde belirli konulara maruz bırakılırız. Evimizde otururken bir diğeriyle iletişim kurmak yerine, başka insanların iletişimini seyretmeyi yeğleriz.
    Sanırım dizi izlemekle kitap okumak , sanatla uğraşmak aynı şey olmasa gerek. İnsanın yaşamda çok abarttığı bir ilgi alanı olabilir. Odasına kapanıp saatlerce kitap okuyabilir, resim yapabilir, piyano çalabilir bunların hepsi kilşinin kendisini varetme sürecidir ve oldukça da sağlıklıdır.En azından kendi tercihidir. Diziler bizim tercihimiz bile değil. Dizilerle çok rahat mafyaya özendirilebilirim, aşiretlere sempati duyabilirim, ağzımı açıp zengin mutfaklara hayran kalabilirim...vb. Sanırım medya 4. kuvvet olma rolünü bu şekilde yerine getiriyor.

  8. #8
    nejdet - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    20 Ağustos 2008
    Yer
    istanbul
    Yaş
    48
    Mesajlar
    2.546

    Standart


    Görsel iletişimsizlik/tv izleme ile diğer sanat dalları ile uğraşı ve kitap okumayı ayırmak gerektiğine ben de cogito gibi katılıyorum. Konu yalnızlık değildir; yalnızlık insan ile eş-yaşta olup aslında kötü de değildir; yalnızlığı yaratamayan kişi gerçek kişiliğini hiçbir zaman kazanamaz ve otoriteye bağımlı yaşar. Yalnızlık kolektif yaşamdan uzak durmak değildir tabi.

    Konu mutsuz insan kitlelerinin yaratılma süreçleri ve nedenleri olsa gerek. Açlık, sefalet, iş/sağlık/gelecek güvensizliği, sürekli tüketim anlayışının pompalanıp insanların üretmeden elde etme eğilimlerinin beslenmesi, düşünce ve kitaptan korkutulma, insanın kendine ilişkin olan coğrafyasından/sokaklarından kaos yaratılarak uzaklaştırılıp ev-hapsinde tüm yaşanılanları görsel zenginlik ile onlara servis ederek bu durumları içselleştirmelerini sağlamak, daha sonra da onu özne olmaktan çıkartarak bir dişliye dönüştürerek yok etmek, despotik olanı masum göstermek, doğa yaslarında olduğu gibi güçlü olanın kazanacağını öğretip insanları şiddet ve iktidar olgusu ile canavarlaştırmak, mutsuzluğu yaratan eller ile görsel-zenginliği yaratan ellerin ikiz kardeşlin elleri gibi benzemesi nedendir ki?
    kadınlarını erkeğe muhtaç bir şekilde yaşamaya zorlayan bir toplum, kökünden acizdir.

  9. #9
    enkaz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    13 Ekim 2009
    Yaş
    29
    Mesajlar
    450

    Standart

    iyi diziler, iyi kitaplar,, kötü diziler, kötü kitaplar... tercih meselesine girmeye bile gerek yok. özendirilmenin her ikisinde de çok farklı etkiler taşıdıklarını düşünmüyorum. medyanın bir gücü yok çünkü kurtulmak bir düğmeyi tıklamaya bakar. sonuçta güç biziz ve yalnız kalınca da zayıflarız, o düğmeden bile daha zayıf oluruz. sonrasında en iyi ve sürekli dost medya olur. yani yalnız kaldıktan sonra oluşan, boşluğu dolduran herşey(insandan başka) kesinlikle bizi mutsuz kılar.
    insanın kendini varetme süreci sadece seslerden, renklerden, çizgilerden... ve harflerden geçmemeli çünkü bunların hiçbirinde insan yok çevre yok, gerçeklik yok... şahsen sürekli müzikle uğraşan kişi ile sürekli dizi seyreden kişinin benim için çok farkı yok. çünkü ikisi de çok önemli bir şeyden-gerçeklikten kopukturlar... belki abartılı oldu ama bana öyle geliyor..

  10. #10
    usenenadam - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    09 Kasım 2009
    Mesajlar
    79

    Standart

    NO

    bunca yıl oldu
    bir türlü gelişemedik
    cenazede düğünde
    ağlaşamadık gülüşemedik
    geçti bir bayram daha
    gene görüşemedik
    eey selaamına erişemediğim
    külünden dilinden
    bir türlü alışverişemediğim
    nasıl başa çıkacağız nasıl
    hoşgörüsüzlükle terörle
    yurdumuz düşmanlarıyla falan..

    no 2.. no 6.. no 9.. 10 no
    no no noo..
    oollmazz böyylee
    koomşuumm komşum
    sen bana kıl
    ben sana uyuz olmuşum

Sayfa 1/5 123 ... SonSon

Members who have read this thread : 7

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.0