Sayfa 1/8 123 ... SonSon
76 sonuçtan 1 ile 10 arası
Like Tree3Teşekkür

Konu: Materyalizm ve Aşk

  1. #1

    Üyelik tarihi
    04 Temmuz 2009
    Mesajlar
    9

    Standart Materyalizm ve Aşk

    arkadaşlar bu konu hakkında ki görüşlerinizi merak ediyorum:
    materyalizm ile aşk arasında bir bağlantı var mıdır?
    materyalistim diyen bir kişi aşık olabilir mi?
    Konu mavimor tarafından (07 Şubat 2010 Saat 22:37 ) değiştirilmiştir.

  2. #2
    cogito - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    30 Ocak 2010
    Mesajlar
    204

    Standart

    Materyalistim diyen kişi aşık olur hem de daha yüklü aşık olur.Çünkü her şeyin temeli maddedir ve dolayısıyla çıplak gözle görülebilir, müdahale şansı vardır. Doğru ve ya yanlış olan bir şeyi doğaüstü güçlerin üzerine atıp kurtulmak yoktur. (Açıkcası ne alakası var pek te anlayamadım).

  3. #3

    Üyelik tarihi
    04 Temmuz 2009
    Mesajlar
    9

    Standart

    tam olarak ben de anlayamadığım için sordum zaten. açıkcası yine de anlamadım

  4. #4
    Phi
    Phi çevrimdışı
    Phi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    13 Mayıs 2008
    Yer
    Kuzey Kutbu
    Mesajlar
    1.102

    Standart

    Sanirim kurulmak istenen baglanti celiski kaynakli yani maddeyi kabul eden birinin manayi red etmesi geregi. Materyalizmi; akli, duyguyu, ruhu red eden bir dusunce oldugunu kabul eder isek, buna bagli olarak manevi bir duygu olan askida red ettigini dusunmemiz kacinilmazdir. Ama bir gun size biri cikip Askin Materyalizmi var derse?
    Konu Phi tarafından (08 Şubat 2010 Saat 01:48 ) değiştirilmiştir.
    Biz bir kac tembel, vakt-i kerahet bir uykuya dalmisiz, bir lugat paralamalar, bir tuhaf ruyalar, tabire gelmez.

  5. #5
    cogito - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    30 Ocak 2010
    Mesajlar
    204

    Standart

    O zaman soruyu şöyle sormak daha uygun olurdu. Materyalistler ruhu reddediyor o zaman neden aşık oluyorlar şeklinde bir eleştiri sorusu olmalıydı. Yoksa pekala biliyoruz ki
    sadece idealistler aşık olur diye bir şey yoktur.Materyalistle he rşeyi madde ve enerji olarak açıklıyorlar.İdealizme göre madde yokken düşünce vardı.Düşünce, fikir, duygu tabiki vardır materyalizmde ama maddeden kaynaklanır.Aşık olabileceğimiz bir madde(insan) olmadan aşık olabilir miyiz? Aşk maddeden önce tek başına bir duygu olarak var mıdır?

  6. #6

    Üyelik tarihi
    19 Haziran 2009
    Yer
    İstanbul
    Yaş
    52
    Mesajlar
    773

    Standart

    Evet bence de başlık konusu biraz bağdaşımsız. Aslında ne demek istediğinizi anlamış gibiyim biraz.

    Materyalist insan aşık olabilir mi?den çok, para,şan,şöhret gibi materyalleri yaşamında ön planda tutan bir insan ,gerçek anlamda aşık olabilir mi?demek istemiş olabilir misiniz?

    Böyle düşünerek görüşümü belirtmek durumundayım;kişiye göre değişir. Bazı insanlar maharetlidir, hem duygularını,hem materyali önemseyebilirler. Fakat emin olun,böyle insanlar azınlıkta. Materyal, yaşam içinde gerekli,fakat her şey demek değil. Önemli olan ölçüyü bilmek. İnancım o ki;gerçekten çok materyalist bir insan benim inandığım anlamda aşık olamaz. Benim anladığım anlamdaki aşka da layık olamaz.

    (Sanırım konuya çok sadeleştirerek baktım)
    Konu monaliza tarafından (08 Şubat 2010 Saat 01:53 ) değiştirilmiştir.

  7. #7
    Phi
    Phi çevrimdışı
    Phi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    13 Mayıs 2008
    Yer
    Kuzey Kutbu
    Mesajlar
    1.102

    Standart

    Alıntı cogito Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    O zaman soruyu şöyle sormak daha uygun olurdu. Materyalistler ruhu reddediyor o zaman neden aşık oluyorlar şeklinde bir eleştiri sorusu olmalıydı. Yoksa pekala biliyoruz ki
    sadece idealistler aşık olur diye bir şey yoktur.Aşk ruhla değil beyinle ilgilidir.
    Materyalistleri ve dolayisi ile materyalizmi cok arastirmadim ama dediginize bakilirsa ruhu red ettikleri ve bu sebeple nasil asik olabildiklerinin gereginden bahsetmis ve dusuncenizin sonunda da bunun ruh ile degil beyin ile alakali oldugunu soylemissiniz.

    Ben ise soyle yaklasacagim; felsefeciler (dogmacilar haric) insanin 5 duyu organi ile kesfedemedigi seyleri red etme gibi buyuk potansiyallerinin oldugunu gormekteyiz. Kimi yaraticiyi red ederken, kimi sevgiyi, kimi aski, kimi duygulari, kimi ruhu... Sonuc itibari ile hepsinin kesistigi ortak nokta olan varlik kavrami ve buna bagli olarak canli olma ozelligi ile aski aramamiz gerektigi dusuncesindeyim. Hatta daha ileri gidip her canli aski arar ve varligin tamamlanma sureci ask ile noktalanir diyip, surekli dilimin ucundan cikmak isteyen narsist arkadasima, kisa sureliginede olsa bir nefes aldirma firsati bulmus olabilirim.
    Biz bir kac tembel, vakt-i kerahet bir uykuya dalmisiz, bir lugat paralamalar, bir tuhaf ruyalar, tabire gelmez.

  8. #8
    cogito - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    30 Ocak 2010
    Mesajlar
    204

    Standart

    Sevgili Monaliza, materyalist insan hayatında şan, şöhret , para gibi unsurları ön planda tutan insan demek değildir.Sadece düşüncelerinn de duyguların da hislerin de beyinden, sinir sisteminden vs. oluştuğunu öne sürerler.Mistik bir yapısı yoktur. Maddeden önce düşünce vardı diye düşünmezler.Düşünce tek başına yoktur maddelerden ve onlara verdiğimiz tepkilerden kaynaklanır bakış açısıyla yaklaşırlar.

  9. #9
    Phi
    Phi çevrimdışı
    Phi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    13 Mayıs 2008
    Yer
    Kuzey Kutbu
    Mesajlar
    1.102

    Standart

    Ve size idealist bir insanin materyalist sevgilisine yazdigi mektubu sunucagim;

    Sevgili Betül, aslında sana çok güzel, sevgi dolu bir mektup yazmak isterdim ama olmadı işte. Senden ayrıldıktan sonra düşünceler beni ordan oraya süreklemeye başladı. Ve bu mektubu da mecburiyetten yazıyorum.,Belki yaşadıklarımızın maddi bir kanıtı olsun diye yazıyorum, bilmiyorum ama yazıyorum işte… Şimdi, burada biraz sert olacak söyleyeceklerim ama Tanrıya'da inanmıyorsun. Bir gün gelip de sonsuza dek yok olacağını düşününce; tutunduğun her şeyin seni acımasızca bırakacaklarını biliyor olman gerek. Ne sahip olduğun bedenin , ne ailen, ne dostların sevdiklerin... Ne de sahip olduğun maddi varlıklar. Ne yaşadığın anılar, güzel günler...Hiç bir şey. Sonuç yine hiç bir şey. Bu durumda hiçbir şeyin zerrece değeri kalmayacaktır. Seni bilen, hatırlayan dostların da ölüp yokluğa gidince hiç yaşamamış birinden ne farkın olacak. Hiç. Hiç bir farkın olmayacak..
    Tabiri caizse ben tam bir idealistim. Metafiziğe ve parapsikolojiye inanırım. Bununla birlikte dincilerden-şeriatçılardan, katı-sabit fikirlililerden hiç hoşlanmam. "Platon" gibi "Farabi" gibi, "Spinoza" gibi "Descartes" gibi "Leibniz" gibi "Hegel" gibi "Kant" gibi Felsefenin tam ortasına "Tanrı"yı koyarım. Camus'un ve Sartre'nin görüşlerine ve de Marks'a da saygı duyarım. Bu "Tanrı", insanların ürettiği hayalinde kurduğu( Kuran' da İncil'de Tevrat'ta sözü edilen bir Tanrı değildir. Bu Tanrı mutlak gerçeğin ta kendisidir. Ezeli ve ebedidir. Bununla birlikte Kuran'ın gerçekten Tanrı'nın sözleri olup olmadığı konusunu ciddi bir şekilde araştırıyorum...Bu dünyanın ötesinde bir hayatımızın olduğuna inanıyorum ama Cennet ve Cehennem bana pek inandırıcı gelmiyor. Bir de evrim var: Evrim açıklasın bana okyanusun dibindeki yaratığın kimya profösörlerinin koca labaratuvarlarda gerçekleştiremedikleri elektrik üretimini nasıl olup da hangi akıl ve fikirle gerçekleştirdiğini. O zaman inanırım. Evrime, maymundan geldiğime, önceleri akılsız bir hayvan iken nasıl olduysa olup akıllı düşünen duygulanan bir yaratığa dönüştüğüme... o zaman inanırım.

    Ben, insanın maddi varlığının ötesinde çok yüce bir soyut varlığa inanırım. Yunus Emre'nin dediği gibi derim "Bir beni vardır bende, benden içeri, benden öte benden ziyade" Söyler misin lütfen neye tutunuyorsun. Bunu gerçekten çok merak Zaman acımasızca yutarken her güzeliği ve her acıyı ve her anı.. Velhasıl her şeyi. Neye tutunuyorsun? Ben senin gibi düşünüyor olsam. Umutsuz ve kötü bir ânımda intihar etmiştim çoktan.(Burada istersen tüm materyalist düşünceleri tek yek anlatabilirsin. Merakla okurum. Çünkü bildiğim kadarıyla materyalizm; Tanrının /ruhun/ insanın elinden aldığı sonsuzluğu, bilgiyi, gücü, yüceliği, kemâli, güzelliği...vsvs "madde"ye (kendi varlığının dahi bilincinde olmayan ve asla olamayacak olan "madde"ye) atfediyor, Hıristiyanlığı tepetaklak çevirip Hegel'in diyalektiği ile Demokritos'un ve Epikurüs 'un materyalizmini birleştiriyor.)
    Soru şudur ki Madem ki ölecektir insan, niçin doğdu öyleyse?

    Şimdi ben sana aramızda olup biten her şeyi çok güzel bir benzetmeyle anlatacağım..
    Şöyle ki: Biz ikimiz bir resim sergisinde geziyoruz. (Aynı yerdeyiz yani, mekan aynı) ve dolaşırken bu sergide çok güzel bulduğumuz bir resmin önündeyiz ikimiz birbirimizden habersiz. Sonra birbirimizi görüyor ve tanışıyoruz..
    - Merhaba ben Metin,
    -Merhaba ben de Betül.
    - Nasıl ama? Çok güzel bir resim değil mi? Renkleriyle, çizgileriyle tam bir şaheser...
    - Evet, öyle bak şuradaki çizgiler bir çıkmazı anlatırken şuradakiler de bir umudu anlatıyor..
    - Evet, bende öyle düşünüyorum. Bu resim her yönüyle tam bir şaheser...

    Bu minval üzerine bizim muhabbetimiz devam ediyor...Ve biz sonra bu resmi bir kenara bırakıp birbirimizi tanımaya başladığımızda; aslında çok farklı insanlar olduğumuzu anlıyoruz.(öyle ki hem aynıyız hem de çok farklı. Tam bir çelişkinin ortasındayız) Ben, duygusal açlığımı seninle bastırmak istiyorum içgüdüsel olarak. Sen bu güzel resim hakkında aynı duyguları paylaşmamızdan mutluluk duyuyorsun. Benim bu derinliği anlayabilmiş olmamdan dolayı bana değer veriyorsun. Kalbinde özel bir yer açıyorsun bana ama. Bu ne aşk ne de sevgi. Başka bir şey. Demek istediğim insan olarak seviyorsun elbette ama bu sevgi nevi şahsına münhasır bir sevgi değil.Bilmiyorum belki beni bu resmi anlayabildiğim için, sevdiğim için seviyorsun. Ben gidip diğer tablolara, mesela nü resimlere bakarken görsen hiç tanımayacaktın bile... Sonrasında ben geçenlerde olduğu üzere resmi bir kenara bırakıp tamamen senin üzerine düşünmeye başladığımda. Sana kendimi anlattığımda farklılığımızı gördün.Ve birlikteliğimizin imkansızlığını anladın. Bense direttim.(çünkü duygusal bir boşluktaydım gerçi hala öyleyim) İlle de sevgilim ol.(daha önce anlattığım çılgın ve kural tanımaz geyik kız modelinde bir kız olsaydın mükemmel bir aşk olabilirdi aramızda...ki daha önce hiç kimsenin yaşamadığı, hayalinden bile geçiremediği bir aşk olurdu bu. Ama sen oradaki anlattığım kişilikte biri değildin ve böyle birisini mutlaka bulursun diyordun bana. Yok Betül. böyle biri yok. Buna o kadar eminim ki yok öyle bir "kadın".Olamaz bu dünyada. Ancak "erkek" olabilir.O da benim dostum olur ancak..Cemal gibi Selim gibi gibi .
    Sonrasında ben geçen mektubumda olduğu üzere resmi bir kenara bırakıp tamamen senin üzerine düşünmeye başladığımda. Sana kendimi anlattığımda farklılığımızı gördün. ve birlikteliğimizin imkansızlığını anladın. Bense direttim. Daha seninle nice güzel resimlere birlikte bakar, birlikte güler birlikte ağlarız diye. Sonuçta ortaya başka bir tablo çıktı. Güzel bir resme bakan iki insanın tablosuydu bu. Ve de biz şimdi bu tabloya bakıyoruz..Ve bu durum aynada sonsuz bir yansıma gibi çoğalıyor...Fakat ikimiz ayrı ayrı yerlerde durduğumuzdan dolayı birleşemiyoruz. Ve de asla birleşemeyiz...Olayı biraz geometrik olarak açıklayacak olursak; birbirine paralel iki "doğru" ancak "sonsuzda" kesişir..Sonrasında kendi kişiliğini bırakıp da bana benzemeni istemek tam bir bencillik ve kendini beğenmişlik olur. Sen ilk başta bana benziyor olsaydın birleşmemiz mümkün olabilirdi..(birleşmenin tek yolu hayat felsefesi olarak birbirimize büyük ölçüde benzememiz..Fakat ben tutunamayanım. Sen tutunursun. Aramızda bir uçurum olur.Senin de dediğin gibim dolmayan boşluklar var aramızda. Ben doldurmak için elimden geleni yapardım ama sen sanırım hiç dolmayacağı kanaatindesin. Buna da bir şey diyemem. Çünkü çok zekisin. Bu uçurumlar ve boşluklar olsa da yine aramızda da bir karanfil durur öylece. Napalım işte bizde artık o karanfili severiz birlikte.
    Olur mu?
    Fakat bazen resme bakış açılarımız da faklı oldu sen realist bir gözle bense sürrealist bir gözle baktım..
    Söyle kimindir bu resim?
    Salvador dali'nin mi ?
    Picasso'nun mu? (kusura bakma başka ressam ismi bilmiyorum

    -Elimden tut, gel sana başka resimler, başka güzellikler göstereyim dedim ama sen olduğun yerde (hem maddi hem manevi olarak) kalmayı seçtin. Orada kalmayı.Materyalist düşünceden başka bir görüşü tanımamayı...vs vs. Buna da saygı duymak gerek ki saygım sonsuzdur. İnsan Özgürdür. Özgür olmalıdır.

    -Sanırım mavi-siyah karışımı bir çemberi çizdik birlikte. Başlangıçta da yoktu ilişkimizin bir adı. Şimdi de yok. Ve sanırım hiç olmayacak. Olmasın. Buna da bir diyeceğim yok. Yeter ki güzellikler yaşansın, biraz olsun.. Tam öyle gibi olsun. Tam öyle gibi bir mutluluğa varır gibi olsun...Ama varmasın..Buna da eyvallah derim.

    Seni seven daima sevecek olacak olan Metin
    sevgilerimle
    Biz bir kac tembel, vakt-i kerahet bir uykuya dalmisiz, bir lugat paralamalar, bir tuhaf ruyalar, tabire gelmez.

  10. #10
    cogito - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    30 Ocak 2010
    Mesajlar
    204

    Standart

    Yazıdaki idealist Betül 'ün materyalist sevglisine sorduğu soruları idealizm nasıl açıklıyor? En azından bilim bir yere kadar gidiyor.Aşk konusuna bile beyindeki birtakım salgıları açılayarak değiniyorlar.Bir de yazıya hakim olan bakış açısı, idealist insanların duygu yüklü, materyalistlerin ise duygusuz olduğu.Yani doğayı açıklamak için dine ve birtakım mistik açıklamalara dayanmak bu insanları bilime dayanan insanalrdan daha mı duyarlı, duygu yüklü yapıyor?

Sayfa 1/8 123 ... SonSon

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.0