Sayfa 1/8 123 ... SonSon
77 sonuçtan 1 ile 10 arası

Konu: Şiir Bir Deryaysa Kaybolmaya Geldim

  1. #1
    şehrin yabancısı - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    23 Şubat 2009
    Yer
    istanbul
    Yaş
    40
    Mesajlar
    431

    Standart Şiir Bir Deryaysa Kaybolmaya Geldim

    buraya hergün içimizden gelen o anki duygularımızı yansıtan bir şiir deryası açalım diye düşünüyorum. açtığımızda siteyi bir baksak kim hangi ruh halinde ve kendimizi atsak bu şiir denizine. tabiki diğer form sakinlerininde bu konuda düşünceleri önemli. formata uygunsa değilse bu konunuda silinmesini istiyorum. silinmeden ben bir tane damla vereyim belki okyanus olur belki kurur..

    BELKİ GELMEM GELEMEM

    Sen istinyede bekle ben burdayım
    İçimde köpek gibi havlayan yalnızlığım
    Çünkü ben buradayım karanlıktayım
    Belki gelmem gelemem beş dakika bekle git
    Çünkü elimi kestim beni kan tutuyor
    Şarabım bütün ekşi suyum soğuk
    Yanımda olmadın mı seni daha bir çok seviyorum
    Belki gelmem gelemem beş dakika bekle git

    Yüzünü ıslatmadan ağlayabilir misin
    Yarı geceden sonra telefon ettin mi hiç
    Karanlık adamlar hüvviyetini sordu mu
    Ben senin olmadığını arıyorum
    Belki gelmem gelemem beş dakika bekle git
    Belki gelmem gelemem beş dakika bekle git
    Bana ait ne varsa hepsi seni korkutuyor sana ait ne varsa
    Hiçbiri benim değil
    Belki ölmek hakkımı kullanıyorum
    Belki gelmem gelemem 5 dakika bekle git
    Belki gelmem gelemem 5 dakika bekle git

    ATİLLA İLHAN
    Konu fides tarafından (03 Şubat 2010 Saat 20:48 ) değiştirilmiştir. Sebep: Başlık düzenleme
    Sözcüklerin gücünü anlamadan insanların gücünü anlayamazsınız.
    KONFİÇYUS

  2. #2
    şehrin yabancısı - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    23 Şubat 2009
    Yer
    istanbul
    Yaş
    40
    Mesajlar
    431

    Standart

    BELKİ YİNE GELİRİM

    Dudaklarımı kanatırcasına ısırıyorum günlerdir
    Her sözcük dilimin ucunda küfre dönüyor çünkü
    Bir gök gürlese bari diyorum, bir sağnak patlasa
    Bitse bu sessizlik, bu kirli yapışkanlık bitse
    Ama bir tufan az mı gelir yoksa yine de
    Yırtılan ve parçalanan bir şeyler olmalı mutlaka
    Hiç durmadan yırtılan ve parçalanan bir şeyler.

    Oysa ne kadar sakin bu sokaklar ve bu kent
    Ne kadar dingin görünüyor bana şimdi gökyüzü

    Gidenler nerde kaldılar, özledim gülüşlerini
    Bir kenti güzelleştiren yalnız onlardı sanki
    Onlardı çocuklara ve aşka ölesiye bağlanan
    Kadınları güzelleştiren herhalde onlardı
    "Tükürsem cinayet sayılır" diyordu birisi
    Tükürsek cinayet sayılıyor artık
    Ama nerede kaldılar, özledim gülüşlerini onların

    Uzun uzun bakıyorum kıvrılan sokaklara
    Tek yaprak bile kıpırdamıyor nedense
    Ve tek tek söndürüyor ışıklarını varoşlar
    Alnımı kırık bir cama yaslıyorum, kanıyor
    Kanımın pıhtılarında güllerin serinliği
    Ve fakat bir cellat gibi yetişiyor pusudaki
    Dilimin ucunda küfre dönüyor her sözcük

    Yaşamak neleri öğretiyor, düşünüyorum
    Okuduğum bütün kitaplar paramparça
    Çıkıp dolaşıyorum akşamüstleri bir başıma
    Bir uçtan bir uca yalnızlıklar oluyor kent
    Bulvar kahvelerinin önünden geçiyorum
    Sarmaşık aydınlar, arabesk hüzünler
    Bir gazete sayfasında sereserpe bir yosma

    Sesler gittikçe azalıyor, kuşlar azalıyor
    Ve ne zaman yolum düşse vurulduğun yere
    Kızgın bir halka oluyor boynumda o sokak
    Hüznü yalnız atlarımız duyuyor artık
    Biz çoktan unutmuşuz böyle şeyleri
    Ama içimde bir sırtlanın dalgın duruşu
    Ve dilimin ucunda küfre dönüyor her sözcük

    İçimde zaptedilmez bir kırma isteği
    Dizginlerini koparan bir at sanki bu
    Soluk soluğa kalıyorum her sonbahar
    Ve sevgilim ne zaman hoşgörülü olsa
    Bir yolculuk düşüyor aklıma, gidiyorum
    Bütün gençliğim böylece geçip gitti işte
    Ama hala bir şeyler var vazgeçemediğim

    Hangi duvar yıkılmaz sorular doğruysa
    Bir gün gelirsek hangi kent güzelleşmez
    Şiirlerim bir dostun vurulduğu yerde yakıldı
    Geri almıyorum külleri yangınlar çıksın diye
    Devriyeler çıkart şimdi, bütün ışıklarını söndür
    Sorduğum hiçbir soruyu geri almıyorum ey sokak
    Ve dilimin ucunda küfre dönüyor her sözcük

    Dudaklarımı kanatırcasına ısırıyorum günlerdir
    Bir gök gürlese bari diyorum bir sağnak patlasa
    Bitse bu kirli ve yapışkan sessizlik, hiç gitmesem
    Oysa ne kadar sakin sokaklar, bu kent ve bütün yeryüzü
    İpince bir su gibi sızıyorum gecenin tenha göğüne
    Sessizce çekip gidiyorum şimdi, sessiz ve kimliksiz
    Belki yine gelirim, sesime ses veren olursa bir gün...


    Ahmet TELLİ
    Sözcüklerin gücünü anlamadan insanların gücünü anlayamazsınız.
    KONFİÇYUS

  3. #3
    şehrin yabancısı - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    23 Şubat 2009
    Yer
    istanbul
    Yaş
    40
    Mesajlar
    431

    Standart tanrının ölümü

    Çalınmamış kapıları biz çaldık korkusuzca
    Hep kötü bakışlı insanlardı karşımıza çıkan
    Ama hiç kokmadık kötülüklerden ne var ki
    Nasılsa yaşamıyorduk açlığa inat
    Korkmakta neydi kötü bakışlardan
    Onlarda olmayan bir şey vardı tek kozumuz..
    Küme küme mutsuzluğumuz vardı onları korkutacak
    Sonra bir kırıntı umudumuz vardı az da olsa
    Tanrı avlusunda güvercinlerden çaldığımız
    Hiç olmadı güvercinleyin olabilirdik sanıyorduk.
    Çalınmış umudumuza güveniyorduk mutsuzluğumuza..
    Yüreklice çaldık ilk kapıyı korkmuyorduk..
    Kötü bakışlı insanlardı karşımıza çıkan.
    Önce ekmek istedik ellerinden yaşam istedik utanmadan..
    Kör oldu gözleri güneşsiz kaldılar.
    Acıdık mum ışığı tuttuk gözlerine..
    Bana mısın demediler, ama biliyor musunuz.
    Teşekkür bile etmediler üstelik.
    Yine bizi kovdular yaşam eşiklerinden..
    Sanki bir onlar vardı evrende yalnızca..
    Sanki bir onlardı güzel yaşamlı mutlu..
    Ya biz neyiz. Biz biz neyiz ya.
    Biz hep bir dilenci hep aç hep yoksul..
    Hep çalınmamış kapıları çalmak zorunluluğunda.
    Birinci sonrası hep birinciye benziyordu
    Hep kötü bakışlı insanlardı karşımıza çıkan
    Ne ekmek ne mut ne yaşam
    Bir bıkkınlık bir bıkkınlık çöktü gözlerimize
    Kapayıp tanrıyı arayalım dedik yardım eder
    Hani bikırıntı umudumuz vardı ya güvercinlerden çaldığımız
    Tüm güvenimiz oydu işte. Yardım eder
    Birinci sonrası kapılar hep birinciye benziyordu

    Son çaldığımız kapıda kimseler yoktu
    Kapının ardında bir boşluk bir boşluk ki sormayın
    Ne ekmek ne mut ne yaşam
    Hepsinin en güzeli
    Tanrıyı gördük –inanmayın- tanrıyı gördük
    Dayanamadık
    ÖLDÜK

    1969, ARKADAŞ Z. ÖZGER
    Sözcüklerin gücünü anlamadan insanların gücünü anlayamazsınız.
    KONFİÇYUS

  4. #4
    şehrin yabancısı - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    23 Şubat 2009
    Yer
    istanbul
    Yaş
    40
    Mesajlar
    431

    Standart

    sevgili form sakinleri siz neden eklemiyorsunuz. yine ben içimden geleni bugünün duygulaıyla damlamı bırakayım dedim.



    TEZGAHINDA ACININ

    Bir gün öleceğim; kaçınılmaz bu.
    Şaşılacak bir şey yok.
    Ama tersine yaşıyorum ben, sizlere göre
    İşte bunun için, çözük saçlı ikindisinde yorgun bir günün, gölgeleri uzarken
    ölüvereceğim eskiden.

    Benim gibi, çanı dilsiz, havı dökükler;
    Yani siz giderken hüzünle dönenler,
    Çatlak yüzleriyle, göçmüş aşkları, ayrılıkları simgelerler.
    Çift yönlü bir zaman sürecinde, onlar eskiden ölürler.

    Eskiden nasıl ölünür?
    Bunu bilmiyorum henüz.
    Ama, eskiden ölen biri sanırım, bir mezat gramafonun borusuna sessizce gömülür.
    Ve o gramafon borusu, ne gariptir gece sefaları gibi, akşam açıp sabah örtülür.

    Esvap dolabında geceleyin karanlıkta, bir böcek çıtırtısı; neleri çağrıştırır
    uykusu kaçana?
    Sessizliğin üstünde bir küçük nokta dönüşür imgelere,
    bir tohum gibi çatlayarak kulakta.

    Geceleyin bir böcek çıtırtısında....
    Meşin çaresizliği kınına keskin hançerin,
    Ezilmiş bir izmarit, ayakkabı ökçesiyle,
    Kopuk bir tespihin dağılmış taneleri,
    Ve sırrı dökük bir ayna, yokmudur birazda.

    Hiç bir şey yalınkat değildir dünyada
    Yazısı akmış, ıslak, pörsümüş sayfa,
    Sonbahar göğünde, katar katar turnalara bakan adamın gırtlağındaki tıpa.
    Kumaşa uyumsuz yama,
    O böcek çıtırtısında....

    Uğursuz sayılır bazı şeyler, bazıları uğursuz,
    Tümüyle boş değildir bu inançlar.
    Kimi zaman doğru, yanlış çıkmıştır kimi zaman.
    Mutsuzluk ve mut.
    Ölüm ve yaşam şansa bırakılmıştır.

    Bir kaçıştır bu;
    Çünkü en az ölüm kadar korkar insan yaşamaktan.
    Karıştırır puslu düşü, katı gerçeğe
    Düşü biraz gerçek, gerçeğide biraz düş yapar..
    İnanır bilinmeyene bilinen kadar.

    Peki ya tesbih böceği, sürüngen yılan, korkunç yanlızlığı ağında örümceğin,
    uzun dehlizi kör köstebeğin.
    Onlar tam ortasında kaçınılmaz gerçeğin
    Bense çekiyorum çilesini iğneye geçmiş ipliğin.
    Sütün içine birkaç tane çörekotu atarlar, nazar değmesin diye.
    Lekeler aklığını siyah tanelerle.
    Eski minyatür ustaları bozmak için kusursuzluğu,
    Resimden bir suretin taşırırlardı boyasını isteyerek, sınırlarıdan.

    Kusurlu dünyamızda, yer yoktur kusursuzluğa.
    Demir pas tutar, gümüş karartır, kurtlanır kar bile, alev is yapar
    ve insan içinde bir kafesle yaşar,
    İnilti gibi, kimi zaman bir garip ses duyar.

    Bunun için intihar parçasıdır hayatın.
    Unutmayı deneyin, gizleyin istediğiniz kadar,
    Bir çekmecede kilitli pırıl pırıl bir anahtar, gününü bekler sabırla,
    bilincinizi kurcalar.
    Nasıl olsa elinizde bir başka anahtar var.

    Tırnakları kirli, kabuk bağlamış elleri,
    bir çocuğun makadam gözlerinde bakışı tökezliyor.
    Muska yüzlü kadınlar, kimseye sezdirmeden bir acıyı gizlice emziriyor.
    Odama sığınıyorum, dışarıda kar yağıyor.

    Boğazımda ardarda sözcük düğümleri,
    Bakıyorum, gölgem kırılmış ortasında, duvarla döşemenin arasında.
    Ben şimdi çıkıyorum, belki geç gelirim.
    Kızıl bir gülün hüneri kanayan yüreğimden, hüküm giydim sevgiyi.

    Köstekli şiiri ikide bir cebinden çıkarıp bakan şair, ne oldu sana?
    Kaç dikiş atıldı bileğindeki çentiklere?
    Örselenmiş aşklarınla şimdi neredesin?
    Çektiğin bunca acı, kefareti değil unutma yaşadığın çaresizliğin.

    Acıdır, şişelerin dibi, bir koşunun umulmadık bitişi,
    Bakır çalığı zahirli acı gündemdedir.
    Acıdır borsa haberleri, türk parasının değeri, düşüp yükselen altın.
    Acıdır gelinlik bir kızın sandık lekeli çeyizi.
    Uyumsuz bir sıfat; birinci tekil şahıs; ben, çok acıdır.
    Biz zaten acıyız, biz dediğim üç-beş kişi.
    Aksayan bacağı tahta iskemlenin, kırık saplı bıçak,
    oynak perçinleriyle çatlak bir fayans acıdır.

    Yüzde işareti şaşkın bakışlarıyla, onca harf arasında dilsiz ve çok acıdır.
    Bir donanma fişeğidir açılan gökyüzünde, acı bütün renkleriyle.
    Ben törpülüyorum bir aşkı sıkıştırıp mengeneye,
    SEVMEK ÇOK ACIDIR.

    METİN ALTIOK
    Sözcüklerin gücünü anlamadan insanların gücünü anlayamazsınız.
    KONFİÇYUS

  5. #5
    Aksiyom - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    04 Temmuz 2009
    Mesajlar
    611

    Standart

    Durup dururken içimde bir şeyler kopup tıkıyor boğazımı,
    Durup dururken sıçrayıp kalkıyorum yarıda bırakıp yazımı,
    Durup dururken rüya görüyorum bir otelde, holde, ayakta,
    Durup dururken çarpıyor alnıma kaldırımdaki ağaç,
    Durup dururken bir kurt uluyor aya karşı bahtsız, öfkeli, aç,
    Durup dururken yıldızlar inip sallanıyor bir bahçede, salıncakta,
    Durup dururken mezardaki halim geçiyor aklımdan,
    Durup dururken kafamda bir güneşli duman,
    Durup dururken hiç bitmeyecekmiş gibi bağlanıyorum başladığım güne,
    Ve her seferinde sen çıkıyorsun suyun yüzüne...

    Nazım Hikmet
    Yedi parça oldu.
    Altısı uçtu.
    Birini aldı.
    Üzerinde 'oluş' yazıyordu..

  6. #6
    şehrin yabancısı - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    23 Şubat 2009
    Yer
    istanbul
    Yaş
    40
    Mesajlar
    431

    Standart öpüşür gibi ölmeliyim

    ÖPÜŞÜR GİBİ ÖLMELİYİM

    Günü hep erken karşılardın
    Aşkın ömrü sonsuz olsun diye
    Irmak rengi sözdü
    Rüzgar serinliği selam
    Konuşurdun solgun resimlere bakıp
    Anıların güncesini hiç tutmadan

    Kaç geceyi kaç sevişmeyle geçtik
    Bir kez olsun solmadı çiçekler
    Yaşanmış ve paylaşılmış ayrılıklarda
    Sustukça çoğalan anılar anlatır
    Ve anlatsa tarihin tutanakçısı
    Yeşil bir yaprağın damarlarını
    Gömerler şiirlerini bilinmedik denizlere

    Yaşar kitaplar gibi koynumda sıcaklığın
    Boynumuza ferman çıkarılan alanlarda
    Mavi bir zaman mıydık şimdi unutulan
    Bırakıp gidiyor en sevdiklerimiz aşklarını
    Uyan kıyılarımdan uzaklaşan ömrüm.
    Unutmadan yeniden var olduğunu.

    Sevdikçe küçülmeli her acı
    En büyük kalbim
    Yeşil açılmasın bu aşkın sonunda
    Unutulan insanlar gibi tarihin
    Zamanla ülkeleri değiştirmeli insan.
    Hüküm giydirilmiş gençliğim
    Büyük yaşamalıyım yaşarsam
    Boynu kırık ülkemde
    Kanlı bir öfkeyken ayrılıklar
    Bir afişin öyküsünü nasıl anlatsam

    Yürüyorduk birlikteliğimizde mutlu
    Ateş ve ırmak renginde
    Yürüyordum şimdi çılgın sessizliğinde
    Kent unutkanlığıyla yaşıyor günler
    Biri yaşanmaz diyor götürüyor kuşları ve geceyi
    Hiç değişmiyor yüzüm
    Vurulduğum yere dönüyorum

    Duvarlar çoğalıyor
    Kimliği yırtılmış sevinçlerde
    Her akşam ayrılık şarkısında yeni kızlar
    Anlatıp ömrümüzü zaman biçiyorlar
    Cinayet düşünceli tutanakçılar
    Ölüm hakkını verdikçe güzelleşiyor
    Sabırlı bir aşkın coğrafyasında
    Yaşamaya direniyor insanlar
    Yol uzadıkça kırılmış pencereler
    Yalnızlığa geçiyorum
    Direnen sadece kalbim
    O hep çözümsüz kalacak
    Sana kalacağım yarım bir şiir gibi
    Yaşanmamış en güzel aşkı
    Yeni bir kavga da anlatmalısın şimdi

    Yıldızlar toplanacak şafağına
    En güzel tanığıdır el ele gittiğimin
    Seni unutmadığımın ve sevdiğimin..
    Küçük anıların hiç olmasın
    Söylenmemiş bir şeyler arıyorum adımıza
    ÖPÜŞÜR GİBİ ÖLMELİYİM BU KALABALIKTA..

    aydın şimşek
    Sözcüklerin gücünü anlamadan insanların gücünü anlayamazsınız.
    KONFİÇYUS

  7. #7
    sisifos - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    25 Ocak 2010
    Mesajlar
    18

    Standart

    bir ahmet telli şiiri de benden...

    YALNIZSAN EĞER
    Hayatın devraldığı
    sessiz bir özsudur acı
    birikir yüreğinin kıvrımlarında
    ve ağar gözlerine ağır ağır
    Bulutlar yere inmiştir artık
    ya da gurbettesindir
    Unutma

    Bir hayalet gibi kapındadır
    yalnızlık denilen şey
    ufkun kararabilir birden
    için çölleşebilir
    Kaçışın bile bir adımdır
    ya da dönüşündür kendine
    Unutma

    Her sayfası kederle kararan
    bir hüzün defterine döner günler
    ve her sabah 'merhaba hüzün'
    "merhaba yalnızlık"
    diyerek başlarsın hayata
    Ama hayat bağışlamayacaktır seni
    Unutma

    Üstelik günlüğü yoktur hüznün
    hiçbir zaman da tutulmayacaktır
    Serüvenlerin yorgun yeniği
    elleri titreyen yaşlı bir kadındır hüzün
    ya da hasta bir tanıdıktır ancak
    hepsi o kadar
    Unutma

  8. #8
    şehrin yabancısı - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    23 Şubat 2009
    Yer
    istanbul
    Yaş
    40
    Mesajlar
    431

    Standart

    şiir denizin değdiği yerde durur
    ayakların üşüdüğünde duyduğun ürperti
    mavidir kuşkusuz
    duy derim . gülersin..
    sen güldükçe deniz çoğalır.

    arif kemal
    Sözcüklerin gücünü anlamadan insanların gücünü anlayamazsınız.
    KONFİÇYUS

  9. #9
    şehrin yabancısı - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    23 Şubat 2009
    Yer
    istanbul
    Yaş
    40
    Mesajlar
    431

    Standart Ben beni

    Ben beni sarpa vurdum ben de böyleyim
    Korkulu sular boyu yalçını diki
    Ayın karanlığında gün ertesini
    Ben seçtim denizleri kendim istedim

    Gölleri sevmedim ki düz ovaları
    Kişiye bir şey katmaz yürüsen baksan
    Denize vurmasa da gölgen bilirsin
    Tuza karışacaksın maviye çalan

    Kaç kapının önünde bekledim durdum
    Kaç güneşten eli boş çevrildim geri
    Bir ateş böceğiyim aysız gecede
    Bir çağrıyım işitin geleceklerden

    Balıkçılar tanıdım ıssız koylarda
    Boya karıyorlardı çam kabuğundan
    Balıkçılar tanıdım ıssız koylarda
    Boya karıyorlardı göklerden sudan

    Bir ateş böceğiyim aysız gecede
    Muştuyum hiç olmazsa aydınlıklardan
    Bizim göklerimiz de çoğalır bir gün
    Bir gün gelir toprağın suya aşkından



    ARİF DAMAR
    Sözcüklerin gücünü anlamadan insanların gücünü anlayamazsınız.
    KONFİÇYUS

  10. #10
    şehrin yabancısı - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    23 Şubat 2009
    Yer
    istanbul
    Yaş
    40
    Mesajlar
    431

    Standart "Ayrılık Ayracı"

    Bütün ayraçları kaldırdın ama unuttuğun
    Bir şey vardı yine de, çiçekleri sulamadın
    Gökyüzü sarardı o zaman bulutlar kirlendi
    Ve ne kadar az konuşur olduk günboyu
    Birden ayrımsadık ki ayrılık orda başlıyor
    Tam da susuşların birbirine eklendiği yerde

    Ezberlenecek hiçbir şey yok bu dünyada
    Kirletilmemiş bir bulut bile yok artık
    Böyle diyorsun her yolculuğa çıkışımda
    Yaşadığın kent de sana benziyor gitgide
    Ne zaman dönmeyi düşünsem yangın çıkıyor
    Ya da erteletiyorum biletimi son anda

    Uzun bir sessizlik oluyorsun dağlara baksam
    Karşılıksız mektuplar kadar burkuluyor kalbin
    Yazdığım şiirler de canımı sıkıyor artık
    Fotoğraflarımı yırtıp atıyorum tek tek
    Ve ben bütün yapraklarımı döküyorken şimdi
    Eylül diyorsun, tam da orda başlıyor ayrılık

    Üşüyünce ağlıyorsun yalnızım dememek için
    Uçaklar gemiler trenler çiziyorsun duvarlara
    Kendine bir deniz bul artık bir de rüzgâr
    Parçalanacağın bir uçurum bul bu dünyada
    Tek tutkun o kenti bırakıp gelmek olmalı
    Ve gelirken havaya uçurmak bindiğin otobüsü

    Birden ayrımsadık ki ayrılık orda başlıyor
    Tam da çiçeklerin sulanmadığı yerde
    Konuşacak bir şeyler bulamıyorsak günboyu
    Derim ki ayrılık gündemdedir ne yapılsa
    Ve sen bütün ayraçları kaldırdığını sanmıştın
    Ama unutmuşsun yine de ayrılık ayracını
    Ahmet Telli
    Konu şehrin yabancısı tarafından (11 Şubat 2010 Saat 01:10 ) değiştirilmiştir.
    Sözcüklerin gücünü anlamadan insanların gücünü anlayamazsınız.
    KONFİÇYUS

Sayfa 1/8 123 ... SonSon

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.0