değerli arkadaşımız şehrin yabancısına
nice sağlıklı, mutlu yıllar![]()
değerli arkadaşımız şehrin yabancısına
nice sağlıklı, mutlu yıllar![]()
- düğüm -
adamlar sarkık yüzleriyle derin bir geceden indiler
tenha evlerden büyüyüp gelen bir ağrıydı duruşları
adamlar sabahlara dek, her yıldıza bir sigara içtiler
iç geçiren bir pencere,
yaprakların ayini,
dem çeken kaldırımlar
güneşin konuşmaya başladığı saatlerde, kekeme
her kapısı yalnızlık kusan bu kente, hece hece düştüler
...
gecenin kağıdında gözyaşının mürekkebi
herkes kendi uçurumuna bir taş atıyor
şimdi binlerce ayrılık çatılarda - kuşlar-
yola değil, suya değil, göğe değil
ah! benim kirpik kirpik eşiklere gömülen annem...
adamlar kopup ana rahminden gurbeti kurdular
Şükrü ERBAŞ
İREM,
Bana şöyle bir bak diyorsun
Alıcı gözüyle, tepeden tırnağa
Yeni dalınmış bir uyku gibi bak
Çobanların söndürmeyi unuttuğu dağ ateşi
Kaleden kaleye uçurulan ak güvercin
Rüzgara emanet edilen fısıltı gibi
Yazdan kalma bir gün gibi bak bana
Bana şöyle bir bak diyorsun
Posta kutusuna gece yarısı bırakılan bir mektup gibi
Kızağından kayıp bitmeden denize inen bir tekne
Gökyüzünün denizyıldızlarıyla dolduğunu gören
Bir dalgıç gibi bak
Akşam kırılmaya başlarken içimde
Dağılan bir ilkokulun zili gibi bak bana
Bana şöyle bir bak diyorsun
Bir ışın demetine sarılır gibi bak
Unuttuğum ve istemesem de
Yüzlerini bir türlü anımsayamadığım
Çocukluk arkadaşlarım gibi
Kahve fincanına damlayan gözyaşı
Kara düşen kan damlası gibi
Diyorsun ki- evet, mavi gözlerinden bile ürpertici bu-
Kınından çıkarılan bir hançer gibi bak bana
Bana şöyle bir bak diyorsun
Yaşama sevincini sana ben veriyormuşum gibi
Sevgilin olmasam da sevgilinmişim gibi bak
Kumsalda bırakılan ayak izi
Kanadın üzerine değen bulut gibi
Kayalıklara sürüklenen bir gemiye
Yanıp sönen deniz feneri gibi bak bana
Çünkü unutmamanın eşiğidir
Ve anımsamanın kapısıdır bakmak
Sevgili İrem
Bunun için bile kibrit çakılabilir
Okyanusun kıyısında
Karanlıkta
Bir kedi gözü gibi
Pençeleriyle dolaşırken aşk.
Akgün AKOVA
rica ederim, siz deryada kaybolmak niyetindesiniz tabi...
ancak...hem düşünceli arkadaşların, kutlama mesajları varken..yazılanı görmezden gelmek olmaz dı hem de 1 ay ı, o kadar da büyütmemeli sağlıcakla arkadaş yazmak! için
selam ve saygı ile...
şiir deryasında şiir paylaşmaya devam![]()
Konu Süreyya tarafından (02 Kasım 2011 Saat 10:21 ) değiştirilmiştir.
Yürek Çağrısı
Acılı yağmurlarla düşmüşüm yere
Tatlı su göllerine akamıyorum
Yüzüm yüreğim deprem dalgası
Bu gül kıyımlarına bakamıyorum
Her sevi bir türküdür bağrımda
Her öfke bir ağıt
Ağıtlar kuşatmış dört yanımı
Kendi türkülerimi haykıramıyorum
Şarkılarla bezeniyor ufuklar
Yüreğim patlıyor dağbaşlarında
Yüreğim
Sancımı duyar mısın yaralarında
Kuş seslerinde yas nağmeleri
Şarkılar sabır ve çile makamında
Mendilimde öfke çıkınımda bilinç
Uykusuz kalır mısın kitaplarıma
Dudaklarımda hüzün
Avuçlarımda sevinç
Kulak verir misin çığlıklarıma
Dağları aşarak gelmişim sana
Demir kapıları kırarak
Işık olur musun karanlıklarıma
İsterim ki senden
Yaylalarda otlak olasın
Ovalarda ırmak olasın
Yayılasın göğsümün kırlarına
Sarasın beni sarasın
Dalların sevdası düşmüş toprağa
Olgun meyvelere hasret gençliğimiz
Zamanın billur çağlayanı
Gürül gürül akarken avuçlarımızda
Bir damla yağmur adına
Yakarmış dağbaşlarında yüreğimiz
Gökyüzünde sanılmış bütün yaşam
Gökyüzüne çivilenmiş ellerimiz
Ateşler yine parlıyor dağlarda
Dolular yine kırıyor çiçekleri
Gecenin karnına inerken şafağın tekmeleri
Bulutları delen ışıklar
Ezik ve kinli
Aydınlık iri
Sanki kocaları işkencede kadın gözleri
Nasıl kapanır bu kanayan yara
Nasıl anlatılır ki sana bu hal
Terimde tuz gözyaşımda bal
Bağdaş kurar mısın soframa
Gözlerimde umut yüreğimde aşk
Ölümleri boşlayıp düşer misin sevdama
İsterim ki senden
İnancıma aşık olasın
Zindanıma ışık olasın
Yürüyesin gönlümün yollarına
Sorasın beni sorasın
İnce kabukları zorlanıyor zamanın
Gelecek damlıyor yorgun havuzlara
Damlalarla yılların gelin yüzü
Suların üstünde koskoca bir çağ
Umutlar sığmaz oluyor alanlara
Baharda gazel dökme bahçelerime
Ben yaşamayı bilmez miyim
Çocuklarım okul yollarında
Okullarım sabah kollarında
Sanki güzellikleri görmez miyim
Papatya beyazlığında ölüm sarısı
Karanfil kıvrımlarında kan
Bu çiçekler uğruna ölmez miyim
De gülüm ben seni sevmez miyim
Bahar değil acı yükleniyor dallarıma
Yapraklarımda ayrılık
Meyvelerimde gurbet
Vuslat olup gelir misin kollarıma
Ellerimde kış saçlarımda kar
Cemre olup düşer misin toprağıma
İsterim ki senden
Yılgınlıkta inanç olasın
Zulme karşı direnç olasın
Gömülesin aşkımın sularına
Göresin beni göresin
Göresin ki destan edesin
Söyleyesin dillerden dillere
Bir türkünün dizelerinde
Bir kavalın nağmelerinde
Alıp başını gidesin
Bağrı yanık yeller üstünde
Güneşin rengiyle düşesin ufuklarıma
Kırasın karanlıklarımı kırasın
Adnan YÜCEL
Bir çingene şarkısında unutalım her şeyi
Yalnayak yürüyelim sokaklarda
Kirli ayaklarımız temizlesin geçmişi
Yalnız şimdiyi duyalım ne geçmişin ağırlığı olsun omuzlarımızda
Ne de gelecek kaygıları sarssın benliğimizi
Her ritminde hayatı bırakalım ayaklarımızda
Herkese her şeye inat dans edelim şimdi
Çingeneler gibi acıklı bir neşe olsun bakışlarımızda
Kimseye vermiyelim hiçbirşeyin hesabını
Kimseden de hesap sormayalım, hesaplı hayatlar silinsin darbukanın her vuruşunda
Bir çingene şarkısında unutalım her şeyi
Sadece insan olabilmeyi deneyelim dokuz sekizlikte kıvrılan ruhlarımızla