Okyanusta yaşamalı bir insan.kendini avutmayı bırakıp dipleri ve sığ suları görebilmeli.
hesaplar yapmaktansa kendini tatmin edici,kılıcını kuşanıp karşı durabilmeli.
Okyanusta yaşamalı bir insan.kendini avutmayı bırakıp dipleri ve sığ suları görebilmeli.
hesaplar yapmaktansa kendini tatmin edici,kılıcını kuşanıp karşı durabilmeli.
insan koşullara göre bazen okyanusta kendini sığ sularda hisseder. bazende sığ sularda okyanusta.. şartlardır önenmli olan bardağın üstünten bakarak dolu görmek veya alttan bakıp boşluğu veya yandan bakıp her ikisini nedersin..
bunu başarabilmek insan için hangi koşullar üzerinden değerlendireceksin..
Sözcüklerin gücünü anlamadan insanların gücünü anlayamazsınız.
KONFİÇYUS
bardağın içinde ne olduğuna ve içindekine ne kadar ihtiyacım olduğuna bağlı
bardağın içi eğer yarıya kadar kum doluysa içini boşaltırım
bardağın içi eğer yarıya kadar su doluysa ve susamışsam dolu tarafı görürüm. sonra suyu içerim
bardağın içi eğer yarıya kadar pislik doluysa boş tarafını görürüm,
bardak eğer boşsa, kaldırır rafa koyarım
yani ihtiyacım varsa dolu kısmı, yoksa boş kısmı görürüm
ikiside farklı renklerde olsalardı ne boşu ne doluyu ne suyu görebilirdiniz
Kadın kimden nefret eder en çok?
-Demir şöyle demiş mıknatısa:
"En çok senden nefret ederim, çünkü sen çekersin, ama kendine doğru sürükleyemezsin."
Erkeğin mutluluğu: "İstiyorum."
Kadının mutluluğu: "İstiyor."
bardağın boş tarafını göremeyen, onu asla dolduramaz
kadınlarını erkeğe muhtaç bir şekilde yaşamaya zorlayan bir toplum, kökünden acizdir.
Bardak sizsiniz. Su hayatınızdaki anlam. Siz ister hayatınıza anlam katın ister katmayın. Siz ister anlamı kendinizde arayın ister çevrenizde. Unutulanda unutanda siz olun. Aranan ve aratanda siz olun. Ama hepsinden önce bardak olun...
Koyunlar "meee"lemeseydi ne kurt burada olurdu nede koyunlar lanet okurdu...
İnsanlığın en büyük amacı oyunlar, hayaller ve insanlar arasındaki bağı çözmek olmalıydı.
Bu bardak gün geçtikçe büyüyor. Daha fazla doldurmak gerekiyor.
En başta boşluğun boşluğunu farketmeliyiz ki dolu kısma dair fikirlerimiz olsun, bu yüzden boşluğun boşluğundan kurtulup boşluğu durmadan anlamsızlıklarla derinleştirmek yerine boşluğu sorgusuyla anlamlandırıp doldurmak gerek derim ben.
Yedi parça oldu.
Altısı uçtu.
Birini aldı.
Üzerinde 'oluş' yazıyordu..
Beni bardagin bos yada dolu tarafi diil, bardagin ne oldugu ve neyle dolu oldugu ilgilendiriyor. Agzina kadar boslukla yada hicbirseyle dolu olan bir bardak neye yarar?
algılarımız belirliyor herşeyi ve ihtiyaçlarımız yönetiyor algılarımızı. bardağın içindeki ihtiyacımızın ne kadar karşılığı ise o değerdedir...