' Cennette kul olarak yaşamaktansa cehennemde özgürce yanmayı tercih ederim.' İngiliz şair Shelly.
Peki sizler özgürlükler uğruna nelere katlanır, nelerden vazgeçebilirsiniz?
' Cennette kul olarak yaşamaktansa cehennemde özgürce yanmayı tercih ederim.' İngiliz şair Shelly.
Peki sizler özgürlükler uğruna nelere katlanır, nelerden vazgeçebilirsiniz?
Özgürlük, bir şeyden kurtuluş değil de bir duygu. Sorgulama ve bir şeye şüpheyle yaklaşabilme özgürlüğü. Her türlü bağımlılıktan, kölelikten, kabullenmeden ve itaatten vazgeçme. Böyle düşünüldüğünde de yalnızlığı getiriyor.
Peki her türlü bağımlılıktan vazgeçmek kolay mı? Neler ister, neler yükler insana?
Kendimi tanıdığımda, aklım kendini kavrayıp akli olduğu kararını verdiğinde özgür olacağım. Bunu hiç kimse engelleyemez, benden başka. Bundandır ki hiç bir şeye katlanmama gerek yok, özgürlük bende. Bir hücreye ömür boyu hapsedilsem bile, kendimi kavradığımda kimse bana özgür olmadığımı söyleyemez. Nesnelerin esareti yoktur, ancak öz esirse esirimdir. Aslım sonsuzdur, sonsuzluğu ise sonsuz boyutta bir yere hapsedebilirler, ancak sonsuzlukla sınırlayabilirler, ki bu da aslında hapsedilmediğimin, kısıtlanmadığımın, özgürlüğümün elimden alınmayacağının kanıtıdır. Yeter ki bunun farkında olayım, farkındalık için kendimi tanıyayım. Bu durumda özgürlük için katlanmam gerek tek şey, bitmek tükenmek bilmeyen ''bilmek'' duygusunu içimde canlı tutmam gerektiğidir.
Peki özgürlükler uğruna vazgeçebildiklerimizi değil de neyin kölesi olmak uğruna neleri göze alabileceğimizi konuşalım.
bireyin yalnız-başına özgürlüğü olabilir mi? başka bir deyişle, özgürlük bireysel görünse de gerçekte bireysel midir? yoksa toplumsal/tarihsel bir olgu mudur? Bu nedenledir ki, bir şeyden/olgudan kaçmak/kurtulmak ya da bir olgunun esiri olmak özgülüğü/köleliği anlatabilir mi/sağlayabilir mi?
özgürlüğü tanımlamadan "uğruna neler yapılabileceğini" nasıl anlayabiliriz?
kadınlarını erkeğe muhtaç bir şekilde yaşamaya zorlayan bir toplum, kökünden acizdir.
İngiliz şair iraz saçmalamış bence
Tamamen özgürlükten neyi kastediyoruz bunun çerçevesini çizmeliyiz önce. Toplumdaki yazılı yazısız kanunlar, dini inançlar, diğer insanların üzerinizdeki etkileri oldukça total özgürlükten bahsedemeyiz.
Özgürlük uğruna neler yapabilirz ? Eğer kölelik gibi bir durumdaysak, ya da kurtuluş savası gibi bir savaş ortamından bahsediyorsak özgürlük için ölümü göze alabilirim şahsen.
Topluluk içinde sınırlandığını, kısıtlandığını düşünen biri, insan olmayan bir ortama gidebilir. El deymemiş doğada yaşamayı düşünebilir özgürlüğü için.
kanımca;
Özgürlük, üzerinde çok konuşulan, tartışılan çok sayıda tanımı olan sosyal içerikli bir kavram/bir olgudur. O kadar önemsenen bir olgudur ki, çoğu zaman eş-değer olduğu yaşama hakkının önüne geçer. Özgürlük birey ile toplum arasındaki çelişkilerin belki de en büyüğü ve en karmaşık olanıdır. Toplumların özgürlüklerinden söz etmek ancak özgür bireylerin oluşturduğu bir toplumsal doku için geçerli tanım olabilir. Bir zamanlar Site Devleti-nin yurttaşı olanların –bir açıdan elit yöneticilerin – özgür oldukları benimseniyordu. Yurttaş olmayanlar ile diğer canlı türleri arasında –ki, kastedilen hayvan türüdür- bir fark gözetilmiyordu. Köleciliği benimseyen toplumların özgürlüğü önemsemeleri köle ve efendi çıkarları/karşı-çıkarları temelinde yükselmektedir. Köle için özgürlüğün önemi, efendi için çok farklı olacaktır. Aynı durum, toprak ağası ve emekçi köylü ile patron ve emekçi arasında da faklılık gösterecektir. Demek ki, özgürlük temelinde yaşama hakkı kadar önemsenen bir değer olarak sosyal ve tarihsel bir içeriğe sahip olduğu kadar üretim ilişkilerinden de bağımsız değildir.
Önemsenen değerler halkasında özgürlük, kölelik halkasının tam karşısında durmaktadır. İlkel atalarımızdan –Austrolopitecus Africanus- bu güne kadar, topluluk halinde yaşayan insan türü, doğal yaşamdan koparak sosyal yaşamın bir parçası haline dönüşerek bir düşünceler sistemi oluşturmuştur. Doğal özgürlükler ile sosyal özgürlüklerin çelişmesi kaçınılmaz görünmektedir. Doğal belirleyiciliğin türler ve cinsler arasında güç dengesi/dengesizliği güçlü olandan güçsüz olana doğru bir egemenlik kurma ve buna uygun toplumsal kalıplar/yargılar oluşturma düşüncesini geliştirmiştir. Bu düşünce sistemleri soyutlama yaparak köleci anlayışlarını gizlemeyi başarmış/benimsetmişlerdir. Kadın türünün egemenlik altına alınması ile doğal özgürlük toplumsal özgürlüğün ilk kırılma noktasında yeni bir boyut kazanmıştır. Demek ki, özgürlük içerik olarak güçler dengesi/dengesizliği arasındaki yaşanan bir içeriğe sahiptir. Sosyal olarak bireyin konumu diğer birey/bireylerin konumu ile ölçümlenen bir değerdir. Öyle ise yaşama hakkı ve özgürlük de etkileşim içerisinde olan bireyler-arası ilişkilere göre tanımlanmak durumundadır. İnsanın biyolojik olarak bedensel varlığını yapa-yalnız bir şekilde sürdürmesi olanaklıdır. Böylesi bir insanın yaşama hakkından ve özgürlüğünden söz edilemez. Neden mi? Çünkü, Yaşama hakkı ve özgürlük en-az ikili ve çoğunlukla çoklu ilişki kalıpları için önemsenen bir değerler halkasını oluşturmaktadırlar.
Algılar/duygu/düşünceler doğumdan sonraki süreçte bireye eşlik eden, bedensel var-oluşu ile sıkı bağlantılı ve toplumda hazır bulunan değerler halkasının bireyin dünyasına eklemlenmesi ile oluşurlar. Böyle olunca çoğu kez bir yaşama hakkı ve özgürlük tanımı ile kuşatılmış oluruz. Ancak, bunun gerçek anlamda özgürlük olup olmadığını tartışarak anlayabiliriz. Özgürlük değeri, var-olma biçiminden farklı olarak tarihsel bellek/bilinç ile beslenmek durumundadır. Başka bir deyişle, canlının türüne bakılmaksızın var-olmasının değeri, özgürlük söz konusu olduğunda bir şey ifade etmez. Daha açık söylemek gerekirse, özgürlük, bireysel ve toplumsal değerlerin çatışmasına bağlı olarak gelişen bilinçli bir değerdir ve ancak bu çatışma yaşandığında bir anlam ifade eder. –Ceninin özgürlüğünden söz edilemez-
özgürlük, yaşam kadar önemli/değerli bir olgu olduğuna göre yaşamak/yaşatmak, özgür olmak/özgürleştirmek için kişi elinden gelen ne varsa onu yapar; bu bir bedel midir?
kadınlarını erkeğe muhtaç bir şekilde yaşamaya zorlayan bir toplum, kökünden acizdir.
Tutsaklık zihinseldir. Özgür olmadığını düşünüyorsan zihnindeki zincirler küflenmiştir, aklına uy zincirlerin kırıldığını göreceksin.