Sayfa 1/9 123 ... SonSon
85 sonuçtan 1 ile 10 arası

Konu: Tartışma Kültürü

  1. #1
    nejdet - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    20 Ağustos 2008
    Yer
    istanbul
    Yaş
    48
    Mesajlar
    2.546

    Standart Tartışma Kültürü

    var mı gerçekten? varsa nerelerde gizlenmiş? yoksa diğer tüm olgular gibi liberalleşerek özgürleş miş midir? hiç bir düşüncenin irdelenmeden/düşünülmeden yatsınması bir özgürlük "bırkınız yapsınlar,bırakınız geçsinler" felsefesine mi bürünmüştür? ya ne den "bırakınız batsınlar" denmiyor? merak ettim
    kadınlarını erkeğe muhtaç bir şekilde yaşamaya zorlayan bir toplum, kökünden acizdir.

  2. #2
    Mühendis - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    04 Ekim 2009
    Yer
    Nazilli
    Mesajlar
    271

    Standart

    Sözlüklerde ;

    'bir konu üzerinde, birbirine aykırı olan görüş ve kanıları karşılıklı olarak söyleyip savunma işi', veya 'söz ya da yazı ile yapılan kavga' olarak ifade edilen ;

    Tartışma kelimesini toplum olarak çok kullanıyoruz.

    Tartışma aynı zamanda bir konunun enine boyuna irdelenmesidir.

    Bir şeyi tartışabilmek için somut bir sorunun olması, bu soruna yönelik bir amacın ve hepsinden önemlisi de o konu hakkında bütünsel bir bilgi birikimine sahip olunmasıdır.

    Konunun bütünsel olarak diyalektik açıdan irdelenmesi gerekir.
    Konunun diyalektik açıdan irdelenmesi içinde bağımsız düşünme yeteneğinin gelişmesi gerekir.
    Bu da ülkemiz insanın en ciddi eksikliğidir.

    Bu eksikliği de edindiği bilgiyi bağımsız düşünme yeteneğiyle hayatında kullanabilen bilinçli insanlar sayesinde giderebiliriz.

    Zaman hırsızlığını engellemek adına…

    Bilinçli insan, karşı duruş olarak renkli insanların yanlışlıklarına aynı değerde başka bir yanlışlıkla yanıt vermez.
    Yanıtlamaya çalışanlar korudukları renk için bu yanlışlığı yapanlardır.
    Konu Mühendis tarafından (26 Mart 2010 Saat 16:27 ) değiştirilmiştir.

  3. #3
    nejdet - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    20 Ağustos 2008
    Yer
    istanbul
    Yaş
    48
    Mesajlar
    2.546

    Standart

    mühendis,

    bağsız/bağımsız düşünceden söz ediyorsun; bunun için ilkin dogmatik olan düşüncelerin neler olduğunu fark etmek gerekmez mi? ve bunu yaparken ne denli içinde bulunduğumuz toplumun yargılarından uzaklaşabiliriz?

    peşin kabul gören olguları sorgulamadığımız sürece ne bunların mantık içerisinde tutarlı ne de düşünce bazında savunulabilir olduklarını söyleyebiliriz. bir açıdan aykırı sese/düşünceye ne kadar tahammül edebilme becerisi mi diyeyim/alışkanlığı mı diyeyim gösterebiliriz. bunun için öncelikle kendimizi sorgulamak gerekmez mi?
    kadınlarını erkeğe muhtaç bir şekilde yaşamaya zorlayan bir toplum, kökünden acizdir.

  4. #4
    Mühendis - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    04 Ekim 2009
    Yer
    Nazilli
    Mesajlar
    271

    Standart

    Bağımsız düşünebildiğimiz sürece dogmatik düşünceleri fark ederiz.
    Fark ettiğimiz oranda , toplumun yargılarından da o denli uzaklaşırız.

    Eğer yanlış algılamadıysam,ikinci paragrafta sorularınızla birlikte yanıtını da ( yazımla aynı paralellikte) vermişsiniz.

  5. #5
    nejdet - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    20 Ağustos 2008
    Yer
    istanbul
    Yaş
    48
    Mesajlar
    2.546

    Standart

    düşüncenin bağsızlığı/öznelliğinden ayrılmaz. her düşünce öznel olmak zorundadır ki gerekli olan da budur. aslında öznel olmayan düşünce ne bağsız ne de bilim etiketlidir. kütle çekimi öznellikten uzak bir belirlemedir; ancak, bu bir olgu/gerçeklitir; yorum/düşünce/değerlendirme değildir; düşünceden bağsızdır. her şeyden önce bağsız olan ve değerlendirilen olguların netleştirilmesi gerekir. düşünce vardır hiç bir kalıba sığmaz; ve düşünce vardır inadına savunulur; bilimsellik adına düşünceleri kim mahkum edebilir ki? bu ayrıcalığı kim ve kime karşı kullanma yetkisine/hakkına sahip olabilir? bir düşüncenin ne kadar aykırı olsa da inadına savunulması ile bir düşüncenin açıklanmasının bir şekilde bastırılıp susturulması için çaba harcanması çok ayrı olgulardır. çoğunlukla ikinci yöntem seçilir; kolay olanı seçmecilik insan doğasına sonradan eklemlenmiş olsa de sürdürme eğilimini taşır; ancak, payesi yoktur.
    kadınlarını erkeğe muhtaç bir şekilde yaşamaya zorlayan bir toplum, kökünden acizdir.

  6. #6
    nejdet - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    20 Ağustos 2008
    Yer
    istanbul
    Yaş
    48
    Mesajlar
    2.546

    Standart

    tartışma bir yönüyle karşı-düşünceyi/karşı-tezi ortaya koymak sayılır; karşı düşünce/tez ortaya konulmadan "tez"in apriori/peşinen yanlış olduğunu söylemek bir ön-yargıdır ve tartışma değildir.ne "tez" in ne de "karşı-tez"in ön-koşulu/sınırlandırılması yapılamaz. eleştiri bir yönüyle yergiyi içerebilir; ancak, yergi sınırları aşılarak karşı-düşünce gelştirilmeden küçümsenmeye başlanır ise, o zaman artık eleştiriden söz etmek olanaksızdır. bir düşünceyi tümden red etmek onu eleştirmek sayılmamalıdır; eleştiriden söz edebilmek için red nedenleri kendi içerisinde tutarlı olarak açıklanabilmelidir, derim
    kadınlarını erkeğe muhtaç bir şekilde yaşamaya zorlayan bir toplum, kökünden acizdir.

  7. #7
    nejdet - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    20 Ağustos 2008
    Yer
    istanbul
    Yaş
    48
    Mesajlar
    2.546

    Standart

    Tartışırken karşı-tavrı dikkate almak psiko-sosyal bir olgudur. Bu tavır dikkate alınmıyorsa orada/o yerde artık tartışma bitmiş ve yerini başka bir olgu almış demektir; kavga mıdır, çatışma mıdır, neyse nedir ama tartışma değildir. Karşı-tavrı dikkate almak onu önemsemektir; ancak, bu durum onun düşüncelerine katılma/katılmama ile karıştırılmamalıdır. Bir düşünceyi önemsemek ayrı katılmak/eleştirmek/katılmamak kesinlikle ayrı olgulardır. Zamanla hoş-görünün küçümsendiği, hor-görünün bir erdem/güç/özgür-birey sayıldığı; tartışmak yerine karşılıklı sataşmaların/kırmaların/dökmelerin egemen olmaya başladığını görmek üzücü olsa gerek. Bir düşüncenin doğruluğu tartışıldıkça ortaya çıkar; tabulaştırılan hiçbir düşünce sırf bu nedenle doğru değildir. Tartışma kültüründe hoş-görünün egemen olabilmesi için hiyerarşik yapılanma yok edilmelidir. Mevcut/sistematik/biçimsel yapılanmalar/düşünceler peşin-kabul olmaktan çıkarılmalıdır. En-aykırı düşüncenin dahi eleştirisi yapılmalıdır ki; aykırı olduğu ve belki de yanlış olduğu onu ileri süren kişi tarafından da benimsenebilsin; bu yapılamıyorsa hiçbir doğrudan söz etmek olanaklı olmayacaktır. Karşı-tavrı dikkate almak bir hassas dengede duran terazi gibidir; denge karşı taraf için/kendi için bozulursa öz-düşünce ilk halde kırılacak ikinci durumda ise hor-görülü olacaktır; her iki halde de gerçek/içtenlikli düşünce açığa çıkamayacaktır.

    Düşünce özgür olmadıkça tartışmalar kısır kalmaya mahkumdur!
    kadınlarını erkeğe muhtaç bir şekilde yaşamaya zorlayan bir toplum, kökünden acizdir.

  8. #8
    nejdet - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    20 Ağustos 2008
    Yer
    istanbul
    Yaş
    48
    Mesajlar
    2.546

    Standart

    Tartışmanın zenginliği farklı ses ve düşüncelere açık olmakla sağlanabilir. Bunun için her şeyden önce dinlemeyi/anlamayı önemsemek gereklidir. Öylesine dinlemek hiçbir zaman anlamak değildir. Anlaşılmayan bir düşünceye karşı/hem-düşünce/eleştiri geliştirilemez; yapılan ise salt/tek-düze aktarım ile yetinmek olur; çoğu kez yapılan da budur.

    Düşüncenin bağsızlığı ve özgürlüğü tüm düşünceler için bir teminat/güvencedir. Çünkü, baskılanan hangi düşünce olursa olsun çıkış bulmak için mutlak surette zorlayıcı olacak ve maskelenecektir. Hiçbir düşünce asla yok edilemez. Düşüncenin doğruluk/yanlışlığı tartışıldıkça ortaya çıkar ve yok olmayacak tüm düşünceler bir-diğerlerine eğilerek değişip dönüşürler. Bu da, tartışma ile olanaklıdır.

    Bir düşünceye peşinen kapalı olmak, düşüncenin kendi içine çökmesidir. Peşin yanılgıyı benimsemedikten sonra peşin yargı asla var-olamaz. Tartışmak aynı zamanda tüm peşin-yargıların yok olmasını sağlayan tarihsel bir diyalogdur.
    kadınlarını erkeğe muhtaç bir şekilde yaşamaya zorlayan bir toplum, kökünden acizdir.

  9. #9
    nejdet - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    20 Ağustos 2008
    Yer
    istanbul
    Yaş
    48
    Mesajlar
    2.546

    Standart

    tartışmanın hep zararlı, okumanın hep kötü olduğu öğretilir! "çok bilen çok yanılır" sözü bunun için söylenmemiş olsa da, çok bilmenin sakıncalı olduğuna ilişkin bir uyarı mesajını iletmektedir. bu mesaj söz dizini içinde gizlenmiştir. ana/atalarımız her-şeye burnunu karıştırma derken bunu kasttetmek istemişlerdir; ve yine onlar diyorlar ki; "suya sabuna dokunma" , dokunmayan bin yaşasın yılan gibi.

    tartışmanın zararlı olmadığı açıktır. okumanın da. bilmek ise Konfüçyü'ün dediği gibi bir güç-tür, buradaki güç erk/iktidar ile aynı değildir. tartışmaya başlamadan önce konuşmak ve düşünceleri açığa vurmak gerekir; sorun belki de düşüncelerin ne şekilde açığa vurulacağında kilitlidir? olamaz mı? susarak konuşmak gibi!

    kültür insanın kendisini yaratması, var etmesidir; doğaya yabancılaşma ve onu egemenliği altına almaktır; bu aşamada insan doğayı yok etmek şeklinde kültürel dokusunu yabancılaştırdığını fark etmek durumundadır. yabancılık tartışılarak giderilebilecek bir olgudur; üretim ilişkilerinden bağsız olmasa da insan düşünen/algılayan/yorumlayan bir özne olmakla, tarihin nesnesi olmaktan çıkmayı başarabilendir. böyle olunca tartışmak bir yönü ile insanın kendisi ve toplumsal çevresi ile ve geçmiş-gelecek ile kuracağı bir diyalog sayılmalıdır.

    hep susmak!
    bir diyalog yöntemi olmsa gerek!
    kadınlarını erkeğe muhtaç bir şekilde yaşamaya zorlayan bir toplum, kökünden acizdir.

  10. #10
    nejdet - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    20 Ağustos 2008
    Yer
    istanbul
    Yaş
    48
    Mesajlar
    2.546

    Standart

    “Ama gordugum kadari ile buraya gelen bazi kisiler kendilerini bir filozof, bir bilim adami, bir yazar, bir danisman, bir psikolog, bir mitolog... gibi goruyor.”Majör yazdı, kişisel gelişim formunda ve o alan kilitlendiği için buraya yazmak zorunda kaldım.

    Uslubu benimsemek olanaksızdır. Sayın Majör açık alanda böyle bir deklarasyonda bulunduğunuza göre “buraya gelen bazı kişiler”i açıklamak zorundasınız. Yoksa buraya gelenlerden biri olarak ben de haklı olarak bunu, bu sözleri üzerime almak durumunda kalacağım. Alınganlık sayılmasın sakın; kesinlikle değil. Bu kişileri açıklayamıyor ya da öylesine söylenmiş bir söz ise açık olarak bildirilmelidir. Yoksa haklı olarak alana yazı yazmak ve forum açmak artık anlamsız ve gölgelenmiş olacaktır.



    kadınlarını erkeğe muhtaç bir şekilde yaşamaya zorlayan bir toplum, kökünden acizdir.

Sayfa 1/9 123 ... SonSon

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.0