Dudaklarımızın söylemek isteyipte söyleyemediği tüm duyguların, birer damlalardan ibaret olduğunu söylerdi.
![]()
Dudaklarımızın söylemek isteyipte söyleyemediği tüm duyguların, birer damlalardan ibaret olduğunu söylerdi.
![]()
Gözyaşlarımın sesi olsaydı,yüzümdeki hüznün akıp dirence nasıl dönüştüğünü söylerdi belki bana..Hüzünlerdir damla damla akıp giden yaşama,ta ki yeni hüzünler biriktirene dek..
Adın yokdu tanıştığımızda,sonrada olmadı.Çünkü başka biri oldun zamanla..
Ne çok şey anlatır gözyaşları...
Bazen söylenemeyen sözlerin sesi, bazen bir pişmanlığın diyeti ,bazen de bir sevda nefesi...
Sessizliğin çığlıklarıdır aslında gözyaşları...Anlatılamayanı anlatmak ister karşısındakine...Eğer anlayabilirse...
İnsanoğlu bi garip...Sevinir ağlar, üzülür ağlar, hasret çeker ağlar, kavuşur yine ağlar.
Kelimeler kifayetsiz kaldığında, gözyaşları görev başındadır. Aslında ağlayabilmek büyük bir nimet...
Ve ağlamak taş kalpli olmadığımızı gösteriyor. Hala insan olduğumuzu, hissettiğimizi, DUYGUSUZ olmadığımızı...
Ama bazen gözpınarlarından aşağı süzülemez gözyaşları...
Onlar dışa akıp ziyan etmezler kendilerini...Çünkü çok daha önemli bir görevleri vardır. İçteki bir yangını söndürmek isterler.
Göz kapaklarınızın alev alev yandığı, boğazınıza bir şeylerin düğümlendiği, burnunuzun direğinini sızladığı oldu mu hiç?
Dikkat ettiniz mi o anlarda gözyaşlarınızın istikameti neresi? En zor olanı bu belki de...
Ağlamak zayıflık mı? Neden ağlamamız gereken anlarda; yumruklarımızı, tırnaklarımız avuçlarımızı kanatıncaya kadar
sıkar, boğazımızdaki düğümleri yutkunarak gidermeye çalışırız?
Neden kaçırırız buğulanan gözlerimizi başkalarından?
Bakın ağlıyorum işte! Utanmıyorum kimseden...O kadar içime akıttım ki gözyaşlarımı!...Artık zapdedemiyorum içimdeki çağlayanı....
Ağlıyorum dostlarımın vefasızlığı için
Ağlıyorum Yaradana vefasızlığım için
Ağlıyorum özlediklerim için
Ağlıyorum özleyip de kavuşamadıklarım için
Ağlıyorum içimi acıtan kalp kırıklıklarım için
Ağlıyorum istemeden de olsa kalbini kırdıklarım için
Ağlıyorum unutulmaması gerekenleri unuttuğum için
Ağlıyorum ..
unutamadığım için
Ağlıyorum yaklaştıkça uzaklaştıklarıma
Ağlıyorum tanıdıkça çirkinleşenlere
Ağlıyorum kıymetini bilemediklerime
Ağlıyorum sevsem de yüz bulamadıklarıma
Ağlıyorum ziyan olan yıllarıma
Ağlıyorum bir ömür ağlayamadıklarıma
GözyaŞlarım ßu gece ßiter mi ?
Ruhumdaki KirLeri Yıkamaya Yetermi ?
Kalßime Gün doğarmı ßu Sabah ?
Yoksa ßöyLe GeLmiŞ yine ßöyLe mi gidiceK ?
DuyarmıSın gözyaŞLarımın SeSini ?
ßu YaŞLar GüNahımıN ßedeLini öDer mi ?
'kaldı mı şimdi o eski aşk,eski tad,uçup da gitti gençlik denen fırsat...bilse ki insan o günlerin hazzını,böyle siyah beyaz geçer mi hayat..?
DİLSİZ ANLATIŞ
Gözler,
ışığa açılan
iki küçük pencere…
Gözyaşları,
duyguların sağanağı…
Şöyle der,
kurtuldukça,
sıkışıp kaldığı yerden:
“O ıssızlıktan,
hüznünü, acını
yıkadım da çıktım…
Artık,
toprağa karışabilirim,
küçücük bir tohuma
cansuyu olabilmek için…
otuzbirocakikibindokuz
Kelimelerin gücünü anlamadan, insanların gücünü anlayamazsınız.(Konfüçyüs)
Eğer biri sana parmağıyla güneşi gösterir ve sen de parmağa bakarsan aptalsın demektir. Eğer güneşe bakarsan daha da aptalsındır, çünkü güneş gözlerini kör eder. Senin bakman gereken parmakla güneş arasında uçan kuştur... (Subcomandante Marcos)
"bizi özgür bıraktın, teşekkürler..." der benimkiler...
Gün gelir, istiridye incinin değerini anlar.
Bence "erkekler aglamaz" deyimini once degerlendirmek lazim, sonra dusunuruz.![]()
Iste bu benim hem kendime hem herkese duydugum saygim. Ne kendime zarar veririm, ne de baskasina. Ben bir bireyim, bireysellikten arinip "insan" olmaktir, dilegim.