Felsefe.NET - Düşünce Eleştiri ve Paylaşım Platformu

Go Back   Felsefe.NET - Düşünce Eleştiri ve Paylaşım Platformu > Bilgi ve Tartışma > Psikoloji

User Tag List

Like Tree4Likes

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 24.06.18, 10:57   #1
Özel Üye
 Lefty - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Dec 2012
Nereden:
Mesajlar: 4.036
Standart Kusur Arama Hastalığı

Çağımızın en önemli sorunlarından birisi, sosyal medyanın da hayatımıza girmesi ile beraber kusursuz olmaya zorlanmak ya da var olmayan kusurları varmış gibi gösterenlerin, taciz ve baskısına maruz kalmaktır.

Oyuncu Hazar Ergüçlü (25) bu baskının en son mağdurlarından birisi olarak, haklı olarak isyan etti çünkü mutlu yaşamını kıskananların, onu da kendi mutsuzluklarına çekmek için uğraşmalarına artık katlanamamaya başladı.

Mutsuz ve karamsar insanların ne yazık ki başka insanlara zararı çok büyüktür. Kendi mutsuzluklarının içine başkalarını da çekebilmek için sürekli kusur arar veya haksız eleştirilerde bulunurlar. Başkalarının hayatına sürekli burnunu sokan ve kusur arayan bu tiplerden uzak kalmak en güzel çözümdür. Sizin ruh halinizi bozmalarına asla izin vermemeli ve bildiğiniz yoldan dönmemelisiniz.

Mevlana'nın da dediği gibi: "Kusur bulmak için bakma birine, bulmak için bakarsan bulursun. Kusuru örtmeyi marifet edin kendine, işte o zaman kusursuz olursun."

Estetik ve güzel-yakışıklı görünüm baskısı ile insanlar sürekli birbirinin aynı görünmeye zorlanıyor. Dışarıda karşımdan gelenler; sanki aynı mağazadan giyinmiş gibiler ya da aynı saç şekline sahip oluyorlar çünkü özgünlük yok olmuş durumda.

İnsanlar sadece görsellikten ibaret değildir, karakter güzelliği ve donanımlı olmak çok daha önemlidir fakat ne yazık ki bu değerler yok edilmeye çalışılıyor.

Hazar Ergüçlü, 25 yaşında olmasına rağmen sahip olduğu mimik çizgileri sebebi ile eleştiriliyor ve botoks yaptırması tavsiye ediliyormuş. Bu kadar genç bir insana bu öneriyi yapanların, kendi beyinlerine estetik yaptırması çok daha sağlıklı olacaktır.

İnsanlar kendini nasıl mutlu ve rahat hissediyorsa öyle yaşamalıdır, başkalarının kendi takıntılarını sizlere empoze etmeye çalışmasına asla izin vermeyiniz.

*****
Hazar Ergüçlü: Ben de herkes kadar özgürüm
Yönetmen Nuri Bilge Ceylan’ın ‘Ahlat Ağacı’ filmindeki Hatice karakteriyle izleyicide derin bir iz bırakan Hazar Ergüçlü, henüz 25 yaşında, genç bir sanatçı. Ergüçlü, “Birtakım doğrular var, onlardan değilsen yanlışsın. Yanlış değilim. Herkes kadar özgürüm. Asla uyumlu, hanım hanımcık biri olmayacağım” diyor.

‘Bizi var eden şey farklılıklarımız’
Bedeninizle ilgili zorbalıklarla karşılaştınız mı; daha zayıf olmanız, daha çok makyaj yapmanız istendi mi hiç?

Maalesef. Bundan kaçamıyoruz. Bizi var eden şeylerin, farklarımız olduğunu görmezden geliyorlar. Bir dar kalıp var. Eğer onun içinde değilsen star olamazsın. Bana hiç tanımadığım bir kadın gelip “Gördüm yalnız hiç de fit değilsin. Kilo almışsın, göbeğin var bayağı” dedi mesela. Bu bir kadın! Beni izliyorsun diye bana bunu söyleme hakkı buluyorsun. Ben yanımdan geçen adam koluma çarptığında dönüp özür diliyorum. Sen bu hakkı nereden kendinde bulabiliyorsun?

Bu nasıl etkiliyor sizi?
Benim de gerçeklik algım son derece deforme olduğu için, dışarıdan gelen saldırılara çok açık biri olduğum için sürekli diyetlerle boğuşuyorum. Bir ara yüzümdeki çizgilere taktılar mesela, ben de “Çok güldüğüm için çizgilerim var” diyordum. Botoks mu yaptırayım yani? Yaptırmayacağım. Estetiğe direniyorum, direneceğim. Ben olacaksam bunlarla olmalıyım. Neden bu çirkinlik olarak algılanıyor, neden 50 kat filtre atılıyor suratıma, neden photoshop içinde tanınmaz halde buluyoruz kendimizi? Neyse ki o algı özellikle dergi kapaklarında, reklam filmlerinde kırılmış durumda. Bakın, kimin sizin için imaj yarattığı çok önemli bir soru.

Hazar Ergüçlü: Ben de herkes kadar özgürüm - Cumhuriyet Kültür-Sanat Haberleri



_______________________
Yanlış yaşam, doğru yaşanamaz.
Theodor W. Adorno
Lefty isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla
Alt 25.06.18, 11:09   #2
Felsefe Aşığı
 M3CSL - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Aug 2016
Nereden:
Mesajlar: 125
Standart

Sosyal darvinizmin, batı kültürünün etkileri.İnsanlar birbirini rakip görüyor.Kıskanıyor,farklılıklara saygı birmiş.


M3CSL isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla
Alt 25.06.18, 11:19   #3
Özel Üye
 Lefty - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Dec 2012
Nereden:
Mesajlar: 4.036
Standart

M3CSL Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Sosyal darvinizmin, batı kültürünün etkileri.İnsanlar birbirini rakip görüyor.Kıskanıyor,farklılıklara saygı birmiş.
Farklılıklara tahammül etmek çok büyük olgunluk ve eğitim düzeyi ister yoksa bu örnekte gördüğümüz gibi bir oyuncuyu; oyunculuk yeteneği ile değil de dış görünüşü ile değerlendiren, eleştiren bir kitle çıkar karşımıza.
Oysa ki bir oyuncunun kilo alıp-vermesi ya da yüzündeki kırışıklık önemli değildir, önemli olan yeteneğidir ve manken bile olsa bu tip eleştiriler yapmak haksızlıktır, kaldı ki manken kilo alırsa, büyük beden mankenlik yapar, bu kadar basit.

Görsellik takıntısı ile sürekli insanlarda kusur arayanlar, karşıdaki kişinin nasıl bir insan olduğuna ya da karakterine bakmazlar sadece kafalarındaki algıya göre haksız değerlendirme yaparlar.

Nice tiyatro oyuncuları var, hiçbiri sıfır beden olmadığı gibi yakışıklı ya da güzel görünmek zorunda da değiller, onlar oyunculukları ile varlık gösterirler, fizikleri ile değil.

Sıradan insanlarımız da bu yaratılan sahte algıya direnmeli, sağlıklı olduğu sürece başkalarının lafı ile huzurunu bozmamalıdır. İnsanların kendi kafalarından uydurdukları kalıplara uymak zorunda olmadıklarını bilmeli ve özgünlüklerini ne pahasına olursa olsun korumalılardır.

M3CSL likes this.


_______________________
Yanlış yaşam, doğru yaşanamaz.
Theodor W. Adorno

Konu Lefty tarafından (25.06.18 Saat 11:26 ) değiştirilmiştir.
Lefty isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla
Alt 25.06.18, 20:47   #4
Özel Üye
 Lefty - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Dec 2012
Nereden:
Mesajlar: 4.036
Standart

Haziran ayının başında, Buse Terim de benzer bir isyanda bulunmuştu. Onu da doğum sırasında aldığı kilolar için eleştirmişler ve kendisi de bu duruma çok üzülerek, sosyal medya üzerinden açıklama yapmak zorunda kalmıştı.

İnsanlar bu hayatta başkalarının kafasındaki imaj ile var olmak zorunda değiller fakat bazı takıntılı ve kompleksli insanlar, herkesi kendileri gibi zannettikleri için bu önemsiz detaylar ile insanları yaralamaya çalışıyorlar.

Sosyal medya üzerinden insanların özel hayatına karışan bu tipler yüzünden de çoğu insan hesabını kapatıyor.

İnternet harici de insanlara belli kalıpları dayatmaya çalışanlar var tabii ki ve sürekli bir yerden karşımıza çıkıyorlar. Bu insanlardan uzak durmak en sağlıklısı olacaktır çünkü anlatsanız da anlamayacak kadar dar bir zihniyete sahipler...

Kendi problemli düşünceleri sebebi ile başka insanlara yüklenip, onları mutsuz etmeye çalışan bu insanlar, dilerim bir gün hatalarını fark ederler.


***

Buse Terim'in doğum kiloları takipçilerini ikiye böldü.
Galatasaray Teknik Direktörü Fatih Terim'in kızı Buse Terim nisan ayında ikinci bebeği Naz'ı dünyaya getirmişti. Buse Terim'in son videosundaki görüntüsü takipçilerini doğum kilolarıyla ilgili ikiye böldü.

İşte o yorumlar:

*Çok kilo almışsın.

*Yahu size ne kadınım kilosundan herkes 90 60 90 olmak zorunda mı incecik bir beli mi olmalı belki kadın rahatsız aldığı kiloyu veremiyor belki vermek istemiyor kendini böyle beğeniyor milletin ağzı torba değil büzülmüyor.

*Tanrim bu nasil bir kilo almaktir :/

*Elestiriler korkunc çocuk onun kilo onun zayiflayacak olan o ister zayiflar ister zayıflamaz nedir bu dayatma arkadas.lafi sokunca mutlu oldunuz mu? Size yapılsa hoşunuza gider mi ? Takipcisi olmaniz laf sokmanizi mi gerektirir biraz saygi ya

*Ne biçim insanlarsınız ne biçim yorum yapıyosunuz size ne milletin kilosundan yeni doğum yapmış bi anneye söyledikleri lafa bak. Kadının güzelliği yeter.

Buse Terim'in doğum kiloları takipçilerini ikiye böldü - Son Dakika Haberleri

***

"Bugün saçımdaki ilk beyazı gördükten sonra biraz size içimi dökmek istedim. Burada var olmaya başladığım günden beri fiziksel görüntüm hakkında yorum yapanlara kısaca bir son 3 senemi özetlemek istiyorum. 26 yaşında yani bundan 2 sene önce ilk kızımı doğurdum, onu 6 ay emzirdim, tam büyütme safhasına geçmişken yeniden hamile olduğumu öğrendim, sil baştan henüz hormonlarım kendini toparlamamışken aynı yola yeniden girdim. Hamilelik uzaktan çok eğlenceli gözükse de bir kadın için tamamen değişim demektir. Ben bu değişimi 1 sene arayla iki kez yaşadım. İkinci kızımı 50 gün önce kucağıma aldım, şu anda onu da emziriyorum. Sizin için uzaktan çok şahane gözüken o hayatımın içerisinde bir yandan kendi kurduğum işimi yürütmeye, benimle birlikte çalışan 10 tane genç arkadaşım için para kazanmaya ve üretmeye çalışıyorum. Elbette bana yardım edenler var ama 28 yaşında bu kadar yakın iki çocuk annesi olmak ve bu süreçte hep ayakta kalıp hem evimi, hem işimi, hem çocuklarımı hemde tüm hayatımı idare etmek hiç kolay olmuyor bazen. Biz kadınların hayat boyu omuzlarında taşıdığı yükler hep ağır değil mi zaten? Hiç birimizin hayatı dışarıdan göründüğü gibi değil ve hiç birimiz özellikle kadınlar bu mecrada acımasızca yorum yapılmayı hak etmiyoruz. Yeni çıkacak beyazlarıma ve size sevgilerimle." Buse Terim



_______________________
Yanlış yaşam, doğru yaşanamaz.
Theodor W. Adorno
Lefty isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla
Alt 26.06.18, 10:53   #5
Felsefe Aşığı
 elbiss - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Feb 2017
Nereden:
Mesajlar: 186
Standart

Benim bildiğim insan önce kendisi için hayatına daim olur Sonrasında ise etrafına yaşam enerjisi katar kanaatındeyım. kendisini bilen bir insanın başkalarının dediklerine kulak asmaması bence oldukça önemli

Kusur yada hata her ınsanda olabilir önemli olan böyle süreçleri olumlu ve pozitif bir akış içerisinde değerlendirebilmek diye düşünüyorum..

Eleştiriler günlük hayat içerisinde her daim olabilir nitelikte önemli olan eleştirileri dinlemek belki ama son kararı yine kişinin kendisi verebilmesidir ve en önemlisi kişi kendini nasıl mutlu hissediyorsa bence hayatına o şekilde mutlu bir şekilde devam edebilmesidir diye düşünüyorum..

Böyle.


elbiss isimli Üye şuanda  online konumundadır  
Alıntı ile Cevapla
Alt 26.06.18, 21:48   #6
Özel Üye
 Lefty - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Dec 2012
Nereden:
Mesajlar: 4.036
Standart

elbiss Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Benim bildiğim insan önce kendisi için hayatına daim olur Sonrasında ise etrafına yaşam enerjisi katar kanaatındeyım. kendisini bilen bir insanın başkalarının dediklerine kulak asmaması bence oldukça önemli

Kusur yada hata her ınsanda olabilir önemli olan böyle süreçleri olumlu ve pozitif bir akış içerisinde değerlendirebilmek diye düşünüyorum..

Eleştiriler günlük hayat içerisinde her daim olabilir nitelikte önemli olan eleştirileri dinlemek belki ama son kararı yine kişinin kendisi verebilmesidir ve en önemlisi kişi kendini nasıl mutlu hissediyorsa bence hayatına o şekilde mutlu bir şekilde devam edebilmesidir diye düşünüyorum..Böyle.
Kalbi kararmış ve kötülükle beslenen insanlar için bu yazdıklarınız geçerli olmuyor. Yapıcı olmak gerekir, yıkmak kolay olandır fakat çoğu insan fesat bir zihin yapısı ile başka insanları mutsuz etmeye çalışmaktan zevk alıyor. Başkalarının sahip olduklarını ya da mutluluğunu kıskandıkları için böyle davranıyorlar genelde ya da farkında olmadan kendi saplantılarını yansıtıyorlar. Kendi yaşamımdan bir örnek vermek isterim;

Bir bayan arkadaşım vardı, erkek arkadaşı ile beraber kahvaltıya gittik. Ben ve erkek arkadaşı rahatça kahvaltı yaparken, bu bayan arkadaş lokmalarımızı saymaya ve yediğimizin kalorisini söylemeye başladı, tabii ki ikimiz de rahatsız olduk. İşi daha da ileri götürüp, erkek arkadaşına kilo alırsa onu terk edeceğini söyledi ve doğal olarak kahvaltı kabusa dönüştü. Erkek arkadaşı hesabı ödedi ve masadan sadece bana veda ederek kalkıp gitti, giderken de arkadaşıma "Beni bir daha sakın arama." dedi. Arkadaşım şok oldu ve yaptığı yanlışı bile anlamadı. Kendisi genel olarak salata ve kalorisiz beslendiği için herkesten bunu beklemesi bencillikti ve sonradan öğrendim ki her yemekte aynı şeyi yapıyormuş. Kimse başkası gibi yaşamaya mecbur değildir, siz kendi kurallarınızı ya da takıntılarınızı başkasına dayatmaya çalışırsanız itici olmaya başlarsınız ve çevrenizde insan kalmaz.

Kısacası her insan sıfır beden dolaşmak, güzel-yakışıklı algısına uymak ya da spor salonunda sabahlamak zorunda değildir, bu tip dayatmaları yapanlar kendilerinde sorun olduğunu fark etmelilerdir. İnsanların sempatik ve iyi niyetli tavırları, şımarık ve kasıntı tiplerden çok daha fazla ilgi görür.
Çoğu insan iş-güç derdinde ya da daha farklı konulara kafa yorarken bu detaylarla ile zaman çalanlar, komik ve itici görünüyorlar.


***
Başkalarının Olumsuzluklarını Size Yansıtmalarına İzin Vermeyin

Şu hayatta hiç eleştirilmeyen biri olmuş mudur acaba? Hepimiz, hayatımızın bir noktasında, işimizi, yaşam tarzımızı ya da sahip olduğumuz karakteri kıskanan veya kafalarından geçen kötülükleri ve olumsuzlukları bize yansıtmak isteyen insanlar ile karşılaşmışızdır. Belki de sizin bile başkalarına bu göz ile bakmışlığınız olmuştur.

“En kötü düşmanlarınız bile, size kendi düşünceleriniz kadar zarar veremez.”Buddha

Eleştiri bize çok zarar verebilir. O günün şartlarına ve kendimize olan saygımıza bağlı olarak, bunu görmezden gelebilir veya bizi incitmesine engel olamayabiliriz. Evet, size karşı yöneltilen tüm o olumsuzlukların, sizi nasıl etkileyeceğine karar verecek olan yine sizsiniz. Başkalarının davranışlarını kontrol edemediğiniz için ancak bunların sizi ne kadar etkileyebileceğini kontrol edebilirsiniz.

Sizi eleştiren insan kendini anlatmış olur
Hepimiz birbirimiz ile aynı değiliz. Belki en yakın arkadaşınız, başkalarının kendisine yöneltmiş olduğu eleştiriyi takmazken, siz bu durumdan etkilenebilirsiniz. Bunu değiştirmek için, durumu doğru bir perspektiften görmeye başlamanız önemlidir. Neden sizi incitmek için birileri sizi eleştirir ki? Belki de sizi eleştiren insan, kendisini tanımlayan kriterleri eleştiriyordur.

Sık sık kendi güvensizliklerimizi ve korkularımızı başkalarına yansıtırız. Başkalarına zehirli oklar fırlatma ihtiyacımız, kendimize dair kapanmamış davalarımız, ulaşılamamış hedeflerimizden gelir. Bu şekilde, başkalarını eleştirerek kendimiz hakkında daha iyi şeyler hissetmeye çalışıyoruz. Sorunu çözmek yerine, ondan kaçtığımızı fark etmiyoruz.

Bir insan aklındaki tüm olumsuzlukları sizin üstünüze yıkmaya çalıştığı zaman, bunun bir savunma mekanizması olduğunu düşünün. Bu kişi, kendine ait olan tüm dürtülerden, eylemlerden ve düşüncelerden sıyrılmaya çalışıyor. İçten gelen bu olumsuzluk hali, onu, sorunlarının üstesinden gelmeye uzaklaştırarak, onları kabul edip çözmek yerine sizin üzerinize yönlendiriyor.

“Kötü düşüncelerden, bana zarar veren insanlardan ve benim için iyi olmayan şeylerden uzak durduğum bir beslenme programım var.” Paulo Coelho

Şimdi bilinen bir soruna göz atalım. Romantik ilişkileri düşünün, buradaki çiftlerden biri, diğer kişiyi, herhangi bir kanıtı olmadan sadakatsizlikle suçlar. Bu durum için birçok açıklama yapılabilir. Bu durumda olan şey ise, somut olarak, suçlama yapan kişinin, sadakatsizliğe yönelik düşüncelere sahip olması, ancak bu düşünceleri olumsuz saydığı için kabul etmemesidir. Kendilerini daha iyi hissetme ihtiyacı duyduklarından, güvensizlik hallerini, eşlerine yansıtmayı tercih etmektedirler. Onlara, kendilerinin nasıl başa çıkacaklarını bilmedikleri ve korktukları düşüncelerini yansıtırlar. Ancak burada önemli olan şey, aslında bu duruma nasıl tepki vereceğinizidir. Üzerinize yönetilen tüm bu olumsuzluğun hepsinin sizi ele geçirmesine izin mi vereceksiniz? Size zarar veren sözcüklerden başka ağzından bir laf çıkmayan o insancığın yanınızda durmasına izin verirseniz, eğer yapmak istemediğiniz halde, bir işi yapmayı kabul ederseniz, sizi içinizden çıkamayacağınız bir çukura sokmak ve eleştirmek için başkalarının emirlerine boyun eğmiş olursunuz.

Olumsuzluğa karşı koymayı öğrenin
Bazen size kabaca davranan biri karşısında sakin kalmak zordur. Bununla birlikte, bu durumda bir çaba sarf etmeniz gerekli çünkü bunu yapmak, karşınızdaki kişinin korkularının ve güvensizliklerinin sizi etkilemesine engel olmak için dayanabileceğiniz en sağlam temel olacaktır. Bu şekilde, onların neden o şekilde davranmalarını daha sağlıklı bir şekilde analiz edebileceksiniz. En iyi durum senaryosunda, bu sorundan olumlu bir şey bile çıkarabilirsiniz.

Bu tür durumlar da fazla endişe yapmamanın en iyi yol olduğunu biliyor musunuz? Cevap olarak, gülmek size aptalca gelebilir, ancak kullanabileceğiniz önemli bir araç olacaktır. Zor bir zamanda bir gülümseme, ister inanın ister inanmayın, bize yardımcı olabilir. Bugün bunu uygulamaya başlayın ve her eleştirinin ya da kararın duygusal olarak size daha az etkisi olacağını öğreneceksiniz.

Aynı şekilde unutmayın ki size karşı yöneltilen bir eleştiri sadece bir fikirdir. Bu nedenle, herkesin bir durum veya bir eylem hakkında aynı görüşe sahip olabileceğinden, bu eleştiri sizi çok fazla etkilememelidir. Dahası, birileri sizin ile ilgili herhangi bir fikri olmadan sizi kaç kez eleştirmiştir? Bir düşünün bakalım.

Sizi eleştiren kişinin nasıl davrandığına da dikkat etmeniz sizin için çok önemlidir. Normalde, ihtiyaçlarını veya düşüncelerini başkalarına yansıtan insanlar çok duygusaldır. Sözleri, her şeyin gerçekte olduğundan çok daha ciddi görünmesine neden olan duygularla dolup taşar.

“Eleştiri ile ilgili en iyi şey, zarar verme arzusuna değil, yargılama özgürlüğüne tepki vermesidir.” Fernando Sánchez Dragó

Durum böyle olduğunda, sözleri size değil, kendilerine yönelik biriyle uğraşıyorsunuz demektir. Onların korkuları ve güvensizlikleri sizin üzerinize yansıtılıyor, ancak herhangi bir sorununuz ya da yanlış yaptığınız bir şey yok. Haklı olmadıklarını göremeyecek kadar korkak olan bu kimseler, düşünceleri ile boğuşup duruyorlar.

Hayatınız boyunca bu tarife uyan birçok insana rastlarsınız. Çoğu, sadece olumsuzluklar ile değil, aynı zamanda size zarar verecek duygular ve hislerle hayatınızı doldurabilecek zehirli insanlar olacaktır. Buna izin vermemek için en iyi yol sakin kalmak ve kendinize güvenmektir. Dedikleri her zaman doğru değildir, fakat bazen bu durum, kendilerine dair korkuları ve rahatsızlıklarının birer meyvesidir.

https://aklinizikesfedin.com/baskala...izin-vermeyin/


_______________________
Yanlış yaşam, doğru yaşanamaz.
Theodor W. Adorno
Lefty isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla
Alt 09.07.18, 15:15   #7
Felsefe Aşığı
 elbiss - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Feb 2017
Nereden:
Mesajlar: 186
Standart

Lefty Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Kalbi kararmış ve kötülükle beslenen insanlar için bu yazdıklarınız geçerli olmuyor. Yapıcı olmak gerekir, yıkmak kolay olandır fakat çoğu insan fesat bir zihin yapısı ile başka insanları mutsuz etmeye çalışmaktan zevk alıyor. Başkalarının sahip olduklarını ya da mutluluğunu kıskandıkları için böyle davranıyorlar genelde ya da farkında olmadan kendi saplantılarını yansıtıyorlar. Kendi yaşamımdan bir örnek vermek isterim;

Bir bayan arkadaşım vardı, erkek arkadaşı ile beraber kahvaltıya gittik. Ben ve erkek arkadaşı rahatça kahvaltı yaparken, bu bayan arkadaş lokmalarımızı saymaya ve yediğimizin kalorisini söylemeye başladı, tabii ki ikimiz de rahatsız olduk. İşi daha da ileri götürüp, erkek arkadaşına kilo alırsa onu terk edeceğini söyledi ve doğal olarak kahvaltı kabusa dönüştü. Erkek arkadaşı hesabı ödedi ve masadan sadece bana veda ederek kalkıp gitti, giderken de arkadaşıma "Beni bir daha sakın arama." dedi. Arkadaşım şok oldu ve yaptığı yanlışı bile anlamadı. Kendisi genel olarak salata ve kalorisiz beslendiği için herkesten bunu beklemesi bencillikti ve sonradan öğrendim ki her yemekte aynı şeyi yapıyormuş. Kimse başkası gibi yaşamaya mecbur değildir, siz kendi kurallarınızı ya da takıntılarınızı başkasına dayatmaya çalışırsanız itici olmaya başlarsınız ve çevrenizde insan kalmaz.

Kısacası her insan sıfır beden dolaşmak, güzel-yakışıklı algısına uymak ya da spor salonunda sabahlamak zorunda değildir, bu tip dayatmaları yapanlar kendilerinde sorun olduğunu fark etmelilerdir. İnsanların sempatik ve iyi niyetli tavırları, şımarık ve kasıntı tiplerden çok daha fazla ilgi görür.
Çoğu insan iş-güç derdinde ya da daha farklı konulara kafa yorarken bu detaylarla ile zaman çalanlar, komik ve itici görünüyorlar.


***
Başkalarının Olumsuzluklarını Size Yansıtmalarına İzin Vermeyin

Şu hayatta hiç eleştirilmeyen biri olmuş mudur acaba? Hepimiz, hayatımızın bir noktasında, işimizi, yaşam tarzımızı ya da sahip olduğumuz karakteri kıskanan veya kafalarından geçen kötülükleri ve olumsuzlukları bize yansıtmak isteyen insanlar ile karşılaşmışızdır. Belki de sizin bile başkalarına bu göz ile bakmışlığınız olmuştur.

“En kötü düşmanlarınız bile, size kendi düşünceleriniz kadar zarar veremez.”Buddha

Eleştiri bize çok zarar verebilir. O günün şartlarına ve kendimize olan saygımıza bağlı olarak, bunu görmezden gelebilir veya bizi incitmesine engel olamayabiliriz. Evet, size karşı yöneltilen tüm o olumsuzlukların, sizi nasıl etkileyeceğine karar verecek olan yine sizsiniz. Başkalarının davranışlarını kontrol edemediğiniz için ancak bunların sizi ne kadar etkileyebileceğini kontrol edebilirsiniz.

Sizi eleştiren insan kendini anlatmış olur
Hepimiz birbirimiz ile aynı değiliz. Belki en yakın arkadaşınız, başkalarının kendisine yöneltmiş olduğu eleştiriyi takmazken, siz bu durumdan etkilenebilirsiniz. Bunu değiştirmek için, durumu doğru bir perspektiften görmeye başlamanız önemlidir. Neden sizi incitmek için birileri sizi eleştirir ki? Belki de sizi eleştiren insan, kendisini tanımlayan kriterleri eleştiriyordur.

Sık sık kendi güvensizliklerimizi ve korkularımızı başkalarına yansıtırız. Başkalarına zehirli oklar fırlatma ihtiyacımız, kendimize dair kapanmamış davalarımız, ulaşılamamış hedeflerimizden gelir. Bu şekilde, başkalarını eleştirerek kendimiz hakkında daha iyi şeyler hissetmeye çalışıyoruz. Sorunu çözmek yerine, ondan kaçtığımızı fark etmiyoruz.

Bir insan aklındaki tüm olumsuzlukları sizin üstünüze yıkmaya çalıştığı zaman, bunun bir savunma mekanizması olduğunu düşünün. Bu kişi, kendine ait olan tüm dürtülerden, eylemlerden ve düşüncelerden sıyrılmaya çalışıyor. İçten gelen bu olumsuzluk hali, onu, sorunlarının üstesinden gelmeye uzaklaştırarak, onları kabul edip çözmek yerine sizin üzerinize yönlendiriyor.

“Kötü düşüncelerden, bana zarar veren insanlardan ve benim için iyi olmayan şeylerden uzak durduğum bir beslenme programım var.” Paulo Coelho

Şimdi bilinen bir soruna göz atalım. Romantik ilişkileri düşünün, buradaki çiftlerden biri, diğer kişiyi, herhangi bir kanıtı olmadan sadakatsizlikle suçlar. Bu durum için birçok açıklama yapılabilir. Bu durumda olan şey ise, somut olarak, suçlama yapan kişinin, sadakatsizliğe yönelik düşüncelere sahip olması, ancak bu düşünceleri olumsuz saydığı için kabul etmemesidir. Kendilerini daha iyi hissetme ihtiyacı duyduklarından, güvensizlik hallerini, eşlerine yansıtmayı tercih etmektedirler. Onlara, kendilerinin nasıl başa çıkacaklarını bilmedikleri ve korktukları düşüncelerini yansıtırlar. Ancak burada önemli olan şey, aslında bu duruma nasıl tepki vereceğinizidir. Üzerinize yönetilen tüm bu olumsuzluğun hepsinin sizi ele geçirmesine izin mi vereceksiniz? Size zarar veren sözcüklerden başka ağzından bir laf çıkmayan o insancığın yanınızda durmasına izin verirseniz, eğer yapmak istemediğiniz halde, bir işi yapmayı kabul ederseniz, sizi içinizden çıkamayacağınız bir çukura sokmak ve eleştirmek için başkalarının emirlerine boyun eğmiş olursunuz.

Olumsuzluğa karşı koymayı öğrenin
Bazen size kabaca davranan biri karşısında sakin kalmak zordur. Bununla birlikte, bu durumda bir çaba sarf etmeniz gerekli çünkü bunu yapmak, karşınızdaki kişinin korkularının ve güvensizliklerinin sizi etkilemesine engel olmak için dayanabileceğiniz en sağlam temel olacaktır. Bu şekilde, onların neden o şekilde davranmalarını daha sağlıklı bir şekilde analiz edebileceksiniz. En iyi durum senaryosunda, bu sorundan olumlu bir şey bile çıkarabilirsiniz.

Bu tür durumlar da fazla endişe yapmamanın en iyi yol olduğunu biliyor musunuz? Cevap olarak, gülmek size aptalca gelebilir, ancak kullanabileceğiniz önemli bir araç olacaktır. Zor bir zamanda bir gülümseme, ister inanın ister inanmayın, bize yardımcı olabilir. Bugün bunu uygulamaya başlayın ve her eleştirinin ya da kararın duygusal olarak size daha az etkisi olacağını öğreneceksiniz.

Aynı şekilde unutmayın ki size karşı yöneltilen bir eleştiri sadece bir fikirdir. Bu nedenle, herkesin bir durum veya bir eylem hakkında aynı görüşe sahip olabileceğinden, bu eleştiri sizi çok fazla etkilememelidir. Dahası, birileri sizin ile ilgili herhangi bir fikri olmadan sizi kaç kez eleştirmiştir? Bir düşünün bakalım.

Sizi eleştiren kişinin nasıl davrandığına da dikkat etmeniz sizin için çok önemlidir. Normalde, ihtiyaçlarını veya düşüncelerini başkalarına yansıtan insanlar çok duygusaldır. Sözleri, her şeyin gerçekte olduğundan çok daha ciddi görünmesine neden olan duygularla dolup taşar.

“Eleştiri ile ilgili en iyi şey, zarar verme arzusuna değil, yargılama özgürlüğüne tepki vermesidir.” Fernando Sánchez Dragó

Durum böyle olduğunda, sözleri size değil, kendilerine yönelik biriyle uğraşıyorsunuz demektir. Onların korkuları ve güvensizlikleri sizin üzerinize yansıtılıyor, ancak herhangi bir sorununuz ya da yanlış yaptığınız bir şey yok. Haklı olmadıklarını göremeyecek kadar korkak olan bu kimseler, düşünceleri ile boğuşup duruyorlar.

Hayatınız boyunca bu tarife uyan birçok insana rastlarsınız. Çoğu, sadece olumsuzluklar ile değil, aynı zamanda size zarar verecek duygular ve hislerle hayatınızı doldurabilecek zehirli insanlar olacaktır. Buna izin vermemek için en iyi yol sakin kalmak ve kendinize güvenmektir. Dedikleri her zaman doğru değildir, fakat bazen bu durum, kendilerine dair korkuları ve rahatsızlıklarının birer meyvesidir.

https://aklinizikesfedin.com/baskala...izin-vermeyin/



Verdiğin örnek konusunda kızın yaptıgı durum aslında iyi niyetle başlayıp kabaca ve küstahca bir durum olmuş bu durumun kabul edilebilir bir yanı olması söz konusu bile olamaz...


Böyle bir durumda arkadaşınız aslında ruh ıkızıyle karşılaşmadıgı için hayatında bu anları yaşamış diyebilirim..


Kalbi kararmış ve egoları yüksek tavanda olan insanlar kötülük yapmaktan hoşlanırlar yada kötülük yaparlarken geçmişteki acılarını başkalarına yaşatıp rahatlamak isterler bu tarz insanlara sözler ve kelimeler kifayetsiz olur ...


Lakin kötüler oldugu kadarıyla iyilerinde oldugu bir dunya içerisinde yaşamaktayız belki denilebilinir ki iyiler dünyada az diye belki öyledir işin aslını bilemeyiz..


Lakin dünyada yaşam devam etmektedir hayatı yaşadıgımız süreç içerisinde yaşamı anlamaya yaşamın bize katıp sunduklarından istifade etmeye ve daim olabildiğince mutlu olabilmeye hayata pozitif gözle bakmalıyız....Hayat zor ve çetin ve bizi çogu zaman yorabiliyorda işte bu noktada önemli olan insanın kendi dünyasında iç huzuru ve güvenceyi, verebilmesidir diye düşünmekteyim bence insan önce kendiyle barışık olması ve kendisini iyi tanıması gerekir diye düşünmekteyim...


İnsan yaşarken yaşatmak için çabalarsa hayvanları canlıları ve insanlarıda sever ve yaşamını ona göre şekillendirir onca kötülük ve karanlık bulutlar içerisinde parıldayan bir fener olabilmek zordur işte insanın başarması gerekende bencede zor olanı başarabilmesidir diye düşünmekteyim..


İnsanın zoru başarmasındaki en güzel yol haritası ise bana göre düşüncesi ve kalbinin sesini dinlemesidir....Zorda kalana tekme atmak değil dogruyu göstererek el uzatıp kardeşleri aynı güzelliğe davet etmek bence en güzel olanıdır diye düşünmekteyim..


Böyle.


elbiss isimli Üye şuanda  online konumundadır  
Alıntı ile Cevapla
Alt 09.07.18, 17:06   #8
Özel Üye
 Lefty - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Dec 2012
Nereden:
Mesajlar: 4.036
Standart

elbiss Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Verdiğin örnek konusunda kızın yaptıgı durum aslında iyi niyetle başlayıp kabaca ve küstahca bir durum olmuş bu durumun kabul edilebilir bir yanı olması söz konusu bile olamaz...
Böyle bir durumda arkadaşınız aslında ruh ıkızıyle karşılaşmadıgı için hayatında bu anları yaşamış diyebilirim..
Kalbi kararmış ve egoları yüksek tavanda olan insanlar kötülük yapmaktan hoşlanırlar yada kötülük yaparlarken geçmişteki acılarını başkalarına yaşatıp rahatlamak isterler bu tarz insanlara sözler ve kelimeler kifayetsiz olur ...
Lakin kötüler oldugu kadarıyla iyilerinde oldugu bir dunya içerisinde yaşamaktayız belki denilebilinir ki iyiler dünyada az diye belki öyledir işin aslını bilemeyiz..
Lakin dünyada yaşam devam etmektedir hayatı yaşadıgımız süreç içerisinde yaşamı anlamaya yaşamın bize katıp sunduklarından istifade etmeye ve daim olabildiğince mutlu olabilmeye hayata pozitif gözle bakmalıyız....Hayat zor ve çetin ve bizi çogu zaman yorabiliyorda işte bu noktada önemli olan insanın kendi dünyasında iç huzuru ve güvenceyi, verebilmesidir diye düşünmekteyim bence insan önce kendiyle barışık olması ve kendisini iyi tanıması gerekir diye düşünmekteyim...
İnsan yaşarken yaşatmak için çabalarsa hayvanları canlıları ve insanlarıda sever ve yaşamını ona göre şekillendirir onca kötülük ve karanlık bulutlar içerisinde parıldayan bir fener olabilmek zordur işte insanın başarması gerekende bencede zor olanı başarabilmesidir diye düşünmekteyim..
İnsanın zoru başarmasındaki en güzel yol haritası ise bana göre düşüncesi ve kalbinin sesini dinlemesidir....Zorda kalana tekme atmak değil dogruyu göstererek el uzatıp kardeşleri aynı güzelliğe davet etmek bence en güzel olanıdır diye düşünmekteyim..
Böyle.
İnsanların çevresinde kusur aramak yerine kendileri ile ilgilenmeleri gerekiyor ama çoğu insan için bu mümkün değil çünkü başkalarının moralini bozmaktan ya da olmayan şeyleri varmış gibi gösterip, birilerini incitmekten zevk alıyorlar.

İnsanları ya olduğu gibi kabul edecekseniz ya da sürekli eleştirecekseniz, uzak duracaksınız çünkü her insan olaylara sizin baktığınız açıdan bakmaya mecbur değildir. Sizi başka birisi olmaya zorlayan ya da kalıplara sokmaya çalışan şekilci insanlardan uzak durmanız, sağlığınız açısından çok faydalı olacaktır çünkü bu insanlar ömür törpüsüdür.

Kompleksleri olan insanlar sürekli bu durumu size yansıtırlar ve kusur sizde değil, onların zihnindedir.
elbiss likes this.


_______________________
Yanlış yaşam, doğru yaşanamaz.
Theodor W. Adorno
Lefty isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla
Alt 10.07.18, 15:38   #9
Gönüllü Felsefeci
 albertinkaranfili - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Apr 2018
Nereden:
Mesajlar: 36
Standart

Sn.Lefty biraz hanım sohbetine dönmüş ama beğendim sizin uslubunuz ve katılımcı arkadaslar konuya ayrı bir renk katmış konu ne,? eleştiri -kilolar- algı,güzellik takıntısı valla hepsi boş millet ekmek bulamıyor,okuyamıyor,sağlık hizmetlerinden faydalanamıyor umarım tez zamanda halkın gündemini paylaşırsınız...


Saygılarımla.......


_______________________
Bir çiçek ol sevginin bahçesinde
albertinkaranfili isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla
Alt 10.07.18, 16:58   #10
Özel Üye
 Lefty - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Dec 2012
Nereden:
Mesajlar: 4.036
Standart

albertinkaranfili Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Sn.Lefty biraz hanım sohbetine dönmüş ama beğendim sizin uslubunuz ve katılımcı arkadaslar konuya ayrı bir renk katmış konu ne,? eleştiri -kilolar- algı,güzellik takıntısı valla hepsi boş millet ekmek bulamıyor,okuyamıyor,sağlık hizmetlerinden faydalanamıyor umarım tez zamanda halkın gündemini paylaşırsınız...
Saygılarımla.......
Kusur arama hastalığı görsellik takıntısı üzerinden dönüyor ne yazık ki, bu sebeple bu çerçevede ele almak zorundayız. Boş olduğunu anlatmayı hedeflemiştik zaten...

Bahsettiğiniz konular da ayrı bir başlıkta ele alınabilir ve siz başlatırsınız, bizler de katkı sunarız.


_______________________
Yanlış yaşam, doğru yaşanamaz.
Theodor W. Adorno
Lefty isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Etiketler
kusur, kusur aramak, kusursuzluk


Konuyu Toplam 3 Üye okuyor. (1 Kayıtlı üye ve 2 Misafir)
elbiss
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Tüm Zamanlar GMT +4 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 21:40.

Forum Yasal Uyarı
Powered by vBulletin® Version 3.8.8
Copyright ©2000 - 2018, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.0
User Alert System provided by Advanced User Tagging (Lite) - vBulletin Mods & Addons Copyright © 2018 DragonByte Technologies Ltd.
Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.3.2
Webcrawler by Felsefe.Net
Felsefe.Net Her Hakkı Saklıdır

Sitemiz Bir Paylasim Forum sitesidir Bu nedenle yazı, resim ve diğer materyaller sitemize kayıtlı üyelerimiz tarafından kontrol edilmeksizin eklenebilmektedir. Bu nedenden ötürü doğabilecek yasal sorumluluklar yazan kullanıcılara aittir. Sitemiz hak sahiplerinin şikayetleri doğrultusunda yazı ve materyalleri 48 Saat içerisinde sitemizden kaldırmaktadır.
Bildirimlerinizi info Adresine yollayabilir veya Buradaki Formu Doldurarak bize iletebilirsiniz