Zamanında felsefe hocam şöyle bişey demişti : İnsanoğlunun asla durduramıyacağı iki şey vardır saldırganlık ve cinsellik.
acaba bu tez kimin tezi böyle bir tez varmıdır ?
Zamanında felsefe hocam şöyle bişey demişti : İnsanoğlunun asla durduramıyacağı iki şey vardır saldırganlık ve cinsellik.
acaba bu tez kimin tezi böyle bir tez varmıdır ?
Iste bu benim hem kendime hem herkese duydugum saygim. Ne kendime zarar veririm, ne de baskasina. Ben bir bireyim, bireysellikten arinip "insan" olmaktir, dilegim.
direk bu şekilde duyduğum için içeriğini bilmiyorum bu veya buna benzer bir tez varmı gerçekte _?
Fenomenal olarak tum hayvan alemini de kapsayan ve yine insanoglu algisinca ortaya konan, bu duruma "animosity, karsitlik v.s." anlaminda anima/animus temeli denir. Dogal, degismez ve kalitimsal olarak algilanir. Bir cesit ego ve gen degerlendirmesidir ve tabula rasa zihniyetine de karsittir.
Ama burada belirtilen kelimelere ne anlam ve icerik yuklendigine baglidir. Ayrica bilinclilik te soz konusudur.
Mesela bir aslan'in bir ceylani karnini doyurmak icin kovalamasi "saldirganlik" midir? yani burada bilincli mi yoksa gudusel mi bir algi soz konusudur.
Ya da koseye s1k1sm1s bir farenin, can havli ile kedinin ustune atlamasi v.s. Cinsellik te kisaca, fiziksel erkek/disilik tir. Yani ayni turun uremeye/cindel iliskiye uygun cifti.
Iste bu benim hem kendime hem herkese duydugum saygim. Ne kendime zarar veririm, ne de baskasina. Ben bir bireyim, bireysellikten arinip "insan" olmaktir, dilegim.
felsefe hocan akıllı adammış...
insanın mükemmeliği içerisinde var olan zaaflarının başında cinsellik ve saldırganlık gelir,
bu tez-anlatım ise sadece ezoterik inisiye öğretilerde mevcuttur....
ezoterik-inisiye öğretiler insanın mükemmeliğinin bu zaafların vb.lerinin dengelemesi üzerine bina edilmiştir...
Öyle zamanlar vardı ki, biz inşa edemezdik herhangi bir yapı. Ne yeteneğimiz, ne bilgimiz vardı buna. Yine de gün gelip neler neler inşa edecektik. Bir zamanlar biz insanoğlu olarak denizlere açılamazdık, lakin bir farkımız vardı ya diğer tabiattan, düşünecektik, açılacaktık. Biz yine bir zamanlar uçamazdık, öyle inanırdık, ancak hayaldi bu. Akıl verilmişti ya bize, gün gelip uçacaktık. Uzaya çıkamazdık, çıkacaktık. Dünyanın öbür ucuna sesimizi ulaştıramazdık, ulaştıracaktık. Doğamız değildi bunlar, doğamız yapacaktık onları. Farkımız bunlar ve daha birçokları içindi, yapamayacağımızı yapalım diye.
Düşünebiliyorsun, farkın bu. Bu lütuf ile engelleri aşabiliyorsun, yapamadıklarını yapabiliyorsun.
"İnsanoğlunun asla durduramıyacağı iki şey vardır saldırganlık ve cinsellik."
Tekrar düşün. Farkın, hocanın yapamayacağını söylediklerini yapabilmen için var ve sende, doğan da bu değil. Yoksa insan değil, aslan olurdun mesela. Biz o ırktan değiliz, insanız. Aslan saldırgan ya da cinsel değildir, düşüncesizdir, "sadece" içgüdüseldir.
''insanoğlunun asla durduramayacağı iki şey vardır saldırganlık ve cinsellik'' ... her kim ileri sürmüşse tam anlamıyla saçmalamış... bırakalım ''asla'' filan gibi antidiyalektik kategorileri, insan tarihte de şimdiki zamanda da, cinselliğini de, saldırganlığını da kesin olarak kontrol altına almıştır...sağlıklı bir bilinç için, bunun tartışma götürür bir tarafı yoktur...
saldırganlık ve cinsellik =insanlık
gibi bir hüküm çıkıyorki bunları yapanlar insansa ben insan değilim ...
saçmalık bile hafif kalıyor bu durumda!!!
Psikolojide insanın düşünceleri üçe ayrılır: id, ego, süperego.
İd: cinsellik ve saldırganlık (temel güdüler)
Bu resim biraz açıklayıcı ama ben seni yanlış yönlendirmek istemem ve o yüzden şu linklere bakmanı da isterim.
İd - Vikipedi - Ego - Vikipedi - Süperego - Vikipedi
Böyle bir tez var .Sigmund Freud, (psikanalizin kurucusu) doğuştan gelen bu iki yönümüzden sözetmiş ve eğitim, hukuk, ahlak vb üst yapı kurumlarıyla bu güdülerimizi kontrol/baskı altına aldığımızı savunmuştur.Bilinçlilik durumlarının kısmen de olsa devrede olmadığı zamanlarda (aşırı alkol, madde kullanımı, telkin veya rüyalar..)bu güdülerimizin ortaya çıkma , eyleme dönüşme eğiliminden de söz etmiştir...
Gün gelir, istiridye incinin değerini anlar.