7 sonuçtan 1 ile 7 arası

Konu: Bilinçaltı diye bir şey yok! (Haşmet Babaoğlu..gazete vatan)

  1. #1
    Pyramos - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    28 Eylül 2011
    Mesajlar
    653

    Standart Bilinçaltı diye bir şey yok! (Haşmet Babaoğlu..gazete vatan)

    Bilinçaltı” kavramını işitmeyen, bilmeyen var mıdır? Sanmam.

    Hemen herkes bu kavram hakkında az çok bir fikir sahibidir. Hatta gündelik konuşmalarda bile mutlaka laf döner dolaşır “bilinçaltı” na gelir.

    Üstelik güçlü bir kavramdır.

    Bazen her kapıyı açacak anahtar gibi kullanılır bazen karşımızdakini boş yere kurcalamaya yarar, bazen gerçeklerden saklanma bahanesi olur!

    Ama...

    Gerçek şu ki, “bilinçaltı” kavramı bunca şöhretine karşın geçen yüzyılda patlak vermiş bir yanlış anlamanın, yanlış bir çevirinin ürünü.

    Freud’la hep yan yana getirilir bu kavram.

    Ondan ilk söz edenin de, onu teorileştirenin de Freud olduğuna inanılır.

    Yanlış! Hem de çok yanlış!

    Freud hiç “bilincin altında bir yerler” den söz etmemiştir.
    ***


    Daha önce de birkaç kez değindiğim bu konuya niye geri döndüm?

    Şundan..

    Dün Sabah Gazetesi’nin iç sayfalarında kocaman bir başlık vardı: “Freud’un psikanaliz yöntemine sınırlama.”

    İngiltere’deki bir psikanaliz derneğinin açıklaması haber yapılmıştı ve altbaşlıkta şöyle deniyordu: “Uzmanlar karara tepkili: Bilinçaltına inmeden, hastayı nasıl tedavi edeceğiz?”

    Oysa adım gibi eminim ki, Sabah dış haberler servisinin çevirdiği metinde “unconscious” kavramı vardı. Yani İngilizce’de hem “bilinçsiz” anlamına gelen hem de psikanalitik anlamda “bilinçdışı” nın karşılığı olan sözcük.

    Çünkü bu kavramı insanlık tarihine hediye eden adam olarak görebileceğimiz Freud’un özgün tercihi de böyle: “Unbewusste.”

    Yani sokaktaki adam için öyle olsa bile uzmanlar için “altına inilecek” bir bilinç yoktur.

    Yani “bilinçaltı” diye bir şey de yok!

    Ne var?

    Bilincin dışında kalan bir alan var. Bilincin egemen olmadığı bir alan...

    Freud’a göre sadece rüyalarımız, sürçmelerimiz, şakalarımızla varlığını belli eden bir alan...

    Yarı karanlık, koskoca bir uzay!..
    ***


    Ama garip şey! Biz Türkler (ve bir ölçüde de Amerikan popüler kültürü) “bilinçaltı” kavramını çok seviyoruz.

    Bir türlü “bilinçdışı” kavramına içimiz ısınmadı gitti.

    Tamam! Osmanlı’nın son günlerinde yapılmış bir Freud çevirisinde “unbewusste” her nasılsa “Laşuur” yerine “tahtelşuur” diye çevrilmiş ve bunun etkisi pek kuvvetli olmuş!

    E, iyi de bunca yıl yanlış bir çeviri de ısrar etmek niye?

    Bilinci bir halı gibi düşünmeyi ve birçok şeyi altına süpürmeyi yani “bilinçaltı” kavramını kullanmayı neden bu kadar seviyoruz? Nasıl oluyor da her kesimden insan bu kadar doğru ve kendine yakın buluyor bu kavramlaştırmayı?

    Üzerinde durulması gereken asıl nokta bence bu!

    Yeni Yüzyıl zamanından beri bu konuda ara ara yazıyorum. Ama hâlâ beni tam tatmin eden bir cevap bulabilmiş değilim.

    Bazen biz Türklerin aslında bilincimize “saman altından su yürüten” bir şey olarak baktığımızı, o yüzden bir de “bilinçaltı” kavramına ihtiyaç duyduğumuzu düşünmüyor değilim. (Sartre’ın varoluşçu psikanaliz mirasının kulağını çınlatmak isterim tam bu noktada!)

    Ya da “bilinç” denilen şey bizim kültürümüzde kafayla bel arasındaki bölgeye tekabül ediyor da, geri kalanı bir tür “belaltı” çağrışımlar alanı!

    Bilmiyorum artık!

    Biraz daha düşünelim bu konuda!

    Haşmet Babaoğlu.. Gazetevatan
    Konu Pyramos tarafından (07 Aralık 2011 Saat 12:04 ) değiştirilmiştir.

  2. #2
    Pyramos - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    28 Eylül 2011
    Mesajlar
    653

    Standart

    Bilinç / Bilinçdışı İle İlgili Linkler



    Bilinç, bilinçaltı

    Milliyet Blog: İnternet günlüğü, e-günlük, e-günce, Türkçe blog, weblog



    Bilinç ve bilinçdışı

    Psikolog Psikoterapi Psikoloji, Psikiyatri ve psikoloji alanında internet aracılığı ile bilgi veren bir site



    Bilinçaltı dostum musun, düşmanım mı ?

    HÜRRİYET - TÜRKİYE'NİN AÇILIŞ SAYFASI



    Bilinçaltı - bilinç - bilinçüstü

    Dönüşüm Konağı



    Bilinçaltı reklamlarla beyniniz nasıl yıkanır

    iyibilgi.com



    Bilinçaltı ve güdüler

    Psiko Akademi - Kişisel Gelişim -Refleksoloji - Anasayfa



    Bilinçaltı zihin: Duyulmamış kahramanımız

    Türkiye Bilim Sitesi



    Bilinçaltının yasası

    Kişisel Başarı — Kişisel Gelişim ve Başarı Klavuzunuz



    Bilinçaltınız nasıl devreye giriyor ?

    Psiko Akademi - Kişisel Gelişim -Refleksoloji - Anasayfa



    Bilinçdışı

    PSİKİYATRİ ve HAYAT



    "Bilinçdışı"na yolculuk

    GriDergi



    Bilinçöncesinde bir gezinti

    İçgörü Psikoterapi Merkezi
    Konu Pyramos tarafından (07 Aralık 2011 Saat 16:17 ) değiştirilmiştir.

  3. #3
    Pyramos - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    28 Eylül 2011
    Mesajlar
    653

    Standart

    Şöyle düşünelim;

    bilincimize etki eden geçmişimizden ve yaşanmışlıklarımızdan kurulu bir bilinçaltımız var..hatta bazıları biz çok küçükken bizden habersiz oraya gizlenmiş ve haberimiz yok..diğerlerinin çoğuda kontrolümüzün ve farkındalığımızın dışında beynimizde yer etmiş..

    Sonra diyorlarki bunlar bizim düşüncelerimize davranışlarımıza kararlarımıza v.s etki ediyor..hemde tesiri bayagı güçlü..

    Sorunların altında onlar var..sıkıntıların altında onlar var ve hatta bizi hasta bile edebiliyorlar...

    bunun bilimsel yönünü bilmem ben ama şu benzetmeyi yaparım şu şoruları sorarım..

    Bilinçaltı bir nevi kader mi? (madem çogu benim dışımda gelişiyor)

    Hukuk yaptığım fiillerde (özellikle suç saydıklarında) neden bilinçaltımın tesirini açıkça kaale almıyor? (davranışa tesir eden psikolojik faktörlerde ne kadar yer tutuyor)
    Konu Pyramos tarafından (07 Aralık 2011 Saat 16:34 ) değiştirilmiştir.

  4. #4
    Pyramos - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    28 Eylül 2011
    Mesajlar
    653

    Standart

    verdiğim linklerde konu direkt gelmiyor aramanız gerekiyor..bazılarını ise arama ile bende bulamadımbu linkleri bir yerden copy yaptımdı şimdi düzeltemiyorumda kusura bakmayın..

  5. #5
    evrensel-insan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    27 Eylül 2011
    Yaş
    56
    Mesajlar
    2.770

    Standart

    Alıntı donkişot Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    verdiğim linklerde konu direkt gelmiyor aramanız gerekiyor..bazılarını ise arama ile bende bulamadımbu linkleri bir yerden copy yaptımdı şimdi düzeltemiyorumda kusura bakmayın..
    H.Babaoglu, benim bildigim spor, futbol yorumcusudur. Bu konular futbola benzemez.

    Ayrica bilinc, bilinclilik/bilincsizlik temelli alginin suur dan olan farkinin da bilincine varmak gerekir. Cunku suur ve suursuzlukta bilissel olarak bilinclilik ve farkindalik yoktur.

    Mesela bir bebek yemek yeme suurundadir. Ama ne yediginin farkinda ve bilincinde degildir. Buyuyunce ne yediginin farkina da varabilir, ama bilincine varmak ancak yedigini sorgulamasi ile mumkundur. Mesela "dengeli/saglikli beslenme" bilincliliktir. Ama "abur/cubur yeme, ayakustu yeme, hazir yeme" aliskanlik, zamansizlik v.s. temellidir ve beslenme konusunda bilinclilik degildir. Mesela bunun boyle oldugunun bir hastalik ve rahatsizlikta farkina varilabilir, ama bilincine varilmaz. Cunku builinclilik, sorgulama, arastirma, bilgilenme, sorunu algilama v.s. gerektirir.

    Bir kisi isci olabilir, ama isci oldugunun farkina varmak ve isci bilincine sahip olmak farkli seylerdir. Oyuzden ulkemizde cogu kisi "ben isciyim" demekten, gocunur, utanir.

    Mesela dini bilinc dinsizligi ya da dinciligi getirir. Ama bir dindar dini builince sahip degildir, sadece alisilagelmis olarak kendisinden istenileni uygulamaktadir.

    Mesela milliyetcilik bilinci, enternasyonalizmi ya da ulusalciligi/fasizmi/irikciligi getirir. Ama "ben Turkum/kurdum" v.s. diyen herkes bu bilincte degildir.

    Ornekler cogaltilabilir. Bu konuyla ilgilenen bilim bilissel bilimdir. Ama aciklamalarin gozlem veren, olgusal ve bilimsel olmasi onemlidir. Aksi, tarihte bir suru isim yapmis kisinin yaptigi gibi, insanoglunu her yonuyle dogaya, evrene, varolusa, maddeye, tanriya, yaraticiya teslim etmektir. cunku "bu budur" temelli her turlu kesin, mutlakci, degismez, sabit akilci yanasim;ideolojik inanctir.
    http://img88.imageshack.us/img88/2130/xsig2.jpg
    Iste bu benim hem kendime hem herkese duydugum saygim. Ne kendime zarar veririm, ne de baskasina. Ben bir bireyim, bireysellikten arinip "insan" olmaktir, dilegim.

  6. #6
    Pyramos - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    28 Eylül 2011
    Mesajlar
    653

    Standart

    evet spor yazarlığıda yapıyor başlığıda ilgi çeksin diye atmış bende aynı sebebden değiştirmedim


    yazısını ; ..Biraz daha düşünelim bu konuda!... diye bitirmesi bir alternatif olarak sunması toparlıyor bence herşeyi....

    Freud gibi doğrulanamıyor ama yanlışlanamıyorda.)

  7. #7
    evrensel-insan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    27 Eylül 2011
    Yaş
    56
    Mesajlar
    2.770

    Standart

    Alıntı donkişot Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Freud gibi doğrulanamıyor ama yanlışlanamıyorda.)
    Iste tam da yukaridaki cumlenin nedeninden H. Babaoglu adina dile gelenler, gozlemsel/olgusal/bilimsel degil; akilci/dogrusal/inancsaldir. Sadece akili ile dile gelenleri kendine dogrulayanlar icin gecerlidir.
    http://img88.imageshack.us/img88/2130/xsig2.jpg
    Iste bu benim hem kendime hem herkese duydugum saygim. Ne kendime zarar veririm, ne de baskasina. Ben bir bireyim, bireysellikten arinip "insan" olmaktir, dilegim.

Members who have read this thread : 8

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.0