Iste bu benim hem kendime hem herkese duydugum saygim. Ne kendime zarar veririm, ne de baskasina. Ben bir bireyim, bireysellikten arinip "insan" olmaktir, dilegim.
bu görüş bildiklerimizle, bilmediklerimizi Zamanın ve evrenin içine çekmektir ;
yani; degismeyen, yenilenmeyen, yanlislanamayan görüşünü mutlak kabul etmek..
İnsan kafasının içinde ne varsa (kısaca algı,bilgi,akıl mantık) onlarla düşünüyor ...bilmediği ile düşünemez...
bana göre mutlak olan birşey varsa oda; BİLGİNİN SONSUZLUĞUDUR..
bir örnekle açmaya çalışayım;
Birgün uzaydan bir canlı çıkıp gelse..ey insanoğlu sorun bakalım tüm sorularınza cevap vereceğim dese..
Bizde sormaya başlasak..
Bu canlı tüm sorularımıza reddedemiyeceğimiz cevaplar verse ve her şeyi apaçık kanıtlasa… öyle bir kanıtlıyorki sahip olduğumuz ne akılla nede bilimle hiçbir cevabı yanlışlayamıyoruz
Tabi ondan aldıgımız bilgilerle biz sürekli yeni sorular üretiyoruz….oda sürekli cevaplıyor….
Bu böyle böyle sonsuza kadar sürebilir mi? Cevap evet! insanın yapısı gereği soruların sonunun gelmesi imkansızdır..
Tüm evrerenin bilgisine anlık olarak sahip olsak bile yeni gelişmelerden (canlılıların ve cansızların hareketleri v.s) ''O AN'' ‘ sonrasında bilgimiz eksilmeye başlayacaktır..
İnsanın yapısı gereği zaten tüm evrenin ve ötesinin bilgisi verilse bile bunu kaldırabilecek doğası yoktur ayrıca bedensel ve ruhsal olarak durumu ve ihtiyaçları bellidir..
Bilgiyi bilmeyen ,bilmemeyi bilemez.... kısaca ;
tüm evreni yada evrenleri ve ötesindekileri insansı kapasitemizide düşünerek kafamızın içine sığdırmamız mümkün mü? Kısaca sonsuz bilgiyi kafamızın içine tam ,net,çelişkisiz, eksiksiz olarak almamız mümkün mü? Cevap net bir biçimde HAYIRR !!
buna sahip olmadan hakikatın ne olduğu konusunda emin olmamız mümkün değildir..
mutlak olan tekşey bilginin sonsuzluğudur ve onu elinde bulundurandır..
ve ; inanç bütün anlamları ile insanın yukardaki koşullar bu dünyadaki doğası gereği bir zorunluluktur diyebilirim..
Konu Pyramos tarafından (08 Aralık 2011 Saat 17:38 ) değiştirilmiştir.
Degisimin tanimi "Degismeyen tek seyin, degisimin kendi oldugu" dur. Herseyden once insanoglu dili kulaksal/sessel ve noktalamali olma vasfiyla ve noktalamanin karsitlardan biri olma vasfi ile dogru ayni zamanda yanlis olmayan anlaminda, yanlis da dogru olmayan anlamindadir. Bu temelde mutlaklik, kesinlik, degismezlik, sabitlik v.s. bir indirgemeci determinizmdir ve diger indirgemeci determinizme terstir. Oyuzden basta mutlak, kesin, degismez, sabit arama akilciligi zaten bilimsel bakis degildir. Eger akli bu sekilde yonlendirirsen, zaten akil mutlaka kendini inasndiracak bir mutlak kendine bulacaktir. Oyuzden bilgi mutlak degildir, cunku bilginin mutlakligi, sabitligini getirir. Halbuki bilgi surekli suregelen surec olarak yenilenen, degisen, gelisen durumundadir. Yoksa zaten bilim ve bilimsellik olmaz.
Iste yine ayni nedenden, insanoglu disindaki bir guc veya turun herseye yanit verme ozelligi oldugunu dusunmek, akilciligin tanri yaraticiligindan baska bir sey degildir.
Zaten epistemoloji de "bilginin siniri" olarak anlik bir aciklamadir. Cunku bu sinir ustu akilciligin hipotezi, tezi, teorisi, ideolojisi, inanci ve dogrusal temeldeki kesini, mutlaki, degismezi ve sabiti olur. Kisaca epistemoloji otesi ve ustu bilimsel degildir.
Bilginin bir onemi de yenilenmesidir. Yani yanlislanan bilginin onemini kaybetmesi ve beyince sahiplenilmesinin ve kullanim ve paylasiminin sona ermesidir. Tabi bu inanc inatciligi olarak gecerli degildir. Mesela hala "dunyanin yuvarlakligi" konusunda inanc olarak dunyanin duz oldugunu iddia edenler vardir. Bilimsel bilgi boyle bir bilgiyi zaten yanlislamis ve kullanimdan kaldirmistir.
Hakikatin ne oldugu tartismasi, varliksal bir tartismadir. Bilimsel olarak hakikat yapilandirilmis olandir. Yapilandiran da kendine yansi ve gozlem vereni insanoglunun anlamlandirmasi, tanitmasi, tarifi, iceriklendirmesi ve ifade etmesidir.
Oyuzden mutlak olan hic bir sey yoktur. Cunku mutlak bir inanctir ve aklin kendini inandirdigi dogrusudur. Eger boyle bir zorunluluk hissediyorsan, senin adina bilimselligi algilamak ve uygulamak her zaman tehlike tasiyacaktir. Cunku bilimsel/inancsal farki ve siniri algilanmazsa, inancsalligin bilimsel olarak, bilimselligin de inancsal olarak ta harmanlanmasi kacinilmazdir.
En son S.Hawking'in " bilimin yasalari tanri olabilir" aciklamasi gibi. Ya da R.Dawkins'in "gen bencildir" aciklamasi gibi. Kisaca emperyalist zihniyetin bilime soylettikleri ile insanoglunu teslim almasinin dogallik kisvesi ve bilimsellik kisvesi altinda olmasi gibi.
Bu konuda basligim var, istersen linkini verebilirim.
Iste bu benim hem kendime hem herkese duydugum saygim. Ne kendime zarar veririm, ne de baskasina. Ben bir bireyim, bireysellikten arinip "insan" olmaktir, dilegim.
gene kendi yönteminizin içine çekmişsinzi benim bakış açımı üstadmutlak olan bilgi demiyorum bilginin sonsuzluğu diyorum..
ya üstad sizin bilimle insan aklını/inancını/doğrusallığını felsefesini v.s sürekli hakir görmeniz..insan aklını ve ruhunu bilimle sınırlamanız..hatta bunlar akıl tatmini akıl isterse doğrusunu bulur rahata erer vs. v.s gibi --bilimsellik dışı-- aşağılama olarak algılanması mümkün tesbitler yapmanız..sonrada bilim değişkendir yanlışlanabilir sürekli gelişir demenizi birleştirince ne çıkıyor biliyormusunuz ortaya NİHİLİZM !! evet siz aklınızı ve ruhunuzu bilimle sabitlenmişsiniz..böyle bir şey olamaz asıl sabitlenmiş olan sizsiniz..bize özetle boşlukta yaşamayı öneriyorsunuz farkında değilsiniz..insanın aklını ve ruhunu bilim SINIRLAYAMAZ.. sınırlarsa bilim yok olur !!! bilimi bulan ve yaşatan insan aklı ve ruhudur!!! o zaman bilimle akla ve insana bu kadar yüklenmek nasıl bir paradoks üstad?? çogu zaman bu yaptığınız resmen çıkmaz sokak..
Konu Pyramos tarafından (09 Aralık 2011 Saat 10:38 ) değiştirilmiştir.
Burada gene bir yanlis algilama oldugunu uzulerek belirtmek durumundayim. Eger evrensel-insan zihniyeti basligini okuduysan gormussiundur ki, evrensel-insan zihniyeti ile bireyin yasam ve iliskisi, dusunce/davranisi farklidir. Benim normal yasamimda tabiki aklimi da kullanirim, yerine gore bazi seylere inanirimda. Ama konu serbest dusuncenin vucutsuz ve oznesiz dile gelmesi ise, iste o zaman gozlem dile gelir.
Nihilizm bireyci akilciliktir, ben ise birey bilincinin tursel duzeyini dile getiriyorum. Yani dogal zihniyetin son duragi olan nihilizmden cikisi. Bu cikista insanoglunun numenal insan temelli dusunce ve davranisi.
Oyuzden asil sinirlamayan gozlemdir. Akil ise inandigi ve inancini kendine dogruladigi anda sinirlar. Iste tam da senin o paradoks dedigin iliskidir, beynin tum verilen sinirlarini kaldiran. Eger ortada bir "yuklenmek" varsa, bu yuklenme evrensel-insan zihniyetinin gozlemidir. Cunku sorunu dile getirir ve dile gelen sorunu sorun olarak algilamayan beyinler icin "yukleyici/s1k1c1/biktirici/gereksiz/anlamsiz v.s." gelebilmesi de gayet dogaldir.
Ama en azindan yanit vermek ve yanit almak, konunun daha da aydinliga kavusmasina yardimci olur.
O yuzden seni bilmem ama; ben senin bu yorumlarindan gayet memnunum.![]()
Iste bu benim hem kendime hem herkese duydugum saygim. Ne kendime zarar veririm, ne de baskasina. Ben bir bireyim, bireysellikten arinip "insan" olmaktir, dilegim.
o zaman bende üzülerek iğne /çuvaldız eylemlerini hatırlatmak zorundayım üstad.. yani siz bir konuya cevap verirken yada düşünce beyan ederken bunu evrensel insan zihniyeti ile mi yazdınız , kendi şahsi zihniyetinizle mi yazdınız belirtmek ve bunları birbirine karıştırmamak zorundasınız(!) demek zorundayım
hani siz sürekli diyorsunuz ya şunların şunların farkını algılayın bilincine varın v.s..sizde paylaşımlarınızda bunları birbirine karıştırmayın ki bizdede böyle bir algı oluşmasın ..kısaca iğne ve çuvaldızı aramızda pay edelim![]()
bu yazıma ayrıca şunuda eklemek istiyorum;
demekki evrensel insan zihniyeti, - lojik bir kahramanbenim fantastik kahramanlarımdan çokca bir farkı yok çünkü o bütün olarak ''gerçek bir insan'' değil.. insana sahip olduklarının toplamı dersek; toplamda insan nedir? ve kendine /evrene/meselelere nasıl bakmalıdır? felsefenin ana konusu budur..yada ben böyle ilan ediyorum
![]()
Tabiki oyle, evrensel-insan zihniyeti dile gelmek icin ozne ve vucut kullanir. Bunu her ozne ve vucut yapabilir. Bireysel dile gelim ise, dile getirenin kendi bireysel dusuncesidir. Eger ortada bir "karistirma" varsa, bunun aciklayan ben tarafindan mi, yoksa algilayan sen tarafindan mi oldugunu degerlendirmek gerekir. O yuzden boyle bir algi varsa, emin olmak adina sormak yeterli.
Ben mumeccim degilim ki, senin alginda "karistirmak" oldugunu sen aciklamadan bileyim.
Evrensel-insan zihniyeti bir metoddur. Yani yoldur. Ayrica insanin ne oldugunu degil, insanin neden ve nasil insan olamadigini ortaya koyar. Sonucta olmayani ortaya koymak ve bunun algilanmasi, olmasi gerekenin ne oldugunun her algilayanca kendi duzey kararidir. Zihniyet olarak metodu, insanoglunu temel oalmak ve onu insanlasstirmayan numenal yetisinin gozlemsel sorunlarini ortaya koymaktir.
Ben evrensel-insan zihniyeti ile birey farkini ayni baslikta acikladigimi dusunuyorum. Hala tam aydinliga kavusmayan bir kisim varsa, belirtirsen seve seve aciklarim.
Soyle bir ornek vereyim. Baslik evrensel-insan zihniyetinin bir aciklamasi. Sen de ben de bunu okuduk. Dolayisiyle birer birey olarak bunu algiladik ve dusunce ve davranisa tasidik. Sen benden dile gelenleri daha insanliga uygun algilayarak, dusunce ve davranista benden daha basarili olabilirsin.
Yani evrensel-insan zihniyeti dile geldikten sonra, ben dahil her beynin algisina aciktir. Kim nasil alirsa kendi duzeyince alacaktir. Oyuzden mantiksal olarak baska birisi diyelim A konu ve kavraminda benden daha devrimci sorgulama yapabilir.
Konu evrensel-insan tarafından (10 Aralık 2011 Saat 18:47 ) değiştirilmiştir.
Iste bu benim hem kendime hem herkese duydugum saygim. Ne kendime zarar veririm, ne de baskasina. Ben bir bireyim, bireysellikten arinip "insan" olmaktir, dilegim.