Sayfa 1/3 123 SonSon
25 sonuçtan 1 ile 10 arası

Konu: Gerçeklerle yüzleşmek!

  1. #1
    Feylesof TeCe - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    31 Aralık 2010
    Yer
    Sakarya & Bolu
    Yaş
    18
    Mesajlar
    833

    Standart Gerçeklerle yüzleşmek!

    Nedir bu gerçekler? Her acı çektiğimde, sıkıntıya boğulduğumda gerçeklerle yüzleştiğimi söylüyor doktor. İstemiyorum gerçekleri... Artık dünya benim için sarhoşmuşum da ayılmışım gibi. Gerçeklerle sonuna kadar yüzleşemeden pes edersem her şey başa dönecek, peki pes etmezsem ne olacak? Gerçeklerle yüzleşmenin önemi nedir? Yardımcı olun ve siz de bu mesajdan sonra gerçeklerle yüzleşin...

  2. #2

    Üyelik tarihi
    24 Mart 2011
    Mesajlar
    14

    Standart

    Gerçek her zaman acıdır ve kaldırabileceğimizden ağırdır. Bu yüzden tarihte dinleri, perileri icat ettik ve psikolojide çeşitli savunma mekanizmaları geliştirdik.

    Gerçeklerle yüzleştiğim anlar hiçbir zaman mutluluktan sarhoş olduğum anlara değil, hep acıdan kıvrandığım zamanlara denk geldi.

  3. #3
    rainbow64 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    06 Şubat 2010
    Mesajlar
    349

    Standart

    abi şöyle diyelim mesela herkes kaçak elektrik kullanıyor etrafında sen de bunu eleştiriyorsun kahvede, okulda,sokakta,markette vs. Ama sen de kullanıyorsun fakat bunu kimse bilmiyor senden başka sen de yüzlşemek istemiyorsun herkese iyilaf ediyorsun ama sen de eleştirdiğin şeyi yapıyorsun birden elektrikler kesiliyor ve sen millete laf etmeye kalkacakken anlıyorsun ki aslında bunun oluşmasına neden olan sensin ve bunu kabul etmek de zor geliyor çünkü elektrik olmadığı için ısınamıyorsun ve çok sinir oluyorsun ama yine de bununla yüzleşmek zorundasın...
    Bilginin peşinden hiç durmadan koşmak ümidiyle.

  4. #4
    glsezinrs - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    12 Aralık 2010
    Yer
    istanbul
    Mesajlar
    1.306

    Standart

    Alıntı Talha.CAN Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Nedir bu gerçekler? Her acı çektiğimde, sıkıntıya boğulduğumda gerçeklerle yüzleştiğimi söylüyor doktor. İstemiyorum gerçekleri... Artık dünya benim için sarhoşmuşum da ayılmışım gibi. Gerçeklerle sonuna kadar yüzleşemeden pes edersem her şey başa dönecek, peki pes etmezsem ne olacak? Gerçeklerle yüzleşmenin önemi nedir? Yardımcı olun ve siz de bu mesajdan sonra gerçeklerle yüzleşin...
    Hayatla kavgamıza bir bak sevgili Talha.Can ...Hep tırnaklarımızı bileyip savaşa hazır tutuyoruz benliğimizi..Barış için, adalet için, güzellik için, daha mutlu yaşamak için, hastalanmamak/yaşlanmamak/ölmemek için , sevdiğimizle olmak için, para kazanmak için, inancımız için vs.vs. kıyasıya dövüşüyoruz.Yara bere içinde gönlümüz..Gerçek, uğruna ömrümüzü harcadığımız bu "şeyler" le değiştirmeye çalıştığımız "şey" ..."İnsanın hali böyle mi olurdu, diyor Hayyam.."Evrenin özü doğruluk olsaydı?"
    Gerçekle yüzleş-ebil-mek kolay değildir...Güneşi vaktinden önce doğurmaya çalışmayalım...Yüzleşmeye yüreğimizde sevgiyle gidersek, yüzümüz kara çıkmaz.Tek söyleyebileceğim bu....
    Gün gelir, istiridye incinin değerini anlar.

  5. #5

    Üyelik tarihi
    19 Haziran 2009
    Yer
    İstanbul
    Yaş
    52
    Mesajlar
    773

    Standart

    Kendisi ile barışık, özgüveni yerinde, özeleştiri yeteneğine sahip, sağlıklı empati yapma gelişmişliğine erişmiş bir insanın gerçeklerle yüzleşmesi hiç zor değildir. Önemli olan gerçekleri tüm çıplaklığı ve gerçekliği ile ve olgunlukla kabullenebilmek. Hatalar ders almak ve gelişmek için olduğuna göre, gerektiğinde geçeklerle samimi şekilde yüzleşmek ve kendimize samimi itiraflarda bulunabilmek kişisel gelişime katkıda sağlamakta ve mutluluğa giden yolda kaçınılmaz koşuldur.

  6. #6
    iuflsfozkn - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    09 Ocak 2011
    Yer
    İstanbul
    Yaş
    26
    Mesajlar
    675

    Standart

    Alıntı monaliza Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Kendisi ile barışık, özgüveni yerinde, özeleştiri yeteneğine sahip, sağlıklı empati yapma gelişmişliğine erişmiş bir insanın gerçeklerle yüzleşmesi hiç zor değildir. Önemli olan gerçekleri tüm çıplaklığı ve gerçekliği ile ve olgunlukla kabullenebilmek. Hatalar ders almak ve gelişmek için olduğuna göre, gerektiğinde geçeklerle samimi şekilde yüzleşmek ve kendimize samimi itiraflarda bulunabilmek kişisel gelişime katkıda sağlamakta ve mutluluğa giden yolda kaçınılmaz koşuldur.
    merak ediyorum ...başarısızlıkllarını kabullenebilen kaç kişi var?saçma bir soru gibi ....yani hatalarından ders almak -alabilmek pek mümkün görünmedi bana...öyle olsa kimse bile bile lades dememeliydi , kimse yalan söylemeyi devam ettirmemeliydi ya da kalp kırmayı bırakmalı değil miydik? hatalardan ders alma meselesi sanki NLP cilerin elinde bir oyuncak gibi...elbette hata yapacaksın...hatta hata yapmadan duramazsın....kendinle barışık olmak bu değil midir? ben hata yaparım diyebilmek hata yaptığıunda evet yaptım diyebilmek ....işte kendinle barışık olmak budur...hatalarına devam edeceksin buy şüphesiz...

    asıl olan hata - sevap değil ...asıl olan gönlün kime yönelmiş olduğudur...ben beni biliyorsam mesele çözlmeye başlar...insanı düşünelim..ihtiyaçlarımızın sonu gelmiyor peki onlara ulaşma gücümüz nedir ? düşünün ne kadar güçsüz olduğunuzu göreceksiniz...ölüme sebep milyonlarca sebep var peki önleyebilecek imkanımız nedir? işleyen vücudumuzun işlemesini bile biz sağlamayaz durumdayız...bana beynim bugün çalışmak istemiyorum dese ben ne yapabilirim..aptal aptal gezmekten başka....insan kendini tanıdıkça bir sonsuz iradeyi fark ediyor , ona ihtiyacını görüyor ...yalnız kaldığım gecelrde ağladığımda benim neden ağladığımı kim bilir? ağlamama neden olan şeyi kim çözebilir?hayallerime kim cevap verebilir...
    hepimiz basit , aciz ,fakir varlııklarız kendi kendimize...ama dayanak noktasını sağlam bulursak ne kadar güçlü olacağımızı arşimede dayandırayım ...hani kaldıraçlar konusunun değişmez lafı varya bana bir dayanak noktası bulun dünyayı yerinden oynatayım...
    konuyu çok dağıtmadan ...hepimiz eksiklerimizle birlikte birbirimizi tamamlamak birlikte var olmak durumundayız ...kendiyle barışık insan diğer insanlara ışık olabilmeli ...bu ışığı gerçek sahibinden alarak yapabilir ancak bunu...evet çoklarımızın Tanrıyla problemi olduğunu bilmekteyim fakat Tanrısız bir hayat düşünemiyorum çünkü descartesim ben...


    yazdıklarıma ben bile inanamadım....işte hata yaptım ve yazdım....siz de hata yaptınız okumakla
    Konu iuflsfozkn tarafından (20 Nisan 2011 Saat 16:22 ) değiştirilmiştir.
    İnsanoğlu eğer en iyiye ulaşacaksa hangi yolu izlemelidir

  7. #7

    Üyelik tarihi
    19 Haziran 2009
    Yer
    İstanbul
    Yaş
    52
    Mesajlar
    773

    Standart

    Hata yapmak insana mahsustur. Allah tövbe'yi kullarının hata yapacağını bildiği için yaratmıştır. Hatasından ders almak içinde aklı vermiştir. Öncelikle bunun tam bilincinde olmak önemli. "Çocuk düşe kalka büyür" sözünde de buna gönderme vardır aslında. "İnsan hata yapa yapa büyür."Çocuk düştüğünde canı yandığı için zaman içinde düşmemeyi öğrenir. Büyüdüğünde de hata yapıp zarar ettiğinde eğer aklını kullanma yeteneğine de sahipse daha az hata yapmayı, nerelerde hata yapıp zarar gördüğünü, zarar verdiğini öğrenir yani hatasından ders alır ve aynı hatayı yinelemez.

    Kişinin kendisini geliştirmesinde bu önemli bir süreç. Gelişen kişilikte özgüven güçlenir. Özgüveni gelişkin birey kendisini daha rahat eleştirir. Bu da gerçeklerle daha kolay yüzleşmesini sağlar.

    Örneğin kalp kırmaktan söz edilmiş; haklı yada haksız olarak kalp kırdığınızda içinizde bir huzursuzluk hissedebiliyorsanız ve sözelde olsa şiddetle olumlu noktalara varılmayacağını anlar ve daha sağlıklı iletişimi seçersiniz. Bu kesinlikle zaman içinde size ve topluma kazanım olarak dönecektir.

    Acziyet konusuna gelince; insan bir yaratılmıştır, yaratıcının izin verdiği ölçüde doğaya ve kainata hakimdir, bir noktadan sonra acziyeti başlar. O en önemli nokta ölümdür.

    Gerçeklerle doğru düzgün yüzleşmek ve yararlı sonuçlar çıkarmak ve sağlam edinimlerde bulunmak yine insana özgü örneksel bir davranıştır. İşte bu noktada felsefenin doyuruculuğu ayrı bir önem ve anlam ifade eder. En azından bu konuda benim düşünce ve inancım bu.

  8. #8
    kaptanmiharbi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    25 Nisan 2010
    Yer
    istanbul\sarıyer
    Mesajlar
    88

    Standart

    Bence gerçeklerle yüzleşmek aslında kendimizi ve benim dediğin ve dediğim şeyleri eksi ve artılarıyla kabul etmektir. İnsanda kendini beğenme durumu olduğundan aslında elimizde olanı abarttığımız için mevcut halimizi görmek. bize acı veriyor. en önemlisi bence bu konuda kendimizi yapabildiklerimizi olduğu gibi kabullenmek. bu konuda yüzleşecek bir şey bırakmıyor olacak ve acı olayı ortadan böyle kalkmış olacaktır.
    HAKKINI ARAMAYAN HAKKIYLA BERABER ŞEREFİNİDE KAYBEDER.
    Haksızlıklara isyan etmeyenler, onlardan gelecek her musibete katlanmalıdır.
    İki yüzlü insanlardan uzaklaşınız. Zira iyi vaktinizde etrafınızda dönüp dolaşırlar. Kötü vaktinizde derhal sizden kaçarlar.
    İki yüzlünün dilinde tat, kalbinde fesat gizlidir.

  9. #9
    iuflsfozkn - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    09 Ocak 2011
    Yer
    İstanbul
    Yaş
    26
    Mesajlar
    675

    Standart

    Alıntı monaliza Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Hata yapmak insana mahsustur. Allah tövbe'yi kullarının hata yapacağını bildiği için yaratmıştır. Hatasından ders almak içinde aklı vermiştir. Öncelikle bunun tam bilincinde olmak önemli. "Çocuk düşe kalka büyür" sözünde de buna gönderme vardır aslında. "İnsan hata yapa yapa büyür."Çocuk düştüğünde canı yandığı için zaman içinde düşmemeyi öğrenir. Büyüdüğünde de hata yapıp zarar ettiğinde eğer aklını kullanma yeteneğine de sahipse daha az hata yapmayı, nerelerde hata yapıp zarar gördüğünü, zarar verdiğini öğrenir yani hatasından ders alır ve aynı hatayı yinelemez.

    Kişinin kendisini geliştirmesinde bu önemli bir süreç. Gelişen kişilikte özgüven güçlenir. Özgüveni gelişkin birey kendisini daha rahat eleştirir. Bu da gerçeklerle daha kolay yüzleşmesini sağlar.

    Örneğin kalp kırmaktan söz edilmiş; haklı yada haksız olarak kalp kırdığınızda içinizde bir huzursuzluk hissedebiliyorsanız ve sözelde olsa şiddetle olumlu noktalara varılmayacağını anlar ve daha sağlıklı iletişimi seçersiniz. Bu kesinlikle zaman içinde size ve topluma kazanım olarak dönecektir.

    Acziyet konusuna gelince; insan bir yaratılmıştır, yaratıcının izin verdiği ölçüde doğaya ve kainata hakimdir, bir noktadan sonra acziyeti başlar. O en önemli nokta ölümdür.

    Gerçeklerle doğru düzgün yüzleşmek ve yararlı sonuçlar çıkarmak ve sağlam edinimlerde bulunmak yine insana özgü örneksel bir davranıştır. İşte bu noktada felsefenin doyuruculuğu ayrı bir önem ve anlam ifade eder. En azından bu konuda benim düşünce ve inancım bu.

    monaliza saygılarımı sunarım...lakin katılmıyorum ....
    """"az hata yapmayı, nerelerde hata yapıp zarar gördüğünü, zarar verdiğini öğrenir yani hatasından ders alır ve aynı hatayı yinelemez""""

    Bunun mümkün olmadigini düşünüyor ve görüyorum. Adaletsiz olmak hata olduğu halde hepimiz isimiZe geleni yaparız !
    Özgüveni yüksek kisi kendini eleştiremez çünkü ego yeterlilik iddiasında güç kazanır özgüven ile!İnsanların ekserisi hatasının yüzüne söylenmesini sevmez hatalı olduğunu bilse bile kaldı ki özgüveni yüksek kisi burnundan kıl aldırmaz !

    kalp kırma konusunda da hala aynı fikirdeyim...insanlar artık sadece kendilerini düşünür hale gelmiş....dindar olanlar da da var bu ..mesele dindar olmak değil ki...mesele dinin özünü hayata yerleştirmek bu ancak ve ancak gönlün sahibini bulmasıyla olur...hata yapmak yemek yemek gibidir vazgeçemezsiniz...pişmanlık ayrı yani tevbe dediğiniz şey...pişman olmak geri dönmemeyi gerektirir ama bunu başarabilen ne kadar az...

    "Acziyet konusuna gelince; insan bir yaratılmıştır, yaratıcının izin verdiği ölçüde doğaya ve kainata hakimdir, bir noktadan sonra acziyeti başlar." bu ifade çelişkili bence ..acizlik derecelendirilmemeli ...çünkü bir şey ya o dur ya da değildir....aciz olan kısmen aciz kısmen muktedir diyemeyiz ...bu iradeyi yok saymak anlamında değil ...irade seçim bir tür niyet..ama bütün varlık ve hadise yalnız bir iradenin hükmü ile işliyor...
    gerçekle yüzleşmek , insanın kendini , basitliğini hatalardan ibaret olduğunu görebilmesi ve sahibine teslim olması...gerçek bu çünkü..kendinle yüzleşmek ise kendini her an muhasebeye çekmek , sorgulamak ki bunu yapan da az...

    monaliza yapıcı olmaya çalıştığının farkındayım lakin nedense ben insana ve kendime bakarken gördüğüm tek şey ŞEFKAT e olan ihtiyacımız...şefkat öyle bir derya ki onu elde edenin çözemeyeceği pek az sorun kalır...hatalar şefkatlinin nazarında hata olarak görülmez , olması gereken olarak görülür ve izler olanı biteni engin ufkuyla sakin ve anlayışla...
    derdim monaliza arkadaşıma laf yetiştirmek değil ben deki eksikleri monaliza veya başkasının bana göstermesi ve benim de yanlışlarımın farkına varma isteğim...sağlıcakla
    İnsanoğlu eğer en iyiye ulaşacaksa hangi yolu izlemelidir

  10. #10
    glsezinrs - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    12 Aralık 2010
    Yer
    istanbul
    Mesajlar
    1.306

    Standart

    [QUOTE=iuflsfozkn;22955]....
    Özgüveni yüksek kisi kendini eleştiremez çünkü ego yeterlilik iddiasında güç kazanır özgüven ile!İnsanların ekserisi hatasının yüzüne söylenmesini sevmez hatalı olduğunu bilse bile kaldı ki özgüveni yüksek kisi burnundan kıl aldırmaz !

    Özgüvenle kibiri birbirine karıştırmayalım.Özgüven sahibi birey, eksikliklerinin, zayıf yönlerinin farkına varabilmiş ve bunları dengelemeye çalışan insandır ki; eleştirileri dinler, kendini herkesten önce muhakeme eder ve kendine karşı daima daha acımasızdır...
    Gün gelir, istiridye incinin değerini anlar.

Sayfa 1/3 123 SonSon

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.0