Sayfa 1/3 123 SonSon
24 sonuçtan 1 ile 10 arası

Konu: "İnanç, gerçeği bilmek istememektir."

  1. #1

    Üyelik tarihi
    02 Ocak 2011
    Mesajlar
    75

    Standart "İnanç, gerçeği bilmek istememektir."

    Sorum belki birçoğunuza anlamsız gelecek ama çözüm bekliyorum. Şöyle bir durum var. İnanan insanlarda (eski halimden yeterince iyi biliyorum) gerçeği her şekliyle inkar etme gibi bir durum var. Örneklendirme yapmak istemiyorum aslında herkes anlayacaktır ama koymak gerekeceğinden yer vermek istiyorum. 1. örneğimiz: 1985ten sonra lise biyoloji kitaplarına modern evrim yerine yaratılışçılığın girmesiyle belirginleşen ve süregelen ideolojik manipülasyon ve bunun sonucu olarak saygıdeğer insanımızın evrim teorisini insanın maymundan gelmesi sanması. 2. örneğimiz: Muhammed'in 6 yaşındaki Ayşe ile evlendiğini duyunca içine girilen o zamanın kızları olgun oluyordu gibi komik açıklama arayışları. Dediğim gibi aklımın ermediği zamanlar bu tarz gülünç durumlara ben de düştüm. Gülünç lafım inanç sistemine değil bu yorumlamalara. Asla bunu bir hakaret olarak almayın.

    Şimdi sorum şu: Bir insanı inancın sağladığı bu körlükten, acıyacağını sandığı için gözlerini açmama durumundan nasıl kurtarabilirim; en azından duruma nasıl objektif bakmasını sağlarım?

  2. #2
    nilüfer - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    29 Kasım 2008
    Yaş
    21
    Mesajlar
    295

    Standart

    Aslında güzel bir noktaya değinmişsiniz. Körlüğü sağlayan inançmıdır bilgisizlik mi?Bir insanı bu körlükten bilgilendirerek OKUmasını sağlayarak kurtarabilirsiniz.
    Bir karikatür ustasının kalemine binmişsin ,ama minnacıksın.O çizdikçe sende çizgiyi seyrediyorsun dönme dolap misali.Kalemin ucundan tarama ucuna geçincede mürekkep olup akıyorsun kurşun kalem çiziğine.Karikatür olup çıkıyorsun…

  3. #3
    glsezinrs - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    12 Aralık 2010
    Yer
    istanbul
    Mesajlar
    1.306

    Standart

    [QUOTE=Adramelech;22448Şimdi sorum şu: Bir insanı inancın sağladığı bu körlükten, acıyacağını sandığı için gözlerini açmama durumundan nasıl kurtarabilirim; en azından duruma nasıl objektif bakmasını sağlarım?[/QUOTE]

    Kendisi istemediği sürece hiç kimseyi körlükten kurtaramazsınız.Bunu siz de biliyorsunuz...Herkes güneşi görmeyi istemez.Bırakın insanlar kendilerini nasıl gerçekleştiriyorlarsa, öyle var olsunlar...
    Gün gelir, istiridye incinin değerini anlar.

  4. #4
    nilüfer - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    29 Kasım 2008
    Yaş
    21
    Mesajlar
    295

    Standart

    Alıntı glsezinrs Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Kendisi istemediği sürece hiç kimseyi körlükten kurtaramazsınız.Bunu siz de biliyorsunuz...Herkes güneşi görmeyi istemez.Bırakın insanlar kendilerini nasıl gerçekleştiriyorlarsa, öyle var olsunlar...
    Bu istemekle alakalımıdır sizce?Kişi zaten farkında değil isteyip istemediğinin nasıl farkında olabilirki? Yapılması gereken ona farkındalık kazandırmak olması gerekmez mi?Elinizden geleni yaptıktan sonra anlamak istemiyorsa yada mantıksal çıkarımlarda bulunamıyorsa yapacak birşey yoktur ama bunu denemeden 'kendilerini nasıl gerçekleştiriyorlarsa, öyle var olsunlar'demek duyarsızlık,umursamazlık olur.
    Bir karikatür ustasının kalemine binmişsin ,ama minnacıksın.O çizdikçe sende çizgiyi seyrediyorsun dönme dolap misali.Kalemin ucundan tarama ucuna geçincede mürekkep olup akıyorsun kurşun kalem çiziğine.Karikatür olup çıkıyorsun…

  5. #5
    Süreyya - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    16 Nisan 2010
    Mesajlar
    463

    Standart

    eski halinizi ve o zaman ile bu zaman arasındaki gerçek! algınızın kat ettiği yolu en iyi siz bilebilirsiniz tabii...ancak bu 'inanç' kavramı inkar etme-bilmek istememe, herhangi bir algı düzeyinden değerlendirilen ve bu haliyle değiştirilemez olarak benimsenmiş, eskiyen herhangi bir kanıya (kanıtsız) biat etme şeklinde ve de geliştirilemez değildir sırf...yani kapsamı bu kadar daraltılamaz ,

    Sizin de kendinizdeki değişimlerden bahsettiğiniz üzere bu böyledir normalinde

    ancak yine bu kavramın (inanç)..şemsiyesi altında, tabu halinde (körlük noktasında) düşüncelerde yer bulabilmektedir kendine, bu da inkar edilemez o ayrı.

    benim şahsi kanaatim inançların ve bunu dile getirişimizin seyri şöyle gelişiyor; düşüncede, istekli olduğumuz alanda yol alırken...herhangi bir nedenle algı ve anlayışımızın sekteye uğradığı yerde (çeşitli nedenlerle yeterince dolamadığımız-donanamadığımızda) o noktaya, bilinemezimize karşılık gelen..yönelimimize /fikriyatımıza/isteğimize vb. uygun düşürdüğümüz bir akıl notu. İyi niyetle her an yola çıkmaya-düşünceye açık olduğumuzda bu geçici durak bir durup değerlendirme- dinlenme-demlenme gibi düşünülebilir ..ancak zorlanmaya gelemezde, buraya demir atarsak gelişmeler karşısında zamana yenileceğimizden obsede kesindir.

    İnsan; her çağın yaşantısında, zamanına uygun olarak düşünsel gelişim gösteren-hayatı her daim yeni bir çerçeveden okuyabilecek donanımda, düşünce sahibi! ve yine bu etmenlere bağlı/uygun olarak ta hükme varan bir canlı. Zamana ayak diremek ,O'nu yok saymak olabilir mi? geçen zaman ibreti alemi yansıtır da insan ancak geçmişten ders çıkarır..eskiyen hükümlere saygı anlayış! başka bir şeydir aynen sürdürme eğilimi başka bir şey.

    aslında dinde de budur kuran açık-apaçık meydandadır, her şey O'ndan O'nun enerjisinden halk olmuştur, süreç te değişim-gelişim-e açıktır

    ve İslamiyet'in vahiy! tebliğcisi- peygamberi ile onun hükümleri /uygulamaları da o zamanki ümmetin anlayışı ile bağdaşıktır ziyadesiyle ( yazalım da aklı evveller peygamberi ve sünnetini hafife aldığımızı sanıp zıplamasınlar, o' zamanın kabul görmüş, en kutlusu-vahy alacak-aktaracak akıl-gönül yeterliliğinde tebliğ makamına ermiş olanı ve iman sahibi olanların da Ona saygıda olup, kendi kusurlu görüşlerini ona yüklemeyi düşünemeyeceğidir,elçiye -elçiliğinden dolayı da insanlığına.. ki bu da allahla-kul arasındadır-zeval olmaz.

    ama yook biz ille de her konuda olduğu gibi ifrada kaçmayı pek bi severiz..dediği işaret ettikleri üstüne düşünmeyi değil yaptıklarını.. hem de bu zaman ve anlayışta! eleştirir ya da sürdürürüz)

    sorunuza gelirsek... (bence) kimseyi kurtaramazsınız, kimsenin yerine yaşamadığınız ve düşünemediğiniz gibi ancak zorlamadan/zorlanmadan ilişkinizi sürdürebilirsiniz ki bu da en objektif olandır : )

  6. #6
    glsezinrs - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    12 Aralık 2010
    Yer
    istanbul
    Mesajlar
    1.306

    Standart

    Alıntı nilüfer Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Bu istemekle alakalımıdır sizce?Kişi zaten farkında değil isteyip istemediğinin nasıl farkında olabilirki? Yapılması gereken ona farkındalık kazandırmak olması gerekmez mi?Elinizden geleni yaptıktan sonra anlamak istemiyorsa yada mantıksal çıkarımlarda bulunamıyorsa yapacak birşey yoktur ama bunu denemeden 'kendilerini nasıl gerçekleştiriyorlarsa, öyle var olsunlar'demek duyarsızlık,umursamazlık olur.
    Duyarsızlık değildir, gerçekçiliktir.Zeka, her bireyde farklı seviyelerde tezahür eder.(genetik faktörler, çevre koşulları vb)Ama akıl, türümüzün her bireyinde vardır.Akıl, hiç kıskanılmayan neredeyse tek yetidir.Çünkü herkes en çok kendi aklını beğenir.Farkındalık yaratamamış/üretememiş (veya yaratmak istemeyen..)bir bireyi (yetişkin olduğunu farzederek örnekteki bireyin) kendi aklınızla akıllandıramazsanız..Eğer o isterse her konuda yanında/yardımcı olmak elbette görevimiz..
    Gün gelir, istiridye incinin değerini anlar.

  7. #7
    nilüfer - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    29 Kasım 2008
    Yaş
    21
    Mesajlar
    295

    Standart

    Alıntı glsezinrs Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Duyarsızlık değildir, gerçekçiliktir.Zeka, her bireyde farklı seviyelerde tezahür eder.(genetik faktörler, çevre koşulları vb)Ama akıl, türümüzün her bireyinde vardır.Akıl, hiç kıskanılmayan neredeyse tek yetidir.Çünkü herkes en çok kendi aklını beğenir.Farkındalık yaratamamış/üretememiş (veya yaratmak istemeyen..)bir bireyi (yetişkin olduğunu farzederek örnekteki bireyin) kendi aklınızla akıllandıramazsanız..Eğer o isterse her konuda yanında/yardımcı olmak elbette görevimiz..
    Salt 'kendilerini nasıl gerçekleştiriyorlarsa, öyle var olsunlar 'demek duyarsızlık izlenimi vermekte ama bu noktada hiç etkide bulunmadan olduğu gibi kabul etme çıkarımında bulunabilirim. Olduğu gibi kabul etme konusunda problem olduğunu düşünmüyorum ama etkide bulunmama kısmının bencilce olduğunu düşünüyorum.

    Kendi aklımızla akıllandırmak ne haddime/haddimize, bu onu küçümsemek kesinlikle değil aksine gerçeği görmesini sağlayarak faydalandırmak. Evrim teorisini ele alırsak; evrim teorisine inanıyorum veya inanmıyorum diyemezsiniz o zaten gerçektir.

    'Akıl, hiç kıskanılmayan neredeyse tek yetidir. Çünkü herkes en çok kendi aklını beğenir.' Doğru bir nokta ancak kişinin kendi aklını beğenmesi akıllı olduğunu gösterir mi tartışılır. Örnekteki bireyde kendi aklını beğeniyorsa eğer farkındalık kazandırmak adına yapabileceğiniz bir şey yoktur, buradaki gerçekçiliğinize katılırım.
    Bir karikatür ustasının kalemine binmişsin ,ama minnacıksın.O çizdikçe sende çizgiyi seyrediyorsun dönme dolap misali.Kalemin ucundan tarama ucuna geçincede mürekkep olup akıyorsun kurşun kalem çiziğine.Karikatür olup çıkıyorsun…

  8. #8

    Üyelik tarihi
    29 Mart 2011
    Yer
    izmir-karşıyaka
    Mesajlar
    131

    Standart

    Alıntı Adramelech Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Şimdi sorum şu: Bir insanı inancın sağladığı bu körlükten, acıyacağını sandığı için gözlerini açmama durumundan nasıl kurtarabilirim; en azından duruma nasıl objektif bakmasını sağlarım?
    eğer okumadı isen, richard dawkins in Tanrı yanılgısı kitabını öneririm..

  9. #9
    glsezinrs - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    12 Aralık 2010
    Yer
    istanbul
    Mesajlar
    1.306

    Standart

    [QUOTE=nilüfer;kişinin kendi aklını beğenmesi akıllı olduğunu gösterir mi tartışılır.

    Çok sevdiğim bir söz vardır.Doğruluğunu gördüğüm/yaşadığım için severim."Hayat en iyi öğretmendir" Bize akıllı olup olmadığımızı başımıza vura vura öğretir...
    Gün gelir, istiridye incinin değerini anlar.

  10. #10
    nilüfer - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    29 Kasım 2008
    Yaş
    21
    Mesajlar
    295

    Standart

    Alıntı glsezinrs Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Çok sevdiğim bir söz vardır.Doğruluğunu gördüğüm/yaşadığım için severim."Hayat en iyi öğretmendir" Bize akıllı olup olmadığımızı başımıza vura vura öğretir...
    Farklı bir noktadan bakmışsınız ,benim bahsettiğim yerdeki bir bireyede öğretir mi hayat akıllı olup olmadığını ,ne kadar sürer öğrenme süreci, süreç önemli olmaz gerçi o bilince getirebiliyorsa ne ala..Belkide 'etkide' bulunma süreci hızlandırır ne dersiniz?
    Burada insanın aklını beğenmesinin zıddı insanın aklından şüphe etmesi diyebiliriz.Aklını beğenen kişinin bilinç/farkındalık açısından eksikliklerini oluruna bırakarak değilde etkide bulunarak açmak/aşmak gerektiğini ,ama bu etkiye rağmen aklını beğeniyorsa hayat vursada onu etkilemeyeceğini çünkü o bilinçte olmadığı boyutu bahsettiğim..
    Bir karikatür ustasının kalemine binmişsin ,ama minnacıksın.O çizdikçe sende çizgiyi seyrediyorsun dönme dolap misali.Kalemin ucundan tarama ucuna geçincede mürekkep olup akıyorsun kurşun kalem çiziğine.Karikatür olup çıkıyorsun…

Sayfa 1/3 123 SonSon

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.0