sevgili Talha, insanı toplum'dan toplumu'da insan'dan bağımsız düşünemez'sin. Ben merkezli düşünen insanın benliğini dışa vuracağı olgunun süper ego olduğunu düşünürsek bu bir insan için amaç ve araç ilişkisini doğrur ve bu ilişki içerisinde bireyin düşüncesi sosyalleşip toplum içerisinde yer almakla birlikte yeni toplumsal ivmeler ve kriteler oluşturur.
bastırma, yüceltme, düşle doyum, yerine koyma, yansıtma, gerilme, yadsıma, akılcılaştırma tüm bunlar egonun değil süper egonun ilgi alanına girer. Yoksa insan dürtüsü ve insan hayatı yeme içme sevişmek dışında pek fazla bir şey değildir. İskender kebap yersen de doyarsın zeytin ekmek yersen de vücut aynı Endorfin hormonunu salgılar. boğazda yediğin yemek ile evinde yediğin yemek arasındaki tek fark ego'nun toplumsal etkileşimidir. Ama bu etkileşimden önce bu etkileşime kaynaklık ve yataklık eden toplumsal bir yapı vardır.Ben şahsen burayla egonun beslendiği yerle ilgileniyorum. zaten konu başlığı da bununla ilgileniyor. Ego şöyledir ego böyledir demek yerine egomuzu ve düşüncelerimi doğuran koşullara değinmek daha eğlenceli
sevgili nejdet paradigma olayına kesinlikle katılıyorum. medeniyet ve uygarlık kavramları geçmişten kalan izler ve hikayelerle beslenen bir durum. ilkel bir kabilede atalarımız kavimlerimiz sözcükleri ve değerleri yer bulurken yada feodal koşullar içerisinde yaşayan aşiretlerde bu durum aynı olup örf adet töre ve yazılı yasa ile süslenmiştir. Çünkü zamanın boşluğunu yaşayan insan kendi hayatına bir anlam katmakla meşguldür. yaratılış mitolojilerini düşün.. önce boşluk vardı sonra adam suyu yarattı ve içine renk kattı.. derken kelt mitolojisi, yunan mitolojisi, iskandinav, türk, japon vs.vs. toplumlar uygarlıklar zinciri içerisinde gelişti durdu.bir masal diğerine ilham verirken nice yiğitler cengaverler savaş meydanlarında eskilerin bayraklarını taşıdı.ve her eski şey zamanın sonsuzluğu ve hayatın diyalektik akışı içerisinde yenisine mahkum oldu. olmaya devam edecek gibi. Kayıp kıta MU ( atlanstis ) insanlar hala bunun peşinde. Kimileri ise milayarlarca nüfusu milyonlarca km lik toprağa rağmen jedi knight'dan esinlenip farklı galaksiler ve medeniyetlerin izini sürüp star wars oynuyor. Bir bitki gibi ağaç gibi hayvan gibi bu hayatı yaşayıp selamlayıp gitmek pek bizim işimiz değil gibi..Çünkü salt gerçekle var olmayı başaramayan bir ırkız.
Avalonun Sisleri diye bir film var İngilteren'in kelt mitolojisini terk edip hristiyanlığa geçişini simgeleyen bir film. uygarlık ve medeniyet konusunda epey iddealı izlemediysen izlemeni şiddetle tavsiye ediyorum dostum..


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı


