Sayfa 3/3 İlkİlk 123
28 sonuçtan 21 ile 28 arası

Konu: Varoluşsal boşluk ve panik atak

  1. #21
    cogito - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    30 Ocak 2010
    Mesajlar
    204

    Standart

    Sevgili Oğuz, Frankl insanın yaşamın anlamını değil de kendi yaşamının anlamını bulması gerektiğini söylüyor. Sanırım soyut bir anlam arayışı yerine kendi yarattığımız anlamlarla yaşamı sürdürmemiz gerekiyor. Eminim ki herkesin yaşamını devam ettirmek için nedenleri vardır. Lütfen siz de bu nedenleri bulun ve bulduğunuz nedenlere sıkıca sarılın.

  2. #22

    Üyelik tarihi
    21 Nisan 2010
    Yaş
    27
    Mesajlar
    4

    Standart

    belkide cok sorgulamamak lazım biseyleri.varolduğumuz hayatı kabullenip nasıl sekillendirebiliriz diye bakmalı...yaşama anlam katan insandır bence...sende bulunduğun boşluktan cıkmaya ve hayatına anlam katmaya calısmayı dene bide

  3. #23
    Süreyya - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    16 Nisan 2010
    Mesajlar
    463

    Standart

    Boşluğa düşmek! Yönü şaşmak!.. inatla olgunluğu sabitelikte durağanlaşmakta aramak, Varlığımızı seyredeceğimiz bir ayna arayışı, giydiğimiz-giydirilen kimliğin sığ gelmesi, kendimizi kendimize (acıma-narsizm vb.) esir etme vs....

    ve kilitlenme..sıfıra sıfır elde var sıfır durumu

    Hayat karşısında; her kapıyı açan, hazır önermeler mantığı yok maalesef.

    çıkış belki de, etrafı yok saymamak-kendimizi (değer yargılarımıza maddi/manevi yapışmamak) çok da önemsememektedir.

    Açık olmak, O 5 duyuyu hak'kıyla kullanmak ..bilhassa dinlemek, gerçekten duymaya- bakıp geçmeden, görmeye- dokunmaya, duyumsamaya çalışmak...

    tıkandığımızda yol olabilir. Yol hepimize aynı... tıkanıklık, kendimizi farklı-ayrıcalıklı zannetmemizden sanki...karayolu misali

  4. #24

    Üyelik tarihi
    07 Ocak 2009
    Mesajlar
    93

    Standart

    Sn. Cogito, düşünceleriniz için teşekkür ederim. Sizin bahsettiklerinizi ben de yapmaya çalışıyorum. Fakat düşüncelerim nedeniyle samimi olamıyorum ve daha da kötü oluyor. Uzun bir süre beni hayata bağlayan aile üyelerim olmuştu. Biraz da bağlılık teorim var bunun sebeplerinde, her türlü bağlılığın mutsuzluk getirdiğini ve de gereksiz olduğunu düşünürdüm. Fakat şu zamanlarımda da sigara içiyorum, alkol alıyorum ve birisine aşığım bunların üçü de kötü şeyler. Ve bu sene de makine mühendisliği dördüncü sınıfım, hayatı akışına bıraktığımda hiç uğraşmadan bana yapacağını yapacak ve kendisine bağlayacak zaten. Aslında hayata bağlanmak istemiyorum, çünkü engel olamadığım bir inancım var, öldüğümde hayata bağlılığımdan ve bundan koptuğumdan dolayı acı çekeceğim. Belki saçma olabilir ama bu psikolojiyi ya yenmem lazım ya da yenmeyi istemem lazım. Belki de bana uzun süre öğretilen müslümanlığa hayatımda uygun olan bir şeyler olsun diye bundan kurtulmak istemiyorum..

    Sanırım dayanamadım ve içimi döktüm, konuyla ilgili şunu söyleyebilirim.. Bu soyut anlamları istemek konusunu şöyle benzetmeyle değerlendirmek istiyorum; bir denizin ortasında kaybolmuş birisi, deniz altındaki yaşamı, denizin neden mavi göründüğünü, ilginç deniz canlılarının ilginç hayatını düşüneceğine; oradan kurtulmayı düşünmeli; yoksa işi zor.. Dünyayı böyle görüyorum.. Yaşamaya çalışmalıyız..

  5. #25

    Üyelik tarihi
    21 Nisan 2010
    Yaş
    27
    Mesajlar
    4

    Standart

    hayatımızda belirli dönüm noktaları var; cocukluk,genclik ve yaslılık.bu her geçiş zamanı insanı derin bi çıkmaza sokar.duygusal yoğunluk artar,cevapsız sorular coğalır,umutsuzluk başlar.başedemeyeceğimizi düşünürüz ve pes ederiz.bence sende böyle bi sürec geciriyosun oguz.Ve en cokta bağlanmaktan korkuyosun;mutlulugu umut edip bağlanmaya başladıgında yok olmasından...yasadıgın platonik bi asksa buda senı olumsuz ,caresiz hissettirir.emin ol bunlarla başedebilirsin yeter ki iste...yaşamın mucizelerine inan ve hayata gülümse...nacizane düsüncelerim bölee

  6. #26
    Süreyya - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    16 Nisan 2010
    Mesajlar
    463

    Standart

    ...ölüm gibi birsey oldu.
    ama kimse ölmedi
    diyor ya şair (özdemir asaf)

    evet hayatın dönemeçleri yokuşları-inişleri-durakları...tavanı da tabanı da gördüm yanılgıları...
    var..var da varr, ama unutma sen de varsın ve hepsi sen de var!

    yaşanan hiçbir şeyi kayıp sanma ancak.. herkesle beraber akıp giden hayata karşı-akıntıya karşı- da yüzülmez unutma.

    Bu güzel cumartesi sabahı Halil Cibran'dan bir çalıntı

    Dostum ,güneşe bak,toprağa bak,suya bak,buluta bak
    Fakat arkana bakma
    Kimin geldiği önemli değil, kimin gelmediği de
    Unutma yolcu değişir,yol değişir
    ama menzil hiç değişmez....


    Yaşamının, esas değeri/değerlendireni ( O GÜZEL MUCİZE) sensin

  7. #27
    cogito - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    30 Ocak 2010
    Mesajlar
    204

    Standart

    Hani halk arasında sürekli söylenen bir şey vardır _kendini fazla dinleme yoksa delirirsin_. Başka insanlarda , başka işlerde, başka uğraşlarda kendimizi kaybetmemiz gerekiyor.
    Yaşamda herbirimiz birer Sisifosuz aslında.
    Konu cogito tarafından (21 Mayıs 2010 Saat 15:10 ) değiştirilmiştir.

  8. #28
    Feylesof TeCe - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    31 Aralık 2010
    Yer
    Sakarya & Bolu
    Yaş
    18
    Mesajlar
    833

    Standart

    Çok katı olabilir ama uçurumların etrafına duvarlar çekilsin. Kimse kaymaz ve aklını korur, meraklı olan duvardan atlar ve ölür ama kimse öldüğünü görmez. Herkes özgürce ve bağımsızca tercihlerini yaşarlar. Duvar yasak değil tercihler arasındaki ince bir çizgidir.

Sayfa 3/3 İlkİlk 123

Members who have read this thread : 2

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.0