5 sonuçtan 1 ile 5 arası

Konu: Heinz Kohut ve Kendilik Psikolojisi

  1. #1
    köle - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    14 Eylül 2009
    Mesajlar
    149

    Standart Heinz Kohut ve Kendilik Psikolojisi

    Heinz Kohut'a dair bildiklerimi ve öğrendiklerimi özet geçmek istiyorum. Birçok kişinin bu isimden haberi yok,Türkiye hatta dünyadaki psikologların onu yeterince anladıklarını ve terapi yaparken bu isimden yararlandıklarını düşünmüyorum.

    Kendilik psikolojisi Heinz Kohut'un oluşturduğu bir kuramdır. İnsan zihnine "kendilik" olarak bakar ve bunun gelişimi üzerinde durur. Narsisizmin zararlı değil yararlı taraflarına vurgu yapmıştır, genel manadaki negatif narsisizm anlayışını değiştirmeye çalışmıştır.

    "Kendiliğin çözümlenmesi" ve "Kendiliğin yeniden yapılandırılması " adı altında 2 adet kitabı vardır. Bu 2 kitabı tüm detaylarıyla birlikte okuyup anlamaya çalıştığınızda (ki tam olarak anlatmak istediklerini anlamak için kendi hayatınız üzerine bir hayli düşünmeniz gerekiyor), bu ismin sadece psikoloji ve psikanaliz üzerine değil, hayat ve varoluş hakkında çok mühim şeyler söylediğini farkediyorsunuz. Yani bu kuramın bana göre çok önemli felsefi bir boyutu var.

    İlk kitabında Freud'un id-ego-superego şablonuna sadık kalmış, "kendiliği" ufak bir birim olarak düşünmüş ve Freud'un temelini attığı "dürtülerle çalışan insan" modeline uygun açıklamalara girişmiştir.

    İkinci kitabında ise Freud'tan büyük ölçüde ayrılmış, insanı dürtülerini yöneten bir makina olarak değil, KENDİLİĞİNİ açığa çıkartmaya çalışan ve dürtülerin 2.planda kaldığı bir varlık olarak düşünmüştür.

    KENDİLİK denen şeyin ne olduğunun tam olarak bir açıklaması aslında verilmemiştir. Çünkü bir insanın kendiliği bilinemez ve tanımı yapılamaz. Kendilik, kendinizi ve varoluşunuzu algılayışınızın en çıplak ve en temel halidir. Vücudunuzdur, bedeninizdir, zihninizdir. Hislerinizin en gerçek halidir. Biz bir başkasının kendiliğine ulaşamayız, ancak empati yoluyla dolaylı bir bilgi edinebiliriz.

    Kuramın can alıcı yerleri hakkında kısaca özet geçmek istiyorum, anlatacağım yerler çok kısıtlı bir şekilde anlatılmıştır, daha çok ayrıntısını isteyenler google dan ulaşarak ve burdan bana sorarak daha fazla bilgiye ulaşabilirler.

    İnsanların 2 temel ihtiyacı vardır. Birincisi aynalanma , ikincisi ise idealize etmedir. Aynalanma demek, birinin sizin iç dünyanıza empati yoluyla doğru yanıtlar vermesidir. Sizin derinliklerinize sorarak, paylaşarak girmesi, sizi tam olarak anladığını göstermesidir.

    İdealize etme ise, bir kişiyi ya da bir figürü gözde büyütüp, ondan güç almak, onunla eş hissetmek demektir. Bu büyütülen ve sonsuz güç atfedilen kişide kendinizi görürsünüz, bir süre sonra içselleştirerek kendinizin bu güçlü haline ulaşırsınız.

    Ayna aktarımı ve idealize etme aktarımı ayrı olarak düşünülemez ve genelde bu istekler birbirine karışmıştır. İşte insanın temel arzusu doğru "Empati" yapabilen birinden bu geri dönüşleri alabilmektir.

    Malesef anlattıklarım bu kadar basit şeyler değil. Her zaman bizle daha fazla empati kurabilecek ve doğru yanıtlar verebilecek birilerinin eksikliğini çekiyoruz. Yanlış empati yapan bir ortamda bulunduğumuz ve geliştiğimiz için, biz de kendi isteklerimize yanlış empati yapıyoruz. Ve hayat tamamen bu karmaşadan kuruluyor.
    Konu köle tarafından (14 Ocak 2010 Saat 03:00 ) değiştirilmiştir.
    kafama göre bir insan veya sadece onun hayalini arıyorum

  2. #2
    köle - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    14 Eylül 2009
    Mesajlar
    149

    Standart

    Kohut insanın doğasına kendinden önceki isimlerden farklı bakmıştır. Bu bakış, insanın ve hayatın, terapinin, tamamen farklı bir şekilde yorumlanmasına neden olmuştur.

    Kohuta göre insan doğası saldırgan değil, kendini varetmeye çalışan bir yapıdadır. İsteklerin engellenmesi, doğru empatinin varolmaması narsisistik bir öfke şeklinde birikir. İşte bu öfke ve nefret, saldırganlığa ve yıkıcılığa yol açar.

    Bunun haricinde insanın kendini ortaya koyuşunda, yani varoluşunda bir miktar öfke vardır. Bu çoğu zaman saldırganlık olarak algılanır, oysaki özgürlüğün ve kendi ortaya koyuşun (kendine güvenin) bir parçasıdır. İnsanlarla doğru bir mesafede kalmanızı sağlar.

    Narsisizm insanın kendini beğenmesi, hatta tapması olarak bilinir. Bu doğrudur ve her insanın en temel ihtiyacıdır, ama bu tapınışın ne şekilde olması gerektiği kilit sorudur.

    Gerçek kendiliğinden uzaklaşan, ve anne-babanın-toplumun istekleri doğrultusunda sahte bir kendilik geliştiren birey, kendi "doğallığına" tapamadığı için, bu (çok!) büyük ilgiyi başkalarından bekler.Zihni bu durumun yanlışlığını göremeyecek kadar oturmuş bir yapıdadır, bunu değiştirecek adımı atmak için gerekli cesarete sahip değildir.

    Kişinin kendi isteklerine empati yapmayı öğrenmesiyle birlikte, uzun ve zorlu süreçlerden geçmesi gerekebilir. Kişi bugüne kadar yaşamadığı bir hüznü ve mutluluğu aynı anda yaşayacaktır. Bu korkutucudur, bu yüzden etrafta bu süreci anlayabilecek ve destek olabilecek eşduyumlu birilerine ihtiyaç vardır.

    -----------------------------

    Zaman buldukça önemli noktalar hakkında daha fazla yazmak istiyorum. Heinz Kohut ve kuramı hakkında birçok soruya cevap verebilirim, eksik ya da artı taraflarını birlikte tartışabilirim. Tekrar söylemek isterim ki google dan ayrıntılı bilgiye ulaşmanız mümkündür.
    kafama göre bir insan veya sadece onun hayalini arıyorum

  3. #3
    ait oldugum bi nick yok - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    14 Eylül 2009
    Mesajlar
    9

    Standart

    ''Kişinin kendi isteklerine empati yapmayı öğrenmesiyle birlikte, uzun ve zorlu süreçlerden geçmesi gerekebilir. Kişi bugüne kadar yaşamadığı bir hüznü ve mutluluğu aynı anda yaşayacaktır. Bu korkutucudur, bu yüzden etrafta bu süreci anlayabilecek ve destek olabilecek eşduyumlu birilerine ihtiyaç vardır.''

    'Kişinin kendi istekleri ile empati yapmayı öğrenmesi' bu sürecin başlangıcı sizde ne ile ortaya çıktı? Ve bu süreçte insanın ihtiyaç duyduğu eşduyumu bulamaması halinde yapıcağı şey olmayanı görmek mi olucaktır? Bu soruları kişiselleştirip size sordum çünkü Kohut'u anlayıp böyle güzel yazabildiğinize göre yaşamınıza katmışsınızdır diye düşündüm.

  4. #4
    köle - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    14 Eylül 2009
    Mesajlar
    149

    Standart

    Teşekkürler. Benim için bu süreç tanrıya ve varoluşuma kafayı yorma, psikolog macerası yaşama olayları ile başladı. Hayatımdaki bıkkınlığı ilk kez kabullenmiştim, sonradan farkettim ki bu bıkkınlığı kabullenişin ve bunun benim suçum olmadığını anlamamın içinde aşırı bir mutluluk var. Aşırı kelimesini gerçekten aşırı manasında kullanıyorum.

    Eşduyumlu yanıtları okuduğum kitaplardan, inandığım fikirlerden ve her geçen günün bana getirdiği geri dönüşlerden aldım. Bir de işin komik tarafı, kohutun kitabından aldım. Bunları okumamış olsaydım, bazı şeylere hiçbir zaman cesaret edemeyebilirdim, çünkü mantıkla açıklanabilecek hisler hissetmedim.

    Empati ya da aynalanma için direk olarak somut bir kişiye ihtiyacınız yok her zaman. Bazen sadece güne başlamak yetiyor.
    kafama göre bir insan veya sadece onun hayalini arıyorum

  5. #5
    Feylesof TeCe - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    31 Aralık 2010
    Yer
    Sakarya & Bolu
    Yaş
    18
    Mesajlar
    833

    Standart

    %100 verimle gerçekleşen empati mümkün müdür, gerçek manada empati olduğuna inanıyor musunuz?

Members who have read this thread : 3

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.0