Sayfa 1/6 123 ... SonSon
58 sonuçtan 1 ile 10 arası

Konu: Sevginin Kökeni

  1. #1
    nejdet - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    20 Ağustos 2008
    Yer
    istanbul
    Yaş
    48
    Mesajlar
    2.546

    Standart Sevginin Kökeni

    SEVGİNİN KÖKENİ

    Sevgi bir tanıma göre karşılık beklemeden verebilmekti; öğreti bunu gösteriyordu. Retorik de böyleydi. Gerçekte ise sevginin kökeninde neler vardı?

    İnsan türü soyutlamayı öğrendikten/keşfettikten sonra her olguyu sevdiğini söylemeye başladı; buna mistik bir boyut katarak sevgiyi tanrısallaştırdı. İşte o gün sevgi yok oldu.

    Sevgiye duyulan gereksinim, insan ruhunun yalnızlığına, güçsüzlüğüne, kendisine duyduğu inancın zayıflığına karşılık gelmeye başladı. Bir zamanlar bir yerlerdeki kırılmanın onaranı oldu ve bu nedenledir ki hep istendi.

    Sevmek ve sevilmek ayrı olgulardır. İlkinde etken durumda olan insan ikincisinde edilgen durumundadır. İlkinde yapar, ikincisinde yapılmasını bekler. Beklemek sevgiye terstir. Kırılma bu noktada yaşanır. Beklemek kişinin egosuna yenik düşmesidir ve sevgiyi koşullandırmakla/şekillendirmekle/kapsamını belirlemekle sınırlandırır. Etken durum an-la ilgilidir ve sonuçlarını hemen gösterir; oysa edilgenlik geleceğe doğru bir beklentiye işaret eder ve kararsızdır.

    Sevilmek ve onu yanında istemek güçsüzlüğün örtülenmesini sağladığı için mi bir değer kazanır?

    Soyutlayan insan “ben” ve “ego”suna köle olunca, “ben” onu aşar ve onu yönetmeye başlar.

    Kuzuları sever insan; ne de güzel etleri vardır; pirzolasına doyamaz. Üstelik büyüyecekler, toklu olacaklar, etlerinden sütlerinden ve yünlerinden yararlanılacaklar. Canneti’nin dediği gibi kuzular bir kitleyi temsil ediyorlar. Hem de çoğalan bir kitle. Kitle içinde kişinin yalnızlığını ve korkularını yenmesi yine aynı şekilde belirlenmiş görünmektedir. Sevilen kuzular canlı-kanlı kesildiklerinde de sevilmeyi sürdürürler. Sen benim duygularıma/tat alma zevkime/içselleştirmeme/gereksinimlerime karşılık verdiğin için seni seviyorum diyebilir miyiz bu son duruma?! Kuzular meleşerek yanıtlıyorlar...

    Yanı-başta duran, toprağı havalandıran ekolojik dengeyi sağlayan solucanları bir o kadar sevmeyiz. Hele yılan söz konusu olduğunda günahkarın tanrısı gibi “başı küçükken ezilmeli” diyerek nefretle karşılarız. Yılanlar karıncalar, arılar, kuzular gibi bir kitleyi temsil etmezler. Cinsel temasları dışında ki, bunu da türün devamı için yaparlar, fazlaca toplu davranış sergilemezler. Onlar yalnız yaşar ve ölürler. Yılanın kararlılığı, soğukluğu, kibirli duruşu, öz-güveni, sabırlı bir şekilde avına yaklaşması insan türünü korkutur. İnsan kendi türünde benzer ögeleri taşıyanları sevebilir ancak farklı türlerdekini sevme eğilimi taşımaz. İnsanın sevdiği olguyu/objeyi içselleştirme eğilimi/isteği tamamen egosunu tatmin etmeye yöneliktir.

    Sevdiğini dillendiren ve nefret eden tek tür insandır. Nefret duygusu diğer canlı türlerinde yoktur. Bu duyumsama boyutu insanı diğer türlerden ayıran belki de en önemli olgulardan birisidir. İnsan türü kendi egosuna yenik düştüğü için kendisine yalan söyleyen ve bunu içselleştirerek benimseyen ve bu edimiyle de sevgiyi köreltip/boşaltan/yoklaştıran tek türdür. Alkışlamak gerekir.

    İnsan bu acı-dan kurtulmak için “ego”sunu hiç-leştirerek bir sonuç almaya çalışmıştır. Tüm rütbelerini sökerek, eklemlenenleri üzerinden çıkartarak çırıl-çıplak kalmak suretiyle kendisini var-etmek istemiştir. Ancak, mağaralardan çıktığını ve tüylenmelerinin/postunun artık olmadığını unutmuştur. Hiç-lik deryasında o, var-lık gemisini arayan gemisiz kaptan gibidir. Ne bir “hiç” ne de “var” olmanın bilincine varmadan “ego”sunu aştığında yanılgısını görür. Sevgi ego-nun yanılsamasının kırıldığı anda ortaya çıkar. Yok-tan/hiç-ten var olmaz.

    7/8 Haziran 2009, Batı


    kadınlarını erkeğe muhtaç bir şekilde yaşamaya zorlayan bir toplum, kökünden acizdir.

  2. #2
    nejdet - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    20 Ağustos 2008
    Yer
    istanbul
    Yaş
    48
    Mesajlar
    2.546

    Standart Ynt: Sevginin Kökeni

    Etken durum an-la ilgilidir ve sonuçlarını hemen gösterir; oysa edilgenlik geleceğe doğru bir beklentiye işaret eder ve kararsızdır.

    kararsızlık/geleceğe dönük belirsizlik -ki, olasılıklar içerisindeki bir gelecek zaman dilimi ve olayını düşünebiliriz- sevgiyi koşullandırmakla, sınırlandırmakla ve bir yönden bağlamakla onu zorunluluğa dönştürdüğü için içeriksizleştirecektir. bu nedenle sevgiyi beklerken bunu geleceğe doğru yöneltmeyip o an/yaşanılan zaman dilimi içerisinde beklemenin ona zarar vermeyeceği kanısındayım.


    kadınlarını erkeğe muhtaç bir şekilde yaşamaya zorlayan bir toplum, kökünden acizdir.

  3. #3
    nejdet - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    20 Ağustos 2008
    Yer
    istanbul
    Yaş
    48
    Mesajlar
    2.546

    Standart Ynt: Sevginin Kökeni

    giysilerin niteliği/çeşitliliği/nicelikleri bir-diğerinden farklıdır. sosyal varlık olan bireyin bilinçli tercihleri ile sevgiyi kör-çukurdan çıkartması, köleliğin zincirlerini yıkması olanaklıdır. doğal olan ile sosyal olanın farklılığı doğaya bilinçli ve tarihsel bellek ile geri dönüldüğünde giysilerin biçim ve nitelikleri çok farklı olacaktır; onları tanımlayan sözcükler de farklılaşacaktır; her öz-ün zıttını içinde büyüterek yeniyi doğurması çeşitli olasılıklar içerisinde ayıklandıklarında neden çirkin olsun ki? güzel olanı bulma ve yaratma olasılığının zayıflığı aslında çirkinin kurgusal genel-kabulü üzerine yükselir ve peşin yargılar ile içine kapanma eğilimini taşır. bu nedenle sevgiyi o kozadan çıkartıp kelebek yapmak insanın elindedir; kanatlarındaki desenler de onun giysileri olacak...
    kadınlarını erkeğe muhtaç bir şekilde yaşamaya zorlayan bir toplum, kökünden acizdir.

  4. #4
    nejdet - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    20 Ağustos 2008
    Yer
    istanbul
    Yaş
    48
    Mesajlar
    2.546

    Standart Ynt: Sevginin Kökeni

    sevgi bir yönüyle soyutlanmış düşüncedir. her şey-i/olguyu sevmek ne kadar olanaklıdır?/ya da ne kadar gereklidir? sevginin kökeninde insanın kendisi vardır ve o insan kendini gerçekleştirdiğini düşündüğü olguya yönelmesi onun içe dönüşüdür. Her içe-dönüş bir yansıma ile dışa açılımı gerektirir. sevgi, dışa açılan insanın kendisidir. Dışa açılmak bir çoğalmadır; o zaman sevgi, dışa-açıldığı ölçülerde bir çoğalma/paylaşımdır. sevgi temelinde bir paylaşımdır.
    kadınlarını erkeğe muhtaç bir şekilde yaşamaya zorlayan bir toplum, kökünden acizdir.

  5. #5
    nejdet - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    20 Ağustos 2008
    Yer
    istanbul
    Yaş
    48
    Mesajlar
    2.546

    Standart Ynt: Sevginin Kökeni

    sevgiyi çeşitli kategorilere ayırmak mümkündür;

    insan sevgisi, canlı sevgisi, tek-yönlü/karşılıklı canlılar-arası sevgi, toprak sevgisi, öz-sevgi, gerçek ve görüntüde olan sevgi vs...hepsinin temelinde yatan nedir? bunun -sevginin- salt insan türü ile ilgili olmadığı da bilinmektedir.

    sevgi canlının var-olma biçimlerinden bir duygudur. tüm canlıların özünde sevgi vardır ve onu nefrete dönüştüren ise ben/ego-dur.

    ben/ego-nun sıfırlanması sonsuz sevgiyi yaratabilir mi? sanmıyorum. Bu, hiç-liktir. Sevginin temelindeki öznellik onun sosyal içeriğinden soyutlanamaz. demek ki, sevgi karşılıklı üretildiğinde sosyal bir içeriğe kavuşur ve çoğalabilir; değilse sömürülmenin zeminini oluşturacaktır.

    sevgi sömürüden kurtarılmalıdır...
    kadınlarını erkeğe muhtaç bir şekilde yaşamaya zorlayan bir toplum, kökünden acizdir.

  6. #6
    nejdet - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    20 Ağustos 2008
    Yer
    istanbul
    Yaş
    48
    Mesajlar
    2.546

    Standart Ynt: Sevginin Kökeni

    sevginin tam karşısında nefret duygusu yer almaktadır. sevgi ve nefretin kökenleri aynı kaynaktan besleniyorlar.
    kadınlarını erkeğe muhtaç bir şekilde yaşamaya zorlayan bir toplum, kökünden acizdir.

  7. #7
    nejdet - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    20 Ağustos 2008
    Yer
    istanbul
    Yaş
    48
    Mesajlar
    2.546

    Standart Ynt: Sevginin Kökeni

    sevgi dile gelir ve gösterilmeye çalışılır da -göstermelik olsa da- kardeşi nefret neden açıkça dile gelmez ve çoğunlukla örtüldür? nefret, karşı tepkiyi göğüslemek zorundadır; böyle olunca bunu önemser ve gizlenir; özünde korku vardır; nefrete bağlı saygı, gerçek saygı değildir ve maskelenmek zorundadır. insan türü tutkularına yenik düşünce yiter; sevgi ve saygı aynı anda yoklaşır.
    kadınlarını erkeğe muhtaç bir şekilde yaşamaya zorlayan bir toplum, kökünden acizdir.

  8. #8

    Üyelik tarihi
    19 Haziran 2009
    Yer
    İstanbul
    Yaş
    52
    Mesajlar
    773

    Standart Ynt: Sevginin Kökeni

    Sevgi duygusunu irdelemek benim dışımda bir konu aslında. Sevgi varsa vardır, olacaksa olur. Menfaat karşılığı sevmek yada saymak diye bir şey de yok. Sadece büyük bir aldatı bu. Ama hepimiz bu aldatının kurbanı olabiliyoruz ne yazık ki. Koşulsuz sevmek isteyen, ama bunu bir türlü başaramayan bir kişi olarak egonun önemini asla yadsıyamam. Sevdiğim bir kişice sevilmediğimi hissettiğimde nefret etmiyorum, sevgim bitiyor ve nötrleşiyorum. Nefret etmem için kişiliğime saldırı ve zarar söz konusu olmalı. Beni sevmiyor diye kimseden nefret edemem ki. Bu da bir özgürlüktür. Herkes beni sevemez, ben de herkesi sevemem. Ama herkese ilk yaklaşımım kesinlikle sevgiyledir. Sevgimi hak ediyorsa kendiliğinden büyür, haketmiyorsa yiter gider. Bu da içsel/işlevseldir. Kimileri ise daha farklı. Belki nefret bile edebileceği durumlarda yine sevenler gibi. Ben bu kategoriye hiç dahil olamadım, nedeni ise kişiliğimdeki sevgi kökeninin farklılığı olsa gerek.

    Kuzuları severim, ama sevgimin nedeni ne eti, ne sütü ne de yünü. Bunlarda yararlanmak zaten kaçınılmaz, çünkü var oluş amaçları bunlar için. Ben kuzuları sadece masumiyetleri ve şirinlikleri için seviyorum. Ego/tatmini faktörünün ön plana çıkmadığı sevgi türü bu olsa gerek.

  9. #9
    nejdet - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    20 Ağustos 2008
    Yer
    istanbul
    Yaş
    48
    Mesajlar
    2.546

    Standart Ynt: Sevginin Kökeni

    bilerek ya da bilmeyerek sevgiyi koşullandırmış olabilir miyiz?
    kadınlarını erkeğe muhtaç bir şekilde yaşamaya zorlayan bir toplum, kökünden acizdir.

  10. #10
    nejdet - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    20 Ağustos 2008
    Yer
    istanbul
    Yaş
    48
    Mesajlar
    2.546

    Standart Ynt: Sevginin Kökeni

    sevgiyi koşullandırmak kişinin kendisi dışında gerçekte hiç bir olguyu/kişiyi sevmemesi demektir. bu durum, kişinin kendi duygu ve düşünceleri ile beklentilerinin karşılanması koşuluna bağlı ilgi ve sevgiyi açıklar. bunlar karşılandığı sürece/koşullar geçekleştiği sürece kişi sevmeyi sürdürür; koşul her hangi bir şekilde kalkar ya da değişir ise o zaman sevgi birden yerini öfke/nefret/dışlamaya bırakır. bu öfke/nefret/dışlama şeklindeki dışa-vurum, çok belirgin olarak kendisini gösterir. bunu yapan kişi hala sevdiğini düşünür; koruma duygularının arkasına gizlenerek egosunu örtülemeye çalışır. kişi açıkça "ben kendi duygu ve düşüncelerim ve beklentilerim için seni seviyorum/değilse senden nefret ediyorum/sevemiyorum" deme cesaretini gösteremez. bu, gerçek sevgi değildir. sevginin kökeninde ihtiraslar yatmaz.
    kadınlarını erkeğe muhtaç bir şekilde yaşamaya zorlayan bir toplum, kökünden acizdir.

Sayfa 1/6 123 ... SonSon

Members who have read this thread : 5

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.0