4 sonuçtan 1 ile 4 arası

Konu: Reha Yünlüel

  1. #1
    kalliope - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    23 Aralık 2008
    Mesajlar
    737

    Standart Reha Yünlüel

    amorti

    biletimi,
    kör bir piyangocunun
    titreyen ellerinden çekiyorum
    savrulmuş hayatıma bir amorti vursa
    bu, en büyük ikramiye bana!

    sen'lerden örülmüş bir duvarın kenarından yürüyorum
    sen'lerden örülmüş o duvara tutunarak
    yalnızlıklardan kaçıyorum güya
    yalnızlıklarıma birer davetiye gönderirken

    ben o sen'leri bölüyorum
    o sen'ler beni
    bölük pörçük hayatımı
    iliklemeye çalışıyorum beceriksiz ellerimle!

    yamalı bir kum torbasına dönmüşüm
    kendimi dövmekten geliyorum
    bir iş dönüşü saati
    yorgunum, bitkinim
    dargınım kendime!

    cevapları kendi içinde saklı sorguların
    binlerce soruya gebe bakışlarında
    bir sümüklüböceğin kabuğunu sürüklediği çaresizlikte
    sürüklüyorum kendimi
    bir kaplumbağanın "evim" dediği heyecanda
    taşıyamıyorum artık bedenimi!

    kendimi ispiyonluyorum
    bir casusun kurşuna dizilme hakkını
    görebilmek için kendimde

    terazi burcundan gündönümlerinde
    akşamdan kalma yorgun bir gündüzün sarhoşluğu,
    kazandığı savaşlardan topladığı madalyaları
    ağlayarak sayan bir askerin gölgesiyim

    ahh!
    göz özü görmeyen bir havada
    fareli köyün kavalcısını arıyorum:
    ömrümün kalan kısmına hükümlü
    peşinatsız dört taksit sudan ucuz üç kuruşluk acılarımı
    dökmesi için denize!

    Videos Posted by YAKAMOZ: A M O R T ? - REHA YÜNLÜEL [HQ] | Facebook
    Konu kalliope tarafından (18 Şubat 2010 Saat 17:48 ) değiştirilmiştir.
    Kelimelerin gücünü anlamadan, insanların gücünü anlayamazsınız.(Konfüçyüs)

  2. #2
    kalliope - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    23 Aralık 2008
    Mesajlar
    737

    Standart

    çapak

    tanrılaşmış gözlerle bakıyordu öylece
    çapaksız ve tanrılaşmış gözlerle

    bir yıldız aktı gökyüzünde
    gökyüzü simsiyahtı
    o bembeyaz minik gözlerini bir kenara bırakırsak
    bir dilek aktı gökyüzüme
    gökyüzüm bembeyazdı
    o simsiyah devasa gözlerimi bir kenara bırakırsak

    tanrılaşmış gözlerle bakıyordu
    çapaksız ve tanrılaşmış gözlerle
    bakışları pasaportsuz geçti kayıtlarıma
    bakışları kayıtsızdı

    haberler, haberler, haberler
    okunuyordu televizyonlarda
    haberlerden habersizdim
    bir tek tanrılaşmış gözlerden haberliydim

    tanrılaşmış gözlerle bakıyordu
    çapaksız ve tanrılaşmış gözlerle

    gözlerini okumaya çalıştım bir an
    gözleri sisliydi
    tanrıdağı gibi sisli
    elinizi uzatsanız ileriye doğru
    elinizi göremezdiniz

    tanrılaşmış gözlerle bakıyordu
    çapaksız ve tanrılaşmış gözlerle

    bir gözü diğerinin gölgesiydi sanki
    nereye gitse onu takip ediyordu
    nereye gittiğini bilmeyen sisli ve puslu bir gözü
    bazen o bir göz
    diğerini itekliyordu öte tarafa doğru

    tanrılaşmış gözlerle bakıyordu öylece
    çapaksız ve tanrılaşmış gözlerle
    nedenlerle uğraşmayan tanrılaşmış gözlerle
    herşeyi bulabilirdiniz o tanrılaşmış gözlerde
    romeo ve juliette'i, o otobüs şoförünü, o otobüsü,
    necla teyze'yi, radyoda çalan istek "sıradaki" parçayı,
    kestiğiniz tırnakları, yirmilik dişinizi, dokuzyüzkırkbeşi,
    asker postallarını, postal askerleri, vs.'yi, vd.'ni bulabilirdiniz.

    tanrılaşmış gözlerle bakıyordu öylece
    çapaksız ve tanrılaşmış gözlerle
    gözlerim, burnum, kulaklarım;
    suretim eriyordu bakışlarında
    bilmemkaç santigrat ya da fahrenhayt derecede

    tanrılaşmış gözlerle bakıyordu
    çapaksız ve tanrılaşmış gözlerle
    bir çift göz ancak bu kadar tanrılaşabilirdi herhalde
    beş asırlık ulu çınarların uğultularına
    ancak böylesine tanrılaşmış gözlerde dokunabilirdiniz

    beş asırlık ulu çınarların uğultusu

    kulaklarınız kaldıramayabilirdi böylesine ululaşmış sesleri
    ses denebilir miydi buna
    hem bir fısıltı, hem bir çığlık
    hem bir gözdağı, hem bir davet

    tanrılaşmış gözlerle bakıyordu
    çapaksız ve tanrılaşmış gözlerle
    uçurtmasız gökyüzünde
    uçurtmalar uçurabilecek kadar kudretli tanrılaşmış gözlerle
    sadece bakıyordu o kadar
    ne en ufak bir ses, ne bir hareket
    yalın ve yakıcı
    çığlıklardan oluşmuş bir örgünün dokusu kadar yoğun

    tanrılaşmış gözlerle bakıyordu
    yitik canların peşisıra giden bir keman sesine bakar gibiydi
    -keman sesinin tanrının sesi olduğunu biliyor muydunuz
    bana da bir kemancı söylemişti-
    yitik canların peşisıra giden bir keman sesine bakar gibiydi
    çapaksız ve tanrılaşmış gözlerle

    tanrılaşmış gözlerle bakıyordu
    tanrılaşmış gözlerle öylece
    çapaksız ve tanrılaşmış gözlerle
    belki hiçbirşeye bakmıyordu
    hiçbirşey görmediği gibi
    herşeye baktığını aynı anda
    ama aynı anda
    herşeyi gördüğünü zannederdiniz

    büyülenmiş bir şekilde bekliyorduk
    kitlenmiş umarsız gözlerimizle
    ne istese yaptırabilirdi
    bir kımıltısı yeterdi belki de bakışlarının
    öylece bakıyordu
    çapaksız ve tanrılaşmış gözlerle
    varlıklarımızı hiçe indirgecesine
    ya da yükseltgercesine, bilmiyorum

    bakıyordu
    ölen birinin
    o son anda baktığı kadar tanrısaldı bakışları

    yorulmakbilmez tanrılaşmış gözlerle bakıyordu
    öylesine çapaksız
    öylesine tanrılaşmış gözlerle
    bir yumruk
    nasıl avucuna alır ve sıkarsa
    öylesine sıkan tanrılaşmış gözlerle sarıyordu beynimizi
    bir yumruk
    öylesine bir yumruk işte
    ama böylesine tanrılaşmış bir yumruk

    boğazınızdaki bir yanma bir tıkanma gibi
    işte öylesine bir yumruk
    can acıtan bir yumruk

    bir çift bakış
    bir yumruk gibi
    böylesine bakardı işte
    öylesine çapaksız
    öylesine tanrılaşmış

    ambulanslar geçiyordu
    yüklerini iyice tutmuş
    sirenler, sirenler, sirenler
    öylesine asap bozucu
    insanı,
    ambulansın yükü
    olduğuna inandıracak kadar
    asap bozucu

    tanrılaşmış gözlerle
    sirenlerle alâkadar olmayacak
    kadar kayıtsız
    tanrılaşmış gözlerle
    çapaksız
    öylece bakıyordu

    kalbim sıkışıyordu
    korku eyerini yüklemeye başlamıştı sırtıma
    (çapaksız ve tanrılaşmış gözlerle
    öylece...)

    korku!
    insan neden korkardı ki
    neden korkardı
    (öylesine tanrılaşmış...)
    neden kalbim böylesine umarsız sıkışıyordu!
    (öylesine çapaksız...)
    neden çöreklenirdi
    yumuşacık bir mindere oturmanın rahatlığıyla?!

    tanrılaşmış gözlerle bakıyordu
    çapaksız,
    çapaksızlığınca tanrılaşmış gözlerle
    öylece

    anbean değişen tanrılaşmış gözlerle
    tanrılaşmış kocaman gözlerle
    çapaksız kocaman gözlerle
    (sanki bir saniye önce
    bir yıldız akmamış gibiydi gökyüzünde
    bir dilek akmamış gibiydi gökyüzümde)
    öylesine bakıyordu
    anbean değişen tanrılaşmış gözlerle

    anbean büyüyüp küçülen gözbebeklerinden
    sızanları biriktirseniz
    birbirine bağlar
    ve gökyüzüne bir merdiven kurardınız
    o korkunç
    o kocaman
    o tanrılaşmış gözlerden

    tanrılaşmış gözlerle bakıyordu
    kırar gibi tüm kapıları
    sert
    ama şefkatli bir dokunuş kadar yumuşak
    aynı zamanda
    işte öylesine tanrılaşmış

    bir çift patlamaya hazır saatli bomba gibiydi
    gözbebekleri
    öylesine patlamaya hazır
    patlamadan patlamış gibi duran
    alev alev
    bir çift alevden top gibiydi gözleri
    yanan ve yakan
    bakarken o gözlere eliniz yanardı
    elimin yandığı gibi
    böylesine somut, böylesine gerçek
    böylesine çapaksız

    düşlerle, hayallerle, umutlarla bezeli
    yaralarla, acılarla, kayıtsızlıklarla bereli

    tanrılaşmış gözlerle bakıyordu
    tanrılaşmış gözlerle
    tanrılaşmış...

    öylece bakıyordu
    çapaksız...
    Kelimelerin gücünü anlamadan, insanların gücünü anlayamazsınız.(Konfüçyüs)

  3. #3
    kalliope - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    23 Aralık 2008
    Mesajlar
    737

    Standart

    ayaklarım üşüyor sevgilim!


    bir ateş
    bir ateş düşüyor cumbalardan
    sadece iki kişi yürüyor sokaklardan:
    bir ben
    benden uzak
    bir ben
    bana yakın

    şaşkınlığın kurduğu tuzaklar
    çemberlerden atlıyor
    birer aslan gibi
    şaşkınlığın ayaklarına kapanıyorum
    bir şüpheci edasıyla

    bir kurumuş ağacım!
    filizlerine özlemli
    özlemlerine filizli
    bir eprimiş kumaş!
    yazgısına ilmekli
    ilmeklerine gizemli

    soruyorum
    yumruğum masada!
    soruyorum
    haykırışlar içinde!
    -ne soruyorum
    tabii ki biliyorum-

    acıların payandasında
    kuru kupkuru iki yüzüm
    bir çift kirli yüz ya da

    bacaklarım sakat
    bir tekerlekli sandalyede
    o bir tekerlekli sandalyenin
    tekerleklerini kıskanıyorum

    sokaklarda
    koşarak tekerlek çeviren çocukların
    çevirdikleri tekerleklere yakınım
    çöpten bacaklarına uzak


    ben:
    bu sakat bacaklarımla,
    ben!
    bana uzak ve benden yakın ben'lerle
    ben!

    ben:
    sen'siz ben!
    yani:
    hiç ben!
    bacaklarımı
    cumbalı bir evin
    cumbasından sarkıttım

    bir şey var ki
    tüm benlerimle birlikte herkes
    ve herşey, ve sen dahi
    -cumbamdaki o kırık saksılı
    beyaz gardenya dahi-
    biliyor,
    kendi kendime sakladığım
    kendi kendime saklandığım
    o kırık saksılı beyaz gerçeğimi:

    ben hep sokaklardaydım,
    sokaklardan dışarı hiç çıkmamıştım ki!
    Kelimelerin gücünü anlamadan, insanların gücünü anlayamazsınız.(Konfüçyüs)

  4. #4
    kalliope - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    23 Aralık 2008
    Mesajlar
    737

    Standart

    şairini arayan şiir


    1. nüsha

    hatırı sayılır tövbelerde
    mahzun bir kör bıçakla
    kestiğim bileklerim!
    ahhh!

    2. nüsha

    ipnotize edilmiş bir kilidin
    herhangi bir anahtara
    karşıkoyamaz şuursuz tavrında
    diz çöküp
    kaybedilmiş bir çıngırağın
    o kaybedilmiş sesinden
    medet ummalarım!
    haaayır!

    3. nüsha

    aynada her gün
    görmek zorunda kaldığım
    mendebur suretimin
    o başıboş, o avare nüshaları!
    pöhhh!

    4. nüsha

    kendimi kaybettiğim zamanlarda
    bulduğum
    o otomatik hükümsüzlüklerimin
    karanlığında
    birdenbire parlayan
    otomatik bir tabancadan
    izinsiz ayrılarak
    kulaklarımdan hiç ama hiç gitmeyen
    o bir çift vızıltı
    ben'g! ben'g!
    ve kulaklarımda
    gelmesinden
    hiçbir zaman umut kesilmedik
    o nüshalararası ahenk!
    Kelimelerin gücünü anlamadan, insanların gücünü anlayamazsınız.(Konfüçyüs)

Members who have read this thread : 2

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.0