4 sonuçtan 1 ile 4 arası

Konu: Pablo Neruda

  1. #1
    kalliope - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    23 Aralık 2008
    Mesajlar
    737

    Standart Pablo Neruda

    GÜZ ÇİÇEKLERİNDEN NÂZIMA BİR ÇELENK
    Niçin öldün Nazım?
    ne yaparız şimdi biz
    şarkılarından yoksun?

    Nerde buluruz başka bir pınar ki
    orda bizi karşıladığın gülümseme olsun?

    Seninki gibi ateşle su karışık
    acıyla sevinç dolu
    gerçeğe çağıran bakışı nerde
    bulalım?

    Kardeşim,
    öyle yeni duygular, düşünceler yarattın ki
    bende,
    denizden esen acı rüzgâr
    kapacak olsa bunları
    bulut gibi, yaprak gibi sürüklenir
    yaşarken seçtiğin
    ve ölümünden sonra sana barınak olan
    oraya, uzak toprağa düşerler.

    Al sana bir demet Şili kasımpatıları
    al güney denizleri üstündeki ayın soğuk parlaklığını,
    halkların savaşını, kendi dövüşümü
    ve yurdumun kederli davullarının boğuk
    gürültüsünü
    kardeşim benim, dünyada nasıl yalnızım sensiz,
    çiçek açmış kiraz ağacının altınına benzeyen
    yüzüne hasret,
    benim için ekmek olan, susuzluğumu gideren, kanıma
    güç veren
    dostluğundan yoksun.

    Hapisten çıktığında karşılaşmıştık seninle,
    zorbalık ve acı kuyusu gibi loş hapisten,
    zulmün izlerini görmüştüm ellerinde,
    kinin oklarını aramıştım gözlerinde,
    ama parlak bir yüreğin vardı,
    yara ve ışık dolu bir yürek.

    Ne yapayım ben şimdi?
    Tasarlanabilir mi dünya
    her yanına ektiğin çiçekler olmadan
    Nasıl yaşamalı seni örnek almadan,
    senin halk zekanı, ozanlık gücünü duymadan?
    Böyle olduğun için teşekkürler,
    teşekkürler türkülerinle yaktığın ateş için.

    PABLO NERUDA

    Kelimelerin gücünü anlamadan, insanların gücünü anlayamazsınız.(Konfüçyüs)

  2. #2
    kalliope - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    23 Aralık 2008
    Mesajlar
    737

    Standart

    UNUTMAK YOK
    Nerelerdeydin diye sorarsan
    "Hep eskisi gibi", diyeceğim.
    Toprağı örten taşlardan söz edeceğim,
    Sürdükçe kendini harcayan ırmaktan;
    Ben yalnız kuşların yitirdiklerini bilirim,
    Gerilerde kalan denizi bilirim,
    Bir de ağlayan ablamı.
    Neden ayrı adlarla anılıyor ülkeler,
    Neden günler yeni günleri izliyor?
    Neden koyu bir gece birikiyor ağızda? Neden ölüler?
    Nereden geliyorsun diye sorarsan bölük pörçük
    Kelimelerle konuşmak zorundayım,
    Ağzı zehir gibi yakan araçlarla,
    Çoğu çürümeye yüz tutmuş hayvanlarla
    Ve avutamadığım yüreğimle.
    Andaç değil yanımızda götürdüklerimiz
    Unutuşta uyuklayan sarımsı kumru değil,
    Yaşlarla kaplı yüzler,
    Boğazımıza yapışan eller
    Ve yapraklardan sıyrılan şey:
    Aşınmış bir günün karanlığı
    Acıyı kanımızda tatmış bir günün.
    İşte menekşeler, işte kırlangıçlar
    Bize sevinç veren ne varsa,
    Geçici ve küçük duyarlıkların
    Yan yana göründüğü süslü kartpostallarda.
    Ama bu sınırın ötesine geçmeliyim,
    Dişlemeliyim sessizliğin çevresindeki kabuğu,
    Ne karşılık vereceğimi bilemem:
    Öyle çok ki ölüler,
    Ve öyle çok ki al güneşle yarılmış hendekler,
    Ve öyle çok ki gemilere vuran miğferler,
    Ve öyle çok ki öpüşlerle kilitli eller,
    Ve öyle çok ki unutmak istediklerim.

    Pablo NERUDA


    Kelimelerin gücünü anlamadan, insanların gücünü anlayamazsınız.(Konfüçyüs)

  3. #3
    kalliope - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    23 Aralık 2008
    Mesajlar
    737

    Standart

    SON

    Bu sözcükleri kanımla yarattım,
    evet, acılarımla yarattım bu sözcükleri!
    Anlıyorum sizi dostlar, her şeyi anlıyorum.
    Benim olmayan sözcükler girdi araya,
    anlıyorum sizi dostlar!
    Havalanmak istiyormuşum gibi
    kuşların kanatları, bütün kanatlar
    imdadıma yetişti,
    işte benim olmayan bu sözcükler
    ruhumun bu karanlık esrikliğini kurtarmaya geldi.

    Şafak,
    sıkıntı düğümlerini boğazımda hiç
    bu kadar sıkmadı sanki.
    Yine de
    kanımla yarattım, evet, acılarımla
    bu sözcükleri. Yarattım onları!

    Neşe için sözcükler yarattım
    alev alev bir taçken yüreğim;
    çivileyen acının sözcüklerini,
    sizi kemiren içgüdüleri,
    tehdit eden atılımları,
    sonsuz istekleri,
    açı kaygıları,
    ak şemsiye çiçekleriyle dolu kırmızı bir toprak gibi
    çiçeklenen ömrümü örten aşk sözcüklerini.
    İçimden taşıyorlardı. Hep taşmışlardır.
    Çocuk, acım çığlıktır
    ve sevincimdir sessizliğim.

    Daha sonra unuttular gözler
    herkesin yüreğinin rüzgarıyla
    süpürülen gözyaşlarını.

    Şimdi söyleyin bana dostlar
    nereye saklandığını
    hıçkırıkların bu buruk öfkesinin.

    Dostlar, nereye saklandığını sessizliğin,
    hiçbir kulak, hiçbir bakış
    kendisini suçüstü yakalamasın diye.

    Sözcükler geldi ve bir şafak gibi
    bastırılamaz yüreğim parçalandı onlar arasında,
    asılarak uçuşlarına,
    sürüklenip, çekilip kahramanca kaçışlarında,
    terkedilmiş ve çılgın ve onlar altında unutulmuş yüreğim
    ölü bir kuş gibi, kanatlarının gölgesinde.




    BİZLER SUSUYORDUK

    Bilmek acı çekmektir. Ve bildik;
    Karanlıktan çıkıp gelen her haber
    Gereken acıyı verdi bize:
    Gerçeklere dönüştü bu dedikodu,
    Karanlık kapıyı tuttu aydınlık,
    Değişime uğradı acılar.
    Gerçek bu ölümde yaşam oldu.
    Ağırdı sessizliğin çuvalı.
    Kelimelerin gücünü anlamadan, insanların gücünü anlayamazsınız.(Konfüçyüs)

  4. #4
    kalliope - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    23 Aralık 2008
    Mesajlar
    737

    Standart

    GÜZDE UNUTULMUŞ

    Saat yedi buçuğuydu güzün
    Ve ben bekliyordum
    Kimi beklediğim önemli degil.
    Günler, saatler, dakikalar
    Bıktılar benle olmaktan
    Çekip gittiler azar azar
    Kaldım ortada, tek başıma

    Kala kala kumla kaldım
    Günlerin kumuyla, suyla
    Bir haftanın artıklarıyla kaldım
    Vurulmuş ve hüzünlü

    Ne var, dediler bana Paris’in yaprakları
    Kimi bekliyorsun?
    Kaç kez burun kıvırdılar bana
    Önce ışık, çekip giden
    Sonra kediler, köpekler, jandarmalar

    Kalakaldım tek başıma
    Yalnız bir at gibi
    Otların üstünde ne gece, ne gündüz
    Sadece kışın tuzu

    Öyle kimsesiz kaldım ki
    Öyle bomboş
    Yapraklar ağladılar bana
    Sonra, tıpkı bir gözyaşı gibi
    Düştüler son yapraklar
    Ne önceleri, ne de sonra
    Hiç böyle yalnız kalmamıştım
    Bu kadar
    Ve kimi beklerken olmuştu
    Hiç mi hiç hatırlamam.

    Saçma ama bu böyle
    Bir çırpıda oldu bunlar
    Apansız bir yalnızlık
    Belirip yolda kaybolan
    Ve ansızın kendi gölgesi gibi
    Sonsuz bayrağına doğru koşan.

    Çekip gittim, durmadım
    Bu çılgın sokağın kıyısından
    Usul usul, basarak ayak uçlarıma
    Sanki geceden kaçıyor gibiydim
    Ya da karanlık, kükreyen taşlardan

    Bu anlattıklarım hiçbir şey değil
    Ama başıma geldi bütün bunlar
    Birini beklerken, bilmediğim
    Bir zamanlar.

    Pablo Neruda
    (Türkçeye çeviren: Hilmi Yavuz)
    Kelimelerin gücünü anlamadan, insanların gücünü anlayamazsınız.(Konfüçyüs)

Members who have read this thread : 3

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.0