Blues müziği

"Blues müziği yaşamdır, bugün yaşamakta olduğumuz gibi bir yaşam, geçmişte yaşamış olduğumuz gibi bir yaşam, inanıyorum ki yarın da yaşayacağımız bir yaşam, çünkü insanlarla, yerlerle ve olaylarla ilgisi vardır. İnanıyorum ki, insanlar, yerler ve olaylar var olmaya devam ettikçe, Blues her zaman var olacaktır. Hiçbir erkek yoktur ki, kadınları seven, hayatında hiç bir kadına aşık olmamış olsun. Hiçbir kadın yoktur ki, erkekleri seven, hayatında hiçbir erkeğe aşık olmamış olsun. Ancak bazen işler çok da iyi gitmez. İşler kötü gittiğinde, işte bu Blues'dur."
B. B. King

Blues müziği
(Blues çalması kolay
ancak hissedilmesi zordur.)
Jimi Hendrix


Blues olarak bildiğimiz müzik türünün kesin köklerini saptamak zordur. blues'un doğum gününü saptamaksa olanaksız, çünkü blues sözcüğü türetilmeden önce de gelişmekte olan bir müzik türüydü blues. ancak blues'un kökeniyle ilgili önemli bir ipucu, 1901'de, bir arkeoloğun mississippi'de zenci işçilerin çalışırken söylediği müziklerin sözleri ve tekniklerinin blues ile ortak yönler taşıdığını söylemesi olarak gösterilebilir.

ilahilerin etkisi
blues'un en önemli öncülü, 19. yüzyılın başlarındaki büyük uyanış'la (great awakening) ortaya çıkan zenci ilahileridir. zenci ilahileri de aynı blues gibi, köksüzlük ve hüznü anlatan, ihtiraslı bir müzik türüdür. ancak ilahiler, müzisyenin değil, genel olarak insanlığın yalnızlığından sözeder ve sözleri blues'dan daha çok anıştırma vardır. bu değişikliklere karşın, bu iki müzik türü birbirlerinden kolay kolay ayrılamaz - hatta pek çok ilahi, zaman zaman blues'la karıştırılmıştır.

afrika kökeni
ilahilerden ayrı olarak, afro-amerikan imece şarkıları, çağdaş blues'un geldiğini haber veren önemli işlerdi.

tüm blues parçalarında ortak olan pek az nitelik vardır, çünkü bu tür biçimini her yeni gösterinin kendine özgü olmasıyla geliştirir. ancak, bazı nitelikler vardır ki, afro-amerikan müziğinden ayrılamaz. ilk blues benzeri müzikler, işlevsel birer dışavurumdu, çağrı-yanıt biçiminde gelişen, eşliksiz, armonisiz ve hiçbir müzik türünün resmi kurallarıyla sınırlandırılmamışlardı. bu blues öncesi müzik, tarla işçilerinin kölelik zamanında çalışırken söylediği şarkılardı.

blues'un bu pek çok öğesi, örneğin çağrı-yanıt biçiminin kökeni afrika müziğine değin izlenebilir. melisma ve dalgalı, gırtlaktan seslerin kullanımı da batı ve orta afrika müzikleriyle blues arasındaki ortak niteliklerdendir

büyük olasılıkla afro-amerikan müziğinde kullanılan en zorlayıcı afrika çalgısı, öncülü akonting olan amerikan banjosudur. banjo, hem çalınışı, hem yapılışı, hem de halk içindeki sosyal rolüyle senegambia'nın jola kabilesinden gelen akontingle benzeşir. sık düşülen bir yanılgıya da yanıt getirmek gerekli. kora denilen çalgı, sevilen şarkıcıların zencin ve aristokratlar için çaldığı bir çalgıdır ve halk müziğiyle bir ilgisi yoktur. jola kabilesinin müziği islam ve kuzey afrika, orta doğu müziğiyle karışmamıştır ve bu da bize sam charters gibi kimi araştırmacıların ileri sürdüğünün aksine, afro-amerikan müziğinin de bu türlerle karışmadığını kanıtlar. afro-amerikan müziği daha çok islam öncesi afrika müzikleriyle akrabadır. akonting müziğiyle, yaşlı afro-amerikan banjocuların müziği 20. yüzyılın ortalarına değin bile benzerlikler taşır. akonting büyük olasılıkla afrika ve afro-amerikan müzikleri arasındaki en belirgin bağlantıdır.

ancak, kubik ve diğerlerinin bulguları, blues'un çok önemli afrika köklerini açıkça ortaya çıkarırken, willie ruff ve diğerleri zenci ilahilerinin, efendilerine yakınması olduğunu söyler. afro-amerikan ekonomist ve tarihçisi thomas sowell, ayrıca güneyli eski köle zencilerin, iskoç ve irlandalı redneck komşuları tarafından asimile edildiğini söyler.

sosyo-ekonomik yönler
blues'un ortaya çıkışındaki sosyo-ekonomik nedenleri tam olarak bilinmez. blues, fakir zenci işçilerinin eşliksiz vokal müziğinden gelişmiş, abd'nin her yerinde ayrı biçimlerde görülmüştür. blues'un ilk ortaya çıkışı daha önce de dediğim gibi tam olarak kestirilemez ve 1870 ile 1900 arasında ortaya çıktığı düşünülür. bu zamanlar kölelerin özgürleştiği, kölelerin ürettiklerinden pay aldığı zamana denk gelir.

kimi araştırmacılar blues'un 1900'lerin başındaki gelişiminin, grup müziğinden bireysel müziğe doğru olduğunu söyler. bu araştırmacılar, blues'un gelişimini kölelerin yeni elde ettiği özgürlüğe bağlar. lawrence levine'e göre, booker t. washington'un teknikleri, ulusal düşüngüsel biçimde bireyin vurgulanması ve blues'un yükselişi arasında çok yakın bir bağ olduğunu söyler. levine'e göre, psikolojik, toplumsal ve ekonomik olarak, zenciler kölelik zamanında yapılması olanaksız biçimde asimile ediliyordu ve bunun, dinsel müzikleri gibi doğaçlama müziklerine yansıması da kaçınılmazdı.

blues'un kökeniyle ilgili kesin bilgiler elde edilememesinin en temel nedeni, ilk blues müzisyenlerinin gezgin sanatçılar olmasıdır. arkalarında belirgin bir iz bırakmadan müziklerini yapar ve geldikleri gibi sessizce yok olurlardı.

1900'lerde blues
mavi notalar, blues'dan önce de kullanılırdı. ingiliz besteci samuel coleridge-taylor'ın, 1898'de bestelediği the african suite for piano'sundaki a negro love song'u üçüncü ve yedinci mavi notaları içeriyordu.

afro-amerikan besteci w.c. handy, 1903'te tutwiler, misssissippi'den geçen bir trende uyuyakalıp;

...sıska, kolu bacağı tutmaz bir zenci, ben uyurken yanımda gitarını tıngırdatmaya başladı. üstüne giysi diye paçavralar geçirmiş; parmakları patlak ayakkabılarından dışarı fırlamıştı. yüzüne çağların hüznü kazınmıştı büyük puntolarla. çalarken, tellere çelik çubuklar bastıran havaililer gibi gitarının tellerine bir bıçak bastırıyordu... unutulmaz bir ses çıkarıyordu gitarından. şarkısı ciğerime kazındı, 'goin' where the southern cross' the dog' dizesini üç kere yineledi ve gitarı, bu sözlere ömrümde duyduğum en garip müzikle eşlik etti.

bu garip müzikle uyandığını otobiyografisinde yazmıştı.

handy'nin sözettiği müzik, klasik blues tanımına pek uymuyordu, aslında bu bir tür dans müziğiydi. handy, 'southern cross' the dog' dizesini 1914'te çıkardığı yellow dog rag albümünde kullandı. blues teriminin ünlenmesinden sonra albümün adı yellow dog blues olarak değiştirildi.

blues daha sonraları zenci ilahilerindeki etiyopya havalarını da kendi içinde öğüttü. bu tür, aynı dönemlerde ortaya çıkan ragtime ile de pek çok benzerlik göstermesine karşın blues afrika müziğinin özgün ezgilerini korumayı daha iyi becerdi.

1890'larda amerikan nota defteri yayıncılığı ragtime müziğine büyük ilgi gösterdi. basılan ilk ragtime şarkısı, one o'them things!'i de içeriyordu ve 1904'te basıldı. james chapman ile leroy smith'in yazdığı şarkı, st. louis, missouri'de jos. plachet and son tarafından basıldı. bir diğer erken rag/blues karışımıysa 1908'de anthony maggio of new orleans tarafından basılan i got the blues'du.

blues'un doğuşu (1910'lar)
1912'de, nota defteri endüstrisi bilinen ilk blues parçasını bastı; oklahoma city'li hart a. wand'ın dallas blues'unu. baby f. seals'ın baby seals' blues'u ve w.c. handy'nin memphis blues'u da 1912'de basıldı. yine 1912'de, bir başka şarkı, the negro blues da leroy "lasses" white tarafından satın alındı ancak 1913'e değin basılmadı.

handy, blues'un senfonik bir hal almasına ve ünlenmesine büyük yardımlarda bulunmuş eğitimli bir müzisyen, besteci ve düzenleyicidi. zamanla ünlü bir besteci olup kendine blues'un babası adını verdi, ancak onun besteleri daha çok blues'un ragtime ve jazz ile karışımlarıydı, genelde ragtime'ın uzun süreden beridir içine yerleşmiş latin habanera ritmini kullanırdı. handy'nin en ünlü çalışması st. louis blues'du.

bu dönemin şarkıları pek çok farklı yapı içerir. bu dönemin yapısı en iyi henry thomas'ın çalışmalarında görülür. ancak tonic, subdominant ve dominant akorlar üzerine kurulu oniki bar, sekiz bar ya da onaltı barlık yapılar en çok kullanılanlardı. melodik olarak blues, major scale'ın lowered third ve dominant seventh'lerinin kullanımıyla ünlenmiştir.

blues'un gelişimi (1920 ve sonrası)
profesyonel blues şarkıcılarından biri, ma rainey blues sözcüğünü uyduranın kendi olduğunu söyler. 1920'lerde, mamie smith, gertrude ma rainey, bessi smith ve victoria spivey gibi kent ve vodvil şarkıcısı kadınlar çok ünlüydü. mamie smith, bir blues'cudan çok vodvil şarkıcısı olmasına karşın, 1920'de ilk blues kaydını yapan afro-amerikalıydı. bu kayıt daha ilk ayında 75.000 sattı.

şimdi blues ve country müzik olarak bilinen türler, ondokuzuncu yüzyılda güney abd'de ortaya çıktılar. bulunabilecek en eski blues ve country kayıtları 1920'ye, kayıt endüstrisinin satış kategorileri olarak yarış müziği ve hillbilly müziğini uydurup hem zencilere hem de beyazlara satış yapmaya başladığı zamana değin uzanır. o zamanlar, blues ile country arasında bir ayrılma yoktu. tabi ki müzisyenlerin birbirleriyle yarışmalarını saymazsak.

(Kaynak: Wikipedia)

Blues müziği

(Blues bir hikaye anlatır.
Her satırında bir anlam vardır.)
John Lee Hooker