3 sonuçtan 1 ile 3 arası

Konu: İmadeddin Nesimi

  1. #1
    şehrin yabancısı - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    23 Şubat 2009
    Yer
    istanbul
    Yaş
    40
    Mesajlar
    431

    Standart İmadeddin Nesimi


    (Yaşamı ve Şiirlerinden Örnekler)
    Nesimi Azerbaycan dilinde şiirin ilk güzel örneklerini veren, düşüncelerini yüksek edebi bir dille ifade etmeyi başaran güçlü bir sanatkar olmuştur. Onun ana dilinden başka Arapça ve Farsça yazmış olduğu divanlar da vardır.
    Şairin gerçek adı Ali’dir. 1369 yılında Azerbaycan’ın Şamahı şehrinde doğmuştur. Babası Seyid Muhammed çağının tanınmış adamlarından olmuştur. Seyid Ali (Nesimi) ilk eğitimini Şamahı’da almış, daha sonra özellikle felsefe ve dini cereyanları öğrenmeye heves göstermiştir. Nizami, Hakani, Mehseti, Feleki, Zülfikar Şirvani, Arif Erdebilli, Mahmut Şebusteri ve Marağalı Evheddin’in eserleri ile terbiyelenmiş aynı zamanda Orta Doğu’nun Celaleddin Rumi, Rudeki, Sadi, Attar gibi görkemli şairlerinin eserlerini derinden öğrenmiş, idrak ederek kendi de küçük yaşlarından itibaren şiir yazmaya başlamıştır.
    Orta Doğu’da Mahmut Şebüsteri, Celaleddin Rumi, Marağalı Evheddin gibi şairlerin panteist (tüm tanrıcılık) fikirleri daha geniş yer tutardı. Doğu panteistleri de kendi aralarında çeşitli kollara ayrılarak görüşlerini bildirirlerdi. Genç Nesimi de daha medrese öğrencisi iken Doğu’da meydana gelen bu görüşleri ilgi ile izlemeye başlar. ‘’Enelhaq’’ (ben hakkım, ben tanrıyım) dediği için 10.yüzyılda Bağdat’ta idam edilen Hallaç Mansur Hüseyin’in tarikatını çok beğenmiştir. Bu yüzden ilk şiirlerini Hüseyin mahlası ile yazmıştır. Bu dönemde Timur’un orduları Orta Doğu’yu istila etmeye başlamış ve asrın sonuna doğru da Azerbaycan tabi olmuştur. Yeni bir görüş olan Hurufilik de bu dönemde yayılmaya başlamış ve şairin babası ve kardeşi Seyid Hüseyin Hurufilik’e rağbet göstermişlerdir. Hurufi görüşün kurucusu olan Fezlullah Neimi ile şahsen tanışan bu aile, Hurufilik’in Şirvan’da yayılmasında önemli rol oynamıştır.
    Hurufilik’in kurucusu olan Tebrizli Neimi bu tarikatın esaslarını Cavidanname, Muhabbetname, Nevmname gibi eserlerinde izah ederek geniş bir şekilde tebliğe başlamıştır. 1380’den sonra Şirvan’a gelen Neimi ile bu dönemlerde tanışan Nesimi Hurufi görüşü benimsemiş, bu devirden sonra şiirlerini Neimi ile ses benzerliği gösteren Nesimi mahlası ile yazmaya başlamıştır.
    1394 yılında Fezlullah Neimi taraftarı ile birlikte Timur’un oğlu Miranşah tarafından Şirvan’da hapsedilip daha sonra da idam edilmişlerdir. Bakü’de bulunan ailesi ve diğer yandaşları ise buradan kısa bir süre içinde uzaklaşmışlardır. Neimi’nin kızı ile evlenen Nesimi önce Irak sonra Türkiye’ye gitmiş uzun süre Anadolu’da Hurufilik’i tebliğde bulunmuş, buradan da Halep’e geçmiştir.
    Nesimi Halep’te de fikirlerini yaymaya ve taraftar toplamaya başlamıştır. Mısır Memlukları ve Halep dini liderleri tarafından dinsizlikle suçlanmış 1417 yılında Halep hükümdarının emri ile zindana atılmıştır. Din meclisinde şairin ölümüne fetva verilir. Şeriat mahkemesinin belgelerini okuyan El-Müeyyed şairin diri diri derisinin soyulup yedi gün Halep’te ibret-i alem olarak herkese gösterilmesi emrini vermiştir. Facialı bir şekilde şair idam edilir.
    Şairin ölümü hakkında birbirinden farklı söylentiler vardır. Bir söylentiye göre şair şu şekilde idam edilir.
    “Bir gün Halep şehrinde genç bir Hurufi şairin şiirini yüksek sesle okuyormuş. Genci tutuklamışlar. Genç, şiiri kendisinin yazdığını söyler ve dini liderlerin fetvası ile idamına karar verilir. Olayı duyan Nesimi hemen ceza meydanına gelir, şiirin kendi şiiri olduğunu bildirir. Ruhaniler onun Hurufi mürşidi olduğunu öğrenip, diri diri soyulmasına fetva verirler. Derisi soyulurken kan kaybeden şairin sarardığını gören ruhaniler alaylı şekilde sorarlar:
    -Sen ki haksın, peki niye rengin sarıdır?
    Nesimi: -ben edebiyet ufuklarında doğan aşk güneşiyim. Güneş batarken sararır, diye cevap verir.
    Şairin ölümüne fetva veren ruhani: -Bu o kadar melundur ki, onun kanı nereye düşerse onu kesip atmak lazımdır.
    Tesadüfen şairin kanından bir damla bu ruhaninin parmağına sıçrar. Cemaat ondan parmağının kesilmesini talep eder. O ise “Ben söz gelişi dedim.” Der

    Al kanlar içinde olan şair; Zahidin bir parmağın kessen dönüp haktan kaçar, Gör bu gerçek aşığı serpa soyarlar ağrımaz” diyerek ölür.
    Şair, şiirlerinde cahil insanları eleştirir, hayatın güzelliklerinden ilham almaya çağırır. Onun didaktik, aşk konusunda yazılmış şiirleri, doğanın tasvirine hasrolunmuş eserleri okuyucunun estetik zevkini okşar. Şair aynı zamanda hakim tabakanın zulüm ve adaletsizliğini, istilacıların hırsızlıklarını, onlara hizmet eden ruhanilerin ihanetini gösteren eserler de yazmıştır. Şairin üç dilde yazılmış şiirleri edebi yönden büyük bir sanatkarlıkla işlenmiş özellikle ana dilinde yazdığı eserler bütün Türk dilli halklar için numune olmuş, estetik değeri yüksek bir üslupla kaleme alınmıştır.
    Nesimi’nin sanatı insan güzelliğine, insanın gücüne hayranlıkla dolu bir marş gibi seslenir. Ancak bu güzellik, bu kudret dünyada bütün insanlara değil, yalnız kendini tanımış, anlamış kamil insanlara özgüdür. Buna göre de şair kamil insanı “canımın cananesi” adlandırır, ona secde etmenin vacip olduğunu gösterir. Kamil insanın güzelliğine secde etmeyenler, ona hayran olmayanlar ise şaire göre hak yolundan çıkmış yaratıklara, şeytan ve düşüncesiz hayvanlardır. Ancak insancıl şair bu gibi insanların mahvedilmesini, cezalandırılmasını istemez aksine ıslah, terbiye yolu ile onların kendilerini tanımasına, insan oldukları için gurur duymalarına çalışır.
    Eserleri ilk defa 1844, sonra 1871 ve 1880 yılında İstanbul’da basılmıştır. Bu baskılardan önce şairin Farsça şiirlerinden de numuneler vardır. Azerbaycan’da ise edebiyatçı Selman Mümtaz tarafından 1926 yılında Nesimi Divanı Arap harfleriyle baskıya hazırlamıştır. Bu yayınlar Nesimi’nin geniş bir şekilde tanınmasını sağlasa da eserlerini tamamiyle kapsamamaktadır. Şairin ana dilinde divanının ilmi tenkidini ilk defa Azerbaycan alimlerinden C. Kahramanov hazırlamıştır. Bakü, Leningrad, Erivan elyazmaları kurumlarında saklanılan 5 nüshayı, İstanbul ve Bakü baskıları ile birleştirerek şairin ana dilinde eserlerinin ilk ilmi tenkidini Arap harfleri ile neşrettirmiştir.
    GAZELLER

    SIĞMAZAM
    Mende sığar iki cahan, men bu cahana sığmazam,
    Gövher-i lamekan menem, kövnü mekane sığmazam.
    Arşla ferşü nun mende bulundu cümle çün
    Kes sesini ve ebsem ol, şerhi beyane sığmazam.
    Kövnü mekandır ayetim, zati dürür bidayetim,
    Sen bu nişanla bil meni, bil ki, nişane sığmazam.
    Kimse güman-ü zan ile olmadı hak ile biliş,
    Hakkı bilen bilir ki, men zann-u gümane sığmazam.
    Surete bak menini suret içinde tanı kim,
    Cism ile can menem, veli cism ile cane sığmazam.
    Hem sedefem, hem inciyem, haşru sırat esenciyem,
    Bunca kumaş-ü raht ile men bu dükane sığmazam.
    Genc-i nihan menem men uş, ayn-ı ayan menem men uş
    Gövher-i kan menem men uş, behrev-ü kane sığmazam.
    Gerçi muhite zemem, adım ademdir, ademem,
    Dar ile künfekan menem, men bu mekane sığmazam.
    Can ile hem cahan menem, dehrile hem zaman menem,
    Gör bu latifeyi ki, men dehr-ü zamane sığmazam.
    Encüm ile felek menem, vahy ile hem melek menem,
    Çek dilini ebsem ol, men bu lisane sığmazam.
    Zerre menem, güneş menem, çar ile penç-ü şeş menem,
    Sureti gör beyan ile, çünkü beyane sığmazam.
    Zat ileyem sifat ile, kadr ileyem berat ile,
    Gülşekerem nebat ile, beste dehane sığmazam.
    Nar menem, şecer menem, arşa çıkan hacer menem,
    Gör bu odun zebanesin, men bu zebane sığmazam.
    Şems menem, kamer menem, şehd menem, şeker menem,
    Ruh-i revan bağışlaram, ruh-i revane sığmazam.
    Tir menem, kaman menem, pir menem, cavan menem,
    Dövlet-i Cavidan menem, ayinedane sığmazam.
    Gerçi bugün Nesimiyem, Haşimiyem, Kureyşiyem,
    Bundan uludur ayetim, ayet-i şane sığmazam.
    Merhaba, hoş geldin, ey ruh-i revanım, merhaba!
    Ey şekerleb yar-i şirin, lamekanım, merhaba!
    Çün lebin cam-i cem oldu nefhe-i Ruhülkudus,
    Ey cemilim, ey cemalim, behr-ü kanım, merhaba.
    Könlüme heç senden özge nesne layık görmedim,
    Suretim, aklım, ugulum, cismü canım, merhaba.
    Ey melek suretli dilber, can fedadır yoluna,
    Çün dedin lehmike lehmi, gane kanım, merhaba.
    Geldi yarim naz ile, sordu, Nesimi, nicesen?
    Merhaba, hoş geldin, ey hırdadehanım, merhaba.
    Aceb la’lin mi şol, ya can-ı ahbab?
    Aceb zülfün mü, ya zincir-i pürtab?
    Gözümden akan, ey dilber, gamından,
    Aceb hunabe mi, ya eşg-i innab?
    Aceb geddin mi şol, ya serv-i butsan,
    Aceb haddin mi şol, ya verd-i sirab?
    Aceb aynın mı şol, ya sihr-i Babil,
    Aceb dişin mi şol, ya lülü-i nab?
    Aceb yüzün mü şol, ya hirmen-i gül
    Aceb kaşın mı şol, ya tak-i mihrab?
    Aceb şol mest-i sevda-i moğolçin
    Menim bahtım mıdır, ya çeşm-i pürhab?
    Nesiminin gözü yarin gamından,
    Dürün dürcü midir, ya behr-i simab?
    Ya rab, ne sebebdendir olur takatimiz tak,
    Çoktan beridir çeşmimiz ol çeşmine müştak.
    Andan beri kim, aynımız ol yüzünü gördü,
    Bir mu ile asıldı canım, kaldı muallak.
    Gülzare kadem bas sinemi saz ile, mütrib,
    Gel ayş edelim zevk ile, ger olmasa zerrak.
    Pervane sıfat oldum o ruhsarına karşı,
    Bel bağlamışam hizmetine men de çü uşşak.
    Yazım der idim nameyi hun-i ciğer men,
    Töküldü ürek kanı yere tutmadı evrak.
    Gördü ki tükenmez yazuban vasf ile şerhin,
    Katlanmadı bu derde zaif, oldu kalem şak.
    Ey hüsn iyesi, aşıka bir merhamet eyle,
    Sun lütf ile biçareye bir cam-i mürevvak.
    Ger ister isen yarı bugün, pir talep eyle
    Gör kim nece yol gösterir ol pir-i muhakkak.
    Allah ile ol imdi, niyaz eyle, Nesimi,
    Başed ki, suçundan keçe, lütf eyleye Rezzak.
    Canana menim sevdiyimi can bilir ancaq
    Könlüm dileyin dünyada canan bilir ancaq.
    Bildim, tanıdım elmde me’budu, yeqin ki,
    Şöyle bilirem kim, anı Qur’an bilir ancaq.
    Abdal oluban beylik eden arifi gör kim,
    Bu seltenetin qedrini sultan bilir ancaq.
    Sufimidir ol cam-i müseffasına meşğul,
    Pünhani içer eyle ki, şeytan bilir ancaq.
    Ey saqi, getir dövr eyağını dövr elasün kim,
    Bu dövr eyağın dövrünü dövran bilir ancaq.
    Könlüm gemisin qerq ede gör eşq denizine
    Kim bu denizin behrini ümman bilir ancaq.
    Heç kimse Nesimi sözünü keşf ede bilmez,
    Bu, quş dilidir, bunu Süleyman bilir ancaq.
    Bu ne adetdir, ey türk-i perizad,
    Qeminden olmadım bir lehze azad.
    Siyehdil gözlerin qan tökmek içün
    Çekibdir tiğini manend-i cellad.
    Bu bidadı mana eşqin qılıbdır,
    Cahanda qılmadı Nemrudü Şeddad.
    Reva mı, könlümün şehrinde senden
    Feraqü qüssevü qem tuttu bünyad.
    Gel, ey Şirindehen, eşqin yolunda
    Menem ol kuhken biçare Ferhad.
    Nezer qılgil bu viran könlüme, şah,
    Qılır sultan olan viranı abad.
    Bir eyü ad edin fani cahanda,
    Ululardan cahanda qaldı bir ad.
    Nesimi’nin kelamından eşitgil,
    Vefasızdır cahan, sen qılma bidad.
    Ay ile gün sücud eder suret-i canfezayine,
    Ay ile gün nedir kim, ol düşmeye hak-i payine.
    Cam-i cahannümadur ol, sende iki cahanı gör,
    Çün göresen sen olmusan can-i cahane ayine.
    Fail-i mutlak-i yakin kim ki, diler göre bugün,
    Baksın anın cemaline, hakkı görer bu ayine.
    Aşık-i sadık oldurur hak yoluna şehid ola,
    Hak deyeni alır anun durmuş anun behayine.
    Yusuf-i Misri canü dil, yani ki Fezl-i Zülcelal,
    Geldi sefai zevk ile şehr-i beden serayine.
    Kıldı fena vücudumu kül kerim ile kelam,
    Zerg-i hasen budur ki, şah sandı bugün gedayine.
    Her ki Nesimitek sücud Fazl-ı ilahe kılmadı,
    Div kimi bugün anı belke bu yolda dayine.

    TUYUĞLAR

    Gel ki müştak olmuşam didarına,
    Vermişem can zülf-i anberbarına,
    Mahrem ettin çün meni esrarına,
    Ey peri, gel çek meni bir darına.
    Ey yüzünden zahir esma-i huda,
    Şöyle ki, Kur’an’da dedi kulleha,
    Ademi bil, andadır esrarha,
    Can ile başın yolun kıl feda.
    Aşk ile geldi cem-i enbiya,
    Aşktır seyrü süluk-i evliya,
    Aşk ile yola girerler biriya,
    Aşk ile vasıl olurlar tanrıya
    Al elinden atını yaban at,
    Hakperest ol, hakkı tanı, olma at.
    Dünyanın devrinde yoktur çün sebat,
    Atını kaçırma ruhdan, olma mat.
    Gelmişem kalubeliden meyperest,
    Aşikem, metsem, veli mest-i elest.
    Ey gözün sevdalarından fitne mest,
    Sünbülün her taresi me’nide şest.
    Canımın cananesi sensen, Habib,
    Hubların ferzanesi sensen, Habib,
    Künde kenzin hanesi sensen, Habib,
    Vahdetin dürdanesi sensen, Habib.
    Ey cemalin kulhüvallahü ehad,
    Suretin yazısı Allahüssamed
    Bir ucu zülfün ezel, biri ebed,
    Hüsnüne şeytan imiş men la seced.
    Hak Teala varlığı ademdedir,
    Ev onundur, ol bu evde demdedir,
    Bilmedi şeytan bu sırrı, gamdadır,
    Ol sebebden ta ebed matemdedir.

    internetten alıntılarla düzenlenmiştir.
    Konu şehrin yabancısı tarafından (13 Şubat 2010 Saat 23:59 ) değiştirilmiştir.
    Sözcüklerin gücünü anlamadan insanların gücünü anlayamazsınız.
    KONFİÇYUS

  2. #2
    şehrin yabancısı - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    23 Şubat 2009
    Yer
    istanbul
    Yaş
    40
    Mesajlar
    431

    Standart

    BEN YİTİRDİM BEN ARARIM

    Ben yitirdim ben ararım
    Yâr benimdir kime ne
    Gah giderim öz bağıma
    Gül dererim kime ne
    Gâh giderim medreseye
    Ders okurum Hak için
    Gâh giderim meyhaneye
    Dem çekerim kime ne
    Sofular haram demişler
    Bu aşkın şarabına
    Ben doldurur ben içerim
    Günah benim kime ne
    Ben melâmet Hırkasını
    Kendim giydim eğnime
    Ar ü namus şişesini
    Taşa çaldım kime ne
    Sofular secde ederler
    Mescidin mihrabına
    Yâr eşiği secdegâhım
    Yüz sürerim kime ne
    Gâh çıkarım gökyüzüne
    Hükmederim kaftan kafa
    Gâh inerim yeryüzüne
    Yâr severim kime ne
    Kelp rakip böyle diyormuş
    Güzel sevmek pek günah
    Ben severim sevdiğimi
    Günah benim kime ne
    Nesimî'ye sordular ki
    Yârin ile hoş musun
    Hoş olayım olmayayım
    O yâr benim kime ne


    CANIM ERENLERE KURBAN


    Canım erenlere kurban
    Serim meydanda meydanda
    İkrarım ezelden kadim
    Canım meydanda meydanda
    Yanarım yoktur dumanım
    Gönlümde yoktur gümanım
    Al malım bağışla canım
    Varım meydanda meydanda
    Kellem koltuğuma aldım
    Kan ettim kapuna geldim
    Ettiğime pişman oldum
    Darım meydanda meydanda
    Münkir rakipten kaçın
    Müminim hülle don biçin
    Ben bülbülüm bir gül için
    Zarım meydanda meydanda
    Gerçek olan olur gani
    Gani olan olur veli
    Nesimi'yem yüzün beni
    Derim meydanda meydanda


    SORMA MEZHEBİMİZİ


    Sorma be birader mezhebimizi
    Biz mezhep bilmeyiz yolumuz vardır
    Çağırma meclis-i riyaya bizi
    Biz şerbet bilmeyiz dolumuz vardır
    Biz müftü bilmeyiz fetva bilmeyiz
    Kıl ü kal bilmeyiz ifta bilmeyiz
    Hakikat bağında hata bilmeyiz
    Şah-ı Merdan gibi ulumuz vardır
    Bizlerden bekleme zühd ü ibadet
    Tutmuşuz evvelden rah-ı selamet
    Tevalla olmaktır bize alamet
    Sanma ki sağımız solumuz vardır
    Ey zahit surete tapma hakkı bul
    Şah-ı velayete olmuşuz hep kul
    Hakikat şehrinden geçer bize yol
    Başka şey bilmeyiz Ali'miz vardır
    Nesimi esrarı faş etme sakın
    Ne bilsin ham ervah likasın hakkın
    Hakk'ı bilmeyene Hak olmaz yakın
    Bizim Hak katında elimiz vardır

    YANDI YÜREK YÂR ELİNDEN

    Yandı yürek yâr elinden
    Bilmem yara ne edeyim
    Takatım yok dosta varam
    Çare bilmem ne edeyim

    Bir yara dışardan olsa
    Halk ona bir merhem çalar
    Benim yaram içerdendir
    Çare bilmem ne edeyim

    İki hekim geldi üstüme
    Biri dilli birisi lal
    Dilliye cevap veremedim
    Bilmem ki lala ne deyim

    Nesimi'ye dediler ki
    Derdine bir derman ara
    Bize derman Hakk'tan ola
    Çare bilmem ne edeyim





    UYKUDAN UYANMIŞ ŞAHİN BAKIŞLIM

    Uykudan uyanmış şahin bakışlım
    Dedim sarhoş musun söyledi yok yok
    Ak ellerin elvan elvan kınalım
    Dedim bayram mıdır söyledi yok yok

    Dedim ne gülersin dedi nazımdır
    Dedim kaşın mıdır dedi gözümdür
    Dedim ay mı doğdu dedi yüzümdür
    Dedim ver öpeyim söyledi yok yok

    Dedim aydınlık var dedi aynımda
    Dedim günahım çok dedi boynumda
    Dedim mehtab nedir dedi koynumda
    Dedim ki göreyim söyledi yok yok

    Dedim vatanın mı dedi ilimdir
    Dedim bülbül müdür dedi dilimdir
    Dedim Nesimi Şah dedi kulumdur
    Dedim satar mısın söyledi yok yok





    ŞEM'E DÜŞEN PERVANELER

    Şem'e düşen pervaneler
    Gelsin bir hoşça yanalım
    Aşka düşen divâneler
    Gelsin bir hoşça yanalım

    Yanmaktır bizim kârımız
    Harcedelim hep varımız
    Pervaneler yaranımız
    Gelsin bir hoşça yanalım

    Varın söylen şol bülbüle
    Neden âşık olmuş güle
    Ermek istersen ol
    Kül'e Gelsin bir hoşça yanalım

    Bülbül yuvan yıkıldı mı
    Yavrun yere döküldü mü
    Ölüm sana dokundu mu
    Gelsin bir hoşça yanalım

    Nesimî döğünsün taşlar
    Akıtalım gözden yaşlar
    Hak tariktir hey kardaşlar
    Gelsin bir hoşça yanalım

    GEL BENİ AĞLATMA ŞAH'IM

    Gel beni ağlatma Şah'ım
    Ben sana kullar olayım
    Gel bana ceylan bakışlım
    Ben sana kullar olayım

    Bir gonca bülbülün idim
    Geldim dalında ötmeye
    Şânına ağlatma düşmez
    Ben sana kullar olayım

    Açtım zülfümü telinden
    Zülüfün ucu mâh gibi
    Kesip de yabana atma
    Ben sana kullar olayım

    Nesimî cân Nesimî
    Derdime bir çâre kıl
    Ezelden seni sevdim
    Ben sana kullar olayım



    Sözcüklerin gücünü anlamadan insanların gücünü anlayamazsınız.
    KONFİÇYUS

  3. #3
    şehrin yabancısı - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    23 Şubat 2009
    Yer
    istanbul
    Yaş
    40
    Mesajlar
    431

    Standart

    Yaptığımız Kabe'dir

    Yaptığımız Kabe'dir

    Yıktığımız kilise
    Şu bizim seyranımız
    Bir seyrana benzemez

    Süleymanlar içinde

    Ali bir Süleyman'dır
    Süleymanlar bildiler
    Süleyman'a benzemez

    Abdesimiz katlanmak

    Namazımız sabretmek
    Biz bir oruç tutarız
    Ramazana benzemez

    Kitabımızda kıl var

    Dağlar kadar görünür
    Bir bir âyet okuruz
    Bir Kur`an'a benzemez

    Kul Nesimi sen seni

    Mânâ bilir söylersin
    Biz bir deniz geçeriz
    Bir ummana benzemez


    Bu gün ol dilber-i rana

    Bu gün ol dilber-i rana

    Benimle oldu hem-saye
    Ki yüzü güneşe benzer
    Latif kaşlarıdır aya

    Beli ince,boyu uzun

    Yüzü hubdur,sözü mevzun
    Dili sihri,okur efsun
    Gönlümü verdi yağmaya

    Benim gönlüm alan dilber

    Yüzü hubdur, sözü enver
    Güzeldir Allah-u Ekber
    Ne güzel beslemiş daya

    Dedim:Ey hubların şahı

    Terrahhüm eyle billahi
    Gönül ikliminin mahı
    Bu günü salma ferdaya

    Dedim
    dilber lebin emsem
    Olurdu derdime derman
    Dedi:Vakti değil,ebsem
    Düşersin ceng-ü kavgaya

    Dedim dil
    ber beni öldür
    Gerek ağlat,gerek güldür
    Nesimi çün sana kuldur
    Serini koymuş ortaya

    Destan

    Felek benim senden bir sualim var

    Rüzigarın Süleymanı nic oldu
    Sana gelenlerin işi ah-u zar
    Erenlerin o devranı nic oldu

    Musa Tur a çıktı niyaz eyledi

    İsa göğe ağdıimekan bağladı
    Yakup,oğul deyü her dem ağladı
    Hazret-i Yusuf u Ken an nic oldu

    Baba Emir, vardı Kuh ile kaaf a

    Küffara kılardı cevrile cefa
    Şatırların piri Bengü Mustafa
    Alemin gerdan keşanı nic oldu

    Başun için bize veresün haber

    Nesl-i Ali evlad-ı emürül kiber
    Harici askere yürüttü teber
    Eba Müslüm ün meydanı nic oldu

    Batında onlar münkiri taşlar

    Erenlere ayan seyr olan işler
    Gaiptedir kırıklar,yediler,üçler
    Erenlerin yok mekanı nic oldu

    Bunca sahib-kıran gelüp geçmiştir

    Hızır İlyas ab-ı hayat içmiştir
    Sanan İskenderler konup göçmüştür
    Ahd-ı vefaya seyranı nic oldu

    Nurdur kalbimizi eyleyen ziya

    Şefaat eyleyen gedaya baya
    İki cihan fahri hatem-ül enbiya
    Bilsem ol mürüvvetkanı nic oldu

    Gahi ayyar idi gahice abdal

    İslama dost idi küffara kattal
    Erenler şahbazı ol Seyyit Battal
    Bilmem ol canımın canı nic oldu

    Hazret-i Resul in muhib yarıdır

    Hakkın dostu serbanların piridir
    Ser-i evliyanın sırr-ı nakdidir
    Yemen de Veyselkarani nic oldu

    Molla Hünkar deyü melekler iner

    Kudretten nurdan kandilleri yanar
    Arş-ı muallada külahlar döner
    Sultan Osman şazanı nice oldu

    Hazret İbrahimi attılar nara

    Eyyub a kurt düştü başladı zara
    Zekeriyya nice çekildi dara
    Nuh Peygamberin Tufanı nic oldu

    Ol server her kande gitse giderdi

    Din yoluna ikrarını güderdi
    Bir narada çok Harici geberdi
    Ahmet.... yaranı nice oldu

    Doksan bin erenler dediler beli

    Bindi hake, doğru gösterdi yolu
    Kutb-ı alem Hacı Bektaşi Veli
    Bunca erenler serefrazı nic oldu

    Alemin ahvali alem değil mi

    Bendesi de mir-i kelam değil mi
    Nesl-i Ali Kutb-i alem değil mi
    Bu... EMİR SULTAN ı nice oldu

    Ah eder NESİMİ geçdi serinden

    MANSUR enelhak der dönmez darından
    Gitti gelmez, bir haber yok birinden
    Bu feleğin karbanı nice oldu

    Erenler Şahtan Gelirler

    Erenler Şah tan gelirler

    Ali derler Pirimize
    İmamların kullarıyız
    Münkür ermez sırrımıza

    Pirimiz Kırıklar,Yediler

    Bu yolu onlar kurdular
    Bizede böyle dediler
    Kanarsan ikrarımıza

    Muhip mürşidine uydu

    Arif olan hisse duydu
    Münafıklar nice kıydı
    Tiğ çektiler Pirimize

    Bildik aslımızdır Adem

    Kısmetimiz verdi Hüdam
    Halifeler bastı kadem
    Taç vurdular serimze

    Ateş yanar kazan çoşar

    Dalğalanır boydan aşar
    Şulesi aleme düşer
    Bakın bizim nurumuza

    Nesimi sözünü pişir

    Özüne muhabbet düşür
    Bezirğanlar gevher taşır
    Güne gün şarımıza

    minnet eylemem


    Har içinde biten gonca güle minnet eylemem
    Arabi farisi bilmem dile minnet eylemem
    Sırat-i müstakim üzre gözetirim rahimi
    İblisin talim ettiği yola minnet eylemem

    Bir acayip derde düştüm herkes gider kârına
    Bugün buldum bugün yerim hak kerimdir yarına
    Zerrece tamahım yoktur şu dünyanın varına
    Rızkımı veren hüdadır kula minnet eylemem

    Oy nesimi can nesimi ol gani mihman iken
    Yarın şefaatlarım ahmed-i muhtar iken
    Cümlenin rızkını veren ol gani settar iken
    Yeryüzünün halifesi hünkara minnet eylemem
    Sözcüklerin gücünü anlamadan insanların gücünü anlayamazsınız.
    KONFİÇYUS

Members who have read this thread : 2

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.0