Sayfa 2/2 İlkİlk 12
13 sonuçtan 11 ile 13 arası

Konu: Oruç Aruoba

  1. #11
    kırmızıpabuç - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    12 Kasım 2009
    Yaş
    26
    Mesajlar
    29

    Standart

    YA KUŞ YA ÖRÜMCEK
    1.
    Gecenin içinden
    görünmeden
    çığlık çığlığa
    çıkıp___ne
    arıyorsun?

    2.
    Uğultulu rüzgar.
    Renksiz beyazlar
    koyu maviden
    uçup geçiyor.

    Kal
    kık
    dal
    kay
    kık.


    Aşk.

    Ney
    in
    göl
    ge
    si?

    Gün

    kay
    gan.

    Kay.


    3.
    Renksiz ışık
    yoğun ve derin.
    "It just breaks my heart__"


    4.
    Bacadan fışkıran
    kömür dumanı
    karanlıkta
    beyaz gibi___

    ne
    re
    dey
    se___



    Bilmeyiz
    ki
    öz
    gür
    ken
    kim
    ki
    o__



    O.
    "Sailing across the sea__"


    Kar
    an
    kara
    n
    lık
    ta
    da.
    "somewhere__"


    Ta.


    5.
    Güney'e bakan
    pencere
    karanlık.



    6.
    "
    __can't hep it__"
    Kış
    kaç.
    "__auf Liebe angestellt__"
    Kıs
    kanç.

    Kıs
    ma.
    Aç.

    Kaç
    ta
    ne__
    Ne?

    *
    Kan.


    Kan
    ma.
    Kar
    da
    yağ
    ar
    sa__

    sen
    ve
    ben
    hani__


    Kim?

    Ay.

    Ay
    dın.

    Ay
    dın
    lık.


    Yanyana iki ışık yanıyor
    Karanlığı çizgi çizgi keserek
    Geçip gitmiş günleri anıyor
    Serin rüzgar yavaşça eserek.


    Ay
    batıyor.


    7.
    Camın üzerinden geçip
    ay ışığında bir an durdu__
    başımı kaldırdığımda
    artık yoktu.
    Yarın
    bulurum
    biryerlerde.


    8.
    Yağmurda
    da
    çığlık çığlığa
    arıyor--
    "__ __"
    oysa
    gör
    müş
    tüm

    yanılamadan__
    Şimdi
    sakin ve sürekli
    sağanak altında

    oysa
    dol
    un
    ay

    ayılamadan__

    geç
    miş
    tim.



    9.
    "We play the game__"
    Şimdi
    sessizce
    hızlanıyor.
    "wishing my sadness a place"__
    Koluma konan
    değil
    miş
    hala geziniyor
    muş__işte:
    ışıktan kaçarak
    yoklayarak
    yordayarak
    yor
    ula
    rak

    var
    mış
    yok
    muş__





    Seni öldürmeyeceğim.


    Oruç Aruoba
    'Ne var ki sizin doğanız benim doğamdır.'

  2. #12

    Üyelik tarihi
    06 Aralık 2009
    Mesajlar
    271

    Standart

    Oruç Aruoba - Gelmeyip Geçmemiş


    yaşamında, genel çizgilerinde,

    üç tür şeyle karşılaşacaksın;

    1) gelip geçmiş şeyler.


    2) gelip geçmemiş şeyler.

    3) gelmeyip geçmiş şeyler.

    bütün 'şey'lerin, geçmiş ya da geçmemiş,ya da hiç geçmemiş olacak.

    (dördüncü durumla-'mantık' sırası içinde sonuncu olması gereken 'şey'lerle-ise,hiç karşılaşamayacaksın)

    4) gelmeyip geçmemiş şeyler.

    yaşamında, şunları da yaşayabileceksin;

    1) birisini, ona söyleyecek bir şey bulamadığın için aramak...

    2) birisini, onu artık görmeyeceğini söylemek için beklemek...

    3) birisini, onu artık görmemeye dayanamadığın için terketmek...

    neler yaşamayacaksın ki!...

    Oruç Aruoba

  3. #13
    fides - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    15 Şubat 2008
    Yer
    Sürgün
    Mesajlar
    1.538

    Standart

    "yer, yön, yol"

    Yol, kendine bir yer bulamamış
    kişinin özlemidir.
    Kendi yerini yerleşiklikte
    bulamayan kişi,
    onu yolculukta arar.
    Nasıl, bir yer, bir yolun başı ya da sonu;
    bir yol da, bir yerden önceki ya da sonraki
    bir durumsa — kişinin durumu da,
    hep, öyle, ya da, böyledir...

    Yerini yitiren kişi,
    yola çıkmak zorundadır.
    Yola çıkan kişi, yeni bir yer arıyordur
    — ama yola hep bir (eski) yerden
    çıkıldığını da unutmaz : her varılan yerin de
    (yeniden) bir yola çıkış yeri olabileceğini...
    Yabancılığını kalıcı kılmak isteyen kişinin,
    yerleşikliğinden rahatsız olması gerekir;
    ve tersi : yerleşikliğinden rahatsızlık duyan
    kişinin, kalıcı bir yabancılık bulması...

    Yerleşiklik, herbir yandan bağlandığımız,
    hepsi de gergin zincirlerin verdiği bir
    dinginliktir ancak — yani, bir sıkı
    kölelik...
    Ama, "mutlak kölelik" dışında, her kölelik,
    köleye devinimde bulunduğu izlenimini verecek
    kadar gevşek tutar onun zincirlerini
    — gerginlik, zincirden zincir olarak
    uzaklaşma çabasıyla belirir;
    böylece de kişi, çok devingen olduğu,
    sürekli etkinlikte bulunduğunu sandığı
    bir edilgenlik, bir sürüklenme içinde
    yuvarlanıp — gitmez...
    Yerleşiklikten rahatsız olan kişinin
    gezginlikte aradığı, aslında,
    yerleşebileceği bir yerdir: Düzenini
    bozarak gezginliğe çıkan kişi, kendi
    düzeninin peşine düşmüştür.

    Gezginlik de, öte yandan, hiçbir bağlantı
    taşımaksızın, salt gezmek için gezmek haline
    gelebilir rahatlıkla, kolayca
    — bu kez de tam bir boşluk...
    Zincirlerin —gergin ya da gevşek—
    tam yokluğu da,
    boşluğa köle olmaktır.
    Köleliğe tek çare, herhalde,
    zincirlerini koparmak ve zincirsiz kalmak
    değil,
    kendi zincirlerini kendisi yapmış,
    kendisi kendi ayaklarına takmış, bağlamış
    olmaktır — özgürlük de budur... (Hani,
    "kendi kendisinin efendisi olmak"tan
    söz edilir ya...)
    Düşüncenin devinimi, düşünen kişinin devinmesidir
    ancak — onunla gerçekleşebilir ancak:
    Yerleşik kişinin düşünceleri de durağan olur.
    Çünkü, içinde yeniye yer bırakmayan
    bir 'düzenliliği' yaşayan kişi, aslında,
    üst anlamda bir düzensizlik yaşıyordur
    — içinde yeniye yer tanımayan bir 'düzen',
    eskinin düzensiz karışımlarından başka bir
    yere ulaşamaz.
    Her an ayrıyı, aykırıyı, yeniyi yaşayan kişi,
    düzenli bir yaşam yaşıyordur.

    İnsanlar ne sanıyorlar ki 'düzen'i
    — kendi dar, çarpık açılarından bakarak :
    sabah-akşam, gidiş-gelişlerini 'düzenleyen'
    bir 'seyrüsefer nizamnamesi' mi?! — Oysa,
    asıl düzen, düzensizlikten çıkarak
    düzene ulaşmağa çabalayan bir düzenleme
    uğraşısında bulunabilir ancak.
    'Verilmiş', 'varolan' düzen,
    yoz bir düzensizlik biçimidir.
    Düzenlilik gereksinmesinden
    —yani, düzensizlikten— çıkmayan
    'düzen', beş para etmez, düzen olarak...

    Kişi, yoldaş diye,
    ancak kendi ulaşabildiği yerlere varabilecek,
    daha ileriye yürüyemeyecek kişiler seçiyorsa,
    kendisi de duruyor demektir... (Oysa:
    "...daß Andere sie aufnehmen
    und fortsetzen ... mögen ... kommen
    und weiterfliegen ...
    und es besser machen ...")
    Bir yerde ('bir süre için' diyerek)
    dinelen kişi için en büyük tehlike,
    o yere yakınlık duyması; o yeri,
    bütün yollarının sonu,
    bütün yönlerinin ereği sayması;
    yerleşebileceği bir yer saymasıdır
    — en büyük tehlike, huzurlu yerdir:-
    Mezardır orası...
    Her bir yorgun yolcunun dineldiği yer,
    dinlenmiş bir yolcunun yola çıktığı yerdir.

    Kendine yeni bir yol arayan kişi, önce,
    kendinden önce yürünmüş yollara bir bakar
    — kendi yürümek isteyebileceği yola benzer
    bir yol bulmak için; çoğunlukla da bulur —
    ama, acaba, o bulduğu yol(lar),
    tam da bulduğu yol(lar) olarak,
    kendi aradığı yola aykırı değil mi? —
    Yeni bir yol aramıyor muydu, arayan kişi
    — ne işi var öyleyse, eski (yürünmüş)
    yollarda?!
    Belirli bir yol arayan kişi için en büyük
    tehlike, o yolu bir yerde durarak, 'bakarak'
    arayabileceğini (hatta, bulabileceğini)
    sanmasıdır — çünkü, yollar bulunmaz:
    yürünür; yerlerde ise, olsa olsa, durulur
    — onlar, bulunur; artık, yürünmez...
    Yola çıkacak kişinin aşması gereken
    ilk ve en önemli engel,
    kendi yerleşikliğidir :
    kendi yeri
    — kendisidir...


    Eğer biri sana parmağıyla güneşi gösterir ve sen de parmağa bakarsan aptalsın demektir. Eğer güneşe bakarsan daha da aptalsındır, çünkü güneş gözlerini kör eder. Senin bakman gereken parmakla güneş arasında uçan kuştur... (Subcomandante Marcos)

Sayfa 2/2 İlkİlk 12

Members who have read this thread : 2

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.0