3 sonuçtan 1 ile 3 arası

Konu: Özdemir İnce

  1. #1
    kalliope - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    23 Aralık 2008
    Mesajlar
    737

    Standart Özdemir İnce



    Karşı Sevda

    Kan sağar gece gündüz yüreğim,
    tuzaklar gözyaşlarına kurulmuştur;
    dalgın durur deli gönlümün aynası,
    kavuşmak bir başka yaza kalmıştır;
    ne kadar kulak kesilsem de dünyaya
    sözcüklerden daha gerçek değildir aşk
    sözcüklerden daha gerçek değildir ölüm.

    Dilim pas içinde, doyum bulunmaz ona,
    bir ateştir ki yârin gül ağzı
    korkmadan öpmek bir serüven, bir belâ;
    bir sancıdır aslında belki de mutluluk,
    çünkü bir gaflet, bir öfke tutturmuşum,
    başlarken her gün bir başka yenilgiye
    dağbaşlarına, ummanlara adanmış huyum.

    Artık bulmasam da olur, fidyesini sevdanın:
    Gövdem olan o ağacı soğukla vurdum.


    Gön

    Yorgun değilim
    seni beklemekten seni düşlemekten geçen günlerden,
    yeniden başlasam da bir başka yenilgiye.

    Yorgun değilim
    ne aşktan ne dostluktan ne de ölümden,
    geceye gözlerimi açarak bakıyorum.

    Yorgun değilim
    ne acıdan ne umuttan ne de korkudan
    sonbaharla birlikte kazıya başlıyorum

    Yorgun değilim
    ne geçmişten ne şimdiden ne de gelecekten;
    bir yalnızlığım vardı, gittikçe aşıyorum.


    SEVİYORSANIZ EĞER

    Seviyorsanız eğer;
    Geç kalmayın sakın aşkınızı
    söylemeye
    telgraf çekin, telefon edin,
    mektup yazın...
    Uçaklara, trenlere
    tüm taşıtlara binin...
    Koşun, arayın, bulun,
    haber gönderin, birine anlatın...
    Duvarlara yazın, ağaçlara kazıyın...
    Yani deneyin bütün olanakları,
    hiç olmazsa; iki yaprak
    samanlı kağıda yazın...
    Ama sakın geç kalmayın!
    AŞKINIZI SÖYLEMEYE...


    ÖTE

    Benden, onlara benzer olmamı beklemeyin,
    Ve onları yineler olmayı beklemeyin.
    Herkes yeniliğine varır, kendi kalırsa.
    Kimseden bana benzer olmayı beklemeyin.
    Kelimelerin gücünü anlamadan, insanların gücünü anlayamazsınız.(Konfüçyüs)

  2. #2
    kalliope - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    23 Aralık 2008
    Mesajlar
    737

    Standart

    EVREN YORUMCUSU

    Atlayarak çiz dünyayı,
    gerçekler söylenmeyen alanlarda kalsın,
    yani gerçekleri söyle, sadece onları;

    Bana sorarsan -ki sormasan da olur-,
    yüreğindedir yaşamın bütün ipuçları...


    ÜLKER SALI GÜNÜ GELECEK

    Ülker salı günü gelecek
    Kitaplar dergiler temiz çamaşırlar
    Ülker salı günü gelecek
    Yüzünde güneş, bitimsiz ilkyaz
    Deniz ve yeşillik getirecek.

    Bugün pazar yurdumun hapisanesinde
    Yarın pazartesi, sonra salı
    Salı günü Ülker gelecek.

    Salı'ya Ülker gelecek
    Ülker dağların üstü
    Ülker'in gözleri yeşil
    Ama gölge ve güneşte değişir.

    Geçip gelecek zeytinlerin, otların arasından
    Eli dağlara denizlere bulutlara değmiş
    Saçlarının dibinde buruk reçine kokusu
    Duracak demir parmaklıkların gerisinde
    Bir yenilmezlik gülü halinde
    Salı'ya Ülker gelecek.

    Bugün pazar, hapisanede ve dışarda
    Hapisanede pazar; kum dolu gözler
    Dışarda pazar: denizin üstü, atardamar
    Ülker pazarı onurla karşılayacak
    Düşünerek denizleşmesini bir coşkun ırmağın
    Oğlum didikleyecek, tozunu atacak
    Ülker salı'ya gelecek.

    Salı günü Ülker gelecek!


    DÖRT DUVAR ARASINDA

    Bir şeyler kapanıyordu bir yerlerde,
    belki bir kapı, belki bir mezar -
    ama çatı değildi - sanki bir yangın,
    tavşanların, kuşların hızından anlıyordun,
    ama çatı değildi kapanan,
    üzerinde bir bayrak dalgalanan.

    Ama çatı değildi kapanan;
    biraz daha ışık, diye haykırdın,
    dağlarıma ve uçurumlarıma,
    hepsini gövdeme
    duvarlarıma kazıyacağım.

    Bir şeyler kapanıyordu bir yerlerde:
    Kiminin bahtı, kiminin yüreği,
    kiminin kapısı ve penceresi.

    Düşündün: Her şey bütün bir sonsuzluk
    ve bir dakikaydi önünde ve sonunda.

    Bir dakika, o senin olan bir dakika,
    yani yaşaman için sana bırakmadıkları...



    ŞUBAT AYINDA ANKARA'DA YAZILAN BİR ŞİİR

    Bu yıl erken bastırdı kış
    Yağmur yağıyor, yağmur yağdıkça seviyorum seni
    kar yağıyor, kar yağdıkça seviyorum seni
    karaya vurdukça, sular dondukça
    uşüdükçe, birşeyler yitirdikçe, umudum kırıldıkça
    çıkmaza girdikçe yaşam, yüreğim sıkıştıkça
    sen değiştikçe daha çok seviyorum seni

    Donmuş suda çelik tadı var
    ağzımda eski tütün ve buruk çay tadı
    her sabah yaya geçiyorum bütün Ankara'yı
    kömür ve kükürt kokuları arasında
    her akşam yaya geçiyorum bütün Ankara'yı
    okuyarak bildirilerini direnen öğrencilerin
    bakarak yırtık afişlere, şarkıcı resimlerine
    nereye gitsem içimde bir geç kalmışlık duygusu
    bu yüzden bir saat erken gidiyorum gideceğim yere
    ne zaman, nerede ve nasıl bilmiyorum, ama birden
    yaşamın korkunç bir hızla değiştiğini düşünüyorum
    ve ikimizin aynı kişiler olmayacağımızı yarın

    Bu yıl erken bastıran kışı yaşıyoruz
    Sanki ölümlü kahramanlarıyız kötü bir romanın
    yeni bir dilin sözdizimine çalışıyoruz
    gökyüzünü verip yüzünü alıyorum
    görüntünü verip acıları siliyorum
    yüzünü koyuyorum umutsuzluğun yerine

    Usumda sesinin ve gövdenin
    usumda sesinin ve gövdenin görkemli atlası...

    Kelimelerin gücünü anlamadan, insanların gücünü anlayamazsınız.(Konfüçyüs)

  3. #3
    şehrin yabancısı - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    23 Şubat 2009
    Yer
    istanbul
    Yaş
    40
    Mesajlar
    431

    Standart Öfkeliyim..!

    Ama yüregimde taptaze, bilmedigim bir rahatlama..
    Sanki neşter ‘’tak’’ diye iniyor ve boşalıyor yara
    Gömlegim sırıksıklam irinden, bayıltıcı bir koku..

    Öfkeliyim..!
    Diyorum ki: ‘’ bu bir dirilmedir ‘’,kendi kendime:
    Hatırlanması unutulmuş bir sevdanın,
    Simgesi zeybek gibi diz vurup ayaga kalkmanın
    Diyorumki: ‘’ ey kendine yüreklendiren acı, sonbahar tortusu’’

    Bir umut geçiyor yüregimin ignesinden
    -eşsiz bir yalım-
    Güvercinler havalanıyor yüregimin bir köşesinden.
    Sabrım genç ve yalansız
    Gerçegin sabrı. Sılasız katı..
    Kaynayan su sabrım..
    Uçsuz bucaksız bugday tarlası..

    Yatmışım sırt üstü yüregimi dinliyorum.
    Sanki bir dagbaşı yüregim..
    Binlerce yaz binlerce gökyüzü..
    Bir serinlik içerisindeyim.. bir geçici rahatlama..
    Camların direnen pırıltısı gibi..
    Bir saganak sonrasında…

    Özdemir ince
    işte böyle birşey aslında biraz.....
    Sözcüklerin gücünü anlamadan insanların gücünü anlayamazsınız.
    KONFİÇYUS

Members who have read this thread : 1

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.0