Felsefe.NET - Düşünce Eleştiri ve Paylaşım Platformu - vBulletin

Kullanıcı Tag Listesi

Doğu Perinçek

""Can Ataklı, 2013’e “Apo yılı” adını vermişti (Vatan, 1 Ocak 2013). Emin Çölaşan da, “Helal olsun Apo’ya!..” başlıklı yazısında, “Apo’nun maçı kazandığını” ve süreci belirleyen bir konumda bulunduğunu yazdı (Sözcü, 2 Ocak 2013). Aydınlık ise, 2 Ocak 2013 Çarşamba günü, “Yol haritasını Öcalan çiziyor” başlığıyla çıktı. Acaba?"" DOĞU PERİNÇEK/ Enstrümanları kuşatan kırmızı çizgiler -(TAMAMI)


123 SonuncuSonuncu
  1. Doğu Perinçek

    ""Can Ataklı, 2013’e “Apo yılı” adını vermişti (Vatan, 1 Ocak 2013).
    Emin Çölaşan da, “Helal olsun Apo’ya!..” başlıklı yazısında, “Apo’nun maçı kazandığını” ve süreci belirleyen bir konumda bulunduğunu yazdı (Sözcü, 2 Ocak 2013).
    Aydınlık ise, 2 Ocak 2013 Çarşamba günü, “Yol haritasını Öcalan çiziyor” başlığıyla çıktı.
    Acaba?""

    DOĞU PERİNÇEK/ Enstrümanları kuşatan kırmızı çizgiler -(TAMAMI)
    Alıntı ile Cevapla Alıntı ile Cevapla Mesaj Zamanı 01-07-2013, 20:28

  2. Cevap: Doğu Perinçek (Aydınlık)

    Ferdinand Bardamu Nickli Üyeden Alıntı: ""Can Ataklı, 2013’e “Apo yılı” adını vermişti (Vatan, 1 Ocak 2013).
    Emin Çölaşan da, “Helal olsun Apo’ya!..” başlıklı yazısında, “Apo’nun maçı kazandığını” ve süreci belirleyen bir konumda bulunduğunu yazdı (Sözcü, 2 Ocak 2013).
    Aydınlık ise, 2 Ocak 2013 Çarşamba günü, “Yol haritasını Öcalan çiziyor” başlığıyla çıktı.
    Acaba?""

    DOĞU PERİNÇEK/ Enstrümanları kuşatan kırmızı çizgiler -(TAMAMI)
    evet... enstrüman çok ama onların sesinden bir melodi çıkmıyor / çıkarılamıyor... çünkü enstrümanları elinde tutan, kötü müzisyen ve belki bir kasap; ama izleyici aslında müziğin ne olduğunu biliyor, hissediyor,hatırlıyor, öğreniyor ve konseri alkışlamayacağını, sahneyi darmadağın edeceğini, homurdanarak belli ediyor... ... ankara'nın ışıklı bulvarlarında önünü görmeyenlere / göremeyenlere inat; silivri zindanından ülkesinin durumunu bu netlikte görebilenlere, selam olsun...
    Alıntı ile Cevapla Alıntı ile Cevapla Mesaj Zamanı 01-07-2013, 21:10

    felsefeyi olanaklı kılan ikinci ön koşul, sınırsız ve koşulsuz bir düşünce özgürlüğüdür...
  3. Cevap: Doğu Perinçek (Aydınlık)

    ""Bakın, bir olasılıktan söz etmiyoruz. Söylediklerimiz matematiktir.
    Irak + İran + Suriye + Türkiye eşittir = Bölgedeki bölücülüğün toptan silahsızlandırılması ve bölge barışı.
    ABD ve İsrail’in bu süreci önleyecek gücü ve kabiliyeti var mı?
    Kesinlikle yok.""

    DOĞU PERİNÇEK/ PKK nasıl silah bırakır? -(TAMAMI)
    Alıntı ile Cevapla Alıntı ile Cevapla Mesaj Zamanı 01-09-2013, 18:33

  4. Cevap: Doğu Perinçek (Aydınlık)

    ""Bunlar bayraklarını alır, işçi direnişlerine gelir veya bazı sendikalar üzerinden direnişi yalnızlaştıran, halktan koparan uygulamalarda bulunurlar. Ufuk Uras’ın ÖDP’si EMEP ve bugünkü “TKP” ve diğer bazı gruplar, özelleştirmelere karşı çıkmayı “devlet kapitalizmi” diye nitelemişlerdir. Özelleştirmelere karşı mücadeleyi “Kemalistlik” diye eleştirmişlerdir. Bu grupların en sonunda tek bir sloganları vardır: “İşçilerin birliği sermayeyi yenecek.”

    İşçiyi yalnızlaştıran, iki yüzyıldır yenilgiye götüren strateji de işte bu sloganda özetlenir.""

    DOĞU PERİNÇEK/ Şişecam işçisinin ışıltısı -(TAMAMI)

    08 Ocak 2013 tarihli yazıdır
    Alıntı ile Cevapla Alıntı ile Cevapla Mesaj Zamanı 01-10-2013, 11:27

  5. Cevap: Doğu Perinçek (Aydınlık)

    Sayın Perinçek Halk kahramanı mı? hain mi? vatansever mi? ajan/uşak mı? mitçi mi? v.b kendisi hakkında hiçbir kanıya yaklaşamıyorum ,gizemli bir adam gerçi son zamanlarda bu memlekette neler döndüğü hakkında da bir kanıya yaklaşamıyorum ya orasıda ayrı.. (not çok takip etmiyorum)
    Alıntı ile Cevapla Alıntı ile Cevapla Mesaj Zamanı 01-10-2013, 11:39

  6. Cevap: Doğu Perinçek (Aydınlık)

    ""19. yüzyılda işçi hareketi, Batı Avrupa’da niçin yenildi?

    Bu sorunun yanıtını 19. yüzyıl işçi sınıfının öğretmenleri olan Marx ve Engels tek bir cümleyle özetlemişlerdir: İşçi hareketi başta köylülük olmak üzere diğer halk sınıflarıyla birleşmediği için yenilgiye uğradı.""

    DOĞU PERİNÇEK/ “İşçilerin birliği sermayeyi yener” mi? -(TAMAMI)

    09 Ocak 2013 tarihli yazıdır.
    Alıntı ile Cevapla Alıntı ile Cevapla Mesaj Zamanı 01-10-2013, 16:26

  7. Cevap: Doğu Perinçek (Aydınlık)



    Bu fotograflarla herseyin cevabi verilmis oluyor sanirim.
    Alıntı ile Cevapla Alıntı ile Cevapla Mesaj Zamanı 01-19-2013, 16:04

  8. Cevap: Doğu Perinçek (Aydınlık)

    Abdullah Öcalan ile "farklı görüşme" (19 Ocak 2013 tarihli yazıdır)

    Sabah gazetesi yazarı Nazlı Ilıcak, 8 Kasım 2012 günlü yazısında, Doğu Perinçek’in Abdullah Öcalan ile 2000′e Doğru Dergisi Genel Yayın Yönetmeni olarak yaptığı görüşmelerin “diğer gazetecilerin temaslarından çok farklı” olduğunu yazdı. Çok doğru. ABD güdümlü holding ve cemaat güçleri, bu konuda 20 yıldır dünyada az görülmüş yoğunlukta bir psikolojik savaş yürütüyorlar; fark buradan da anlaşılıyor. ABD işbirlikçisi hükümetler de PKK ile görüşmeler yapıyorlar. Yakın tarihte Oslo’dan sonra şimdi de İmralı’da görüşüyorlar. Peki, fark nerede? Nazlı Ilıcak’a 13 Kasım 2012 günü bir açıklama yolladım, bugüne kadar yayınlamadı. O mektubu kamuoyunun bilgisine sunuyorum.

    Sıradan ve sıra dışı görüşme

    Sayın Nazlı Ilıcak,

    29 Ekim de halk hareketinin barikatları yıkması, müesses nizamı sarstı. Şemdin Sakık’ın tanıklığı Mahkemenin gündeminde değil iken, birden açık kimlikle sahneye çıkarılması sizin dikkatinizi çekmedi mi?

    Tayyip Erdoğan ve Abdullah Gül, Abdullah Öcalan’ın altı kademe altındaki BDP yöneticileriyle ve Leyla Zanalarla sık sık görüşüyorlar. “Sıradan” olmak için, onlar gibi altı kademe alta inmek mi gerekiyor? Siz gazetecilerin akıllarına bu sorular niçin gelmiyor?

    Tayyip Erdoğan hükümeti adına, İmralı’da Abdullah Öcalan ile ve Oslo’da PKK yöneticileri ile sayısız görüşme yapıldığı ortaya çıktı. Masanın başında Batılı istihbarat servisleri oturuyor. İşte bizim görüşmeleri “sıra dışı-’ kılan, masanın başında CIA’nın ve İngiliz servisinin otur- mamasıdır.

    Bu görüşmeler, yönettiğim dergi dışında hiçbir örgütle ve kurumla bağlantılı değildir. 1960′lardan bu yana Gladyonun sorgu odalarında ve hapishanelerinde mücadele veriyorum. 12 Mart 1971, 12 Eylül 1980, 1990 Diyarbakır, 1998 Haymana, 2008’den bu yana Silivri, beş kuşakla hapiste yatan tek devrimciyim. Denetim altına alınamadığım belli değil mi? Bu da sıradan değil.

    Perinçek, Öcalan ile niçin görüştü

    “Perinçek’in bu görüşmelerde bir niyeti olmalı” diyorsunuz.

    Her yayın organının kuşkusuz bir dünya görüşü, toplumu için bir duruşu vardır. Bizim görüşme amacımız da, kamuoyunu bilgilendirmek yanında, ABD’nin Körfez Savaşı eşiğinde, Kürt sorununa müdahale zeminlerini daraltmaktı. ABD’nin bölgemizde milliyetleri ve mezhepleri birbirine düşürmek istediği koşullarda görüştük. Abdullah Öcalan, yakalandıktan sonra verdiği ifadede görüşmeyi şöyle özetledi: Perinçek, bize ABD’nin ve Avrupa’nın peşinden gitmeyin. Bu yoldan bir yere varamazsınız. PKK’yi dağıtın, Türkiye’nin bütünlüğü içinde yer alın telkinlerinde bulundu (Öcalan’ın ifadeleri ve Hürriyet, 18 Mart 1999).

    Eğer Türkiye hükümetleri ABD denetiminde olmasaydı

    Eğer Türkiye hükümetleri, ABD denetimi dışında olsalardı, bugün silahlı boyutta bir Kürt sorunu olmazdı. Turgut Özal yönetimi, 1980‘lerin başlaRInda, Suriye’de ABD güdümlü Müslüman Kardeşlerin (İhvanı Müslimin) terörünü desteklemiştir. Buna karşı Suriye yönetimi de, Bekaa kampını PKK’ya açmış, Abdullah Öcalan’ın Şam’da karargâh kurmasına olanak vermiştir. Biz o zaman da, Türkiye ile Suriye’nin birbirlerine karşı bölücü ve ayrılıkçı örgütlenmeleri desteklemelerine karşı çıktık ve bu oyunu bozmaya çalıştık.

    O zaman gücümüz yetmedi; ABD yükselişteydi ve Kürdümüze devletçik vaat ediyordu. Bugün durum farklıdır; ABD geri çekilmektedir. Suriye, Irak ve İran, ABD emperyalizmine karşı bölge ülkelerinin birliği için cephe tutmuşlardır. Talabani de bu cepheye katılmıştır.

    Göreceksiniz Cumhuriyet hükümeti yeniden kurulacak ve bölge cephesindeki yerini alacaktır. Ayrılıkçı çözümlerin iflas ettiğini hep birlikte yaşayacağız.

    Dört milletvekilliğini niçin reddettik

    1991 genel seçimlerinde SHP, PKK ile seçim ittifakı yaptı. Ama hiç kimse bu konuda bir kampanya yürütmedi; yürütmez. Çünkü o ittifak, ABD merkezli sistemin içindeydi. Turgut Özal’ın planı uygulanıyordu; PKK yasallaştırıyordu. Özal, Çankaya’ya çağırdığı HEP milletvekillerine, “Sizden tek şey istiyorum, Perinçek ile birlikte olmayacaksınız” dedi. Geldi, bana anlattılar. Dahası, bizim partimizi de aynı planın içine çekme girişiminde bulundular. Bizzat Abdullah Öcalan, 1991 yılı sonunda, Milliyet ve Sabah gazetelerine yaptığı açıklamalarda, Perinçek’e dört milletvekili önerdiğini ve SHP listesinden seçilecek 21 milletvekilinin başına geçmesini rica ettiğini belirtmiştir (Milliyet ve Sabah, 7 Aralık 1.991).

    Öcalan, Perinçek’in SHP listesinden dört milletvekili önerisini reddettiğimi Gündem gazetesinde şöyle anlatıyor:

    “Sayın Doğu Perinçek de buraya geldi. İlk pratik politika önerim şu oldu. Dedim ki, bir devrim merkezi var, onun parlamenter sözcüsü ol. Bu güzel bir şey. Eğer bir parlamenter sözcüsü olsaydı, Kürt-Türk birlikteliği de çok iyi gelişebilirdi. Kim kardeşlik istemiyor. Bize ikide bir milliyetçi diyorsunuz. Seni kendi ülkesinde ve devrimin bir merkezinde milletvekili adayı önerecek kadar Enternasyonalizme yatkınlık gösteren bir hareket mi milliyetçidir, yoksa buna tenezzül etmeyen, kendini çok üstte gören bir anlayışın sahibi mi milliyetçidir? Ve ben fazla anlamlı bulamadım… Tenezzül etmediler.” (Gündem, 3 Mayıs 1993)

    Abdullah Öcalan ile görüşme fotoğrafları

    Ne zaman Türkiye’nin bağımsızlığına yönelik etkili bir mücadelemiz olsa, Öcalan ile görüşme fotoğraflan boy boy yayınlanır. Bu fotoğraflan 2000 e Doğruda biz yayınladık. Sizin köşenizde çıkan Öcalan’ın karanfil uzattığı fotoğraf da dergimizde kapak olarak çıkmıştır.

    Ama basında kampanya halinde çıkan başka fotoğraflar da var, PKK’nın çektiği fotoğraflar… Bunlar, son 20 yılın basın tarihinde yayın rekoru kırmıştır.
    MİT o fotoğraflar karşılığında PKK’ya ne verdi

    Ancak şu soruyu soran yok, belki köşenizden siz sorarsınız: O fotoğraflar karşılığında MİT, PKK’ya ne verdi?

    MİT Müsteşarı’nın o fotoğrafları bazı gazetelerin genel yayın yönetmeni ve yöneticilerine kendi eliyle verdiği Ergenekon Davası dosyalarında belgelenmiştir.

    Şu soru önemli değil mi: PKK ile MİT arasındaki görüşmeler ve alışverişler hangi zeminde ve hangi amaçlarla bugünlere kadar yürütüldü?

    Amerikancılar görüşecek, yurtseverler seyredecek! Koymak istedikleri yasak budur.

    ABD’nin Kürt Koridoru ‘nun neresindesiniz?

    Dün olduğu gibi bugün de mücadele, bölenler ile bölünmeye direnenler arasındadır. Bölgemizde güçler, ABD’nin Kürt Koridoru planı ekseninde cepheleşiyorlar.

    Tayyip Erdoğan yönetimi, İsrail, Barzani, PKK/PYD, Suriye’nin bölücüleri ABD’nin Kürt Koridoru cephesindedir.

    Suriye, Irak, Talabani, Kuzey Irak’ta- ki Barzani karşıtları, İran, Türkiye’nin millî güçleri, Lübnan, Rusya ve Çin ise, Kürt Koridorunun açılmasına karşı mücadele ediyorlar.

    Kürt Koridoru, “Irak’ın kuzeyinden Akdeniz’e” uzanıyor ve Diyarbakır kalesini düşürmek için şarttır. Bunun karşısında etkili mücadelemiz nedeniyle, Abdullah Öcalan ile görüşmemiz pişirilip pişirilip gündeme getirilecektir. Türkiye’nin bütünlüğünü ve bölgede barışı savunmak için, psikolojik savaşı göğüslemek de bir görevdir.

    Siz, Kürt Koridorunun neresindesiniz, buna karar vereceksiniz.

    19 Ocak 2013 tarihli yazıdır.
    Alıntı ile Cevapla Alıntı ile Cevapla Mesaj Zamanı 01-19-2013, 16:43

  9. Cevap: Doğu Perinçek (Aydınlık)

    Hakkari-Çukurca’da 6 askerimizin şehit edildiği heron görüntüleri basına sızdı. ertesi gün askeriye bunları kim sızdırdı diye askerlerin ve çalışanların evlerine baskın yapıp arama yaptı..açıklamayı yapıp yalan diyemediler.. sanırım 1 ay falan sonra o görüntüler oraya ait değil dediler sadece. yalan diyemediler !!!



    Kim hain kim kahraman. kara vermek o kadar kolay değil sanırım. bu memlekette ve dünyada neler dönüyor anlamak çok zor...
    Alıntı ile Cevapla Alıntı ile Cevapla Mesaj Zamanı 01-20-2013, 00:37

  10. Cevap: Doğu Perinçek (Aydınlık)

    Hz. Muhammed’in el asabiyyeden ümmete geçiş devrimi (29/01/13)

    El asabiyye ya da asabiyyet kavramının günümüz Türkçesindeki karşılığı kan bağı dır.

    Asabiyye Arapça ‘da aynı zamanda sinir anlamına geliyor.

    Demek ki, eski Araplar soy ilişkisinin sinirden geçtiğini düşünüyorlardı.

    Türkçemizde de damar sözcüğü zaman zaman sinir anlamında kullanılır. Örneğin “damarı tuttu” deriz veya “damarına bastılar” denir, sinir anlamındadır.

    Akkemikli misiniz yoksa karakemikli mi?

    Eski Türkler soy bağını kanla değil kemikle açıklıyorlardı.

    Göktürk dönemini yansıtan, 8. yüzyıldan kalma Orhun Yazıtları’nda “Akkamaklı bodun” ve “Karakamaklı bodun’dan sık sık söz ediliyor. Soylular sınıfı, “akkemikli halktı, yönetilen emekçiler ise karakemikli halk idi.

    El asabiyyenın Türkçesi

    El asabiyye kavramının Eski Türkçe ‘deki tam karşılığı Og tur, boy anlamına geliyor.

    Ogur ya da Oğuz, Og sözcüğünün çoğuludur, boylar anlamına geliyor. Z takısı, Eski Türkçede çoğul ekiydi. İkiz, üçüz, biz, siz, hep o dönemden kalmadır.

    Dokuz Oğuz, Üç Oğuz, Sekiz Oğuz, Sarı Ogur, On Ogur, Otur Ogur (Otuz Oğuz) vb. hep bir araya gelmiş boy birikimlerini ifade ediyor. Anadolu’ya gelen Oğuz un kökü ise On Oglar dır.

    Latinceden Rusça ’ya kadar uluslararası sözcüğümüz

    Og kökünden türeyen sözcükler, Türkçe- sinden oğlan, uğur, aguz gibi sözcüklerde yaşıyor.

    Yalnız Türkçede mi, oğlanın Latincede klan olduğunu Fransız Doğu Bilimcisi Le Baron Cara de Vanx kanıtlamıştır. Latincede aynı kökten gelen augur (oğuz) ve agal letora (oğul, ayal) sözcüklerinin de og kökünden türediği görülüyor.

    Og, Rusçaya Kıpçaklar/Kumanlar üzerinden ov olarak gitmiş. Soyadlarında görüyoruz. Kıpçaklar oğul a ovul da diyorlar. (Bu konularda geniş bilgi için Doğu Perinçek’in ‘Og’dan Ogur’a “başlıklı yeni çıkan kitabına bakılabilir.)

    El asabiyye ya da Eski Türkçedeki Og kavramının Batı toplumbilimindeki karşılığı gentilicedir. Latince gens sözcüğünden türemiştir ki, kanbağına dayanan örgütlenmeyi ifade ediyor.

    Bedr savasında yaşanan ilk

    Bedr savaşı bir ilktir. Çünkü o savaşta, Arap yarımadasında ilk kez, aynı asabiyyeden insanlar karşı karşıya gelmiş birbirinin kanını dökmüştü.

    Ebu Süfyanların Mekke savaşçıları içinde de Kureyş Kabilesi vardı. Hz. Muhammed m ümmeti içinde de Kureyşliler vardı.

    Aynı kabileden insanların birbirleriyle savaşması haramdı, yasaktı. Dahası Hz. Muhammed’e iman eden Kureyşliler kendi kandaşlan olan Ebu Süfyan’ın Kureyşlilerine karşı başka kabilelerle birleşmişlerdi. Olacak iş de*ğildi!

    Asabiyye dağılırken ümmet oluşuyor

    Olayın özeti şuydu:

    Kanbağına dayanan toplum, yani El asabiyye çözülüyordu. Kabile dağılırken, farklı kabilelerden insanlar birleşerek ümmeti oluşturuyorlardı. Kanbağının yerini feodal bağ alıyordu. Yeni bir düzene geçiliyordu.

    Medeniyet devrimi

    Asabiyyeden ümmete geçiş bir devrimdi.

    Bu devrime Cahiliyyeden Medeniyete geçiş dendi, doğruydu.

    Hz. Muhammed’in Medeniyet devrimini başarması için, asabiyye dayanışmasını, başka deyişle kanbağına dayanan kabile ilişkilerini çözmesi gerekiyordu. Artık kardeşliğin temeli, kabile değil, fakat ümmet idi.

    Ümmet-i Muhammed

    Ümmet, iman edenlerin topluluğu idi. Ümmet, kabile bağlan dağıtılarak kuruluyordu ve çok daha büyük toplulukları kucaklıyordu. Ümmetin içinde kara derililer dahi vardı. Kanbağı ne olursa olsun, iman eden ümmete dâhil olurdu. Onları birleştiren kanbağı değil, fakat iman etmeleriydi. “Ümmeti Muham*med” dendi onlara. Başlarında aşiret reisi de*ğil, iman edenlerin önderi olan imam vardı.

    İmamdı sultan oldu

    İmam, devletin oluşması sürecinde devlet başkanı ve derken sultan oldu. Tarih bu yönde istiyordu.

    Bedevilikten medeniliğe geçiş için, kabili- ler arasındaki savaşlara son verilmesi ve kabileler arasındaki yağmaya son verilmesi gerekiyordu. Ümmet toplumu, bunu getirdi.

    Mal ve pazar güvenliğinin sağlanması, ticareti geliştirmenin şartıydı. Hz. Muhammed tüccarların piri idi ve “El kâsip habibullah” yeni toplumun değeriydi: “Kazanan, Allah’ın sevgilisidir.”

    Böylece ümmet, aynı zamanda özel mülkiyetin, kazancın, servet biriktirmenin toplumsal ilişkilerini getirdi. Özel mülkiyete geçiş, medeniyete geçişti.

    Her medeniyete geçiş, pazar ve mülk güvenliğini sağlayan bir silahlı güçle olur. Bedr, Uhud, Hendek savaşlarında o güç örgütlendi. Endülüs’ten Orta Asya içlerine kadar sefer eden o büyük ordular, o kökten gelişti.

    Og’dan Ogur’a geçiş

    Asabiyyeden ümmete geçiş devrimin in Türk tarihindeki karşılığı Og dan Ogur’a geçiştir. Bu süreçte, kanbağına dayanan boy örgütlenmesinin yerine çeşitli kabilelerin birbirine karıştığı ve boy birlikleri oluştu. Bunlara Ogur/Oğuz deniyordu, Göktürkler zamanında bodun dendi.

    Mete’nin ve Bilge Kağan’ın ümmeti

    Hun Kağanı Mao Tun (Mete diyoruz),

    MÖ 176 yılında Çin kağanına yazdığı mektupta “26 ülkeyi fethettim halklarını Hun yaptım’’ diyordu.

    Mao Tun, Hz. Muhammed’den 8 yüzyıl kadar önce kanbağına dayanan kabileleri dağıtıp hepsini Hun yapıyordu, yani ümmetini kuruyordu. İman edecekleri Gök Tengri (Şan Yu) tekti ve nerdeyse MÖ 3. binlerden beri vardı.

    Göktürk kağanlarını yaratıp halkların başına oturtan da, aynı Gök Tengri idi.

    Yine Dede Korkut Destanında bu sürecin çeşitli yansımaları görürüz.

    Boy topluluklarının (Oğuz, Bodun) oluşması, ümmetin oluşması gibidir.

    Artık boylar arasında savaş ve baskınlar yasaktır. Ticaret yollarının güvenliğini sağlamak en önemli görevdir. Böylece Oğur oluşur. Kaşgarlı Mahmut Divânü Lügati t Türk’te Oğur’un karşılığı olarak servet ve devlet kavramlarını belirtir. Uğur Mumcunun uğur adı, işte Oğur sözcüğünün günümüz Türkçesindeki halidir.

    ibn Haldun’un teorisi

    İbn Haldun, çeşitli toplumların gelişmesini inceleyerek ümmete ya da Oğuz/Oğur’a geçiş devrimini “bedevilikten hazeriliğe geçiş” diye adlandırdı. Kendi tarih teorisini bu süreci inceleyerek kurdu. 1332′de Tunus’ta doğmuştu. Mukaddeme adlı anıt eserini 1379′da bitirdi. 1406 yılında 74 yaşında öldü.

    İbn Haldun’un kabile toplumundan devlete geçişi açıklayan teorisi, çağdaş tarih biliminin (toplumbilimi de diyorlar) köküdür ve temelidir.

    8. Yüzyıldaki Orhon Yazıtları, 11. yüzyıl sonlarında Yusuf Has Hacib in Kutadgu Bilig’i ve Selçuklu büyük veziri Nizamülmülk’ün Siyasetnamesi de, kabile toplumundan devlete geçişi anlatan çok önemli kaynaklardır.

    Machiavelli kimlerin çırağı

    Dört yüzyıl sonra gelen Machiavelli, denebilir ki onların çırağıdır. Prince (hükümdar) adlı eserini, Osmanlı devletini model olarak yazdı. Floransa prensinin önüne tıpkı Osmanlı devletinin merkezi bir devlet oluşturup beylikleri birleştirmesi gibi İtalya’daki prenslikleri birleştirmesi tasarımını koydu. Kapitalizme geçiş, ancak merkezi bir devletle olurdu.

    Tayyıp Erdoğanların dini ve ibn Haldunların dinî

    El asabiyyeden ümmete geçiş pratiğini teorileştiren ibn Haldun, dünya tarihinin en büyük bilim adamlarındandır.
    Tayyip Erdoğanların dini, İbn Haldunların dini değildir.

    ibn Haldun, dünyayı şeytanlarla meleklerle açıklamadı, toplumsal süreçleri inceledi, toplumu toplumsal çelişmeler ve süreçlerle açıkladı.

    İslam uygarlığının dorukları

    İslam uygarlığının dorukları işte o İbn Haldunlardır.

    Tayyip Erdoğanlar ve Abdullah Güller, İslam tarihi boyunca ibn Haldunların boynunu vurmuş, derilerini yüzmüşlerdir. Bugün Silivri’de, Hasdal’da, Hadımköy’de İzmir’de, Ankara’da yaptıkları da aynıdır.

    İbn Haldun’un büyük eseri Mukaddeme‘yi Türkçemize kazandıran Turan Dursun’a da tahammül edememiş, katletmişlerdir.



    Kaynak : kemalistler.org
    Alıntı ile Cevapla Alıntı ile Cevapla Mesaj Zamanı 01-31-2013, 21:37


123 SonuncuSonuncu

Benzer Konular

  1. Özdemir İnce
    Konu Sahibi Ferdinand Bardamu Forum Köşe Yazarları
    Cevap: 19
    Son Mesaj : 12-26-2013, 11:51
  2. Cicek ve Perincek'in Bildirileri ve Karsilastirma.
    Konu Sahibi evrensel-insan Forum Siyaset Meydanı
    Cevap: 29
    Son Mesaj : 11-01-2012, 23:10
  3. doğu nedir ?
    Konu Sahibi 5N1K Forum D Harfinden Nedir? Başlıkları
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 12-27-2011, 05:51
  4. aydınlık nedir ?
    Konu Sahibi 5N1K Forum A Harfinden Nedir? Başlıkları
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 12-25-2011, 19:37
  5. Aydınlık
    Konu Sahibi fides Forum Öyküler
    Cevap: 1
    Son Mesaj : 01-17-2009, 19:26

Bu Konu için Etiketler

Sosyal Linkler
Sistem Bilgileri

Powered by vBulletin® Copyright © 2014 vBulletin Solutions, Inc.
Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.1

uyarılar
  • Forum kullanıcıları 5651 sayılı kanun'un ilgili maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.