2 sonuçtan 1 ile 2 arası

Konu: Tanrı olmasaydı...

  1. #1
    ironi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    07 Ocak 2012
    Yer
    diyarbakır
    Yaş
    29
    Mesajlar
    25

    Post Tanrı olmasaydı...

    Evet, ''Tanrı olmasaydı, onu icat etmemiz gerekecekti.'' diyor Ivan Karamazov.

    Peki bu Ivan kim?

    Dostoyevski'nin ''Karamazov Kardeşler'' adlı romanı, edebiyat otoritelerince, dünyanın en büyük romanı kabul edilmektedir. Buradaki büyüklük, hacimsel değildir tabiki!

    Çünkü bu eserde baba katilliği başta olmak üzere; çocuklar, şehvet, aşk, Tanrı inancı, kadınlar, vs. gibi birçok konuya temas etmektedir Dostoyevski.

    Eserde en önemli konu, çocuklardır aslında. Ama bunun ötesinde yazar bu romanı, Tanrı inancını sorgulamak; daha doğrusu kahramanları yoluyla sorgulatmak amacıyla kaleme almıştır. Ölmeden önce yazdığı son eseridir. Ama Dostoyevski bu eseri, her zaman içinde taşıdığını söylemektedir zaten.

    Tolstoy, Karamazov Kardeşler hakkında En sevdiğim kitap der.

    Orhan Pamuk'a göre Karamazov Kardeşler, baba korkusu, nefret, para hırsı, şehvet gibi duyguların kurgulanan olayın içinde muhteşem bir biçimde eritilebildiği ender romanlardandır. Bu yönden Karamazov Kardeşler ona göre en iyi romanlardan biri, belki de en iyisidir.

    Eserde Dimitri, Ivan ve Alyoşa adında 3 kardeş vardır. 3 farklı dünya... Birbirlerinden ayrı ve farklı koşullarda yetişmişlerdir.

    Dimitri hovardalığı temsil eder. Alyoşa dini bütün bir rahip adayıdır. Ivan ise, akademik eğitim almış modern bir kişiliktir. Ivan'ın en önemli özelliği, bana göre , ateist olmasıdır.

    Romanın ilerleyen kısımlarında Alyoşa ile Ivan'ın arasında geçen tartışmalar, bence eserin en güzel yerleridir.Yazar, bu iki kardeşi, acımasızca tartıştırır. Biri dindar, öteki imansız...

    Başa dönersek; bir ateistin, Tanrı'nın varlığını gerekli görmesi, aslında çok düşündürücüdür. O yoksa bile, icat edilmelidir.

    Burada yazarın ne kadar güçlü bir Tanrı inancına sahip olduğu, aşikardır.

    Tanrı, hayatın devamı için en gerekli olandır. Çünkü, ''Tanrı olmasaydı, uygarlık da olmazdı.'' Evet, yanılmadınız; bu cümle de Ivan'a ait

    ''Tanrı'' düşüncesi, fiktif bile olsa, insanlarda ''vicdan'' dediğimiz ''korku, çekinme'' duygularını yaratır.

    Davranışlarımızı şekillendiren iki kutup vardır: ödül ve ceza... Cinayet, hırsızlık gibi edimler ceza sebebidir.

    Peki şöyle düşünelim: ceza olmasaydı, ne olurdu?

    Çok basit; istediğimiz insanı öldürür, istediğimiz bankayı soyardık... Kimsenin can, mal, ırz güvenliği kalmazdı. Toplumda tam bir anarşi ortamı oluşurdu.

    Anarşi ve kaosun olduğu bir toplum, ne kadar gelişebilir peki? Biz bugün bilim ve teknolojideki akıl almaz gelişmeleri yaşayabilir miydik?

    Hiç sanmıyorum!

    Uygarlık dediğimiz ve içerisinde kültür, gelenek, sanat, bilim, felsefe, dil gibi hayati önem arz eden unsurları taşıyan bu yapı; bu seviyeye gelemeyecekti. İnsanlar daima hayatta kalma mücadelesiyle meşgul olacaktı. Bilim, sanat ve felsefenin gelişmesi için gereken o ferah ortam, hiç olmayacaktı.

    Bu kötü ütopya, Tanrı düşüncesinin uygarlığımız için ne kadar mühim olduğunu, çok basit bir şekilde göstermektedir.

    Birçoğumuz, O'ndan korktuğumuz veya cehennemden çekindiğimiz için günah işlemekten kaçınırız.

    Din dediğimiz; aslında bir çeşit ödül-ceza disiplini olan sistemler, bu konuda bize rehberlik ederler.

    ......

    Tanrı eşittir hayat... Tolstoy da demez mi; Ancak Tanrı'ya inandığım zaman yaşadığımı anladım.

    ......

    Tartıştığım birçok ateistin ortak bir noktasını fark etmişimdir. Şöyle derler:

    -Biz kimseden bir şey istemiyoruz, kimse de bizden istemesin!

    Kendi kendilerine yetmektedirler ya; Tanrı başta olmak üzere kimseden bir şey beklemezler.

    Oysaki; akraba, arkadaş, aile, evcil hayvan, giysi vs. hayatımızda olan her şeye karşı bir sorumluluğumuz oluşur. En basitinden; giysilerimizi yıkamak, kunduramızı boyamak, kedimizi beslemek, koyunumuzu otlatmak, sobamızı yakmak, akrabalarımızı ziyaret etmek zorunda değil miyiz?!

    Tanrı'ya inanıyorsak, bunun sorumluluklarını; yani gereklerini de yapmalıyız.

    Bu gerekler, dinlerle yapılır.

    ........

    Romanın sonunda, çok sevdiğim bir replik vardır:

    ''Hayattan korkmayın çocuklar! İyi ve doğru bir şeyler yaptığınız zaman, hayat öyle güzel ki!''

    ........

    Romanı okumak isterseniz, İş Bankası yayınlarını tercih edin. Kalite açısından tabiki. 1008 sayfadır.

    Farklı zamanlarda tam 3 kez okudum desem, inanır mısınız)))

  2. #2

    Üyelik tarihi
    16 Ocak 2012
    Yaş
    32
    Mesajlar
    42

    Standart Cevap: Tanrı olmasaydı...

    bu yazıyı 2 kez okudum. ne anlatmaya çalıştığını anlamadım.sanki yazmak zorundaymışınızda yazmışsınız gibi. kitap önerisi içinse eğer gene olmamış.

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.0