9 sonuçtan 1 ile 9 arası

Konu: Yansımaların Ağırlığı

  1. #1
    nejdet - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    20 Ağustos 2008
    Yer
    istanbul
    Yaş
    48
    Mesajlar
    2.546

    Standart Yansımaların Ağırlığı

    Kendini insanların tümüne karşı sorumlu olarak duyumsayan sanatçı, sanatını icra ederken, muhataplarınca görülen/duyumsanan/izlenen kişi midir gerçekten? Onun iç dünyasındaki yansımaların ağırlığı ne kadar anlaşılabilir?

    “Derken her şey biter
    Ben ve 2500 kişiden arta kalan yine yalnızca benim
    Yalnızlığımdır…

    Oysa ben o insanların hiç biriyle bir kafede oturup tanışamadım” dizeleriyle bir yandan “Yalnızlık Kederi” notlarını kaleme alan sanatçı, Metin Altıok!un şu dizelerine gönderme yapıyor;

    “Ay dokundu omzuma irkildim
    Göğün puslu balkonunda
    Birdenbire insanları özledim” (1)

    İnsana dair özlem, insanı aramaktan geçer. İnsanı arayan yürek, küllerinden doğan Anka’dır ; mitolojik bir söylenceye göre 500 yılda bir doğarmış, alev-kızlı olurmuş telekleri ve kanatlarını çırptığında yer-yerinden oynarmış.


    1/İNSAN NEREDE?

    Ve ben
    Dönerim uzun bir yoldan
    Hırpani giysilerimle
    Kendimden kendime

    Yola çıktığım an
    Sanki dün gibi,
    Oysa yıllar geçmiş;
    Onca gürültü,
    Sesler, çığlıklar
    Birikmişler heybeme

    Hangisine dokunsam
    Çatlar yüreğim
    İnsan nerede?
    kadınlarını erkeğe muhtaç bir şekilde yaşamaya zorlayan bir toplum, kökünden acizdir.

  2. #2
    nejdet - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    20 Ağustos 2008
    Yer
    istanbul
    Yaş
    48
    Mesajlar
    2.546

    Standart

    Sanatçı duyumsar, algılar ve içselleştirir; onun sevgi arayışı onu tüm canlı-doğaya doğru sürükler ve canlıyı hep yaşatmak ister; günün birinde öleceğini/dönüşeceğini bile bile…Nasıl ki ölmekten ölmeye fark varsa, yaşamaktan yaşamaya da fark olduğunu bilir; yaşatabilmek ise sanatçının ellerinde, gözlerinde ve sözlerindedir…

    “İnsanoğlu etrafındaki canlılara isimler takıp
    Kendine bir dünya yaratmanın peşindeyken
    Doğa bambaşka bir gerçeğe sahip.
    Ve engeller sonsuz
    Arınmayanlar için…
    Yaşar, turuncu yavru kedi

    Hiçbir şansı yoktu –iyi-ye ulaşmak için
    Ya şansı olup da ulaşamayanlara ne demeli?” (2)

    Maskını/peçesini yüzünden çekmek ister insanın ve bakışlarındaki varsa derinliği, yoksa çelişkilerini görmek ister. Sorgular olan ve olması gerekeni, yetmezliği değil, çabasızlığı/emek harcanmamasını mahkum eder.

    2/YÜRÜ

    Sefaletin eşiğine oturup
    Kör olmuş insan;
    Ne bakarken görebilmekte
    Ne de gördüğünü çözebilmekte,
    Şans kuyusuna bir taş atıp
    Ölesiye gelecek sesi beklemekte;
    Kuyular da kördür insan gibi

    Yeniden yaratmak için kendini
    Şansa yer yoktur;
    Oturan, sefil
    Yürüyen, derviştir!
    kadınlarını erkeğe muhtaç bir şekilde yaşamaya zorlayan bir toplum, kökünden acizdir.

  3. #3
    nejdet - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    20 Ağustos 2008
    Yer
    istanbul
    Yaş
    48
    Mesajlar
    2.546

    Standart

    Toplumsal-öznenin yaratıcı bir yapı kazanabilmesi için her yürüyüşün kendince olması gerekir; değilse, toplumsal-sürü kaçınılmazdır. Ve yine her yürüyüşün bir yöntemi/yordamı olmalıdır; boşuna denmiyor, “yürünmeyen yol yol değil, yürünen yol ise eski/önceki yol değil” diye…Kimi özne uzlaşmacı, kimisi de uzlaşmacı olmayandır; katılıktan katılığa da bir fark olmalı…”…bir işin, tam istediği şekilde yürümediğini hissettiği anda, kaydı durdurup CD yapımını iptal etmeye kadar gidebilen, sözlüğünde –uzlaşma- sözcüğüne asla yer olmayan…” (3) sanatçı duyarlılığı ile eserine/yapıtına önem veren tanımı ile Carlos Kleiber bu yapısı ile kendini aşmış sayılmalıdır…

    3/AŞ

    Yitirilmiş akşamlar
    Yitirilmiş sabahlar
    Gün-gece ile
    Sarmaş-dolaş
    Aşabilirsen
    İlk ve önce
    Durmadan kendini aş!

    Ve aynı kişi yaşam felsefesinde üç temel unsura ağırlık vermektedir; “Nefes almak…Sevmek…Dokunmak…” (4) Her nefeste zamana karşı tükense de insan içten bir sevgiyi ancak dokunarak soluyabilecektir; o zaman, solumak salt bir refleks olmaktan çıkacaktır.


    4/DOKUN

    Aş ki, toprak çatlasın
    Soluk alsın çorak-ana
    “Tohum Yeşerirken” (*)
    Gözlerinle dokun ona
    kadınlarını erkeğe muhtaç bir şekilde yaşamaya zorlayan bir toplum, kökünden acizdir.

  4. #4
    nejdet - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    20 Ağustos 2008
    Yer
    istanbul
    Yaş
    48
    Mesajlar
    2.546

    Standart

    Sanatçının kendini arayışı, yöntem/yorum ve yaratıları ile diğerlerini kıyaslaması, geçmiş ile hesaplaşıp kendini aşması, canlı-doğaya, insana, yaşadığı yer-yuvarlağındaki tüm duyumsamalara önem vermesi ile olanaklıdır. Yakarışmasının, benimseyememesinin, yapısal-eleştirisinin temellerinde bu duygu ve düşünceleri yatar. Sanatçı bir yerde derki;

    “Beethoven’ın notalarından kendini bir an göstermiş olan Tanrı
    Kendine mutlu bir evren
    İnsanoğluna kederli bir dünya bırakmış olmalıdır…” (5)

    “Yalnızlık Kederi” yansımaların ağırlığı altında sorgulayan sözcüklere sığınırlar; bir yanıt, bir gerekçe, bir neden arayışı içerisindedir; ki,

    “İnsanın kendisini geliştirebilmesi ve ileriye gidebilmesi
    Sadece bir başınayken mümkündür
    Cevabı nerede?” (6)

    Arayış, kendini yenileme, arınma hiç bitmez ve yaşam sürdükçe en basit sayılandan en karmaşığa tüm olgular, süreçler, fenomenler, sorunlar, denklemler çözülmek isterler; gerçek sevgiyi bulmak adınadır hepsi de…
    kadınlarını erkeğe muhtaç bir şekilde yaşamaya zorlayan bir toplum, kökünden acizdir.

  5. #5
    nejdet - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    20 Ağustos 2008
    Yer
    istanbul
    Yaş
    48
    Mesajlar
    2.546

    Standart

    5/TELEK

    Bir telek koptu kanadından
    Bıraktı kendini rüzgarın koynuna
    Hafiflediğini duyumsadı önce
    Kurtulmuş iken tüm ağırlıklarından
    Bir ileri bir geri
    Bir aşağı bir yukarı
    Dolaştı gök-salıncaklardan

    Kütlesi çekiyor büyük olanın
    Çok uzaklarına düştü ana-tanrıçadan
    Ne yapsa, ne etse kopamadı yalnızlıktan

    Sanatçı, yaşadığı toplumsal doku ile iletişim içerisinde olmak ister. Toplumsal doku, bir sanatçının yaşamsal ve var-olma dokusudur; o olmadan soluyamaz…Bu istem, bu yöneliş aydın sapması ile kopartılmadığı sürece gerçekleştirilemez ve ulaşılamaz değildir; ve fakat toplumsal dokunun örselenmiş olması, çok yönlerden kırılmalar yaşamış olması, ötekileştirme yöneliminin yaygın olması durumlarında bu doku, sanatçı maskelilere meyil ederken maskesizleri dışlama eğilimi taşır. Böylesi durumlarda diyalogun yaratılması bir o kadar zorlaşacak demektir. “Nazım’da olsun, Metin Altıok’ta, Haremde 1001 Gece’de olsun, hepsinde bir özlem var. Halka dokunmak, onunla dost olma çabası var. Çünkü kimi zaman, bunu söylemesi zor ama, biz dost olmak istesek de bizimle dost olmak istemeyen bir toplum kesimi ile karşılaşabiliyoruz.” (7) Bu tesbit, “Yalnızlık Kederi” nin geçek çığlığı olmalı.
    kadınlarını erkeğe muhtaç bir şekilde yaşamaya zorlayan bir toplum, kökünden acizdir.

  6. #6
    nejdet - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    20 Ağustos 2008
    Yer
    istanbul
    Yaş
    48
    Mesajlar
    2.546

    Standart

    Yanlış ve doğru, geçmiş ile hesaplaşma ve geleceği kurgulamaktan başka ne olabilir ki?

    “Bir şey yanlışsa
    A’dan Z’ye yanlış oluyor hayatta” (8)


    6/SON-YAĞMURLAR

    Adorno ne demiş;
    Yanlış hayat, doğru yaşanmaz”

    Yanlış tuğlalar ile örülen duvarlar
    Gölge yapıp, iç karartırlar
    Sonunda-baharın düşen yağmurlar
    Örgüleri bir-bir yerinden oynatırlar


    Nejdet Evren

    Aralık 2010, Batı



    (*) Tohum Yeşerince, Roman, Emile Zola

    (1) Yalnızlık Kederi, Fazıl Say, (Bir Müzisyenin Notları), Doğan Egmont Yayıncılık ve Yapımcılık Tic.A.Ş.,4.Baskı, Ağustos 2009, S: 29 … –188 sayfa-
    (2) Age, S: 32/33
    (3) Age, S: 34
    (4) Age, S: 35
    (5) Age, S: 40
    (6) Age, S: 43
    (7) Age, S: 46
    (8) Age, S: 85
    kadınlarını erkeğe muhtaç bir şekilde yaşamaya zorlayan bir toplum, kökünden acizdir.

  7. #7
    glsezinrs - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    12 Aralık 2010
    Yer
    istanbul
    Mesajlar
    1.302

    Standart

    .........
    Oturan, sefil
    Yürüyen, derviştir! [/QUOTE]

    Bu çok güzel bir afrorizma bence..

  8. #8
    Süreyya - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    16 Nisan 2010
    Mesajlar
    463

    Standart

    Necdet arkadaşım kendini, ne güzel açmışsın... yine

    iyi ki varsın dost, sağolasın...yüreğine-emeğine-paylaşımına teşekkürümdür

  9. #9
    nejdet - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    20 Ağustos 2008
    Yer
    istanbul
    Yaş
    48
    Mesajlar
    2.546

    Standart

    sen de iyi ki varsın can, duyarlı yüreğine selam olsun dost.
    kadınlarını erkeğe muhtaç bir şekilde yaşamaya zorlayan bir toplum, kökünden acizdir.

Members who have read this thread : 3

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.0