Kendini insanların tümüne karşı sorumlu olarak duyumsayan sanatçı, sanatını icra ederken, muhataplarınca görülen/duyumsanan/izlenen kişi midir gerçekten? Onun iç dünyasındaki yansımaların ağırlığı ne kadar anlaşılabilir?
“Derken her şey biter
Ben ve 2500 kişiden arta kalan yine yalnızca benim
Yalnızlığımdır…
…
Oysa ben o insanların hiç biriyle bir kafede oturup tanışamadım” dizeleriyle bir yandan “Yalnızlık Kederi” notlarını kaleme alan sanatçı, Metin Altıok!un şu dizelerine gönderme yapıyor;
“Ay dokundu omzuma irkildim
Göğün puslu balkonunda
Birdenbire insanları özledim” (1)
İnsana dair özlem, insanı aramaktan geçer. İnsanı arayan yürek, küllerinden doğan Anka’dır ; mitolojik bir söylenceye göre 500 yılda bir doğarmış, alev-kızlı olurmuş telekleri ve kanatlarını çırptığında yer-yerinden oynarmış.
1/İNSAN NEREDE?
Ve ben
Dönerim uzun bir yoldan
Hırpani giysilerimle
Kendimden kendime
Yola çıktığım an
Sanki dün gibi,
Oysa yıllar geçmiş;
Onca gürültü,
Sesler, çığlıklar
Birikmişler heybeme
Hangisine dokunsam
Çatlar yüreğim
İnsan nerede?


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı

