5 sonuçtan 1 ile 5 arası

Konu: Platon Bir Gün Kolunda Bir Ornitorenkle Bara Girer

  1. #1
    nilüfer - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    29 Kasım 2008
    Yaş
    21
    Mesajlar
    295

    Standart Platon Bir Gün Kolunda Bir Ornitorenkle Bara Girer

    Daniel Klein, Thomas Cathert
    Aylak Kitap



    Dikkat! İçerde Felsefespri var!

    “Yılın en matrak çoksatarı” –The Boston Globe

    “Çok güldüm, çok şey öğrendim, çok sevdim” –Roy Blount Jr.

    Felsefe mi? Felsefeyi anlamak için büyük bir dehanın zekâsına ve peygamber sabrına sahip olmak gerekir. Bu doğru değil! Bu komik, ele avuca sığmaz, çok yönlü ve zengin içerikli kitap bu efsaneyi yerle bir ediyor.

    “Platon Bir Gün Kolunda Bir Ornitorenkle Bara Girer…” ile birlikte kendinizi olağanüstü eğlenceli bir felsefe dersinin içinde bulacaksınız. Felsefi kavramların esprilerle nasıl aydınlatılabileceğini, mizahın da aslında büyüleyici bir felsefi içerik barındırdığını göreceksiniz. Ama bir dakika… Bu iki kavrayış yolu, yani felsefe ile espri aynı şey mi yoksa? Fıkra ve esprilerin kuruluşu ve etkisiyle felsefi kavramların kuruluşu ve etkisi aynı malzemelere dayanmaz mı? İkisi de aynı şekilde aklımızı gıdıklamaz mı? Şey, biraz düşünüp sonra söylesek?

    Harvard'lı iki felsefe profesöründen “güldürürken düşündüren” bir Stand-Up…
    Eklenen Resim Ön İzlemesi Eklenen Resim Ön İzlemesi
    • Dosya tipi: jpg platon.jpg (51.6 KB (Kilobyte), 1x kez indirilmiştir)
    Bir karikatür ustasının kalemine binmişsin ,ama minnacıksın.O çizdikçe sende çizgiyi seyrediyorsun dönme dolap misali.Kalemin ucundan tarama ucuna geçincede mürekkep olup akıyorsun kurşun kalem çiziğine.Karikatür olup çıkıyorsun…

  2. #2
    nilüfer - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    29 Kasım 2008
    Yaş
    21
    Mesajlar
    295

    Standart

    Kitabın Mantık bölümünde “Tümevarımlı Mantık”ı kendine has üsluplarıyla ve Sherlock Holmes’dan örneklerle anlatan filozoflarımız konuyu şu fıkrayla bağlarlar:

    Holmes, Watson’la birlikte kamp yapmaktadır.
    Gecenin geç bir saatinde Holmes uyanır ve Dr. Watson’ı dürter.
    “Watson,” der, “göğe bak ve bana ne gördüğünü söyle.”
    “Milyonlarca yıldız görüyorum, Holmes,” der Watson.
    “Peki, bundan ne sonuca varıyorsun, Watson?”
    Watson biraz düşünür, sonunda, “Şey,” der, “astronomik açıdan milyonlarca galaksi ve muhtemelen milyarlarca gezegen bulunduğu sonucuna varıyorum.
    Astrolojik açıdan Satürn’ün Aslan burcuna girdiğini görüyorum.
    Zamansal açıdan saatin yaklaşık üçü çeyrek geçtiğini kestirebiliyorum.
    Meteorolojik açıdan yarının harika geçeceğini düşünüyorum.
    Teolojik açıdansa Tanrı’nın her şeye gücünün yettiğini ve bizim minnacık olduğumuzu çıkarabiliyorum.
    E, peki sen ne sonuca vardın, Holmes?”
    “Birisi çadırımızı çalmış, dostum.”
    ...

    Din Felsefesi:

    On yedinci yüzyıl Fransız matematikçi ve filozofu Blaise Pascal Tanrı’ya inanmaya veya inanmamaya karar vermenin, temelde bahse tutuşmak olduğunu öne sürmüştü. Tanrı’nın varlığına inanmayı seçmemiz ve her şey bittiğinde Tanrı’nın olmadığının ortaya çıkması büyük bir sorun değildir. Eh, tabii Yedi Ölümcül Günah’ı şöyle doyasıya yaşayamadan gitmiş oluruz ama bu, diğer seçenekle karşılaştırıldığında önemsizdir. Öte yandan Tanrı yoktur der ve sonunda kendisiyle karşılaşırsak hapı yuttuk, yani ebedi saadeti kaçırdık demektir. Bu nedenle, der Pascal, Tanrı varmış gibi yaşamak stratejilerin en iyisidir. Bu tavır, akademik çevrelerde “Pascal’ın Bahsi” adıyla bilinir. Biz sıradan insanlarsa buna kısaca “neme lazım” deriz.

    Pascal’dan ilham alan yaşlıca bir kadın, içinde 100.000 dolar bulunan bir çantayla bankaya girer ve bir hesap açtırmak istediğini söyler.
    Temkinli banka müdürü kadına parayı nereden bulduğunu sorar.
    “Bahisten,” der kadın, “bahiste çok iyiyimdir.”
    Şaşıran müdür, “Ne tür bahisler?” diye sorar.
    “Her tür,” der kadın.
    “Mesela hemen burada, yarın öğlen on ikide sağ kalçanızın alt tarafında bir kelebek dövmesi bulunacağına 25.000 dolarına bahse girebilirim.”
    “Girerdim bu bahse,” der müdür. “Ama bu kadar saçma bir bahisle paranızı almak istemem.”
    “Eh,” der kadın, “bahse girmezseniz ben de gider paramı başka bankaya yatırırım.”
    “Yok, yok, acele etmeyin, canım,” der müdür. “Tamam, bahse varım.”
    Kadın ertesi gün öğlen vaktinde, yanında tanıklık için avukatıyla gelir.
    Banka müdürü arkasını döner, pantolonunu indirir ve bakmalarını söyler.
    “Tamam,” der kadın, “yalnız kesin görebilmemiz için biraz daha öne eğilir misiniz, lütfen?”
    Müdür iyice eğilir, kadın onaylar ve çantasını açıp 25.000 doları saymaya koyulur.
    Bu arada avukat müdürün masasının karşısındaki koltuğa çökmüş, başı ellerinin arasında kara kara düşünmeye dalmıştır.
    “Bunun nesi var?” diye sorar müdür.
    “Kaybettiği için üzgün,” der yaşlı kadın.
    “Buraya gelirken sizin bize saat on ikide kıçınızı açıp göstereceğinize dair 100.000 dolarına iddiaya girmiştik.”

    Varoluşçuluk:

    Heidegger, “İnsan varoluşu ölüme-doğru-varlıktır,” diyecek kadar ileri gitmişti. Hakikaten, gerçek anlamda yaşamak için ölümlülüğümüzle dürüstçe yüzleşmeli ve ölümün gölgesi altında anlamlı hayatlar yaşama sorumluluğunu üstlenmeli, ölüm gerçeğini yadsıyarak bireysel kaygıdan ve bireysel sorumluluktan kaçmaya çalışmamalıyız, diyordu.

    Trafik kazasında can veren üç arkadaş Cennet kapısında yollanacakları yerlerin belirlenmesi için beklemektedir.
    Bir melek gelir ve tabutlarının başında aile ve dostlarının kendileri için neler söylediklerini duymayı arzu ettiklerini sorar.
    “Umarım,” der ilk adam, “herkes benim için iyi bir doktor ve aile babasıydı der.”
    İkincisi, “Bir öğretmen olarak pek çok çocuğun hayatında önemli bir fark yarattığımı söylemelerini isterim,” der.
    “Bense birilerinin,” der üçüncüsü, “ ‘A, bakın, kımıldadı!’ dediğini duymak isterim.”

    Heidegger için ölümün gölgesinde yaşamak sadece cesaret değildir; aynı zamanda gerçekten yaşamanın tek otantik yoludur çünkü sıramız her an gelebilir.
    Bir karikatür ustasının kalemine binmişsin ,ama minnacıksın.O çizdikçe sende çizgiyi seyrediyorsun dönme dolap misali.Kalemin ucundan tarama ucuna geçincede mürekkep olup akıyorsun kurşun kalem çiziğine.Karikatür olup çıkıyorsun…

  3. #3
    iuflsfozkn - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    09 Ocak 2011
    Yer
    İstanbul
    Yaş
    26
    Mesajlar
    675

    Standart

    bu kitabın cok satmasının nedeni nedir?? ben oyle cok aradıgımı ya da bekledigimi bulamadım..çeviri zaten pek hoş gelmedi espri o dilden bu dile dönüşememiş bazı yerlerde ...aslında net bir eleştiri yapmak isterdim ama kitap bir arkadasta oldugundan örnek sunamadım
    bir de ikincisi cıkmıs
    peki sizin fikriniz nedir??

  4. #4
    nilüfer - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    29 Kasım 2008
    Yaş
    21
    Mesajlar
    295

    Standart

    Kitapların çok satmasına pek olumlu bakamıyorum ama bu kitabı alma sebebim farklı birşeyi denemeye çalışmaları oldu.Esprilerdeki inceliklerle felsefeyi birleştirmeleri sadece filozofların kitaplarını okumak yerine böyle bir çeşitliliğin olması gerekli diye düşündüm.Ama çeviri konusundaki eksiklik hakkında haklısınız pek iyi çevrilememiş.Kitabın eleştirisine gelince çok derin bir kitap değil ama felsefeyle hiç tanışmamış birininde rahat okuyacağı bir kitap da değil bence.
    Bir karikatür ustasının kalemine binmişsin ,ama minnacıksın.O çizdikçe sende çizgiyi seyrediyorsun dönme dolap misali.Kalemin ucundan tarama ucuna geçincede mürekkep olup akıyorsun kurşun kalem çiziğine.Karikatür olup çıkıyorsun…

  5. #5
    iuflsfozkn - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    09 Ocak 2011
    Yer
    İstanbul
    Yaş
    26
    Mesajlar
    675

    Standart

    Alıntı nilüfer Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Kitapların çok satmasına pek olumlu bakamıyorum ama bu kitabı alma sebebim farklı birşeyi denemeye çalışmaları oldu.Esprilerdeki inceliklerle felsefeyi birleştirmeleri sadece filozofların kitaplarını okumak yerine böyle bir çeşitliliğin olması gerekli diye düşündüm.Ama çeviri konusundaki eksiklik hakkında haklısınız pek iyi çevrilememiş.Kitabın eleştirisine gelince çok derin bir kitap değil ama felsefeyle hiç tanışmamış birininde rahat okuyacağı bir kitap da değil bence.
    teşekkür ederim.... cevabınız geç olsa da geldi.....ama şuna değinmek lazım ki bizim kendi aydınlarımız nedense ticaretteki alışkanlıklarımız gibi hala ithal okumalara devam ediyorlar bence biz de artık rafları doldurmalıyız kendi dilimizdeki eserlerle...hocalarım şu ana kadar neredeyse hiç türkçe kaynak tavsiye etmedi denebilir...üzücü

Members who have read this thread : 1

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.0