1 sonuçtan 1 ile 1 arası

Konu: Güneş Hüzünlü Batar (Yük değildir,deveye kanburu) Türk Öğer KOÇ

  1. #1
    Mühendis - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    04 Ekim 2009
    Yer
    Nazilli
    Mesajlar
    271

    Standart Güneş Hüzünlü Batar (Yük değildir,deveye kanburu) Türk Öğer KOÇ

    kaybolurken
    üretkenlikler

    çoşku
    bırakır kendini
    uykunun kollarına

    o zaman
    GÜNEŞ HÜZÜNLÜ BATAR


    Yazarın Önsözü;

    Yazım özgürdür,anlatımımın bir çok insana farklı bir pencere açacağı gibi bir çok insan tarafından da eleştiri alacağı kaçınılmazdır.

    Bir konunun işlenirken gerek araştırma ve alıntı seçimleri konusunda,gerekse de şiirsel işlenimlerle tamamlanmasında,konunun bütünlüğünü ayakta tutabilmenin zorlukları dikkate alınmalıdır.Kolay olanı seçmedim.

    Okuma alışkanlığının azaldığı günümüzde,özelleştirmelerle ilgili bir çok yayının kitapçı raflarını süslediği şu dönemde,bunu kaleme alırken;sıkıcı olarak görünen;bu siyasi ve ekonomik sorunu,şiirlerle işlenmesinin okuyucuya okuma hevesi sağlayacağı düşüncesiyle okuma isteksizliğini yeneceğimi düşündüm.

    Neden şiir denilirse:Şiirin özgürlüğünü kullanabilmek içindir.Bir çok insan gibi *şiir anarşisttir* diyemiyorsam,şiire ve özgürlüğe bakış açımın farklılığındandır.

    Şiir duygunun satırlara dökülerek etkileşimleşmesiyse eğer,her yönü ile üretkendir,şekil tanımaz,buna rağmen tüm kurallara isyan ederken,yazanın belirlediği kuralsallaşmanın içersine girer,önce yazanda sonra okuyanda sorumluluk oluşur,doğurgandır.

    Şiirin düz yazının içersine yerleştirmemde bu doğurganlık yol göstermiştir.

    Bu konuda ilk olup olmadığımı bilmiyorum amason olmayacağım muhakkak...

    Türk Öğer KOÇ


    Kitaptan bazı alıntılar:

    Diyordu ki Kurucu :
    ..................
    Buraya Atatürk'ün Bursa Nutku'nunu koymuş ve devamla;
    ..................
    İşte benim anladığım Türk genci ve Türk gençliği!

    verilmişti karar
    dar ağacına
    giderken fidanlar
    Mustafa Kemal'in sözleri
    çınlıyordu
    kulaklar da

    sessizlik kaplıyordu
    caddeleri
    birbir boğuluyordu
    şiarlar

    bir bir satılıyordu
    kurumlar

    yeni mayıslaraydı özlem

    ahh sevgili babam
    küfre alıştırmadın beni

    yağmalanan şehirler değil artık
    sessizleşen ülkem
    kan revan içinde
    bilincim

    falezlerin tepesiden
    ufka bakmak

    görmesen de birgün
    görebileceğini düşleyerek
    falezlerin
    tepesinden
    kucaklamak yalnızlığı

    birbir düşerken mevziler
    şafağı beklemek

    mavzerin
    gecenin sessizliğini
    yırtarken
    namludan çıkan şavkı gibi

    falezlerin tepesinde
    şafağın
    karanlıkları yırtacak
    kızlığını beklemek

    yaralıyor beni
    sessizliğe
    bürünmüşken kent

    Diyordu ki manşette:
    ''Telekom halkındır,satılamaz!''

    diyordu da
    batıyordu ünlem işareti

    yakarken değdiği yeri
    düşüncelerim uzuyordu
    bırakmadan köklerini


    Kurtuluş Savaşı boyunca bir destan gibi anlatılıyordu,haberleşmeyi ağlayanlar,telgrafçılar,telgra fhaneler,elden ele ulaştırılan şifreli bilgiler.Sıkıntılı bir dönemdi haberleşme,düşman işgali altında bir ülkede her ele geçen bilgi,birçok yiğitçe mücadele eden vatan evladının yok olmasına neden oluyordu.Bu nedenle savaş sonrası ilk oluşumların başında geliyordu.Haberleşmenin temellerini oluşturma.Bilginin gizemi bu sistemin milli olmasını gerektiriyordu.Devletin güvencesi olmazsa olmazlardandı.

    sızlatıyordu
    ünlem işareti
    bir hançer gibi

    sızlatıyordu
    yüreğimi

    .....................
    .............................
    Sf:39-40-41
    Konu fides tarafından (01 Şubat 2010 Saat 00:54 ) değiştirilmiştir.

Members who have read this thread : 0

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.0