Felsefe bir öğreti değildir, bir etkinliktir.

Ancak kendinde devrim yapabilen devrimci olabilir.

Ad vermek, bir şeye etiket iliştirmekten farksızdır.

Ben her nesneyle nesnel olarak karşılaşır, ama ben'le karşılaşmaz.

Bir sözcüğün anlamı, onun dil içindeki kullanımıdır.

Bir insan kilitli olmayan, ama içeriye doğru açılan bir kapıyı boyuna itiyor, çekmek aklına gelmiyorsa, odada hapistir.

Dil dünyayı resmeder.

Dünya, nesnelerin değil olguların toplamıdır.

Dilimin sınırları, dünyamın sınırlarıdır.

Demokrasi insanları sayar, halbuki onları tartmak gerekir.

Dünyadaki başka insanların bana dünya hakkında söyledikleri, benim dünya deneyimimin çok küçük ve önemsiz bir kısmıdır.

Eğer bir aslan konuşabilseydi, onu anlayamazdık.

Eğer doğruyu söylemek işimize yaramıyorsa neden doğruyu söyleyelim ki?

Felsefede ben'den, psikolojik olmayan anlamda söz edilebilecek ve edilmesi gereken bir yol vardır.

Hakkında konuşamayacağımız şeylerde sessiz kalmamız gerekir.

Kolum yukarı kalkar olgusunu kolumu yukarı kaldırırım olgusundan çıkarırsak geriye ne kalır insan kalır.

Mantığın tüm önermeleri totolojinin genellemeleridir ve totolojinin tüm genellemeleri mantığın önermeleridir, bunlardan başka mantıksal önerme yoktur.

Neden buradayız bilmiyorum, ama eğlenmemiz için olmadığı kesin.

Şişenin içinden dışarı çıkmak isteyen ama sürekli cama toslayarak, sersemleyen sineğe :
...dışarısını görebilirsin...bunu anlıyorum, ama asla dışarı çıkamazsın! ..sen cama toslamaya mahkumsun!

Tarihin benimle ne işi var? benimki ilk ve tek dünya.