4 sonuçtan 1 ile 4 arası

Konu: Adalet

  1. #1
    nejdet - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    20 Ağustos 2008
    Yer
    istanbul
    Yaş
    48
    Mesajlar
    2.546

    Standart Adalet

    Salt doğada kendi yasaları içerisinde adalet yoktur.

    Fizyolojik/biyolojik/kimyasal/astronomik süreçler, etkilenmeler, değişim, dönüşüm ve dengeler ile dengesizlikler vardır. Nasıl ki doğanın kaotik yapılarını kendi yasalarına karşı bir adalet ölçeğinde değerlendiremiyorsak demek ki, adalet denilen olgu toplumsal/tarihsel/ sosyolojik bir içeriğe ve ölçüye sahip bir yargı/ölçme/değerlendirmedir
    Adalet ve adaletsizlik tanım olarak yek diğerini içinde barındırırlar. Bir olguya adaletsiz diyebiliyorsak kullandığımız ölçü ne olursa olsun adaletli olduğunu bildiğimiz ki aynı ölçüler içerisinde bir durum/olgu var demektir.

    Adalet soyut bir kavram gibi görünse de temelinde kendisini yaratan etkilerden ayrı değerlendirilemez. Değişen ilişki kalıplarına göre etkileşim içerisinde olan toplumsal yapılar tüm canlılar arasında süregelen ve tüm çıkar çatışmalarında yine tüm canlılar için ve canlının yaşadığı doğal yapıyı da içine alacak şekilde zarar veren unsurları ayıklayıp yararlı birer yapı/yasa haline dönüştürdüklerinde adaletsizlik denen mefhum kendiliğinden yok olacaktır.

    vicdan ve adalet kavramları aslında soyut kavramlardır. ne vicdanı ne de adaleti kişi/zaman/yer ölçeklerinde sabitlemek olanaklı değildir. böyle olunca da adaleti arama ve bulma çabaları da zorlaşmaktadır. sorun aslında üretimin paylaşılması gibi hakların paylaşımında yatar. adalet,özgürlük, eşitlik arayışlarını sürükleyen türün insan türü olması bir ip-ucu vermektedir aslında; çün ki, tümünü yok den tür yine insan türüdür. bundan şu sonuç çıkar; insan toplulukları tarihin her yaşadıkları zaman diliminde bir takım çıkarlarına uygun toplumsal/ekonomik/politik yasaklamalar ve özgürlükler tanıma suretiyle adalet/özgürlük/eşitlik kavramlarını kendilerince doldurmaya çalışmışlardır. Mutlak olmadığına göre ne ilahi ne de mutlak adaletten söz edilemez. o zaman ne vicdanın tanımladığı yer/zaman/kişiye göre değişen adalet ne de yasalar önünde eşitler ve eşit olmayanlar arasındaki adaletten söz edilemeyecektir. Adalet duygusu/inancı/beklentisi tam bu noktada haklar ve özgürlükler konusunda tartışmasız/ön-koşulsuz bir eşitlik anlayışının varlığına gereksinim duyar. Eşitliğin, adaletin ilk basamağı olduğunu söylemek mümkündür. Bu şu demektir; yer-yüzündeki tüm insanlar koşulsuz eşit hak ve özgürlüklere sahiptirler. Bunu tanımlamak işin belki de en kolayıdır. mesele bunu yaratmakta; her kişiyi koşulsuz özgür ve eşit hakların öznesi olmasının koşullarını/olanaklarını yaratmaktır. son açılımdan hemen şunu belirtmek gerekir ki adalet bu yönü ile tüm insanlar için yaşamsal/düşünsel/sosyal/ekonomik/politik eşitliğin sağlanması için gösterilecek insancıl çabaların tümüdür!?


    kadınlarını erkeğe muhtaç bir şekilde yaşamaya zorlayan bir toplum, kökünden acizdir.

  2. #2
    tepkisiz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    19 Ağustos 2008
    Yer
    kocaeli gebze
    Yaş
    30
    Mesajlar
    20

    Standart Ynt: Adalet

    hakede hakkının verilmesidir. herkese eşit olmakla karıştırılmaması gerekir.

    mülkün temeli..

    özdemir asafın hoş bir şiiri:

    adalet
    insansız adalet olmaz
    Adaletsiz insan olur mu?
    Olur, olmaz olur mu!
    Ama, olmaz olsun..

    göreli kavram. toplum içerisinde birbirinden çok farklı ve birbirleri ile çelişebilecek nitelikte adalet anlayışları mevcut bulunduğundan hiçbir zaman yerini bulamayacak* olgu.

    iyilik yapmak kolay, zor olan adaletli olmak.

    olmadığı yerde en çok sözü edilen, istenen ütopya.

    eşitlikle bir olmayan olgudur. yeri gelirse eşitlikten de üstün olabilir. örneğin günümüz türkiyesinin ekonomik ortamında bir şirkete gidip 50 çalışandan 45'inin bayan olduğunu görüp işsizlikten dem vurulduğunu işitiyorsam çok açıkça sosyal adaletsizliğin varolduğunu görürüm. işte o an anlarsınız adalete mi hasretiz yoksa eşitliğe mi?

    adaletin timsali hz ömer dir.
    meşhur mesel:
    nil kıyısında bir çoban koyununu kurt kapsa, hesabı ömerden sorulur.

    hala gözleri kapalı ama bu sefer elleride bağlı olan terazisi şaşmış mekanizma.

    Hak ve hukuka uygunluk, hakkı gözetme, doğruluk.

    özdemir asaf'ın güzel ve anlamlı dörtlüğüdür.
    kapitalist devletlerin bir türlü beceremediğidir.

    sadece bir bayan adı ülkemde.

    günlerce uyuyamadığın bir uykunun bedenindeki salınımlarına, bir saatlik yenik düşüşün bedeli, ömründen iki yıl olabiliyormuş.. bir öpüşlük zamanın, bir saatlik uykunun bile faturası kesilmek zorunda değil mi?


    adal^et'i kana ve ete susamış doktorlar dağıtıyor! almayanı kovalıyorlar!

    adalet bazen insanları kandırmaktan başka hiçbir işe yaramayan ve her zaman haklıya hakkını vermeyen ilginç(!) bir sistemdir.

    Adalet ahlakın ve hukukun en üst ve merkezi değeridir. Kökleri başkalarının birlikteliğinde, ortak yaşamındadır. Eylem ve amaç olarak her bireye ona ait olanı, hakkı olanı vermek ve buna saygı gösterme isteği tüm bireylerde vardır. Bu, başkalarıyla ilişkiye girilen her eylemde belli ölçüde hayata geçirilir. Bu yüzden ne yargıçlara özgü bir erdemdir, ne de sadece adaletin yönetiminde uygulanır.

    Adalet ahlakın ve hukukun en üst ve merkezi değeridir. Kökleri başkalarının birlikteliğinde, ortak yaşamındadır. Eylem ve amaç olarak her bireye ona ait olanı, hakkı olanı vermek ve buna saygı gösterme isteği tüm bireylerde vardır. Bu, başkalarıyla ilişkiye girilen her eylemde belli ölçüde hayata geçirilir. Bu yüzden ne yargıçlara özgü bir erdemdir, ne de sadece adaletin yönetiminde uygulanır.

    Adalet gerçek bir teoriden beslenen soyut bir kavrama karşılık gelir. Ama verilen tanımların ötesinde, insan yaşamında görülür, diğerleri ile girilen birinci dereceden ilişkilerde ve eylemlerde açıktır, adil olanın yaşam alanı, adil olanın deneyimi ve adalet duygusu bunların üzerine kurulur. Bu yüzden, kesin bir deneme, sabit bir gerçeklik olarak kök saldığı pratik alanlarda daha geçerlidir. O zaman kişi, davranışı ve eylemiyle adaletle ilişkiye geçer. Bu yüzden, adalet adalet üzerine düşünceleri, deneyimler, yaşananlar, acılar, tanıklıklar ve gördükleri aracılığı ile oluşur. Bu düşünce zorunlu olarak eşitliğe orantıya ve simetriye bağlıdır. Ve adalet kavramının özüne inen bu kavramların, belki de hiç farkına varılmadan elde edilmesiyle artık yerleşir.

    Aynı zamanda adaletin pratikte, teorik olanın kutbundan olduğu kavranacaktır. Yani herkes, içinde bulunduğu eşitsizliği orantısızlığı ve asimetriyi sınarken, acı çekerek ya da tanık olarak, adil olmayan durumlarla karşılaşacak..

    bir kefesine değersiz bir avuç demir para, diğer tarafına 5-6 tane yüz euro banknotlar koyalım. Eğer bunu eşit kollu terazide tartacak olursanız paraların büyüklüğünü değil ağırlığını ölçersiniz.Sarrafta ise eurolar ağır gelir. Kimisine göre ikisi de değersizdir

    Adalet hangi malı hangi teraziyle tartacağını bilen bir sistemdir. olmalıdır.

    türkiye'de suçluları, tacizcileri, hortumcuları koruyan, madurları suçlu bulan bir sisteme dönüşmektedir.

    bir kadın ismi.

    Praksidike nin tanrıcası kabul edildiği sistem.bu sistemin normalde mazlumları zalimlerden korumak ıcın olması gerekırken bu Türkiyede tam tersine dönmekte...

    uygulanış yöntemleri kişiden kişiye değişen zorunluluk.

    beşeri adaletin en efektifi kısasa kısas metoduyla uygulanandır.

    1946 yilinda adalet mensucat fabrikasi iscileri tarafindan kurulmus olan spor klubu. kirmizi-beyaz renklerle kurulan klup fenerbahce'den aldigi 4 milli futbolcuyla o donemin en guclu kadrolarindan birine sahip oldu. kurulusundan 10 yil kadar sonra da dagildi.

    ibresi güçlüden yana sapan mekanizma. herkesin olmamasından ötürü yakındığı.

    Adalet; ölçü, mizan, denge demektir. Zıt anlamı haddi aşmak ve zulümdür. .Aslında adaletin yaygın anlamda iki yansımasını görüyoruz. Birincisi vicdanlarda kurulmaya çalışılan mahkemeler, ikincisi ise hukuksal anlamda ki adalettir.


    Toplumlarda kuvvetli bir hukuk sistemi gereklidir.Çünkü hukukun kuvvetinin azaldığı yerde kuvvetli olanın hukuku geçerli olmaya başlar. Aslında adaleti kime sorarsanız sorun herkes adaletten yana olduğunu söyler, ama ihtiyaç duyulan şey adalet uğruna kendi çıkarlarımızdan vazgeçebilecek ahlaka sahip olmaktır.

    Kişiler ya da kurumlar olay çıkar çatışması haline dönüşünce adaletten feragat etmektedirler.


    Mesela Türkiye için tehdit gibi görünen bir mesele batıda anlayışla karşılanabilmektedir. Etnik dillerin konuşulması ya da başörtüsü meselesi gibi "Bu durumun anlayışla karşılanması batının adaletini temsil etmez mesela, sadece onlar için tehlike sinyali anlamına gelmediğini gösterir henüz. Bunun gibi örnekler çoğaltılabilir" Ben dünyada adalet olduğuna inanmıyorum, doğada hiç yok zaten,ama yine de konuşalım işte adalet gerçekte gizemli bir kavram.
    Çok basit görünmekle birlikte, olaylara hakim gözüyle ya da felsefi olarak baktığımızda tüm hükümlerin adaletti sağlamayı tam olarak başaramadığı görülüyor.
    Yani adaletin sağlanması mümkün değil. Adalete teorik olarak haklıya hakkının verilemesidir denir.
    Ama hak nedir ?
    Hatanın karşılığında verilecek ceza nedir ?
    Kaybedilmiş bir unsurun adalet vasıtasıyla karşılanmasının ölçütü nedir ?
    Zaman, mekan ve kişilere göre bu karşılıklar ne olur?
    Bu sorularının yanıtları belirsizdir. Bu durumda her hakim aynı durumda farklı hükümlere varır. Bu da adaleti bir bilince emanet etmek demektir ve bunun anlamı izafi olmaktır, adalet karşımıza matematik gibi çıkmaz. Matematik gibi kesinliği olmayan bir şey ise,öznel olmaya mahkumdur. Menopozdaki bir kadın yargıcın genç bir erkek yargıçla aynı kararı vermesi çok büyük rastlantı olur. Sonuç olarak adaletin kendisini adil olmadığı yargısına varabiliriz.

    Davacı zengin, davalı yoksulsa
    Zenginden yana işler yasa

    Davacı yoksul, davalı zenginse
    Davalıda kalır yine nizalı arsa

    Davacı da davalı da zenginse davada
    Özür diler çekilir aradan kadı

    Davacı da davalı da yoksulsa, bak,
    Sade o zaman işte yerin bulur hak

    Genel itibariyle adaletteki dengeler böyledir, kefelerin ağırlığı hafifliği gibi unsurlara göre değişir adalet, hak a göre değil.
    Bir de devletimizin önemli dairelerinde asılı duran söz; "adalet mülkün temelidir", bu oldukça komikleşen bir kavram.




    'kaldı mı şimdi o eski aşk,eski tad,uçup da gitti gençlik denen fırsat...bilse ki insan o günlerin hazzını,böyle siyah beyaz geçer mi hayat..?

  3. #3
    nejdet - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    20 Ağustos 2008
    Yer
    istanbul
    Yaş
    48
    Mesajlar
    2.546

    Standart Ynt: Adalet

    "1946 yilinda adalet mensucat fabrikasi iscileri tarafindan kurulmus olan spor klubu. kirmizi-beyaz renklerle kurulan klup fenerbahce'den aldigi 4 milli futbolcuyla o donemin en guclu kadrolarindan birine sahip oldu. kurulusundan 10 yil kadar sonra da dagildi. "

    Sayın Tepkisiz, yukarıdaki aktarımınızın felsefe ile bağlantısını kuramadım. Ayrıca her ne kadar belirtmemiş iseniz de alıntı yaptığınızı düşünmekteyim; yanılıyorsam lütfen düzeltin. Daha sonra tümüne yanıt verebileceğim. Teşekkürlerimle...
    kadınlarını erkeğe muhtaç bir şekilde yaşamaya zorlayan bir toplum, kökünden acizdir.

  4. #4
    nejdet - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    20 Ağustos 2008
    Yer
    istanbul
    Yaş
    48
    Mesajlar
    2.546

    Standart Ynt: Adalet

    Demek ki, adalet bir yanıyla doğal diğer yanıyla sosyal bir içeriğe sahiptir; adalet aslında soyut bir kavram değildir; önemli olan ise onun içeriğini doldurmaktır; bu ise, söz ve eylem pratiğininörtüşmesinde gizlidir....
    kadınlarını erkeğe muhtaç bir şekilde yaşamaya zorlayan bir toplum, kökünden acizdir.

Members who have read this thread : 0

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.0