Sayfa 3/3 İlkİlk 123
28 sonuçtan 21 ile 28 arası

Konu: Felsefe, eflatuna dip not düşmekten öteye gidememiştir!

  1. #21
    faşist - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    26 Kasım 2011
    Yer
    trabzon
    Mesajlar
    315

    Standart Cevap: Felsefe, eflatuna dip not düşmekten öteye gideme

    Alıntı toz_zerresi Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Ne öneriyoruz mutsuz yığınlara arkadaşlar. Karı ve kocaya? Ebeveyn ve çocuğa? Patrona, işçiye? Ne öneriyoruz? Akışa mı bıraksın kendini? Tapınmaya devam mı etsin putuna? Sosyal meselelerimiz nasıl hal yoluna girecek?

    Kim barıştıracak kadınla erkeği tekrar?
    Kim barıştıracak anne ile evladını?
    Kim barıştıracak işçiyle patronu?
    Kim barıştıracak tarihle günümüzü?
    Kim barıştıracak milletleri?
    Kim ayırt edecek güzelden çirkini?

    Hangi felsefe başedecek bu 7 başlı ejdarha ile?

    Nasıl yapacağız bu işleri?

    Televizyon ve internet ile ahlak nasıl kucaklaşacak? Yada internet ve televizyon nasıl ve ne şekilde ehilleştirilecek? Nasıl çözülebilir bu kaos?

    Nasıl yapacağız da ailelerimizi koruyacağız medeniyet putunun canavarlarından?

    Nasıl çalmanın çırpmanın önüne geçeceğiz?

    Nasıl daha şeffaf yönetimler oluşturabileceğiz?

    Ne zaman...?

    Bütün bunları arzulayan bir milleti nasıl inşa edeceğiz?

    Ne zaman...?

    Ne zaman dirileceğiz phoenix gibi?

    Ne tanrı ne ideolojiler nede öğretiler.Varlığının değerini anlayan kendi varlığını diğer varlıklardan üstün kılabilen çıkışa ulaşır.Bireyin kendi değerlerinin herhangi bir açık noktası yoktur.Onun dışında öğretilen,dayatılan veya uydurulan (örneğin dinler) hiçbir olguyla çıkışa ulaşamazsınız çünkü hepsinin bir çürütülecek tarafı vardır.
    KENDİMİ O KADAR ÇOK SEVİYORUM Kİ SÜRÜ BENDEN NEFRET EDİYOR.

  2. #22
    Pyramos - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    28 Eylül 2011
    Mesajlar
    652

    Standart Cevap: Felsefe, eflatuna dip not düşmekten öteye gideme

    Alıntı evrensel-insan Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster


    Senin anlam ve icerik vererek varladigin, ya da sadece anlam ve icerik vermek ile kalmayip, uzerinde bir yaptirim ve yonlendirimi olduguna inandigin ve kendine ona karsi bir gorev yukledigin tanrin, hangisi?

    Ayrica unutmaki herhangibir tanrida karar kilmak, onun da yaraticisi kisir dongusunu de cozmez.

    Ayrica bir onceki mesajinda fasist lakapli yazar arkadas, o mesajinin sadece bir mesaj oldugunu ve konuya gore gelistigini kendisinin bir tanri inanci tasimadigini ve hatta kendisini tanrilastirdigini acikladi. Umarim yanlis algilamamisimdir. 14 nolu mesajinda bunu acikliyor.
    Açıklamalar ve bilgiler için teşekkürler üstadım..ama kendimce sebeblerden dolayı direkt özel İnanç (kutsal) üzerinden -tartışmak- (temelde aynı yönde değilse)) istemiyorum,faydalı görmüyorum ,yanlış anlamadan hoşgörmenizi ve anlayışınızı umuyorum..

    Yaratıcı kısır döngüsü düşüncesi/mantalitesi bende hiç yer bulamıyor.. her şeyin üstünde (sonsuzlukta dahil) bir Tanrı hep vardı..herşeyde onun eseri..

  3. #23
    Pyramos - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    28 Eylül 2011
    Mesajlar
    652

    Standart Cevap: Felsefe, eflatuna dip not düşmekten öteye gideme

    Alıntı faşist Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Evet kısmen doğru algılamışsınız.Tanrı maddeyi üfledi ve çekildi(onu tanımlayamayız,irdeleyemeyiz ).Dinler tamamen aciz kalan insanoğlunun yarattığı bir olgu.Bu kadar mükemmel yaratılmış bir yeryüzü varken bu kadar bireylere uymayan dinlerin tanrı tarafından gönderilmiş olmasının imkansız olduğunu düşünüyorum.Madem bu değerleri insan yarattı yok etmekte insanın görevidir.Kısaca kendi tanrısını yaratan birey bütün acizliklerinden arınacaktır.

    Sığınma ve korkmaya gelince.Özellikle dinler tarafından yüklenmiş (kendine uymayan) değerleri taşıyamayan bireyler korkularından tanrıya sığınırlar.Zaten dinlerin temelinde korku ile inanç vardır.Ne olduğunu tanımlayamadığımız yaratıcıyı sevmemizi kimse beklemiyor bizlerden sadece ondan korkup emirlerini(!) yerine getirmemiz söyleniyor.
    Anladım. Teşekkürler.. Tanrı bilinemez,irdelenemez görüşünde olmanızın tesiri ile ben diğer yönlerle ilgili görüş belirtmeye çalışayım o zaman;

    inançlardaki ‘’korku’’ kavramına/duygusuna bakış açınıza katılmıyorum. Genel olarak İnançla özdeşleşen korku kavramının diğerlerin tümünden ayrı olduğunu, ve bütün içinde doğru anlaşılamadığını düşünüyorum hatta bana göre bu hissiyatı ifade eden sözcük korku bile olamayabilir.... bunu şöyle kişisel bir gözlemimle ifade edebilirim sanırım;

    Ben hayatım boyunca hiç Tanrıdan gerçekten (kasdedilen manada) korkan birini görmedim..siz gördünüz mü? yanlış anlamayın bu insanların samimiyetsiz /riyakar olduklarını söylemiyorum..ama yinede kendilerin bile korku dedikleri şey korku falan değil,başka bişi bana göre..korku bu değil..korkan bunları yapmaz….Tanrı ortaya gerçek manada (reddedilemez) bir korku koymamıştır..yani ortada gerçek bir tehdit (reddedilemez) yok..öyleyse Dinlerin korkuyu kullandığı söylemi bana göre boşa çıkmaktadır..ayrıca madem bu böyle, bu davranışta buluna bilen her insanın isterse bu korku(!)yu benliğinden söküp atabilme potansiyeli var demektir....tarih boyu varolmuş sosyolojik olarak aileden sonraki en güçlü kurum(lar) bu zamana kadar böyle ayakta kalabilir mi?

    Birey kendi Tanrısını (değerlerini) yaratabilecek kudrete sahip mi? Bana göre değil..hatta değer diye (neğatif anlamda değer ) değersizlikler/sınırsızlıklar bütünü yaratsa bana göre gene olmayacak…tabiî ki bu bana göre böyle...kendini bilmek ,bilebilenler için büyük başarıdır, bir eşiğin/kademenin aşılmasıdır. Kendimizi ne kadar biliyoruz? ben henüz bu düzeyde olduğumu sanmıyorum..
    Konu Pyramos tarafından (26 Aralık 2011 Saat 12:03 ) değiştirilmiştir.

  4. #24
    evrensel-insan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    27 Eylül 2011
    Yaş
    56
    Mesajlar
    2.760

    Standart Cevap: Felsefe, eflatuna dip not düşmekten öteye gideme

    Alıntı donkişot Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Açıklamalar ve bilgiler için teşekkürler üstadım..ama kendimce sebeblerden dolayı direkt özel İnanç (kutsal) üzerinden -tartışmak- (temelde aynı yönde değilse)) istemiyorum,faydalı görmüyorum ,yanlış anlamadan hoşgörmenizi ve anlayışınızı umuyorum..

    Yaratıcı kısır döngüsü düşüncesi/mantalitesi bende hiç yer bulamıyor.. her şeyin üstünde (sonsuzlukta dahil) bir Tanrı hep vardı..herşeyde onun eseri..
    Anladim, tesekkurler. Bunu soyle izah edeyim. "herseyin ustunde bir tanri hep vardi" dusuncesi, bir yerde evrenin daimiligine ozdestir. Yalniz evren mekan olarak daimidir, cunku mekan olmadan bunyesindeki bulunanlar olmaz. Yani senin bu degerlendirmen ile tanriyi zamandan kurtarsak bile, mekandan kurtaramayiz.

    Yani sorumuz, "tanri nerde?" olarak ortaya cikar. O zaman da mekan mi, tanri mi onceligi ve daimiligi sorusu akla gelir. Bu konuda butun/parca iliskisi uzerine bir baslik acacagim. Bu konuyu orada izah edecegim. Acinca sana linkini veririm.
    http://img88.imageshack.us/img88/2130/xsig2.jpg
    Iste bu benim hem kendime hem herkese duydugum saygim. Ne kendime zarar veririm, ne de baskasina. Ben bir bireyim, bireysellikten arinip "insan" olmaktir, dilegim.

  5. #25
    evrensel-insan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    27 Eylül 2011
    Yaş
    56
    Mesajlar
    2.760

    Standart Cevap: Felsefe, eflatuna dip not düşmekten öteye gideme

    Yukarida bahsettigim basligin linki, asagida.

    Parca ve Butun/Kap ve Icerik Uzerine
    http://img88.imageshack.us/img88/2130/xsig2.jpg
    Iste bu benim hem kendime hem herkese duydugum saygim. Ne kendime zarar veririm, ne de baskasina. Ben bir bireyim, bireysellikten arinip "insan" olmaktir, dilegim.

  6. #26
    faşist - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    26 Kasım 2011
    Yer
    trabzon
    Mesajlar
    315

    Standart Cevap: Felsefe, eflatuna dip not düşmekten öteye gideme

    Alıntı donkişot Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Anladım. Teşekkürler.. Tanrı bilinemez,irdelenemez görüşünde olmanızın tesiri ile ben diğer yönlerle ilgili görüş belirtmeye çalışayım o zaman;

    inançlardaki ‘’korku’’ kavramına/duygusuna bakış açınıza katılmıyorum. Genel olarak İnançla özdeşleşen korku kavramının diğerlerin tümünden ayrı olduğunu, ve bütün içinde doğru anlaşılamadığını düşünüyorum hatta bana göre bu hissiyatı ifade eden sözcük korku bile olamayabilir.... bunu şöyle kişisel bir gözlemimle ifade edebilirim sanırım;

    Ben hayatım boyunca hiç Tanrıdan gerçekten (kasdedilen manada) korkan birini görmedim..siz gördünüz mü? yanlış anlamayın bu insanların samimiyetsiz /riyakar olduklarını söylemiyorum..ama yinede kendilerin bile korku dedikleri şey korku falan değil,başka bişi bana göre..korku bu değil..korkan bunları yapmaz….Tanrı ortaya gerçek manada (reddedilemez) bir korku koymamıştır..yani ortada gerçek bir tehdit (reddedilemez) yok..öyleyse Dinlerin korkuyu kullandığı söylemi bana göre boşa çıkmaktadır..ayrıca madem bu böyle, bu davranışta buluna bilen her insanın isterse bu korku(!)yu benliğinden söküp atabilme potansiyeli var demektir....tarih boyu varolmuş sosyolojik olarak aileden sonraki en güçlü kurum(lar) bu zamana kadar böyle ayakta kalabilir mi?

    Birey kendi Tanrısını (değerlerini) yaratabilecek kudrete sahip mi? Bana göre değil..hatta değer diye (neğatif anlamda değer ) değersizlikler/sınırsızlıklar bütünü yaratsa bana göre gene olmayacak…tabiî ki bu bana göre böyle...kendini bilmek ,bilebilenler için büyük başarıdır, bir eşiğin/kademenin aşılmasıdır. Kendimizi ne kadar biliyoruz? ben henüz bu düzeyde olduğumu sanmıyorum..
    Yerine getiremediği emirlerin etkisinde birey korkmaya başlar.Ama bu korkuyu dışarıdan birinin gözlemlemesi mümkün değildir.Birey bu korkuları içinde yaşar ve büyütür bu gözle dışarıdan başkalarının gözlemleyebileceği bir güdü değildir.O nedenle insanlarda bunu göremiyorum o nedenle bu yoktur diyemezsiniz.

    Uzun süre yaşamasının nedeni de korkudan başka bir şey değildir.

    Din iyi-kötü arasında yaşatır insanları.Kendi Tanrısını yaratmak isteyen birey:

    1-Kendini çok iyi tanıyacak(güçsüz yanlarını)

    2-Kendini herkesten üstün görecek(biricik olmasından kaynaklı)

    3-İyi-kötü arasında yaşamayı bırakacak.

    Bu üç basit maddeyle kendi tanrınızı yaratabilirsiniz.
    KENDİMİ O KADAR ÇOK SEVİYORUM Kİ SÜRÜ BENDEN NEFRET EDİYOR.

  7. #27
    Pyramos - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    28 Eylül 2011
    Mesajlar
    652

    Standart Cevap: Felsefe, eflatuna dip not düşmekten öteye gideme

    Alıntı faşist Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Yerine getiremediği emirlerin etkisinde birey korkmaya başlar.Ama bu korkuyu dışarıdan birinin gözlemlemesi mümkün değildir.Birey bu korkuları içinde yaşar ve büyütür bu gözle dışarıdan başkalarının gözlemleyebileceği bir güdü değildir.O nedenle insanlarda bunu göremiyorum o nedenle bu yoktur diyemezsiniz.

    Uzun süre yaşamasının nedeni de korkudan başka bir şey değildir.

    Din iyi-kötü arasında yaşatır insanları.Kendi Tanrısını yaratmak isteyen birey:

    1-Kendini çok iyi tanıyacak(güçsüz yanlarını)

    2-Kendini herkesten üstün görecek(biricik olmasından kaynaklı)

    3-İyi-kötü arasında yaşamayı bırakacak.

    Bu üç basit maddeyle kendi tanrınızı yaratabilirsiniz.
    ama her türlü günahı futursuzcada işliyorlar , menfaatleri küçükken fazla değil ama biraz büyüyünce Din kurallarını bir kenara bırakıyorlar, v.s çoğu bunun yolunuda bulmuş Din kuralları dışı uyduruk bahanelerle psikolojik yansıtma yapıp kendini sözde haklı çıkarıyor/kandırıyor gene v.s diyorum bu örnekleri çoğaltmak istemiyorum zaten şahsi tecrübelerim ve gözlemlerim o kadar..

    Dini yaşatanın,kuvvetle; Ölüm Korkusu,yok olma korkusu,sonsuzluk isteği,yaşama içgüdüsü,sığınma psikolojisi,adalet duygusu/ isteği v.b şeyler olması bana mümkün değil.. bunlar insanı basite alarak sadeleştirme temelli görüşler bana göre..

    birinci maddeye parantez içini (bütün) yapıp katılıyorum diğerleri benim birinci maddeyi algılayışıma ters olduğu için ,birinci maddeye aykırı ikinci madde üretilemez maddesi (4) gereği eleniyor efenim yinede tavsiyeniz için teşekkürler..

  8. #28

    Üyelik tarihi
    22 Şubat 2010
    Yaş
    35
    Mesajlar
    172

    Standart Cevap: Felsefe, eflatuna dip not düşmekten öteye gideme

    Ben felsefe terimini kullanmayacağım. Düşünme eylemini belirli bir sistematik içinde gereçekleştirme diyeceğim. Yani mesele ile ilgili soruları tesbit edip cevap arama uğraşı diyeceğim müsadeniz ile.

    Meseleler yumağının merkezine insanı koyacağım. Kısaca hatırlayalım tarihi süreci. Krallıklar, feodalite, brujuva, senatolar, komünizm ve nihayet kapitalizm. Genel hatları ile insanın etkilendiği yönetim şekilleri ve sınıflar. Son döneme damga vuran komünizm ve kapitalizm...

    Skolastik çağı da ekleyin daha geriye gidip.

    Burada kitlelere olumsuz yansıyan sistemlerin oluşmasında kitlelerin iradi dahli var mıdır sorusu çok önemlidir. Bu soruya cevap aramalıyız. Azınlık ve muktedir zümreler tarafından dikte edilmiş sistem ve görüşlerden mi bahsediyoruz, yoksa insanlığın genel kabulüne göre uygulamada yer bulmuş sistem ve düşüncelerden mi bahsediyoruz?

    Bu soruya cevap vermeliyiz.

Sayfa 3/3 İlkİlk 123

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.0