Iste bu benim hem kendime hem herkese duydugum saygim. Ne kendime zarar veririm, ne de baskasina. Ben bir bireyim, bireysellikten arinip "insan" olmaktir, dilegim.
yine aynı çıkmaza giriyoruz... ama söyleyelim insanoğlu algısı ve bilgisi dışında başka bir şey vardır ve o sonsuz çeşitliliği içinde varlıktır, objektif gerçekliktir yani şairin dediği gibi , bizde sureti çıkan 'asıl' dır....
Bende "bunu neye dayanarak soyluyorsunuz?" diye soruyorum. Ayrica bu soylem size ait degil mi?, siz burada da varlik misiniz?
Neden bu sozlerin soylemlerin insanogluna ait oldugunu algilayamiyor sunuz?
Insanogluna yansiyan ve gozlem veren bir gerceklik (fenomenal, nesnel, varliksal, evren, dunya, doga v.s.) vardir; fakat bu gercekligin anlami, tanimi, tarifi, icerigi,m bilgisi insanogluna aittir ve insanoglu yapilandirmaciligidir.
Son cumleme karsi cikiyorsaniz, nedeni ile aciklayin.
Iste bu benim hem kendime hem herkese duydugum saygim. Ne kendime zarar veririm, ne de baskasina. Ben bir bireyim, bireysellikten arinip "insan" olmaktir, dilegim.
elbette gerçekliğin bilgisi insana aittir yani insandadır...ama insan bu bilgiyi keyfine göre yapılandıramaz... sadece kendi dışında var olan nesnel ilişkileri kavrayıp onu gerçekliğin bilgisi olarak ifade edebilir... örneğin 'iki kütlenin birbirini, kütlelerinin çarpımıyla doğru ama aralarındaki uzaklığın karesiyle ters orantılı olarak çektikleri' nesnel bir durumdur ve insanın yapabileceği bu nesnel durumu keyfince eğip bükmek değil, bunu kavrayıp ifade etmektir... olayın kendisi insanın dışındadır ve insanın bu konuda ne düşündüğünden, bu durumu anlayıp anlamadığından vs.. bağımsızdır...
ama siz de kabul edersiniz ki düpedüz bilgi teorisi tartışmak zorunda kalıyoruz... bunların tarihe güvenip güvenmemekle ne ilgisi var...
Iste bu benim hem kendime hem herkese duydugum saygim. Ne kendime zarar veririm, ne de baskasina. Ben bir bireyim, bireysellikten arinip "insan" olmaktir, dilegim.
ama her kavramı açıklarken belirli kavramlar kullanıp bunları açıklıyorsanız, açıklamak için de belirli kavramlar kullanacaksınız ki bunları da açıklamak için yine kavram kullanmış olacaksınız. bu hiç bir kavramda ortak bir algıda oturamayıp en temele ilk insan algısına dönmemizi gerektirir. insan birikimini komple reddetmek zorunda kalırız. kaldı ki yapsak bile yine ilerleme sağlayamayacağız.
ayrıca hiçbir kavramın kabullenmiş tanımı yok demenize rağmen kavramları kendi kabulünüzü tartışma da bize dayatıyorsunuz. sizin kabulünüz üzerinden ilerlemeye zorluyorsunuz. misal neden benim nesnellik algımın üzerinden ilerlemeyelimde sizin ki üzerinden ilerleyelim(ki ilerleme sizinle ikisinde de gerçekleşemeyecek)? mesela kalkıp bana nesnelliği vikipedi den alıntılamanız bu kabulünüzle çelişik olmuyor mu? vikipedi de herhangi bir bireyin yazdığı değil mi? neden bana dayanak olarak üçüncü bir kişinin kabulünü sunuyorsunuz?
kısaca sizinle ortak bir payda da buluşamazsak(ki bu durumda bir daha sizden alıntı yapamam, sizin alıntılarınıza da cevap veremem) biz nasıl tartışacağız?
Bir gün mutlaka...
Benim algimda, her yazar kendi algi ve bilgisini dile getirir, okur dakendi bilgi/algi temelinde dile gelen her turlu dile gelimi degerlendirir.
Evet, evrensel-insan zihniyeti zaten, dogal zihniyetin her turlu cikarimini ve alternatif olarak heryonuyle yenilenmesini onerir. Bu onerinin algilanabilmesi de, dogal zihniyetin kisi kendince hangi konusunda sorun yasiyorsa o konu ile paraleldir. Zaten ortada sorun algisi/bilgisi yoksa, ortaya konan sorunun da algisi/bilgisi yoktur.
Ben kimseyi bir seye zorlamiyorum, isin ilginci kimseye de "siz bunu yapiyorsunuz" demiyorum. Sonucta herkes kendi bilgi ve algi duzeyinde herseyi degerlendirir ve dile getirir. Benim her turlu gozlemsel degerlendirmem konu ve kavram disi olarak degerlendirilenin sorun oldugudur.
Alinti vermemin sebebi, "bunlar sadece size ait" e olan bir yanit olarak "hayir, sadece ben boyle dusunmuyorum, burasi da dusunuyor" u vermektir.
En basta benim acimdan algilanmasi gereken sudur. Ben tum varliksal degerlendirmeleri/savunmalari bilgi temelinde ve varlik degerlendirmesi olarak ta sorun temelinde dile getiriyorum. O yuzden sorun sadece mesala varlik ideolojilerinden materyalizmin sorunu degildir, ayni zamanda diger ideolojilerin de sorunudur. Yani epistemoloji olarak metafizigin varliksal ontolojik/teolojik her turlu bakis acilarina disaridan bakarak, bu bakis acilarinin sorunlarini dile getirmektir.
Sonucta benim nesnelligi varliksal algilayarak yazmam, benim epistemolojik algima ters duser. Ben varlik ideolojilerini sorun gorurken, nasil nesnelligi varliksal olarak degerlendirebilirim ki. Ama siz eger varliksal degerlendiriyorsaniz, benim epistemolojik degerlendirmemdeki nesnellige farkli bir icerik yukluyorsunuz demektir.
Iste bu temelde benim her turlu varliksal degerlendirmem sorunu ortaya koymaktir, bu sorunu ortaya koyabilmekte varliksalliga bilgisel olarak bakmak ile mumkundur.
Iste bu benim hem kendime hem herkese duydugum saygim. Ne kendime zarar veririm, ne de baskasina. Ben bir bireyim, bireysellikten arinip "insan" olmaktir, dilegim.
Bu soruya cevap vermeden önce kendimizi yaşadığımız olayların dönemlerine bi gidelim kendi yaşadığımız hayatımızın tarihini kendimiz çoğu zaman tereddütlere düşerek şuan anlatırız bunun üstünden tarih biliminide değerlendirebiliriz.alman tarihçinin hikayesini çoğumuz biliyoruz evinin önünde kavga eden gençleri ayırmaya çalışır ve anlatın der ne oldu doğruyu anlatın fakat iki dakika önce yaşanan olayı açıklığa kavuşturamayan ünlü tarihçi bugün belkide bir çok konuda ışık tutacak kitabı yakar ve şöyle der iki dakika önce yaşanan olayı netleştiremedim asırlardır yaşanan koskoca tarihi nasıl netleştirebilirim.Aslında tarih geçmişin aktarıcısı değil geleceğin bi nevi yüzesel sayfasıdır çünkü herşey ileri giderken geriler tarihde geçmişi veriyor zanneddiğimiz geleceğin şekillenmesini sağlayan topluma yön vermek isteyen hayalperestlerin ayrılmayı ortadan kaldıran silahıdır