Herkesin oy hakkı olmalı mı?Daha önce de medyaya düşmüş ve tartışılmış bir konu olmasına rağmen, demokrasilerde eşitlik ilkesinin dayanağı olarak hep "oy" hakkı öncelikle gündeme gelmiştir.Bunun sakıncalı olduğunu düşünüyor musunuz?
Herkesin oy hakkı olmalı mı?Daha önce de medyaya düşmüş ve tartışılmış bir konu olmasına rağmen, demokrasilerde eşitlik ilkesinin dayanağı olarak hep "oy" hakkı öncelikle gündeme gelmiştir.Bunun sakıncalı olduğunu düşünüyor musunuz?
Konu başlığının bazı katılımcılara 'ürkünç' gelebileceğini varsayarak, biraz açıklık getirmek lüzumunu hissettim.Burada herkesin oyu eşit olmalı mıdır? gibi bir ayrımdan yola çıkmıyorum.Bu saçmalık zira.Okuryazar olmayan her 4 kişinin oyu 1 oy sayılır diyemeyiz.Onun için, konuyu dolandırmadan direkt ele aldım.
Öncelikle demokrasi rejimi irdelenmeli.Demokrasi nedir ? Demokrasi,çoğunluğun azınlık üzerinde kurduğu zorunlu denetim ve yönetimdir.İdeal rejim midir ? Rejimlerin çıkış noktası,toplum için ideal olanı bulmak ise demokrasi tüm toplum için değil,çoğunluğun kısmi idealidir.Örnek vermek gerekirse temsili demokrasilerde yarı oyu almış oluşum yönetime gelirken diğer yarı bu yönetimi istememektedir.O halde demokrasinin tarifini tekrar yapalım,birlik olabilmiş veya oldurabilinmiş topluluğun diğer çoğunluk üzerinde zorunlu denetim ve yönetimidir.
Kişisel tanımımdan sonra işleyişi ile ilgili yine kişisel görüşlerimi belirteyim.Demokrasi belirli süreler içerisinde halkın birlik olabilmiş sayıca fazla olanının,yönetime geçmesini sağlar.Bu birlik nasıl sağlanır ? Bu birlik çıkar,retorik,para ekseninde sağlanır ve başarıya ulaşır.Kısaca halk dalkavukluğu yapan çıkar grupları,destekçilerine çıkar sunar ve birlik olunur.Bu birlik partileşmedir.Bu varsayımdan toplum için ideale ulaşmak yani toplumun gelişim ve güçlenmesini sağlamak mümkün değildir.Siyasetin seçim dönemlerinde daha çok retorike bağlı olduğunu düşünürsek,oy veren kesimin bir süzgecinin olması gerekir.Bu süzgeç kişisel algısı oluşabilmiş bireylerde yeşerir.Herkeste olmaz,olamaz.O halde fayda temelli bakıldığında herkesin oyunun eşit olduğunu söylemek toplumu ve bireylerin gelişip,güçlenmesi yerine,yerinde saymak veya geriye gidişten başka bir sonuç doğurmaz.Ancak ve ancak halk dalkavukları herkesin oyunun eşit olduğunu savunur.Ama unutulmamalıdır ki bireyler eşit değildir ve eşitlik adalet değildir.
KENDİMİ O KADAR ÇOK SEVİYORUM Kİ SÜRÜ BENDEN NEFRET EDİYOR.
demokrasinin kitap üstünde tanımı bellidir de herkesin kitabı tutuşu hatta hangi sayfasından başladığı ile okuyuşu/ anlayışı farklıdır
insan insanın kurdu idi değilmi..çoğunluk doyma noktasından da bihaberken ...dengelerin hep bozuk olması da normal tabi
(dün-bugün-yarın) nerde görülmüş işine geldiğince yürütülen yargının adalet sağlayacağı
hak ve sorumluluklarının farkında olmak/ hem hakkın hem de sorumluluğunun geregini bilip-yerine getirmek..bireyin-topluma, toplumun-bireye etkisini gözlemleyip muhakemeyi sağlıklı yapabilmek... anladığını anlatabilmek/hayata geçirebilmek...dengeleri sağlamak
olmadı! asgari müşterekleri - anlayışı zorlamak
muhakkak ki zor.
bireyler hem kendine hem topluma (rağmen) dürüst olacak/kalabilecek...ve dahi toplumda herkes, eşit şartlardan faydalanacak
sonrasında ...kimse çobanın oyuna takılmayacak!
(vardı böyle bir manken? ! vitrindeydi o da bir zaman.. 'niye/ dağda.. çoban benle eşit şartlardan faydanamadı' soramadığından 'benim oyum dağdaki çobanla niye eşit' diye sormuştu )
can tatlı- nefs zorlu ve kimseler zamanıına!! kıyamazken ve dahi her kör satıcının bir alıcısı..yergicisi sergicisi şusu-busu hemen her ortamda bol miktar da mevcutken yine kimsecikler burnundan kıl aldırmazken... bu anlayışında! sonu gelecektir başka ne demeli bilmem
Burada tam sorulmak istenen nedir?, adi ustunde "oy hakki" yani bir fenomen=bir oy. Buradaki esitligin herhangibir dusunce ve davranis ile bozulmak istenmesinin amaci nedir?, kim, neye gore bu esitligin bozulmasini onermektedir.
Eger konu "oy verme/kime neden oy verme bilinc/farkindaligi" ise konu tamamen degisir. Cunku bunu saglayacak olan da, hem egitim hem de yetistirim olarak; olmasi gereken, sosyal, sivil, normal, evrensel hukuk ile isleyen ve insan haklarina ve hak ve ozgurluklere saygili ve esit mesafeli ve de antiayrimci devlet yapisidir. Bunun disinda kalan her turlu her konudaki tarafkarlik, devleti siyasal, tarafli, esitliksiz ayrimci ve sadece "tarafima hak ve ozgurluk" anlayisli ve evrensel hukuk yanlisi degil; siyasi kanun yanlisi yapar.
TC tarihinde siyasi icerik degisse de her donem oldugu gibi.
Iste bu benim hem kendime hem herkese duydugum saygim. Ne kendime zarar veririm, ne de baskasina. Ben bir bireyim, bireysellikten arinip "insan" olmaktir, dilegim.
Bence eşitliğin bozulmasının isteği,birey ve toplum için fayda temellidir.Yani oy kullanan birey gerçek faydasını algılayabiliyor mu ? Faydasını algılayabilecek algı süzgecine sahip mi ? Bir de demokrasi rejimi iyi tahlil edilmeli.Ama bu tahlil yapılırken demokrasi rejiminin teorisi değil,tarihi ve günümüz işleyişi incelenmeli, kısacası pratiği.Bu pratik inceleme yöntemi ise romantik bakış açısından uzakta ve gözleme dayalı olmalıdır.
KENDİMİ O KADAR ÇOK SEVİYORUM Kİ SÜRÜ BENDEN NEFRET EDİYOR.
Insanoglunun demokrasi anlayisi fenomenal yani kelle sayisi anlayisidir. Henuz numenal yeti algisi olarak demokrasiyi, katilimci ve isler demokrasiyi insanoglu gerceklestiremedi. Ama en azindan fenomenal sayi algisi numenal yeti yonlendirilerek devam ediyor.
Demokrasinin saglanmasi fenomenle degil; numen ile olur. Cunku demokrasi bir numenal degerdir.
Iste bu benim hem kendime hem herkese duydugum saygim. Ne kendime zarar veririm, ne de baskasina. Ben bir bireyim, bireysellikten arinip "insan" olmaktir, dilegim.
Demokrasinin siyasi "katılım" adına bireye tanıdığı seçim yetkisini tartışmaktı dileğim..Öyle de ilerliyor konu..Eğitim, yetenek,algılama, ahlaki değer ürtebilme, ekonomi.. vb eşit olmayanları, ortak yaşanacağı varsayılan bir sistem içinde , beklentilerini ortaya koyma ve harekete geçme eylemidir oy hakkı..Demokrasinin ve insan haklarının gereği olarak da tartışmasız onay görür..Ben herkesin oy kullanma, yani yönetime katılma ve geleceği şekillendirme konusunda yetkin olmamasından yanayım.Kimlerin oy kullanamayacağı, yasalarda açıkça belirtilmiş..Yaşını doldurmayanlar, akli ehliyeti olmayanlar, yüz kızartıcı suçlar (ne demekse?) vs..Bunu yeterli bulmuyorum.Bu konuda, hiç bir zaman yaşama geçirilebilme olasılığı olmamasına rağmen, oy konusunda düşüncem şudur:kimler" oy kullanamaz" listemi başlatıyorum ütopik demokrasimde..İsteyen ekleme yapabilir..
-Kadına ve çocuğa karşı şiddet kullananlar (en az şikayete bağlı bir eylem yeterli)
-İhaleye fesat karıştıranlar
-Alkollü araç kullanırken yakalananlar (1 kez bu suçu işlemesi yeterli)
-Hayvanlara eziyet edenler (belediyeler dahil)
-Seçim öncesi bol bol yalan söyleyen siyasetçiler
-Kara para akladığı aşikar iş adamları, bunlara devlet ihalesi sağlayan siyasetçiler
-Sigortasız işçi çalıştıranlar,bunları denetleyip rüşvetle olumlu rapor veren denetçiler
-Tacizciler ve cinsiyet ayrımcıları, dayak yiyen kadını evine yollanan polisler
-Çocuklarını sokağa terketmiş anababalar, bu çocukları suistimal eden devlet yurtları çalışanları
-Bulunduğu çevreyi temiz tutmayan apartman sakinleri
-Minibüs şoförleri (küfretmeyen ve caddelerde yarış yapmayanları hariç tutuyorum..)
Liste uzar gider..Yukarıdaki davranışları sergileyenler, eylemin sonuçlarına göre seçimlere katılmaktan süreli veya süresiz menedilebilmelidirler.Vatandaş olmak öyle ucuz ve kolay olmamalı..Olursa da, bu kitle, yaptıklarını hoşgörüp habire af çıkaracak olanları, yani kendi gibileri iktidara taşır hep...Bu dediklerin nasıl olacak diye sormayın.Olmayacak biliyorum..Demokrasi niteliksiz çoğunluğun cennetidir...
Gün gelir, istiridye incinin değerini anlar.
bu bugün algılanan tanımdır, gerçekte Demokrasi, çoğunluğa rağmen azınlığın haklarının korunabilmesidir.
burada biraz eşitlik kavramının hatalı algılanması söz konusu. örneğin ben on saat çalışsam ve siz iki saat çalışsanız, sonunda da miktar olarak eşit para alsak buna eşitlik denmez. gerçekte eşitlik, gerekli koşulun karşılığına bağlıdır. ürettiğin kadar kazanman gibi... sosyal alanda ki eşitlik ise koşutluğun ne olarak alındığına bağlıdır. bunlara yurttaşlık hakları denmesinin sebebi yegane koşulun yurttaşlık olmasından ileri gelir. yurttaş isen seçme ve seçilme hakkına sahipsindir: eşitçe!
Bir gün mutlaka...
Yapılan tanım bu günün algısından öte demokrasi teorisinin tarihi ve güncel pratik tanımıdır.Demokrasi teorisi pratikle en küçük paralellik göstermesi mümkün değildir.
Bireyler doğuşlarından itibaren eşit değildir.Bu ırk,aile,soy temelli değil bireyin akıl,zeka,fiziksel özelliklerinden kaynaklı eşit olmayışıdır.Örneğin Antik Yunan'da demokrasi kölelerin katılımı dışındadır.Çünkü köleler demokrasi teorisini anlayabilecek algıya sahip değildir.Bu günde doğuşundan kaynaklı bireylerin bir kısmı oy hakkına sahip olmamalıdır.Bir kısmı dediğim kısım çoğunluk olduğu için 'glsezinrs' dediği gibi demokrasi niteliksiz çoğunluğun cenneti haline gelir.Tekrar ve cesaretle söylüyorum demokrasi teorisini savunan herkes halk dalkavuğudur.
KENDİMİ O KADAR ÇOK SEVİYORUM Kİ SÜRÜ BENDEN NEFRET EDİYOR.