Çinlilerin çok eski tarihlerde yaşlılarını ölüme terk ettiklerini ve bunun bir gelenek (narayama) olarak yaşandığını konu alan bir film izlemiştim.Orada ölüm olması gereken bir şeydi tıpkı bir düğün töreni gibi...Hindistandaki kadınların ölü eşleriyle birlikte yakılmasını da bu bağlamda içim sızlamadan karşılamalıyım.töre cinayetlerini de..Bombaların öldürdüğü çocukları, fokların katliamını, kurban bayramlarında ehil olmayan ellerde işkenceyle öldürülen hayvanları, düşünceleri ya da etnik kökenlerinden dolayı yokedilen insanları da.. olması gereken vuku buluyor diye bir kamera duyarsızlığıyla nasıl izleriz bunca vahşeti?Niçin öldüğümüzü/öldürdüğümüzü/öldürüldüğümüzü sorgulamak da niçin yaşadığımızı sorgulamak kadar anlamlıdır.(olmalıdır)
Madem söz ölüme geldi; o halde Güneşin Oğlu filminden alıntı yapmak istiyorum ve herkese bu filmi tavsiye ediyorum, çok iyi açıklıyor bence:
"Yaşlanmak gerçekten büyük mucize, ama ben artık ondan daha büyük bir mucizenin olduğunu biliyorum.O da ÖLMEK.Çünkü, hayat başlayan bir şey olduğu gibi biten de bir şey olmalı. Yaşadığınız en iyi seksi düşünün , yediğiniz en iyi yemeği , seyrettiğiniz en iyi maçı... Eğer bunlar hiç bitmeyip hala sürselerdi şuanda en iyi değil en sıkıcı olacaklardı. Hayat da böyle işte eğer bir nokta da bitmezse insanı canından bezdirebilir. İyiki ölüm var da hayatta her şeyi yerli yerine koyuyor. Nasıl diyorlar "yaşasın ölüm!!"."
kalp penceresinden günışığı sızdıkça
şiiri tutuklayamaz hiçbir gardiyan
murat menteş
Korkunun ecele faydası yok."Ölmek değil benim korkum" diyor Hayyam."İyi yaşayamamak!"Bununla birlikte ölümü olması gerektiği (doğal ve gerekli) yere konumlandırdığımıza göre ,vicdan meselesine dönebiliriz.İnsanlar birbirlerini ve doğayı öldürüyorlar diye bağırıyorum.Hiç kimse duymuyor.Herkes kendi ölümünü süsleyip püsleyerek kabul edilir kılmaya çalışıyor..
[QUOTE=MuratSSRG;20991][FONT=Calibri][FONT=Times New Roman][SIZE=3ak[/B] bir anlayış ile bir nevi, halet i ruhiyenin nefsi(ni)[B] kınamasıdır
Doğru anladı isem, vicdan nefsi(mizi) kınamaktır diyorsunuz.Yani vicdan ancak kendisini rahatsız eden bir fiille nefse varlığını belli eden (fiil vuku bulduğunda tamamlanan, o vakte kadar durağan/eylemsiz kalan) "potansiyel" bir mekanizma.Testi kırıldıktan sonra tokat atmayı anımsattı bana...
Kanada, bu yıl da fok avına "evet" dedi.Anımstayım dedim...
Konu Phi tarafından (04 Mart 2011 Saat 01:33 ) değiştirilmiştir.