Yalnızlık, insanın çevresinde insan olmaması demek değildir. İnsan kendisinin önemsediği şeyleri başkalarına ulaştıramadığı ya da başkalarının olanaksız bulduğu bazı görüşlere sahip olduğu zaman kendisini yalnız hisseder.
Carl Gustav Jung
Yalnızlık, insanın çevresinde insan olmaması demek değildir. İnsan kendisinin önemsediği şeyleri başkalarına ulaştıramadığı ya da başkalarının olanaksız bulduğu bazı görüşlere sahip olduğu zaman kendisini yalnız hisseder.
Carl Gustav Jung
- bir insan mutluluğun kaynaklarını ne kadar kendisinde bulabiliyorsa o kadar daha fazla mutlu olacaktır. - Schopenhauer
kendine yeten insan toplumdan soyutlanır çünkü bunu hisseden kalabalık bir biçimde onu dışlayacaktır.önemli olan bir sahip olduğunuz argümanlar.size yetiyor mu yani bir başına idare edenlerden misiniz yoksa diğer kalabalıktan mı -
Merhaba . Schopen emmiyi ben de severim lakin . Üstte yazdığınız alıntıya şerh düşmeli.insanın kendine yetmesi neden onu toplum dısına itsin ki ? Tamam toplumla aynı seviyede olmadıgı kesin böyle bir insanın lakin onu da icsellestirecek bir kısım insan mutlaka olmuştur. Brahman inziva dan çıktıktan sonra ona inanıp dinleyen onu sevenler milyonlara ulaşmamış mı o yalnız değil di.aklıma daha fazla ornek gelmiyor siz bana yardımcı olun . Yalnızlık yanılgısı insana umutsuZluk getirir. Hiç birimiz yalnız değiliz yanımızda bir insan olmaması yalnızız demek değil çünkü üstte Schopen emmi kendine yetmekten bahsetti. Bunun da bir sürü yolu olsa da temel fikir din dir . Din insanı yani inanan insan yalnız olmadıgını bilir
yalnızlık, farkında olan için bir hafifliktir. paylaşıldıkça çoğalan bir hafifilik hem de...
kadınlarını erkeğe muhtaç bir şekilde yaşamaya zorlayan bir toplum, kökünden acizdir.
Özne/birey olmak özünde tekil olmayı ifade eder; ancak bu öznellik, içinde bulunduğu diğer öznellikler ile bir anlam ve öneme sahiptir. Öznenin bu anlam ve önemi yitirmeden tekil kalmayı sağlayabilmesi onun yalnızlığını görüp, benimseyip diğer öznelere karşı-koyması ile olanaklıdır. Bu haliyle yalnızlık, bizatihi kişi ve toplum arasındaki var-oluşun paylaşılması anlamını kazanır
kadınlarını erkeğe muhtaç bir şekilde yaşamaya zorlayan bir toplum, kökünden acizdir.
insanı tecrit altında olmadığı zamanlarda yalnız olabileceğine inanmıyorum. Bir devin rüyasını yaşıyor olsak bile; o rüya içerisinde varlığımız boyunca bize yön biçim verecek unsurlara yani diğer insanlara ihtiyacımız var. Hayatlarımız genel olarak seçimlerimizin ve tercihlerimizin sonuçlarıdır. Ve hür irade kendi ile yüzleşmediği zamanlarda dahi ortadadır. Bir itilmişlik dışlanmışlık yahut kaynaşamama durumu bile bizim hür seçimimiz olduğuna göre kendimizi ittiğimiz yada çektiğimiz yalnızlık gönüllü bir izalasyon durumudur.İnsan bütün olarak bunlarla yaşama gücüne sahip olmasa da parça olarak aldığı kısımları rahatlıkla hayatına katabilir. Ses istemiyorum diyerek inzivaya çekilen tipler bile hep bir gözlem içerisindeyse biz hangi yalnızlıktan söz ediyoruz.
yalnızlık bir ünlem olarak çıkıyorsa cümle içerisinde pişmanlıktır; yüklem olarak çıkıyor ise bir tercihin belirli belirsiz sonucudur yani risktir.. Yenilir yada yutulur bir şey değildir kanımca.. çünkü kişi yüzleşemediği veya ulaşamadığı noktada bu yolu tercih eder ki içinde bir yerlerde bu konuda samimi değildir.
yalnızlık bir ünlem olarak çıkıyorsa cümle içerisinde pişmanlıktır; yüklem olarak çıkıyor ise bir tercihin belirli belirsiz sonucudur yani risktir.. Yenilir yada yutulur bir şey değildir kanımca.. çünkü kişi yüzleşemediği veya ulaşamadığı noktada bu yolu tercih eder ki içinde bir yerlerde bu konuda samimi değildir.[/QUOTE]
Kendisiyle yüzleşemeyen insan,kendisiyle barışamamış insandır.Yalnızlıktan korkar çünkü kendisinden korkar...Başka öznelere katılarak veya onları kendisine katarak
kendi varoluşundan saklanır...Saklambaç oyunu ergeç bitecektir.
Ben kendimi terk etmedikçe yalnız değilim. (Talha CAN)