Sayfa 3/3 İlkİlk 123
26 sonuçtan 21 ile 26 arası

Konu: Eleştiri Yokluğu/Eleştirinin Eleştirisi

  1. #21
    nejdet - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    20 Ağustos 2008
    Yer
    istanbul
    Yaş
    48
    Mesajlar
    2.546

    Standart

    Eleştiriye “değer” olup olmadığı, olgunun doğurduğu sosyal/bireysel sonuçları ile doğrudan orantılı olup, bunun her hangi bir standardı/eşik değeri yoktur. “Değer”in bir ölçme olması eleştiri ile özdeşmektedir. Bu yönü ile eleştiri, değer ile eşitlenmektedir. Suskunluk, her yer-zamanda bir karşı-pasif-direnç olsa bile, her yar-zamanda bir karşı-düşünce/eleştiri olarak değerlendirilemez. Bu bağlamda, suskunluk ile değer görmemeye bağlı eleştirisizlik ayrışırlar.

    Suskunluğun dili anlaşılmadıkça, çözümlenmedikçe eleştiri doğmayacaktır.
    kadınlarını erkeğe muhtaç bir şekilde yaşamaya zorlayan bir toplum, kökünden acizdir.

  2. #22
    glsezinrs - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    12 Aralık 2010
    Yer
    istanbul
    Mesajlar
    1.300

    Standart

    Alıntı nejdet Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Suskunluğun dili anlaşılmadıkça, çözümlenmedikçe eleştiri doğmayacaktır.
    Suskunluk her yer-zamanda karşı direnç olmayabilir.Sükut ikrardır diye bir cümle var ya, suskunluk kabullenme/onay anlamlarına da gelebilir.Eğer bu onay baskı veya korkaklıktan kaynaklanmıyorsa, "hemfikiriz" anlamına gelir..Üzerinde konuşmaya değer bulmadığımız zaman ki suskunluğumuz ise görecedir.Sağlıklı bir eleştiri için(yapıcı ve geliştirici) bireylerin olgulara/fikirlere aynı pencereden bakabilmeleri (altyapılarının, kültürlerinin/paylaşımlarının benzer olması) şarttır.Bakılan nokta aynı, ama algılanan manzara mutlaka farklı olacaktır.Farklı düzlemlerden yapılan eleştiriler körlerin fil tarifine benzer.

  3. #23
    nejdet - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    20 Ağustos 2008
    Yer
    istanbul
    Yaş
    48
    Mesajlar
    2.546

    Standart

    açık benimseme ile örtülü benimseme arasında nicel/nitel bir fark vardır, bu da, susmanın kabul/benimseme ile eşitlenmediğini gösterir. yeri geldiğinde suskunluğun konuşmaktan daha etkili sonuçlar doğurması bundandır. farklı düzlemlerde yapılan eleştiriler "körler-sağırlar diyalogu" nu andırsa da eleştirisizlikten daha yeğdir. çünkü, zamanla her iki öge bu durumun farkına varıp ortaklaşacakları düzlemi aramaya başlarlar. değil mi?
    kadınlarını erkeğe muhtaç bir şekilde yaşamaya zorlayan bir toplum, kökünden acizdir.

  4. #24
    glsezinrs - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    12 Aralık 2010
    Yer
    istanbul
    Mesajlar
    1.300

    Standart

    Alıntı nejdet Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    .... çünkü, zamanla her iki öge bu durumun farkına varıp ortaklaşacakları düzlemi aramaya başlarlar. değil mi?
    Olumlu, iyiniyetli bir bakış açısı..Ben daha kötü niyetliyim size göre.Farklı düzlem insanlarının ortak fikirlerde değil, ortak çıkarlarda birleştiğine daha çok tanık olduğumdandır belki de..Somut ve faydalı olan/görünen,doğrudan fazla alkışlanıyor.

  5. #25
    nejdet - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    20 Ağustos 2008
    Yer
    istanbul
    Yaş
    48
    Mesajlar
    2.546

    Standart

    yok benimsemedim, daha iyi/kötü niyet/suiniyet/hüsnüniyet değil söz-konusu olan. zincirin en zayıf halkasına tutunmak belki de; adı umut ve belki de ütopya, varsın olsun. insanların "çıkarlarda" ortaklaşabilmeyi gerçekleştirmeleri fikirsel düzlemde buluşmalrını sağlayacaktır. "çıkar" kavramı/olgusu şimdi sizin kavram terminolojinize göre değerlendirmeye konu olacak ve fakat yer-yüzündeki tüm insanlar ve tüm canlılar aslında ortak var-oluş ve üreterek paylaşım çıkarında birleşebilirler. ne anlamlı bir düzlem olurdu! ve fakat sizin demek istediğiniz süper-egoya yenik düşen bencil-çıkarlar olsa gerek.
    kadınlarını erkeğe muhtaç bir şekilde yaşamaya zorlayan bir toplum, kökünden acizdir.

  6. #26
    nejdet - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    20 Ağustos 2008
    Yer
    istanbul
    Yaş
    48
    Mesajlar
    2.546

    Standart

    Susmak bir eylemsizlik biçimidir. Konuşulması gereken yerde susmak ise bir eylem biçimidir. Her türlü suskunluk değildir söz-konusu olan. Karşı düşünce söz-dizini olarak aktif bir biçimde ortaya çıktığında anlaşılır biçimde eleştiri kapsamında değerlendirilecektir. Bu söz dizini kendi içinde bir eylemdir. Buna, sözlü eylem biçimi denebilir. Karşı düşüncenin biçimi suskunluk şeklinde ortaya çıkıyor ise, artık, onun söz dizinlerindeki gibi algılandığı görülecektir. Şu farkla ki, suskunluk kimi yerde önemsememek/değer görmemek, kimi yerde red etmek ve kimi yerde de bilgi sefaletini temsil eder.
    kadınlarını erkeğe muhtaç bir şekilde yaşamaya zorlayan bir toplum, kökünden acizdir.

Sayfa 3/3 İlkİlk 123

Members who have read this thread : 0

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.0