En son, en kalın odunu yakarsın.
...Deniz’in taşıdıklarını da kesip kesip yakmıştın,
o bir zamanların şimdi uzakta kalmış ocağında —
ne kalır ki, geriye?…
Ateşinin dumanını da biriktirirsin—
Her şeyden önce unutmaman gereken,
ateşinin hiçbir zaman tek bir düzeyde yanmadığıdır :
ateşin, ya harlanma içinde ya da sönme içindedir —
ya yükseliş, ya iniş…
Ateş, yanmakta olan odunlarla değil,
yeni yanmağa başlayan odunlarla yanar.
Hep yakacak yeni odunlar bulan ateş, yükseliş içindedir;
yalnızca eski —yanan— odunları olan ateş,
inişe geçer.
Yanan odunlar tüten odunların dumanını da yakarlar.
Yanamayan odun, tüter.
Ateşin, bazen, yalnızca tüter: yanamamaktadır…
Dikkat etmen gereken, ateşe yanyana ve üstüste koyduğun odunların
birbirlerine olabildiği kadar yakın olmaları; ama hiçbir zaman
bitişik ve binişik olmamalarıdır : ateşi yakan, ısı olduğu kadar,
havadır — belki daha da çok…
Ateşin tütüyorsa, bil ki bir şeyleri yanlış yapıyorsun.
Tek bir odunu yakamazsın: odunlar ancak başka odunlar
yanıyorsa, yanar — her bir odunun yanması, öteki her bir
odunun yanmasına bağlıdır: hepsi için ayrı ayrı; ve,
hepsi birlikte, karşılıklı…
Alttaki odunun yanması, üstünde yanmaya başlamış bir odunun
bulunmasına — ve üstteki odunun yanması, altında yanmakta olan
bir odunun bulunmasına, bağlıdır.
Odunlar yalnız yanmazlar.
Ateşini yakmağa başlarken, çıra parçalarını çok dikkatli
kullanmalısın: fazla koyarsan, ya gereksizce büyük alevler
elde edersin, ya da yanamayan çıra parçalarındaki reçinenin
tütmesine yol açarsın; az koyarsan, hem kalın odunları
tutuşturacak kadar alevin olmaz, hem de, yanamayan odunlar
tütmeğe başlarlar — tam ölçüsünü, tam yerini, tam zamanını
bulmalısın, ateşini yakmağa başlarken.
Ateş, bir kez yanmağa başlayınca, senin denetiminden
çıkar gibi olur — ama, unutmamalısın ki, kendi haline
bırakılan ateş, gerçi, koşullar uygunsa, harlar; ama,
kısa zamanda, yakabileceklerini yakarak, tükenme sürecine
girer: Ateşin ilk niteliği yayılmaksa, son niteliği de, tükenmektir.
Bu yüzden, ateşini ‘beslemen’ gerekir: tam zamanında, tam yerine,
yeni yanacak odunlar koyman; belirli bir yanı tükenmeğe
yüz tutmuş odunları biribirlerine göre çevirmen; yanamayarak
tütmeğe başlamış odunları yanabilecekleri bir konuma getirmen
— bir sürü düzenleme, ayarlama…
Ateşini kendi haline bırakamazsın — bırakırsan, tükenip söner…
Ateşinden sorumlusun.
Oruç ARUOBA
Oruç Aruoba 'nın bu yazısını, takip ettiğim bir adresten aldım ve aklıma takıldı paylaşalım istedim.
Ateşinden Sorumlusun!...
Soluduğun nefesin tüm biriktirdiklerinle, yanmayı gerektirirken çevreye rahatsızlık! vermek kaçınılmazdır. Tükenmeden, bir dolu düzenleme,ayarlama…
ancak, yayılması! ateşin... bu kısmı açılmak istiyor.
Her şey kendi od'unda pişerken veya pişmeli iken O' meşalenin sönmeden yanması nasıl mümkün olacak, ateşi -yenilenerek!- harlamazsak. Her yeri sarmasından korkulduğu için mi tüter ocaklar , külolmak mı korkumuz ve bu dumanlı havada uzaktan ısınmak mıdır çare, böyle varlığını sürdürebilir mi O ateş ! çözüm nedir?
Cehennem im iz den! bu korkumuzu yenmeden, cenneti bulabilir miyiz? bu konuda arkadaşların düşünceleri nedir? paylaşırlar mı


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı

