Sayfa 1/4 123 ... SonSon
34 sonuçtan 1 ile 10 arası

Konu: Turan DURSUN'a cevaben

  1. #1

    Üyelik tarihi
    22 Şubat 2010
    Yaş
    35
    Mesajlar
    172

    Standart Turan DURSUN'a cevaben

    1- Din Afyon Mudur?
    “Din afyon mudur?” sorusuna verilecek doğru yanıt “Evet afyondur” ya da “Hayır afyon değildir” demek olamaz. Bu soruya önce “siz hangi dinden sözediyorsunuz?” diyerek ilk “yanıtı“ vermek gerekir. Marks’ın dediği gibi evet bazı dinler afyondur. Ama hangileri? İşte Marks’ın soramadığı bu soru onun çelişkisidir.
    Kuran birçok ayette dini; çıkarları hesabına kullanan, değiştiren, ekleme ve çıkarma yapanlara dikkatimizi çekmektedir. Kuran’da hak dine karşı çıkanlar üç sınıfa ayrılmıştır:
    a) Kendilerini Allah’ın yerine koyarak hüküm koyan veya onları saptıran din bilginleri...
    b) Hak dinden dolayı çıkarlarını kaybeden, sömürü çarkları bozulan sermaye sahipleri (Marks’ın kulakları çınlasın)...
    c) Hak dinin gelişiyle iktidarları yıkılan (veya yıkılacak olan) iktidar sahipleri...
    Şimdi insafla soralım;
    İktidar sahiplerini yerlerinden eden, sömürücü sermaye sahiplerinin rahatını ve keyfini kaçıran, din yoluyla kendilerine çıkar sağlayanları uyaran ve onlara cehennemi müjdeleyen bir din (İslam) afyon olabilir mi?
    Böyle bir dine afyon diyenin ya aklı ve vicdanı yoktur ya da afyonla uyuşmuştur... Yahut kendi yaptığı yeni bir din ile insanları uyuşturmak istemiştir.
    Evet soruyoruz:
    İnsanları köleleştiren Mekke aristokrasisine başkaldırmayı emreden din mi afyondur? Köle olan Bilal’e efendisine! başkaldırma bilinci veren din mi afyondur? Sömürü düzenleri bozulmasın diye Peygambere para, kadın ve mevki teklif eden Mekke burjuva ve diktatörlerine, “Bir elime ayı, bir elime güneşi verseniz de ben bu dinden vazgeçmem” diyen Peygamber’in getirdiği din mi afyondur?
    Kızını öldüren müşrik Ömer’den, adaletin zamanlar üstü örneği olan Hz.Ömer’i çıkaran din mi afyondur?
    Hak ve adaletin yeryüzünde yayılması için bütün varlığını feda eden, kadınlık timsali Hz.Hatice’yi şekillendiren din mi afyondur?
    15-20 yılda İran’ı, Bizans’ı, Afrika’yı sarsan ve fetheden insanları yetiştiren din mi afyondur?
    Okuma-yazma öğretmeleri karşılığında savaş esirlerini serbest bırakan bir din mi afyondur?...

    Korku; En büyük sorumluluk sevgiden doğar!
    İslam’ın korku dini olup, korkuya dayalı olduğu yargısı doğru değildir... "Rahmeti her şeyi çepeçevre kuşatan" (Araf 156) Allah'a korkutucu Tanrı diyenler biraz daha düşünmelidirler. Öyle ki, 114 kez Besmele ile Allah kendisini, Rahman ve Rahim (sımsıcak bir sevgili) olarak tanıtmaktadır.


    Ümitsizliği ve ziyana uğrama korkusunu insanın kendi kendine zulmetmesi olarak nitelendiren (Zümer 5) Kuran, Allah’ın rahmet ve sevgisi ile her şeyi kuşattığını belirtmektedir.
    İman ve İslam'ın temeli sevgidir. Sevgi asıldır, korku sevgiden sonra duyulur ki, bu korku, sevgiyi yitirme korkusudur. Nitekim Allah ile müminler arasındaki asıl ve temel ilişki sevmek ve sevilmek gerçeğidir ki, aşağıdaki ayet bunu belirtmektedir:
    « Ey inananlar! Sizden kim dininden dönerse iyi bilsin ki, Allah (sizin yerinize) öyle bir topluluk getirir ki, O onları SEVER, onlar da O'NU SEVER. » Maide 54
    Görülüyor ki, müminlerin temel sıfatı Allah'ı sevmek olduğu gibi, Allah’ın temel sıfatı da müminleri sevmektir... Yine, başka bir ayette Allah inananları söyle tanıtıyor:
    « İnananlar ise Allah'ı çok, hem de pek çok severler. » Bakara 165
    Meryem 96'da Allah, kendisine inanan ve inandığını yaşayanlara vereceği şeyin sevgi olduğunu bildirmektedir:
    « İman edenler ve salih amel isleyenler için Rahman (olan Allah yüreklerinde) bir sevgi yaratacaktır. »
    İslam korku dinidir diyenler acaba şu ayetlere ne derler:
    « De ki: Eğer Allah'ı seviyorsanız bana uyun ki, Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. » Ali İmran, 31
    « Allah tövbe edenleri sever. », « Allah arınanları sever. » Bakara, 222
    « Allah sabredenleri sever. » Ali İmran, 146
    « Allah iyilik yapanları sever. » Bakara, 195
    Peki Allah Kuran’da insanları bazı şeylerden korkutmuyor mu? Evet korkutuyor. Öyleyse bu sevginin yanında bu korku nedir?
    Evet bu korku kötü olma, bozulma, çürüyüp gitme, filizlenememe korkusudur. İnanan insan için "cehennem korkusu" cezalandırmanın çok ötesinde alçalmaktan, basitlikten, özünü yitirip bir madde haline gelmekten korkmaktır. Daha üst planda Kuran’da korkma ile belirtilen şey, Allah’ın sevgisini yitirmekten korkmaktır. ("Haşyet" sözcüğünün korku biçiminde çevrilmesi eksik ve hatalı bir çeviridir)
    Allah'tan korkmak, Onun rahmetinin şefkatine yol bulup sığınmak demektir. Korku bir kamçıdır, insanı Allah’ın kucağına atar. Nasıl ki bir ana yavrusunu korkutup kucağına çeker. O korku da, o yavru için oldukça tatlı, lezzetli bir duygudur. Çünkü şefkatin kucağına götürüyor. Düşünün ki bütün anaların şefkatlerinin toplamı, ilahi rahmet ve şefkatin tek bir parıltısından ibarettir. (BSN)

  2. #2

    Üyelik tarihi
    14 Eylül 2010
    Mesajlar
    337

    Standart

    İnsanları köleleştiren Mekke aristokrasisine başkaldırmayı emreden din mi afyondur? Köle olan Bilal’e efendisine! başkaldırma bilinci veren din mi afyondur? Sömürü düzenleri bozulmasın diye Peygambere para, kadın ve mevki teklif eden Mekke burjuva ve diktatörlerine, “Bir elime ayı, bir elime güneşi verseniz de ben bu dinden vazgeçmem” diyen Peygamber’in getirdiği din mi afyondur?

    Bahsettiğiniz Mekke aristokrasisi o zamanlar kureyş kabilesidir ki Muhammedde bu kabilenin bir kolu olan haşimoğullarındandır. Muhammed "Bir elime ayı, bir elime güneşi verseniz de ben bu dinden vazgeçmem" ne zaman demiştir? lütfen kaynak gösteriniz.
    Kölelik bahsi geçen devirde oldukça yaygındır hatta o dönemden sonrada kölelik devam etmiştir. Emeviler de zaten emeviler üstün ırk gibi görülürdü. Emeviler 1.sınıf vatandaş gerisi hep 2.sınıftı.(bkz. emeviler) Cariyeler ve Kölelik kavramı hakkında bilgi veriniz. Cariyeler ve köleler hakkında mushafta nerede bilgi geçmektedir?

    Din hiç bir peygamber tarafından insanlara sunulmamıştır. Her din, dinin kaynağı olan peygamberler tarafından değil, takipçileri tarafından oluşturulmuştur. Din yol demektir. Arifin bir yolu yoktur. O yoldan geçmiştir.
    Din ahlak, rituel ve ibadet kuralları koyarken bir yol belirler ve çizer. Bu yol ne kadar rituellere, ibadetlere boğulmuşsa o kadar çok insanın kendinden uzaklaşmasına sebep olur ki dinin afyonluğu buradan gelir. Şayet ritüeller ve ibadetler insanları kurtuluşa erdirseydi, her ibadet eden ve ritüellerini layıkıyla gerçekleştiren erer, kendini kurtarırdı!

    Nasıl ki bir ana yavrusunu korkutup kucağına çeker. O korku da, o yavru için oldukça tatlı, lezzetli bir duygudur. Çünkü şefkatin kucağına götürüyor. Düşünün ki bütün anaların şefkatlerinin toplamı, ilahi rahmet ve şefkatin tek bir parıltısından ibarettir

    Anne yavrusunu kaybetmekten korkar! Bir olanın korkması yersizdir! İnsan bedenini kaybetmekten korkar. Korkunun hiç bir türü ki yukarıda bahsettiğiniz şefkat, vs.. dahil Tanrının bir yolu yöntemi değildir. İşleyen sevgiyi yorumlayan zihin, bedene olan bağımlılığındandır ki sevgiyi korku olarak yorumlar!

  3. #3

    Üyelik tarihi
    22 Şubat 2010
    Yaş
    35
    Mesajlar
    172

    Standart

    Sayın preatorian, sizi az çok anlıyorum. Ancak Hz. Muhammedin o koldan olmasının ne ehemmiyeti var? Emevilerden bize ne? Herhangi bir tefsir bu konuda yeterli bilgileri sunacaktır.
    Dinin kaynağı?
    Peygamber tarafından sunulmayan din?
    Çelişki?

    Ritüel?
    Namaz, oruç, haç (parası olanlar için), zekat (parası olanlar için), kurban (parası olanlar için) Ben başka ritüel hatırlamıyorum. Varsa da şu an hatırlayamadım.

    Namaz ve kurtuluş?
    Namaz rabbe tapınmaktır. Onu ululamaktır. Ona sığınmaktır. Adam namaz kılıyor görünüyorsa biz ne yapalım?

  4. #4

    Üyelik tarihi
    14 Eylül 2010
    Mesajlar
    337

    Standart

    hiç bir ehemmiyeti yok! sonuçta bunu büyük bir işmiş gibi ortaya koyan sizdiniz. Emevilerden bize ne derseniz, islam tarihini çöpe atmış olursunuz! Emevilerin islam tarihine ve kültürüne ve uygulamarına katkısı sanılandan fazla olmuştur tabii incelerseniz. Tefsirler yeterli bilgi sunmaz! Kuran için tefsire ihtiyaç vardır elbet ama mushaf için yoktur!
    Din kurmak için bir fikre ve bir öndere ihtiyacınız var. Peygamberler bir din sunmamıştır. Takipçileri bir din yaratmıştır. Hristiyanlık, Yahudilik gibi...Burada çelişki yoktur gayet açık ve nettir.Manevi olanın maddiye çevrimi vardır!
    Saydığınız ritüeller sizi Allaha yaklaştırdımı?
    Namaz niyazdır! Hakkına razı olmak, oluruna bırakmaktır!

  5. #5
    SatanicMajesty - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    06 Ekim 2010
    Yer
    İstanbul
    Mesajlar
    75

    Standart

    Valla eğer söylediklerinizin doğru olduğunu düşünüyorsanız yürüyün gidin bunu turan dursun sitesine koyun burdan ben içimden karşı çıkıyorum der gibi koymanın bir anlamı yok.
    Homo homini lupus.

    Rise and rise again until the lambs become lions.

    Düşünce özgürlüğü lehindeki temel sav, bütün inançlarımızın kuşku götürür olmasıdır.

    Eğer insanları, düşündüklerine inandırırsanız, sizi severler. Gerçekten düşündürürseniz ise, sizden nefret ederler.

  6. #6

    Üyelik tarihi
    22 Şubat 2010
    Yaş
    35
    Mesajlar
    172

    Standart

    Turan Dursun’u Tanımak
    Turan Dursun, kendisini ateist olmaya götüren düşünce dolu bilimsel deneyini(!), Yüzyıl Dergisi, sayı 6'da kendi ağzından şöyle anlatır: "Allah'a inanıyordum. Ancak deneyimler yaptım kendi kendime. Su dolu kovanın içine süpürgeyi batırıp duvara sürdüm. Şekiller bir rastlantı.. Dünya'nın oluşumu da öyle olmasın.. Bu arada o da tümden silindi."
    Evet T. Dursun duvardaki şekillere bakarak, dünyanın da böyle bir rastlantı sonucu olabileceğini savunuyor. Yani duvardaki şekiller=dünyadaki düzen. Aklı ve mantığı olan hiçbir insan bunu kabul etmez. Bir düşünün güneş sistemi, gezegenler, dünyanın etrafını saran atmosfer ve tüm bunları kıyasladığı duvardaki şekiller!
    T. Dursun'un zekasının durduğu ve ilme nasıl yaklaştığı böylece tescil edilmiş oluyor. Lakin, bilim bu arada boş durmuyor, işin gerçeğini şöyle açıklıyor: "Yapılan hesaplara göre, evrenimizin başlangıçtaki gerçek yoğunluğu ile ötesinde oluşması imkanı bulunmayan kritik yoğunluğu arasındaki fark, yüzde birin bir kovadrilyonundan azdır. Bu, bir kalemi sivri ucu üzerinde bir milyar yıl sonra da durabilecek biçimde yerleştirmeye benzer. Üstelik evren genişledikçe, bu denge daha da hassaslaşmaktadır." (Bilim ve Teknik, Sayı 201, s.16)
    T. Dursun'un ateizm deneyi gibi, ilgi çekme deneyi de çok çarpıcı; "Şişman bir kıza aşık olmuş, kızın ilgisini nasıl çeksin, kendini nasıl beğendirsin. İç çamaşırını görürse belki. Çok çaba harcamış ama olmamış" (Yüzyıl, s6).
    Yine T.Dursun İslamın akıl ve ilimle olan bağlantısını çarpıtıyor, düşünce ve akılla ilgili yüzlerce ayeti gözardı ederek şöyle diyor: "Din varken kafanızı daha ileri daha güzel şeyleri yapmaya kullanamıyorsunuz. Kullandığınız zaman engeller çıkıyor" (s16) Şimdi soruyoruz;
    Harizmi (9 yy) sıfırı bulup kullandığında İslam buna engel mi oldu?.. El-Cezeri tarihte ilk robotları yaparken, Abdüsselam kendisine 1979 Nobel Ödülünü kazandıran teoriyi düşünürken din engel mi oldu?..

  7. #7

    Üyelik tarihi
    22 Şubat 2010
    Yaş
    35
    Mesajlar
    172

    Standart

    Ayrıca sayın preatorian; emevilerin siyasi gailelerle ne kadar çok hadis uydurduklarını pekala bilirsiniz. Emevilerin islama katkısı çoktur ancak menfi katkıları pek çoktur. Kuran ayetlerine batıni manalar yükleyip, metni kişilerin düşünce ve hayal dünyalarına terk etmek bana arızalı bir fikir gibi geliyor. Evet Kuran bir çok konuyu bizim aklımıza ve vicdanımıza havale eder ancak ap-açık muhkem ayetler vardır. Ve Kuran manaların batınında gizli olduğu bir kitap değildir. Sadece, ayetleri okurken ilgili tarihi gerçeklere de dikkat etmek gerekir diyorum. Yani ariflerin yolu bellidir evet de, arifler bu yolu yine insanlığın başından beri var olan dinlerden öğrenmişlerdir.

    Şamanizm, mani, ve zergüzeştten etkilenen islam yorumlarında (sanırım sünnete bağlı olmayan) batıni manalarla epey uğraşılmıştır. Sanırım dedim çünkü bir çok konuda belkide sünnete bağlıdırlar. Ki bu yorumlar, Türk yorumlarıdır. Eski inanışlarını islamla tanıştıktan sonra terk etmeyen türklerin islam yorumları. Arifin yolu güzeldir, hoştur ancak insanların somut kavramları anlama yeteneği, soyut olan kavramları anlamaya göre çok daha fazladır.

    Yaratıcıyı kabul ettiğiniz anda; emir, tavsiye ve elçilerini de kabul etmelisiniz. Kitap da gönderir, elçi de gönderir. Şöyle yaparsanız daha iyi olur da diyebilir, şunu şöyle de yapın diyebilir. Demiştir de. Sistemin ve canlıların yaratıcısı, elbette kuralları koyacaktır. Ve bu kuralları koyarken çok daha katı olabilirdi. Olmamış. İnsanlar düşünsünler diye tarihten kesitler vermiş, tekrar tekrar kendisine dönüş şansı vermiş, elçi gönderip uyarmış, Kitap gönderip uyarmış, Belirli bir süre mühlet vermiş ve affediciliğini her fırsatta belirtmiş. Kuranda tutarlı birçok önerme vardır insanlar için. Soyut alemde gezip, aşk makamına yükselmek ne güzel ancak zamanımızın iman ile ilgili meseleleri var. İnsanların ariflerin yolunu tutmaktan ziyade iman etmeğe ihtiyacı var. Burada kuranın yüceliğini ve tutarlılığını ortaya koymaya, nesne ve kanunları iyi anlamaya, vicdanları dinlemeye ve Yaratıcının önerdiği (belkide emrettiği) şekilde yaşamaya çalışmaya ihtiyaç var.

    Siyaset bizden öte dursun.
    Menfaat daha da öte dursun.

    Saygılarımla

  8. #8
    alpine - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    11 Nisan 2009
    Mesajlar
    120

    Standart

    "Abdüsselam kendisine 1979 Nobel Ödülünü kazandıran teoriyi düşünürken din engel mi oldu?"

    Beni en cok gulduren kisim bu oldu. Ancak malesef Pakistan'da Muslumanlar tarafindan Muslumanliktan men edilen, dinleri ellerinden alinan, baskiya, zorbaliga ve herseyden otesi katliamlara maruz kalan Ahmediye Muslumanlarinin bir uyesi olan Abdüsselam'i burada dile getirmeniz neyi gosteriyor biliyormusunuz, Muslumanligin icler acisi halini. Hem bu insanlari sirf Muslumanlik anlayislari farkli oldugu icin (Mirza Gulam Ahmed'i peygamber kabul etmek gibi) dana keser gibi keseceksin, hemde Nobel aldiklarinda bundan rant saglamaya calisacaksin. Pes dogrusu.

    Benden size tavsiye, bu yazdiklariniza kaynak olarak nereyi aliyorsunuz bilemem ancak din pazarlamaciliginda oncu markalari bir kenara birakip dunyada ne olup bittigine bir bakin derim...

  9. #9

    Üyelik tarihi
    14 Eylül 2010
    Mesajlar
    337

    Standart

    Harizmi (9 yy) sıfırı bulup kullandığında İslam buna engel mi oldu?.. El-Cezeri tarihte ilk robotları yaparken, Abdüsselam kendisine 1979 Nobel Ödülünü kazandıran teoriyi düşünürken din engel mi oldu?..

    Ahh bilgi kirliliği ahh...Sıfırı ilk bulan harizmi değildir. (Bknz. Eski çin, Maya ve Hint sayıları)
    El-cezeri ilk robotu yapan değildir. El-cezerinin çalışmaları incelenirse bir çok yere çalışmalarını refere ettiği görülür!
    Abdus Selam'da ki adamın ismini bile yanlış yazmış kopyaladığınız site! Dindardır ama dinin maddi boyutuyla değil, manevi boyutuyla ilgili olduğunu zaten bir çok yerde hatta nobel ödülünü alırken yaptığı konuşmada bile belirtmiştir!
    Maddi alem öyle bir büyüdür ki zihninizi o maddiyata sınırlar! O maddiyattan sıyrılanlar son yüzyılda bilimde önemli gelişmelere vesile olmuştur!

    Kuran ayetlerine batıni manalar yükleyip, metni kişilerin düşünce ve hayal dünyalarına terk etmek bana arızalı bir fikir gibi geliyor.

    Şu an yapılan ve hatta verdiğiniz örnekler batini manalar değil mi?

    Evet Kuran bir çok konuyu bizim aklımıza ve vicdanımıza havale eder ancak ap-açık muhkem ayetler vardır.

    Zihne açık olanlar en çok üzerinde durulması gerekenlerdir! Fakat zihin açık zaten deyip kestirimsel yaklaşımlar yaratır! Tıpkı günümüzde olduğu gibi....

    Ve Kuran manaların batınında gizli olduğu bir kitap değildir.

    Kuran bir kitap değildir. Sizin kitap dediğiniz mushaftır, bir yol göstericidir. Antenlerini nasıl temizleyeceğinizi ve nasıl algılayacağınızı anlatır bundandır ki beden-zihin obsesyonunda kurtulmanız için yön verir ama maddiyata vurmaya devam edersiniz!

    Yani ariflerin yolu bellidir evet de, arifler bu yolu yine insanlığın başından beri var olan dinlerden öğrenmişlerdir.

    İnsanlığın başından beri var ettiğiniz dinler. İnsanların başından eksik olmadığından arif olanların sayısı tarihte pek azdır! Arif olan dinden ötedir ki dinin ötesine geçmek için dine ihtiyacınız yoktur!

    Şamanizm, mani, ve zergüzeştten etkilenen islam yorumlarında (sanırım sünnete bağlı olmayan) batıni manalarla epey uğraşılmıştır. Sanırım dedim çünkü bir çok konuda belkide sünnete bağlıdırlar. Ki bu yorumlar, Türk yorumlarıdır. Eski inanışlarını islamla tanıştıktan sonra terk etmeyen türklerin islam yorumları.

    Maddi olanı maddiye yormak kolaydır!

    Arifin yolu güzeldir, hoştur ancak insanların somut kavramları anlama yeteneği, soyut olan kavramları anlamaya göre çok daha fazladır.

    Bu insanların problemidir. Her koyun kendi bacağından asılır. Kurtulmak isteyen kurtulur. İstemeyen bin bedene hasıl olur!

    Yaratıcıyı kabul ettiğiniz anda; emir, tavsiye ve elçilerini de kabul etmelisiniz. Kitap da gönderir, elçi de gönderir.

    Siz yaptığınız bir makineye emir, tavsiye, elçi, inanç, din gönderiyormusunuz? Bunlar ayrı şeyler değildir. Maddi olanın maddi olanla karşılaştırılmasıdır. Sizin elçi, tavsiye, emir dediğiniz maddiyatta değil, sizin maneviyat dediğiniz taraftandır! Fakat maddiyatta görmeye o kadar hevesli, birilerine doğru şeye inandığınızı ispatlamaya o kadar heveslisiniz ki egonuzun esiri olarak maddi alemde sürüklenip duruyorsunuz!

    Sistemin ve canlıların yaratıcısı, elbette kuralları koyacaktır.

    Tanrı kurallar koymaz! Zihin kurallar döngüsündedir! Tanrının yaratıcılığını kurallar koyduğunu söyleyerek kısıtladığınızın farkındamısınız?

    İnsanların ariflerin yolunu tutmaktan ziyade iman etmeğe ihtiyacı var.

    İman etsinler o zaman! İman ederek kurtuluşa ersinler! Tarih iman ederek kurtuluşa erenleri çokça yazmıştır! Yoksa islam tarihimi yazmıştır!?

    Burada kuranın yüceliğini ve tutarlılığını ortaya koymaya, nesne ve kanunları iyi anlamaya, vicdanları dinlemeye ve Yaratıcının önerdiği (belkide emrettiği) şekilde yaşamaya çalışmaya ihtiyaç var.

    Kuranı algılayanlar için bir şeyleri ispatlamaya ihtiyaç yoktur! Herşey olması gerektiği gibidir! Sorular sorulur cevaplar alınır. Gayesi kurtulmak olan için kurtuluş pek yakındır hatta dibindedir!

  10. #10

    Üyelik tarihi
    22 Şubat 2010
    Yaş
    35
    Mesajlar
    172

    Standart

    Alıntı alpine Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    "Abdüsselam kendisine 1979 Nobel Ödülünü kazandıran teoriyi düşünürken din engel mi oldu?"

    Beni en cok gulduren kisim bu oldu. Ancak malesef Pakistan'da Muslumanlar tarafindan Muslumanliktan men edilen, dinleri ellerinden alinan, baskiya, zorbaliga ve herseyden otesi katliamlara maruz kalan Ahmediye Muslumanlarinin bir uyesi olan Abdüsselam'i burada dile getirmeniz neyi gosteriyor biliyormusunuz, Muslumanligin icler acisi halini. Hem bu insanlari sirf Muslumanlik anlayislari farkli oldugu icin (Mirza Gulam Ahmed'i peygamber kabul etmek gibi) dana keser gibi keseceksin, hemde Nobel aldiklarinda bundan rant saglamaya calisacaksin. Pes dogrusu.


    Benden size tavsiye, bu yazdiklariniza kaynak olarak nereyi aliyorsunuz bilemem ancak din pazarlamaciliginda oncu markalari bir kenara birakip dunyada ne olup bittigine bir bakin derim...
    Kesen ben değilim. Kesin diyen ALLAH değil. Pakistandaki siyasi anlayış ne islamdır ne de Yaratıcının iradesidir. İçler acısı hal insanlarındır. Belkide benimdir. Ne yaratıcı ne de bu kutsal mesaj içler acısı bir halde değildir. İnsanların olumsuz davranış ve tutumları, güneşi örtemez. Biz insanların yaptıklarını savunucular değiliz. Hatta islamı da savunucu değiliz. Savunulmaya ihtiyacı yoktur. Onu anlamaya bizim ihtiyacımız vardır.

    Sayın preatorian, sıfır daha önce o belirttiğiniz tayfalar tarafından takvimlerde kullanılmıştır. İlk olarak araplar kullanmıştır ve oradan batıya geçmiştir. Bu konuda araştırmanız google'la sınırlı kalmış sanırım. Sadece düzeltme amaçlı yazıyorum.

    Ve siz yazmak istemedim ama yanlış abdüs selam' dan bahsediyorsunuz sanırım. Üzgünüm .

    abdüs selamı karıştırmış olabilirsiniz sayın alpine.
    Konu fides tarafından (08 Ekim 2011 Saat 02:18 ) değiştirilmiştir. Sebep: Mesaj birleştirme

Sayfa 1/4 123 ... SonSon

Members who have read this thread : 4

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.0