Sayfa 4/4 İlkİlk ... 234
34 sonuçtan 31 ile 34 arası

Konu: Turan DURSUN'a cevaben

  1. #31

    Üyelik tarihi
    22 Şubat 2010
    Yaş
    35
    Mesajlar
    172

    Standart

    Cisim ile ruh arasında bir bağ kurmadım. Dikkatlice okursanız. Işık hızının üstünde süratlerin de mevcut olabileceği hipotezi üzerinde durdum. Takyonik görünmez de demedim : ))). Maalesef yazdıklarınızla hiç bir alakası yok. Sadece şunu vurguladım, bahsi geçen ayette ruh için bir hız tayin edilmiş. Üstelik varlığının mahiyeti de bilinemez dedim. Işıktan da hızlı hareket edebilen cisimciklerin mevcut olabileceği gerçeğini vurguladım. Kaldı ki ruh bize bildirildiğine göre farklı bir mahiyette. Dolayısı ile yaptığınız çıkarım tamamen alakasız. Ayetleri ben yaratmadım. Sizin mushaf dediğiniz benim de kuran dediğim kitapta yazıyor. Ama siz kurana da sonradan yazılmış bir kitap diyor ve itibar etmiyorsanız, o başka. Saygı duyarım. Yok eğer inanıyorsanız işte hodri meydan. Yeni konu kuranın mucizeleri. Bilim ve kuranı konu eden başlığı açıyorum; oradan devam edelim. Ancak amacım sizi mağlup etmek değil asla. Madem sizi anlayamıyoruz, sorumluluğunu biraz da kendinizde aramalısınz. Kim bilir, belkide sizin kendinizi güncellemeniz gerekmektedir. Oradan size daha geniş bilgiler vermeye çalışacağım. Anladığım kadarı ile siz de sorgulama aşamasındasınız. Umarım yardımcı olur o başlık.

    Saygılarımla.

  2. #32

    Üyelik tarihi
    14 Eylül 2010
    Mesajlar
    337

    Standart

    Cisim ile ruh arasında bir bağ kurmadım. Dikkatlice okursanız. Işık hızının üstünde süratlerin de mevcut olabileceği hipotezi üzerinde durdum.
    Size bilimsel konuşayım o zaman : Cisim ile ruh arasında direk bir bağlamdan ziyade, ruhu ışık hızından hızlı bir şey olarak atadınız ve bunu takyon dediğiniz cisimciklere benzettiniz! Karşı çıktığım takyonlar bir cisimcik değildir! Cisimcik fiziksel bir terimdir. Mesela bazal cisimcikler vardır.
    Takyonik görünmez de demedim : ))).
    yazdıklarınızı direkt kopyalıyorum :

    Bu ayetlere göre meleklerin ve ruhun hızı 29.8*365'tir ki bu da 547.500.000 km/sn eder.
    Işık hızına nisbeti 1825 kat

    Görünmezliğinin nedeni budur. Görme hadisesi ışık yansıması ile alakalıdır. Işık kendisinden daha hızlı olan bir şeye ulaşamaz ve dolayısı ile yansıtamaz.


    Bunu siz dediniz. E takyon ışık hızından hızlı değil mi? O zaman yukarıdaki önermenize göre otomatik olarak görünmez olacaktır!
    Ben hakikaten çözemedim dalgamı geçiyorsunuz?

    Maalesef yazdıklarınızla hiç bir alakası yok. Sadece şunu vurguladım, bahsi geçen ayette ruh için bir hız tayin edilmiş
    Hız fiziksel bir kavramdır. Bu evren içinde geçerli ve tanımlıdır. Tanımsız olan ruha hız atayarak onu bu evrenle sınırladınız! Fakat sonra farklı bir mahiyette diyorsunuz! Farklı mahiyette olanı nasıl bu evren ile sınırlıyorsunuz? Daha sonrada benim çıkarımımı mantıksız buluyorsunuz. Benim çıkarımım sizin çıkardıklarınızın bir ürünüdür. Ayetten çıkarımda bulunuyorsunuz aşağıda benim çıkarımımıda gördünüz. Ben fiziksel bir çıkarımda bulunmadım dikkat ettiyseniz!

    Yeni konu kuranın mucizeleri
    Mucizeler, muzice görmek isteyen mucizevi insanlar içindir!

    Ancak amacım sizi mağlup etmek değil asla. Madem sizi anlayamıyoruz, sorumluluğunu biraz da kendinizde aramalısınz.
    Anlayış probleminden ziyade sorular soruyorum çıkarımlarınız üzerine! ve bunları cevaplamıyorsunuz!

    Madem sizi anlayamıyoruz, sorumluluğunu biraz da kendinizde aramalısınz. Kim bilir, belkide sizin kendinizi güncellemeniz gerekmektedir.
    Önce siz.
    Anladığım kadarı ile siz de sorgulama aşamasındasınız.
    Aşamadan vazgeçmemişsiniz ki sorgulamadan vazgeçesiniz! Sorguluyor ama olduğunuz yerde sayıyorsunuz! Çıkarımda bulunuyor ama kendi hakikatinizden çıkarmıyorsunuz! ve tutup benim hakkında çıkarımda bulunuyorsunuz! Beni kendinizde bulabilirsiniz şayet arasanız!

  3. #33

    Üyelik tarihi
    22 Şubat 2010
    Yaş
    35
    Mesajlar
    172

    Standart

    Takyonik ancak ve ancak enerji boyutundan çıkıp bir kütleye sahip olursa görülebilir, yani ışık hızından düşük bir hızda seyrederse ( ki bu durumda zaten enerji durumunda olmaz ) görülebilir. Görünebilirliği hızı ile alakalı. Yani ruhun gözle görülememesi gayet doğal. Bunu ifade ettim. O ayette de bir ölçü verilmiş. Bu kadar basit. Size yazdım; ruhun mahiyetini bilemeyiz. Ancak biz, ruhun ta kendisi olmamız hasabiyle bazı şeyleri bilebiliyoruz. Bu bildiklerimiz; duyuları alıp işleyen zekanın ruha tesirii ve bunların neticesinde oluşan aksiyon ve düşünceler. Hatta belkide insanın doğuştan gelen bazı özellikleri de mevcuttur. Bilemem

    Saygılarımla.

    Takyonik görülemez evet. Hızını muhafaza ettiği sürece. Teoride bunu belki yapabilir ve görebilirsinz ama pratikte zor gibi duruyor.

    İslam Savaş Hukuku - İslamda Cihad Niçin Yapılır?
    Şunu açıkça belirtmek isteriz ki cihad denince akla hemen silahlı savaş gelir. Halbuki cihad çok geniş bir kavramdır. Cihad, çaba, mücadele, gayret anlamlarına gelen bir kavram olup sözlü ve fiili düşünsel, psikolojik ve fiziksel tüm çaba ve mücadeleleri içine alır. Bu kısa açıklamadan sonra merak edilen silahlı savaş konusuna geçelim.
    İslamda savaş asla dini zorla kabul ettirmek için yapılmaz. Bu konuda Allah'ın emri açıktır. "Dinde zorlama yoktur." (Bakara:256)
    Savaş saldırıyı püskürtmek için yapılır. Bu konuda Kuran'ın şu ayetini görüyoruz. "Kim sizin üzerinize saldırırsa, sizde tıpkı onların saldırdıkları gibi (saldırılarına karşılık olarak) saldırın. Allah'tan sakının. Ve, Allah'ın sakınanlarla beraber olduğunu bilin." (Bakara:194)
    Bu ayetlere göre Kuran, inananlara saldırmayanları kendileriyle iyi geçinilmesi gereken kimseler olarak görür. Ama Müslümanlara saldırdıkları zaman Müslümanlar bu saldırıya cevap verir. "Sizinle din konusunda savaşmamış, sizi yurtlarınızdan çıkarmamış olanlara iyilik yapmak ve adaletli davranmaktan Allah sizi men'etmez; çünkü Allah adaletli davrananları sever. Allah sizi ancak sizinle savaşan, yurtlarınızdan çıkarmış ve çıkarılmanıza arka çıkmış olanlarla dostluk etmenizden meneder." (Mümtehine:8-9)
    Saldırıyı önlemek söz konusu olduğu zaman; Kuran saldırının ilk işareti görülür görülmez savaşa girilmesine izin vermez. Hatta saldırı başladıktan sonra bile savaşa meydan vermeden mümkünse onu durdurmaya çalışır: "Eğer herhangi bir ceza ile karşılık verecekseniz size yapılanın aynısı ile karşılık verin. Sabrederseniz andolsun ki; bu elbette daha hayırlıdır." (Nahl:126)
    İşte, oldukça açık yargılar taşıyan bu ayetler ispat etmektedir ki; Peygamber uygulamasında kendini bulan, İslam Dini'ne göre savaşın sebebi; bir ideolojiyi veya bir dini başkalarına zorla kabul ettirmek değil aksine bir saldırının önünü almaktır.
    Peygamberimiz zamanında savaş iki nedenle yapılmıştır:
    1- Düşmanlar saldırılarını doğrudan doğruya Peygambere yöneltiyorlardı; O da bunlara karşılık veriyordu.
    2- Müslümanları inançlarından döndürmeye zorluyorlardı. Bu durum karşısında Peygamber, düşünce ve inanç hürriyetine dokunulmasına engel olmaya çalışıyordu. Gerçekten de eğer Peygamberimiz savaşa girmişse bu sadece düşünce hürriyetini sağlamak ve inananları inançlarından döndürmeye çalışan kimselere karşı savunma içindi. Bu kesinlikle anlaşılmalıdır ki; Müslüman değil diye hiç kimse öldürülemez. İnançsızlığı yüzünden kimseye dokunulmaz.
    Şimdi Kuran'daki diğer ayetlere geçelim.
    "Size savaş açanlarla, siz de Allah yolunda savaşın, ancak aşırı gitmeyin. Şüphesiz Allah aşırı gidenleri sevmez; onları (size savaş açanları) nerede yakalarsanız öldürün. Onları sizi çıkardıkları yerlerden (işgal ettikleri yerlerden) çıkarın. Fitne öldürmekten daha kötüdür. Onlar Mescid-i Haram yanında orada sizinle dövüşünceye kadar siz de onlarla dövüşmeyin. Fakat sizi öldürürlerse siz de onları öldürün. Bununla beraber vazgeçerlerse siz de bırakın. Şüphesiz Allah çok bağışlayıcı, çok merhametlidir. Fitneden eser kalmayıncaya, din yalnız Allah'ın oluncaya kadar onlarla savaşın. Vazgeçerlerse artık zalimlerden başkasına düşmanlık edilmez." (Bakara:191-192-193)
    Bu ayetler "İslamın savaş tüzüğü" olarak kabul edilmektedir. İslam bilginleri bu ayetlerden savaşın ancak saldırıyı püskürtmek amacı ile yapılabileceği sonucunu çıkarmış ve şu yargıları ortaya koymuşlardır:
    1- Size savaş açanlarla Allah yolunda "İlahi adaleti ve barışı yayma yolunda" siz de savaşın. Şu halde Müslümanlara savaş izninin verilişi, düşmanların saldırısına bağlanmıştır.
    2- Ancak aşırı gitmeyin.
    Ayete göre savaşmayan kimseler ve savaş meydanında hiç bir fonksiyonu bulunmayan ve asla savaşa katılmayan insanlara saldırmak yasaktır.
    3- Fitneden eser kalmayıncaya kadar, onlarla savaşın. Savaşın amacı; baskıyı, sömürüyü kaldırmak barış ve adaleti sağlamaktır. Herhangi bir dinin, ideolojinin zorla benimsetilmesi de fitnedir. İslam bunu da reddeder ve bununla mücadele eder.
    4- Düşmana, davranışının aynısıyla karşılık verilmelidir. Fakat saldıranlar ahlak kurallarından uzaklaşmışlarsa İslam savaşçısı bu yolda düşmanı izleyemez.
    Ahlak dışı konularda karşılıklı davranış kanunu uygulanamaz. Mesela onlar kadınlara saldırırlarsa biz de aynı şekilde davranamayız. Ölülerimizin cesetlerine saygısızlık yaparlarsa bizler hiç bir zaman onları bu yolda taklit edemeyiz.
    5- Savaşta meşru olan ve olmayan hareketler:
    a) Din adamlarına dokunulmaz.
    b) Savaşla ilgili olmayan insanlara dokunulmaz.
    c) Çocukları, ihtiyarları ve kadınları öldürmek yasaktır.
    d) İslam bir toplumu imhayı reddeder.
    e) Savaşılan ülkeyi tahrip yasaktır. (M. Ebu Zehra. İslamda Savaş Kavramı)
    Konu fides tarafından (08 Ekim 2011 Saat 02:20 ) değiştirilmiştir. Sebep: Mesaj birleştirme

  4. #34

    Üyelik tarihi
    14 Eylül 2010
    Mesajlar
    337

    Standart

    Takyonik ancak ve ancak enerji boyutundan çıkıp bir kütleye sahip olursa görülebilir, yani ışık hızından düşük bir hızda seyrederse ( ki bu durumda zaten enerji durumunda olmaz ) görülebilir.
    Takyonun enerji boyutunda olduğunu nereden çıkardınız? Işık hızından düşerse zaten takyon olmaz. Takyon imajiner bir kavramdır! Zaten imajiner sayılar ile ifade edilir! Ruhun ışık hızından hızlı olduğunu söylüyorsunuz! Birde doğal diyorsunuz. Bilimsel olarak ispatlayınız!

    O ayette de bir ölçü verilmiş.
    Düz okursanız ayette sadece rakam verilmiş! Size bir hız verilmiş mi? 500000 km gibi? Siz tutup dünyanın ortalama yörünge hızını alıp gün sayısı ile çarpmışsınız! Dalgamı geçiyorsunuz??!?!?!?! Kutuptaki hızı ne olacak? Resmen bilimsel saçmalıyorsunuz!!!! Ayette birim vermiş mi? Birimi ben yazdım oldu diyorsunuz!!!!
    Tam bilimsel komedya sizinki, tam Ömer Çelakıllık!

    Bu bildiklerimiz; duyuları alıp işleyen zekanın ruha tesirii ve bunların neticesinde oluşan aksiyon ve düşünceler.
    Zekanın ruha tesiri?!?!?!

    ??

Sayfa 4/4 İlkİlk ... 234

Members who have read this thread : 4

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.0