Sayfa 1/4 123 ... SonSon
35 sonuçtan 1 ile 10 arası

Konu: Tanrı'nın Yaratması Egosumu?

  1. #1

    Üyelik tarihi
    22 Eylül 2010
    Yaş
    24
    Mesajlar
    4

    Standart Tanrı'nın Yaratması Egosumu?

    Merak ettiğim bi konu var ve bu konuda araştırdıklarımdan pek tatminkar kalamadım...

    Geçmişten bugüne bakıcak olursak binlere dinin, tanrısı veya tanrıları bulunmakta.Çoğunda kaynaklar var. Hepsi birer kullanım klavuzu durumunda. Hepsinin bi amacı var yani Tanrı'nın bi amacı bulunuyor, amacı olmayan bir varlık neden yaratsın. Peki o zaman burda Tanrıdaki benlik duygusu ortaya çıkmıyormu? Onundamı zaafları ve egoları var? Yani Tanrı mükemmel değilmi?

  2. #2
    Phi
    Phi çevrimdışı
    Phi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    13 Mayıs 2008
    Yer
    Kuzey Kutbu
    Mesajlar
    1.102

    Standart

    Inanci olan biri olarak Allah'in 99 sifatindan biride mutekebbir'dir. Bu kelimenin anlami;

    Mütekebbir, Allah'ın her hususta çok büyük ve azamet sâhibi ulu yaratıcı olduğu anlamındadır. Büyüklük O'nun hakkıdır. Yaratılmışların hiçbirinin böyle bir hakkı yoktur.
    Allah zâtında, sıfatlarında ve işlerinde mutlak olarak büyüklüğün tek sâhibidir. Hiçbir insan ve hiçbir yaratık için bu mânâda bir büyüklükten söz edilemez. Kendilerini büyük sanan nicelerinin Allah'ın sonsuz kudreti ve büyüklüğü karşısında ne kadar küçüldükleri bir gerçektir. Büyüklük sevdâsına kapılanların yok olmalarına bâzen küçücük bir olay, hattâ bir virüs gibi çok küçük bir yaratık bile yetmiştir. Bu gerçek karşısında insanlar hangi büyüklükten söz edebilirler? Ululuk sâhibi, herşeyde ve her hâdisede büyüklüğünü gösteren demektir.

    Bu O'nun zaafi yada egosu var anlamina gelmez. Ayrica Allah'a insanda bulunan sifatlari yuklemekte ne kadar dogrudur bilinmez. Yani benlik duygusu var, asik olabiliyor, kindar, nefret eder gibi. Hele hele ego tamamiyle anlamsiz bir yakistirma. Allah'in ne kadar mukemmel oldugunu anlayabilmen icin yarattigi seylere bakman kafidir. Ki O'nu kafada tasarlamak, nasildir, nasil degildir diye kaliba sokmaya calismakda yersiz bir yaklasimdir. O'nu sadece yarattiklari ile anlayabilir ve buyuklugunu gorebiliriz. Keza mukemmelliginide.
    Biz bir kac tembel, vakt-i kerahet bir uykuya dalmisiz, bir lugat paralamalar, bir tuhaf ruyalar, tabire gelmez.

  3. #3

    Üyelik tarihi
    22 Eylül 2010
    Yaş
    24
    Mesajlar
    4

    Standart

    Burası Felsefe forumu değilmi sanırım ben öyle sanmışım , ben sorduğum soruya felsefik bi cevap aramıştım mantık çerçevesinde.

    '' Kendilerini büyük sanan nicelerinin Allah'ın sonsuz kudreti ve büyüklüğü karşısında ne kadar küçüldükleri bir gerçektir. Büyüklük sevdâsına kapılanların yok olmalarına bâzen küçücük bir olay, hattâ bir virüs gibi çok küçük bir yaratık bile yetmiştir.''

    İşte burda tanrının cezalandırması bir sebep veya amaç değilmi? Mükemmel bi varlık neden buna ihtiyaç duyar. Sadece insanların egoları vardır Allah bunu neden yapıyor diyorum bende...

  4. #4

    Üyelik tarihi
    19 Haziran 2009
    Yer
    İstanbul
    Yaş
    52
    Mesajlar
    773

    Standart

    İnsanlık tarihinin bilindiği anından bugüne mülkün yegane sahibi olan Allah' ın gösterdiği tek bir din vardır. Konu başlığındaki mesajınızda söz ettiğiniz gibi binlerce din, binlerce tanrı varlığı iddiası sadece safsatadır. Tabudur.
    Bakın, Bakının ve Düşünün; Dünya üzerinde bazı insanlar beğense de beğenmese de, idrak edebilse de edemese de aslında muazzam bir düzen ve denge vardır. İnsanoğlunun kendi elleri ile bu dengeyi bozduğu da kaçınılmaz bir gerçektir.
    Allah' ın cezalandırmayı vaad ettikleri de bu dengeyi bozan, ahengi yok, adaleti darmadağın edenlerdir. Ki; bu da cezadan ziyade adaleti sağlamak üzeredir.
    Allah neden der ki; Huzuruma kul hakkı ile gelmeyin, affını vaad etmediğim 2. büyük günahtır.
    Adaleti bu denli önemseyen bir yaratıcının egosundan söz edilebilir mi?
    Uydurma tanrılarla mülkün gerçek sahibi olan Yüce Allah kavramları birbirinden çok farklı şeyler. Sanırım kafanız bu yüzden karışık.

  5. #5

    Üyelik tarihi
    14 Eylül 2010
    Mesajlar
    337

    Standart

    Alıntı Ghorky Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Burası Felsefe forumu değilmi sanırım ben öyle sanmışım , ben sorduğum soruya felsefik bi cevap aramıştım mantık çerçevesinde.

    '' Kendilerini büyük sanan nicelerinin Allah'ın sonsuz kudreti ve büyüklüğü karşısında ne kadar küçüldükleri bir gerçektir. Büyüklük sevdâsına kapılanların yok olmalarına bâzen küçücük bir olay, hattâ bir virüs gibi çok küçük bir yaratık bile yetmiştir.''

    İşte burda tanrının cezalandırması bir sebep veya amaç değilmi? Mükemmel bi varlık neden buna ihtiyaç duyar. Sadece insanların egoları vardır Allah bunu neden yapıyor diyorum bende...
    Tanrının sizi yarattığını nereden biliyorsunuz? Tanrı size gelip ben seni yarattım dedi mi? Yoksa Tanrının yarattığını size birilerimi söyledi?
    Yaratmak fiili olarak bir şeyin varlık alanında meydana gelmesidir ve varlık alanının kendi gibi görecelidir.
    İnsan zihni doğası gereği yaratmayı yaratmıştır.

    Selamlar.

  6. #6

    Üyelik tarihi
    19 Haziran 2009
    Yer
    İstanbul
    Yaş
    52
    Mesajlar
    773

    Standart

    Alıntı Preatorian Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Tanrının sizi yarattığını nereden biliyorsunuz? Tanrı size gelip ben seni yarattım dedi mi? Yoksa Tanrının yarattığını size birilerimi söyledi?
    Yaratmak fiili olarak bir şeyin varlık alanında meydana gelmesidir ve varlık alanının kendi gibi görecelidir.
    İnsan zihni doğası gereği yaratmayı yaratmıştır.

    Selamlar.
    Siz kendinizi kendimiz mi yarattınız? Bunu mu demek istediniz? ben mi yanlış anladım.

  7. #7
    Phi
    Phi çevrimdışı
    Phi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    13 Mayıs 2008
    Yer
    Kuzey Kutbu
    Mesajlar
    1.102

    Standart

    Alıntı Ghorky Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Burası Felsefe forumu değilmi sanırım ben öyle sanmışım , ben sorduğum soruya felsefik bi cevap aramıştım mantık çerçevesinde.

    '' Kendilerini büyük sanan nicelerinin Allah'ın sonsuz kudreti ve büyüklüğü karşısında ne kadar küçüldükleri bir gerçektir. Büyüklük sevdâsına kapılanların yok olmalarına bâzen küçücük bir olay, hattâ bir virüs gibi çok küçük bir yaratık bile yetmiştir.''

    İşte burda tanrının cezalandırması bir sebep veya amaç değilmi? Mükemmel bi varlık neden buna ihtiyaç duyar. Sadece insanların egoları vardır Allah bunu neden yapıyor diyorum bende...
    Evet burasi felsefe forumu ve bende islam felsefesine uygun bir bicimde cevapladim. Yazdiklarimi dikkatlice okursan on yargisiz ne anlatmak istedigimi daha iyi anlarsin keza ikinci defa sordugun sorunun cevabi orada var.
    Biz bir kac tembel, vakt-i kerahet bir uykuya dalmisiz, bir lugat paralamalar, bir tuhaf ruyalar, tabire gelmez.

  8. #8

    Üyelik tarihi
    22 Eylül 2010
    Yaş
    24
    Mesajlar
    4

    Standart

    Alıntı Major Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Evet burasi felsefe forumu ve bende islam felsefesine uygun bir bicimde cevapladim. Yazdiklarimi dikkatlice okursan on yargisiz ne anlatmak istedigimi daha iyi anlarsin keza ikinci defa sordugun sorunun cevabi orada var.
    Yazdıklarınızı okudum dikkatlice ve önyargısız okuduğumu düşünüyorum ama yanılıyor olabilirim, zaten amacımız bu yanılgıları düzeltmek olmalı.

    Tanrının bizi yaratmasında bi amaç oldugu noktasında hem fikiriz sanırım. Ona kulluk etmek için, şükran duymak için, ibadet için veya onu daha iyi anlamamız, vs vs... Buda Tanrının bizden bir isteği olduğu anlamına gelmiyormu istemek veya istememek bir ego göstergesi değilmidir... Çünkü ortada bi amaç var şart var. Kendi mükemmelliğiyle çelişen bir tanrının olması da tutarsız geliyor...

  9. #9
    kuzeys
    Ziyaretçi

    Standart

    Tanrı kendi mükkemmelliği ile çelişmez.. Onun doğruları -hakikatları- bizim bilgimizden ötedir. Bizim bilgimiz ise sadece kendi bilgimizle sınırlıdır. Bu anlamda onun öğretileri ve seslenişleri - toplumsal düzeni toparlayıcı ve derleyici olan tinsel doktorinlerdir. Yani bildiğimiz dinlerdir. O olanın olduğu gibi olmayanında efendisidir. Biz kendi koşullarımızla ancak gerçekliğimiz kadarını sorgulayabiliriz. O ise tüm koşulların üstündedir. Bu yüzdenden tanrı kendisine yönelik egoistir ithamı biraz yanlış gibi..

    Tanrı'nın faşist olabilceğini söylersen bunu bana göre biraz daha anlaşılır. Çünkü toplumsal adaletsizlik yeryüzünün her yerinde kol gezerken statüko ve seçilmişlik şanlı başlayanlar gibi bir sürü haklı bir haksızlık söz konusu dünyada. Muhakkak bununda bir amacı sebebi olabilir. Ama bu durum insan düşüncelerinin ve doğallığında insan eylemlerinin tüm cofrafyasını doğrudan etkileyen bir unsur..

    Tıpkı eğitim sistemimiz gibi. 12 senelik eğitim hayatında insanların alamadığı öğretiler ve doğrular dershane süreci ile tamamlanıyor. Ve ÖSS doğru dürüst eğitimini veremediği sorularla insanları derin dehlizler içerisine atıp buhranlara sokuyor. Bu adil değil.. Tanrı'nın adaleti ise diğer tarafı bilemem ama dünyada hiç adil görünmüyor. Seçme ve seçilme hakkımız bir tercih sorunudur. Tercih ise doğrudan koşulların dayatmasıdır. Ve çoğumuz hayatlarında koşullara bağımlıdır. Belkide bu işin doğası budur..

    Bir düşünür hepimiz yalnız çırılçıplak olduğumuz zaman eşitiz diyor.. Oysa hepimizin bir tarzı bakışı var. Nasıl eşitlik kavramı toplumsal bir uydurmaca ise belkide adalet kavramıda toplumsal bir uydurmaca giydirme olabilir. Ahlak'ın ve erdemin budalalığı gibi..

  10. #10

    Üyelik tarihi
    14 Eylül 2010
    Mesajlar
    337

    Standart

    Alıntı monaliza Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Siz kendinizi kendimiz mi yarattınız? Bunu mu demek istediniz? ben mi yanlış anladım.
    Sorunuz yanıltıcı. Ben yaratmak eyleminin göreceli olduğunu savunurken, siz kendi kendini yaratmaktan bahsettiniz, "kendi" bile göreceli iken.
    İnsan zihni, orijini merak eder fakat bir çözüm bulamaz. Zihin doğası gereği bu tür konularda kestirimci yaklaşır, çünkü zihin gibi sınırlı bir sistemin, sınırsız ve sonsuz bir sistemi kavraması mümkün değildir. Bu imkansızlık, zihne "yaratımı" doğurmuştur. Tıpkı Tanrı fikrini doğurduğu gibi.
    Varlık alanı içinde olan ve varlık alanı ile sınırlı zihin, yokluk ve sonsuzluk gibi sistemleri algılayamaz fakat kestirimci bir yaklaşımla etiketler. Keza varlık alanının bütününü de algılayamamıştır. Bu kadar sınırın içinde, Tanrı gibi varlık ve yokluk alanı dışında fakat varı ve yoku mümkün kılan bir sistemi kavraması mümkün değildir. İşte bu noktada, bedensel acizliğinin getirdiği bir zihinsel etki ile Tanrıya tanımlar getirir. "O iyidir", "O korur", "O yaratır", "O yok eder", vs...
    Oysaki bu tanımların hepsi zihnin doğumdan itibaren elde ettiği sınırlı çevresel etkilerin bir sonucudur. Yani Tanrıyı tanımlarken bile bu sınırlı kelimeleri ve tanımları kullanır. Tıpkı sizin sorunuz gibi...
    "Tanrı, var veya yok değildir, varı ve yoku mümkün kılandır", "Tanrı tanımlı ya da tanımsız değildir, tanımı mümkün kılandır", "Tanrı yaratan ve yok eden değildir, yaratımı ve yok olmayı mümkün kılandır" şeklinde bir yaklaşımla ancak Tanrı anlaşılabilir ki bu bir anlama değildir. Daha çok sonsuz, sınırsız bir yolculuktur.
    Her fiil, zıttı ile birlikte bir sınır yaratır. "Yaratmak" ta bir sınır oluşturmaktadır. Bu sınırların hiç biri Tanrıyı açıklamaya yetmez. Sadece zihni karmaşalara geçici bir morfin etkisi yaratır!

Sayfa 1/4 123 ... SonSon

Members who have read this thread : 3

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.0