Sayfa 1/3 123 SonSon
24 sonuçtan 1 ile 10 arası

Konu: Kapitalizm kendi kendini bitiriyor mu?

  1. #1
    cogito - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    30 Ocak 2010
    Mesajlar
    204

    Standart Kapitalizm kendi kendini bitiriyor mu?

    ''Sermaye her gün artıyor; nüfusla birlikte emeğin gücü de büyüyor ve bilim her geçen gün, doğa güçlerini insnaın hizmetine daha çok sokuyor. Bu üretken kapasite, bilinçli olarak ve herkesin çıkarı doğrultusunda uygulansaydı, insanlığın payına düşen emek, kısa zamanda asgariye indirilmiş olurdu.Rekabete bırakılacak olursao da aynı şeyi yapar ama çelişkiler çerçevesi içinde. Toprağın bir bölümü en iyi şekilde işletilirken, bir bölümü bomboş durmaktadır.Sermayenin bir bölümü şaşırtıcı bir hızla dolanırken, bir bölümü de sandıklarda ölü yatıyor. İşçilerin bir bölümü günde 16 saat çalışırken diğer bölümü işsiz ve açlıktan ölüyor.'' (Engels)

    Sorunlara neden olan kapitalist sistem aynı sorunların çaresi olabilir mi? Yoksa zamanla kendini farklı bir sisteme mi bırakır?

  2. #2
    şehrin yabancısı - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    23 Şubat 2009
    Yer
    istanbul
    Yaş
    40
    Mesajlar
    431

    Standart

    Şu an gözüken karma ekonomi. Çin Rusya bunu uygulamaya çalışıyor. Emek sermaye çelişkisinin bitmesi diye bir şey söz konusu olamaz. Farklı dediğiniz belki bu olabilir ama bu yeni sistemde bir gün kendini başka bir sistemin yerine bırakabilir diyalektik her şeyin bir gün değişeceğini söylemiyor mu? Kapitalizm kendi gücüne tam anlamıyla ulaşıp olmak istenen düzeye şu an belki bir kaç ülkede ulaştı bunlar küçük ülkeler olup dışarıdan destekli ve işçi gücü ile değil. Kendi sermayelerini oluşturmuş ve bunu kullanıyorlar. Kendi toplumlarını ve insanlarını rahatlatıyorlar. Şöyle düşünülelim. Bazı ülkelerde sermaye sanayi ile oluşur yani mekanik ve teknik olunca fazla insan gücüne ihtiyaç duymazsınız. marksizimde ilk ortaya çıkışı Engels teorileri ile neydi üretim araçlarının ve işçilerin birliği ve onların sınıfları kaldırması iktidarı ele geçirmek. Şimdi aslında bunlara girmek benim açımdan doğru değil. Çünkü konu başka yerler çekilip. Tarihe doğru bir yolculuk yapılır.Şimdi bakalım bu mümkün mü? İşçi yerini üretim araçlarına bıraktı. Yani teknolojinin gelişimi ile emek kavramı anlamını yitirirdi. Konuyu dağıtmayayım. Sizin söylediğinize bakış açısı her farklı yorumda değişir. Kapitalizm kendi sürecini uzatmak için kendini her türlü farklı bakış ideolojik yamayı yapacaktır. taki mutlu sona kadar. Gerçek sorun sermaye sınıfı hiç bir zaman iktidarı elden bırakmaz bu değişmez gerçek her ülke kendine bir sınıf yaratmıştır. Dine bağlı ideolojiler ve o şekilde yönetilen ülkeler. Bizim gibi işçi sınıfını olmadığı ve yok edildiği üçüncü dünya ülkeleri feodal toplumumuz kültürümüzü güçlü sermaye sınıfı ve şimdide yavaş yavaş yerleşen ılımlı İslam projeleri. Avrupa ülkesindeki Gerçek demokrasi gibi gösterilen şimdi yavaş yavaş çökmeye başlayan işsizlik sorunu ile kendini yenileyecek olan kapitalizm. Süreç uzun ve zorlu konuyu çok dağıttım galiba. Sanki kanayan bir an yarama dokundun. Ve kaşındı
    Sözcüklerin gücünü anlamadan insanların gücünü anlayamazsınız.
    KONFİÇYUS

  3. #3
    birebir - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    08 Şubat 2010
    Mesajlar
    116

    Standart

    Ilımlı islam...ılık islam,el yakmayan islam..ama islam el yakmaz ki veya acaba yakarsa şüphesi mi doğuruyor bu kavramı..

    o zaman,ılımlı müslüman...batı değerleriyle dinini harmanlayabilmiş halaluya ilahisini ezbere bilen olabilir mi?

    vicdanların dönüştürülmesidir bu kavramın tanımı..geçen gördüm birinde,adam müslüman ama ödemeyi gününden ileri tarihe çekle yapmak istiyor,yanında çalıştırdığı işçisine ise azami zulüm ücretini ödüyor..faizden çok kıl oluyor kar payı adı altında kapitalist dinci bankalardan faiz yiyor..bende o zaman diyorum ki onlara ve özellikle din adamlarına;siz çok yaşayın sayın müslüman sıfatını taşıyan rahip ve papazlar.. halaluya...
    Her defasında olgunlaşacak ve çürüyeceksin,
    Çekirdekten bir daha filizlenecek ve bir daha ağaç olacaksın,
    Kendi meyven ile bir daha olgunlaşacak ve bir daha çürüyeceksin.

  4. #4
    botros - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    13 Şubat 2010
    Yaş
    33
    Mesajlar
    12

    Standart

    Kapitalizm fayda ekonomisi değil mi? Soruyorum size kapitalizmi bulan kimler onun matematiğini keşfedenler kim? İktisat bilimi nasıl ortaya çıkmış? Eğer siz insanın kendi faydasına olandan vazgeçip planlı ekonomi isteyeceğini söylerseniz valla sizle bozuşurum.Ya bu insan değil mi bir lokma için boş hayaller için dünya savaşına çıkan.Kapitalizm ancak şu şekilde değişir o da sermayenin gücü zayıflayınca bundan sonra ütopya yaparsak herkezin çok bilgili olduğu toplumlarda kapitalizm bitmez ama insanlarıda fazla sömürmez.Acı yani günlük emeğin yerine robotlar gelmeli iş makinaları gelmeli size hamburgeri robot yapıp vermeli veya madene robot girmeli o zaman kapitalizm biter...

    Saygılarımla...

  5. #5

    Üyelik tarihi
    18 Şubat 2010
    Yaş
    31
    Mesajlar
    1

    Standart

    peygamberleri gibi olmak istiyolardır belkide köleleri cariyeleri ve binlerce devesi gümüşüyle...dinlerin ortaya çıkış amacı bu deilmi zaten

    ``dünya kanla yıkanmadıkça hiç bişi elde edemezsinz``emile zola germinali`nde işçilere sölüyo bunu. ve kesinlikle haklı .sermayenin insafa gelip eşitlik kardeşlik demesi mümkün değil ,kendi kendini bitiricek zırvasınada inanmıyorum.işsizlik açlık olcakmış da bitecekmiş... bunu umursucaklarını sanmam ancak ,belki bu; insanların aklını başına getirir belki de ayaklanırlar. bunun içinde insanların haklarını bilmesi lazım tabi bu sistemin verdiği hakları değil doğanın hercanlıya doğuştan verdiği hakları ki bu olmasın die bunca okul ,tv ,pc vs...sizi bilmem ama dostlar ben çevreme baktıkça umutsuzluğa kapılıyorum
    Konu fides tarafından (18 Şubat 2010 Saat 19:00 ) değiştirilmiştir. Sebep: Mesaj birleştirme

  6. #6
    cogito - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    30 Ocak 2010
    Mesajlar
    204

    Standart

    Kapitalist sistemin savunucuları kapitalizmin insan doğasına uygun bir sitem olduğunu tekrar eder dururlar. Onlara göre insan, doğası gereği kötüdür, bencildir, tatminsizdir vs. Oysaki insan sistemelr tarafından şekillenir. O nedenle farklı sistemlerde yaşayan insanların, beklentileri, istekleri, bakış açıları farklı olur.
    Kapitalizm, savunulanın aksine doğaya da insan doğasına da aykırı bir sistemdir. Böylece kapitalist sistemde insan hem doğaya hem de kendisine yabancılaşır.
    ''Marks ve Engels, insan toplumunun temel ekolojik sorunlarını da dile getirmişlerdi: şehir ve köy ayrımı, toprak bozulması, endüstriyel kirlilik, çarpık kentleşme, işçilerin sağlığının bozulması ve sakatlanmaları, yetersiz beslenme, toksik atıklar, parselleme, kırsal yoksulluk ve izolasyon, ormansızlaşma, insan kaynaklı seller, çölleşme susuzluk, bölgesel iklim değişimleri, doğal kaynakların tükenmesi(kömür dahil), enerji korunması, entropi , sanayi artıklarının geri dönüştürülmesi ihtiyacı, türler ve çevreleri arasındaki karşılıklılık, aşırı nüfusun tarihsel koşullardan kaynaklanan sorunları, kıtlık sebepleri, bilim ve teknolojideki rasyonel istihdam sorunu.
    Bu ekolojik anlayış, Marx'ın bakış açısının önemli bir kısmını oluşturan oldukça derin materyalist doğa kavramından ortaya çıkmıştı. 'nsan' diye yazmıştı, 'doğa sayesinde yaşar, yani doğa onun bedenidir ve ölmek istemiyorsa onunla kesintisiz bir diyaloğu muhafaza etmelidir. İnsanın fiziksel ve ruhsal hayatının doğayla bağıntılı olması doğanın kendisiyle bağıntılı olduğu anlamına gelir, zira insan doğanın bir parçasıdır.' Marx, hiçbir bireyin dünyaya sahip olmadığını ilan ederek kapitalizme doğrudan karşı çıkmakla kalmamış, hiçbir ulusun ya da halkın da yeryüzüne sahip olmadığını, onun birbirini takip eden kuşaklara ait olduğunu ve iyi hane halkı anlayışına uygun olarak gözetilmesi gerektiğini vurgulamıştır.
    Mc Kibben'in de dediği gibi, 'Kübalılar yarı sürdürülebilir tarım alanında dünyanın en geniş çalışan modelini, dünyanın geri kalanından farklı olarak petrole, kimyasallara, büyük miktarlarda gıdanın ithal ve ihraç edilmesine çok daha az ihtiyaç duyan bir modeli yaratmışlardır... Küba 'da binlerce ve yalnızca Havana'da iki yüzden fazla organoponicos - kentsel tarlalar- vardır. Kuşkusuz Dünya Vahşi Fonu'nun Yaşayan Gezegen Raporu'na göre ''tek başına Küba'' tüm dünyada yüksek bir insani kalkınma düzeyi yakalamıştır. Bu düzey 0.8'in üzerinde bir endekstir ve kişi başına düşen ekolojik yıpratma konusunda da dünya ortalamasının altındadır.'(John Bellamy Foster)

  7. #7
    Mühendis - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    04 Ekim 2009
    Yer
    Nazilli
    Mesajlar
    271

    Standart

    Marks tarihi sınıflar mücadelesi olarak ele alıp üretim ilişkileri doğrultusunda tarihsel süreci
    İlkel komünal toplum-köleci toplum-feodal toplum-kapitalist toplum-komünist toplum olarak ortaya koymuştur.

    Tarihsel süreç içinde her yeni üretim ilişkisi ve tarzı eski üretim biçiminin bağrından doğar gelişir ve kendisine engel olan eski topluma ait ilişkileri ve çelişkileri kendi lehine çözümlüyerek ilerler. Eski toplumun egemenliği ve iktidarı altında yeni toplum oluşumunu sürdürür.Bu sürecin belirli ve nihai aşamasında üretici güçlerin gelişmesi sonucu yoğunlaşan ,Eski maddi üretim ilişkisi ve biçim ile yeni maddi üretim ilişkisi ve biçimi arasındaki çatışma devrim ile aşılır.

    Bizi, hangi tarihsel dönemde olursa olsun, üretim tarzı konusunda tasnife zorlayan şey işte budur.

    Kapitalist üretim feodalitenin siyasal dinsel her türlü egemenlik araç ve yaptırımlarına karşın feodal toplumun içinden doğar büyür. Feodalizmin içinde varolan burjuva toplum bir sivil toplumdur. Sivil toplum sosyal devrimini feodalitenin devletini ve iktidarını yıkarak politik devrimle taçlandırır. Artık kapitalizm bir sistem olarak topluma egemendir.Burjuvazi kendi devletini ve egemenliğini tüm topluma çeşitli yol ve manevralarla kabul ettirir.

    Feodalizme karşı verdiği savaşımla ulusların kurtarıcısı olan kapitalizm, şimdi, emperyalist kapitalizme dönüştü ve uluslar için en büyük ezici güç durumuna geldi. Eskiden ilerici bir niteliği olan kapitalizm, gerici oldu; üretici güçleri o derece geliştirdi ki, uluslar ya sosyalizme geçme, ya da, sömürgeler, tekeller, ayrıcalıklar ve ulusların çeşitli yollardan ezilmesiyle, kapitalizmin yapay olarak korunması için "büyük" devletler arasındaki silahlı savaşımda yıllarca ve hatta- on yıllarca acı çekme şıkları ile yüz yüze geldiler. (Lenin. Sosyalizm ve Savaş)


    Yukarıdaki temel kavramların içinde kapitalizm ; Marks’ın öngördüğü üzere proletaryanın devrimci diktatörlüğü altında komünist topluma geçişle yok edileceğidir.
    Marksizm’in bu tespiti doğrultusun da ; kapitalizm kendisini yok edecek olan proletarya ile çelişkisini ortadan kaldırabilmek için gelişerek kendini korumaya çalışmaktadır.


    ‘’Emperyalizm, gelişen kapitalizmin, ancak 20. yüzyılda ulaşılan en yüksek aşamasıdır.’’
    ‘’Gelişen her devrim,karşı devrimi de geliştirir.’’ (Lenin)


    Marks ve Engels ; Proletarya devriminin burjuva demokratik devrimini tamamlamış ülkelerde gerçekleşeceği tespitinde bulunurken , bu devrimi gerçekleştiremeyen yarı feodal/feodal/dinsel toplumları meta/sermaye ihracı yoluyla sömürüp, elde ettiği artı değerlerin bir bölümünü kendi emekçisine sus payı olarak veren kapitalizm sermaye dolaşımında ileri/geri hareketler yaparak krizlere ve bu krizlerle sermayenin tekelleşmesini sağlayarak kendini daha da güçlendiğini ortaya koymaktadırlar.


    Burjuva demokratik devrimini gerçekleştiremeyen yarı feodal/feodal/dinsel toplumlar olduğu sürece bu böyle devam edecektir.Çünkü emperyalizm sömürüsünü sürdürebilmek için bu ülkelerde en azından böyle bir devrime izin vermemektedirler.


    Sonuç olarak kapitalizmin kendi kendini bitirmesi şöyle dursun aksine daha da gelişerek varlığını sürdürdüğü gerçeğini kabul etmemiz gerekir.

  8. #8
    fides - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    15 Şubat 2008
    Yer
    Sürgün
    Mesajlar
    1.537

    Standart

    En son yaşadığımız ve yaşamakta olduğumuz küresel ekonomik kriz kapitalizmin ne kadar çürük bir sistem olduğunu göstermiyor mu? Bu kriz, kapitalizmin yerine başka ekonomik sistemlerin olması gerektiği gerçeğini göstermiyor mu?
    Eğer biri sana parmağıyla güneşi gösterir ve sen de parmağa bakarsan aptalsın demektir. Eğer güneşe bakarsan daha da aptalsındır, çünkü güneş gözlerini kör eder. Senin bakman gereken parmakla güneş arasında uçan kuştur... (Subcomandante Marcos)

  9. #9
    kuzeys
    Ziyaretçi

    Standart

    insanın doğayla olan savaşı bittiğin gün insanın insan ile olan savaşı başladı diyor engels, ailenin devletin özel mülkiyetin kökeni adlı eserinde. ve insanın kendi ile olan savaşı diyalektik bir sürecin kaçınılmazı olarak sınıfılı toplumları yaratmış olup sınıflu toplumun varacağı son nokta tüm bireysel mülkiyet ilişkilerinin toplumsal iradeye teslim edileceği çoğumuzun ütoptası olan sınıfız toplum yani komünizme kadar bu savaş sürecektir. Sistem ister kapitalizm ister sosyalizm olsun mülkiyet ilişkilerini yaşattığımız sürece kapitalizm ve liberalizm son damlasına kadar içimizde hayat vuracaktır. Marksist ideologların iddeaları bu günlerde kendi ile çelişir gibi görünsede aksine onların söylemiş olduğu her şey kıyamet alametleri gibi bir bir çıkmakta olup sistem kendi iç sorunlarını giderebilmek için 3. paylaşım savaşına doğru yol almaktadır. Bakunin bir yazısında yönetilenler gibi yönetenlerde aynı değer yargılarını paylaşır diyor.

    Bir yahudi kabala efsanesinin ve talmutun peşinde koşturuyorsa bu tüm dinlere karşı savaş açtığını gösterir. Onlar diğer dinleri ortadan kaldırmak için kendi dinlerindeki seçicilikten dolayı sınırlı bir nüfus içerisinde dinler karşıtı bir mücadele verir. Ama bu mücadele zaman içerisinde onların silahı olmaktan çıkıp onlarıda yaralayan bir silah haline dönüşür. Günümüzde bir çok yahudi komplo teorileirne göre kendi yarattıkları platformların etkiyle tinsel bir asimilasyon içerisine girmiştir. Eski topraklar dinlerin ve inançlarından dem vuruken yeni nesiller büyüklerinin yaratmış olduğu değerlere bakarak ateizmi seçebilmektedirler. Aynı durum yeni dünya düzenini yani globazlimi savunan insanlar içinde geçerlidir. Bugün sermayanin sahipleri patronları bizler kapitaslit olsakta aslında özümüzde birer sosyalistis. eşitlikten özgürlükten adaletten yanayız diyorlar. Bunu söylemlerin bence asıl sebebi eşitlik adalet özgürlük olmayıp kendi yarattıkları sunni değer yargıların bir gün onlara geri döneceği gerçeğidir. Netice itibariyle rüzgar eken fırtına biçer sözü boş bir söz değildir. Ben kapitalizmin son halini 3.paylaşım savaşı öncesi uzatmalar olarak görüyorum ki dünyada leninin öngördüğü gibi değil mao'nun ön gördüğü gibi bir aydınlama çağı içerisindedir. Bugün 7-8 yaşındaki çocukların yani yeni nesilin dahi yaşam,hayat, politika üzerine üç aşağı beş yukarı bir fikri oluşmaya başlamıştur. Şimdiki neslliler değil ama şu an yetişmekte olan ve sonradan bu kervana katılacak bir kaç kuşağın toplum içerisindeki onları bekleyen rollerdeki yerini almasıyla bence bir çok şey kökten değişecektir.

  10. #10
    Mühendis - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    04 Ekim 2009
    Yer
    Nazilli
    Mesajlar
    271

    Standart

    Yaşamakta olduğumuz ve daha önceki ekonomik krizleri kapitalizmin özellikle,bilerek/isteyerek çıkardığını düşünüyorum.


    Bu krizler sonucunda ucuzlayan ; emeğin , hammaddelerin ve zayıf sermayelerin üzerinden daha fazla sömürü elde etmekte ve daha da güçlenmektedir.Buda çürük değil sağlam bir sistem olduğunu gösterir ki, tüm kötülüklerin de anası/babası olduğu gerçeğini de ortadan kaldırmaz.


    Evet ;kapitalizmin yerine Marksın öngördüğü komünist toplum ( ! ) alternatif olabilir.


    Ama bana göre Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK’ün düşündüğü ve uygulanmaya başladığı (kısa bir dönem) devlet sosyalizminin , kapitalizmin karşısında en iyi sistem olduğudur.

Sayfa 1/3 123 SonSon

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.0