. Küfür konusuna tekrar dönersek küfür karşımızdakini yıldırma politikasıdır.
. Küfür konusuna tekrar dönersek küfür karşımızdakini yıldırma politikasıdır.
Konu Phi tarafından (14 Nisan 2011 Saat 21:14 ) değiştirilmiştir.
Peki dönelim hemen...Ben konuyu yine herkesi çok da hoşlanmadığını tahmin ettiğim Freud'yen yaklaşımla ele alacağım.Yaklaşım, bilindiği üzere doğuştan getirdiğimiz 2 içgüdüden, saldırganlık ve cinsellikten yola çıkarak bazı davranışları açıklamaya çalışır.Toplumsallaşma sürecimiz, (eğitim, ahlak, din...vb), bu güdüleri baskılayarak veya kabul edilebilir düzeyde tutarak barındırmamızı sağlar-yaklaşıma göre bunlar yokedilemez )Bu güdüler, bilinçaltımızın bodrumuna hapsedilirler (eğitimli ve sağlıklı bireylerde) ve uluorta bilince çıkmalarına, dile getirilmelerine süperego izin vermez.Ancak, toplumsallaşma sürecinde bireyin; aldığı eğitimle ilgili, özgüven geliştirmeyle ilgili, cinsel baskılanmayla ilgili sorunları varsa, bu eğilimler tehdit olarak muhataba yöneltilir.Küfürlerin cinsel içeriğe sahip olmasının temelinde, bu iki güdünün çoğunlukla senkronize davranışı sözkonusudur.Böylelikle küfür, hem fiziki tehdit, hem zayıf olanın (kadının/muhatabın) aşağılanması işlevlerini birlikte yüklenir.Burada, erkeğin eşine küfretmesi ayrı, annesine/eşine küfredilmesi ayrı kategorilerde değerlendirilir ve farklı tepkiler doğurur.Yani yine işlevsel bir ayırım ortaya çıkar.İnsanlar niçin küfreder?İç çatışmalarını dengeleyemedikleri, bir soruna çözüm üretemedikleri, kendilerini değersiz hissettiklerinde küfrederler...Bir de küfür toplumsal iletişimin bir parçası haline gelmişse, lafın gelişi küfrederler..Bir güç gösterisidir bu...Kedinin tüylerini kabartıp dişlerini göstermesi gibi...Beyin kabuğu (serebral korteks)gelişmiş(eğitilmiş, bedenine hakim, dolayısıyla başarılı ve kendisiyle barışık) kişilerin daha az küfrettikleri saptanmış.Eğer, ortam küfretmeye uygunsa,yani
-bilinci bulandıran bir madde alkol,vs alınmışsa
-Sürü pskilojisi hakimse (maçlara giden seyirciler...)
-Ortamda kadın yoksa (erkek erkeğe muhabbetler...) gibi, bu eylem daha sık gerçekleştirilmektedir.
Gün gelir, istiridye incinin değerini anlar.
Konu küfürün ne olduğu konusunda açıldığı için neden küfredildiği üzerinde durmadan direkt olarak anlamlara değinmek istiyorum.
Öncelikle küfür ve hakareti birbirinden ayırmak gerekir. Bir sözün küfür sayılması için cinsellik içermesi gerekir; hakaret ise karşındakine yapılmış aşağılayıcı suçlamalardır. Örnek vermek gerekirse; işin içine göt girerse küfür olur; salak, aptal, cahil, şerefsiz gibi ifadeler ise hakarete girer.
Küfür ve hakaret zaten bambaşka kavramlar...Küfür, bir eylemsellik taşır (Eylemin kendisi gerçekleşmese de, niyet edilen bir eylemi ifade eder, yani küfür fiille tamamlanan bir cümledir....)Hakaret olanlarsa ise sadece isim/sıfattırlar.Hukuk, cezalarda bu ayrımı dikkate alır ve küfürü ağır tahrik sayarak bazan ceza indirimine gidebilir.
Gün gelir, istiridye incinin değerini anlar.
"Küfür burjuvazinin ağzında bir lağım çukuru... işçi sınıfının ağzında bir çiçektir" Can Yücel
Eğer biri sana parmağıyla güneşi gösterir ve sen de parmağa bakarsan aptalsın demektir. Eğer güneşe bakarsan daha da aptalsındır, çünkü güneş gözlerini kör eder. Senin bakman gereken parmakla güneş arasında uçan kuştur... (Subcomandante Marcos)
Kufuru oyle veya boyle ovmekte, yermekte olaya tarafli bakmaktir. Kufur toplumsal olarak bir bosalim, ofke, caresizlik, erkeklik, baski, korkutma v.s. algisidir.
Kufurun en sorunsal yani, direk insanogluna yonelik olmasi ya da onun dusunce ve davranisi ile birlestirilen gorunusune yonelik olmasidir.
Kufur aslinda etigin bir konusudur ve "agzi bozuk" temelli bir algiyi icerir.
Gonul isterki,insanoglunu her turlu rencide edici, asagilayici v.s. bir icerik tasiyan kufur hic bir ifade de kullanilmasin.
Ayrica bu agiz aliskanligi ve kahve kulturunde gecen kufur, cogu zaman sadece bir dil kullanim ve uslubudur. Yani kullanan acisindan ortadakufurun getirdigi bir algidan ziyade sadece bir uslup ve kullanim vardir.
Kufur ayni zamanda kitlesel etkinliklerde (futbol, basketbol v.s.) bir aliskanlik halini almis bir kullanimdir. Yani cogu kisi oralara desarj olmak, yani kufur etmek icin gider.
Ayrica kufur kullaniminin kisinin her turlu duzeyiyle de bir paralellik gosterdigi soylenir.
Ayrica kufur konusu, evrensel bir konudur ve dunyanin her cografyasinin toplumunda kendi algisinca mevcuttur.
Iste bu benim hem kendime hem herkese duydugum saygim. Ne kendime zarar veririm, ne de baskasina. Ben bir bireyim, bireysellikten arinip "insan" olmaktir, dilegim.
Kavram Arapça kökenli..Küfür, kafir, kefere...aynı kökten türemişler."örtmek, üstünü kapatmak, (hasıraltı etmek gibi, kötü niyetle saklamak, gizlemek)...anlamları var.Bizim dilimizde "sövmek" gibi bir karşılığı varken, küfür sözcüğü nasıl olduysa dönüşüp yaygınlaşmış...![]()
Gün gelir, istiridye incinin değerini anlar.
Bazılarına ne kadar yakışır küfür! Can Yücel'i küfürsüz düşünebilir misiniz? Ya da çingeneleri... Yapay, samimiyetsiz bir ağızın can sıkıntısından öldüren basma kalıp sözlerine bin kere tercih ederim ben küfürlü konuşan birini. Elbette sevdiğim küfür sözcüklerinin yanında hiç sevmediklerim de var ya da benim için tabu olanlar... Gelgelelim o tabu sözcükleri bile ardı ardına sıralamak mümkündür yabancı bir dilde. O bana küfür gibi gelmez hiç. Ya da yabancı dilde sözcüklerin gizli gücü sökmez bana...
Ana dilde sınırlı ve baskılı olan dil çözülür, kendi sınırlarını aşar. Hem yabancı dildeki küfürler küfür müdür alahaşkına? Nerede bizdeki gibi okkalı küfürler onlarda.
Sevgi sözcüklerindeki kıtlık gibi, küfürleri de kıttır onların. Can, canan, gönül, kara sevdaya karşılık bulamayacağınız gibi bizim küfürlerimize denk gelecek küfürleri de yoktur ne İngilizce’nin ne Almanca’nın... Başka dillerde varsa bilmem...
Bacak bacak üstüne atıp, kolunu sandalyenin arkasına attırıverip, okkalı bir küfür sallamak gibisi yoktur. Hele, hele TV.de haberleri seyrederken... Yemekten sonra içilen güzel bir Türk kahvesi gibi lezzetli gelir bana. Ya da kahvenin yanında tüttürülen bir cigaradır o. Tüm dünyaya, aldırmazlığın rahatlığını gösterme biçimidir. Tümüyle belitseldir, yani hiçbir iletişim değeri yoktur. Yani sözcüklerin burada içerikleriyle hiç ilgisi, bağlantısı yoktur. Bu nedenle belki de trafikte de arabanın kapalı kozası içinde salıp bırakıveririz bir kaç tane.
Bayılırım "bir kadın, bir erkek" dizisinde Zeynep’in “Öküz” deyişine...![]()
Küfür, bir süslemedir. Söylenenlerin arasına katılır, söylemek istediklerimizi söylemezsek küfürle özet geçeriz. Küfür bir cesaret de olabilir, bir test de. Küfür ederek karşındakinin tepkisini öğrenirsin, karşındakinden korkmadığını belirtirsin... Toplumsal fikre işlemiştir küfür...