daha açık söyleyeyim o zaman, "bilinç-altı" bir aldatmacadan başka bir şey değildir.
daha açık söyleyeyim o zaman, "bilinç-altı" bir aldatmacadan başka bir şey değildir.
kadınlarını erkeğe muhtaç bir şekilde yaşamaya zorlayan bir toplum, kökünden acizdir.
Ingilizcesi subconscious dur ve 21. yuzyilda psikolojinin ve psyche- ve psycho- kokenli islevinin de temelidir. Ayni zamanda, cognitive science; yani bilissel bilimin de gozlemi altindadir.
Buna en guzel ornek, araba kullanmak, yuzmek v.s. gibi bir kere ogrenilen ve uzun zaman uygulama olmasa bile unutulmayan becerilerdir.
Ayrica bilincalti, sadece beynin 0-3 yas arasi kaydi ve 0-12 yas arasi, kisi kendi beynini kendi kullanincaya kadar ve bilincli olarak olumsuzluga yonelene yani istenene karsi cikana kadar, kaydina devam eder.
Ondan sonra kayit ikilesir, hem beynin kendi kaydi, hem de kisinin kendisinin beynine kaydi.
Buna en guzel ornek, bir kisiye "bunu neden dedin/yaptin?" v.s. temelli bir soruda verilen "bilmiyorum" cevabidir. Cunku bilincalti devrede iken, kisi bunun bilinc ve farkinda degildir.
Ayrica "aldatmaca" derken, neyin aldatmacasi ve amac nedir, bu aldatmacada?
Iste bu benim hem kendime hem herkese duydugum saygim. Ne kendime zarar veririm, ne de baskasina. Ben bir bireyim, bireysellikten arinip "insan" olmaktir, dilegim.
bu konudak açılımımı başka forumda yapmış bulunuyorum. alışkanlıkların bilinçsel ferlekse dönüşmesi bilinç-altı ile ilgili değidlir. bunlar da bilinçsel edimlerdir. üzerinizdde gömlek olduğunu sürekli düşünmezsiniz ve fakat bunun bilincindesinizdir. en azından giyinik olduğunuzun bilincindesinizdir. dolayısı ile her şeyi bilinç-altına bağlamak yersiz ve çözümsüz bir kaçamaktır. aldatmacadan kastım bilinç-altı ile pozitivizmin sözüm ona rasyonel bir tanrı icad ediyor olmasına dairdir. kişinin 0-3 yaş psikoljisindeki kaydı buı kadar gizli, biinmez bir durumda açıklamaya çalışmanın da yetrsizliği ortadadır. üstelik insanımsıların bilinç-altı nasıldı? sorusuna bu fikrin savunucuları bir ynıt bulamadılar, bulamayacaklardır da...bilincin tarihsel/birikimi, kolektif emeğin ürünü olması ve onun üretim yapısı ile olan ilişkisi kopartılarak salt bilinmeyenler ile açıklanmaya çalışılması elbette bir aldatmacadır.
kadınlarını erkeğe muhtaç bir şekilde yaşamaya zorlayan bir toplum, kökünden acizdir.
Bir bebek 0-3 yas arasindaki yasamini neden hatirlamaz? Buradaki bilinc suur karsiligi olan bilinc degildir. Beynin islevi algisi olan bilinctir.
Mesela bir bebek suuru ile yemek yer, ama hem ne yediginin, hem de neden yedigini bilincinde degildir.
Bilincalti beynin kendi kayitidir, bilinclilik ise kisinin kendi beynini kendisinin kullanmasidir ve beynine kendisinin kayit etmesidir.
Bilinc bilmek ve algilamak ile bagintilidir. Bilincaltinda ise bu eylemler yoktur, beynin otomatik kayiti vardir. Bir cesit fotograf makinesi, ya da ses ve goruntu alan bir cihaz gibi.
Konu insanoglu acisindan ve bilim olarak henuz yenidir ve bu yuzyilin bir urunudur. O yuzden sorulacak bazi sorulara henuz bilimsel yanit verilememesi de normaldir.
Consciousness, yani turkce karsiligi bilinc; suur anlaminda kullanim degildir. suur bir cesit canlilik belirtisidir. Yani beynin dusunmesine gerek duymaz. Ama bilinc aksine tam da beynin dusuncesi ve dusunmesi ile ilgilidir. unconscious-suur yitirimi, subconscious da bilincalti demektir.
Tabi bu kavramlarin bilhassa ingilizce de algilanmasi daha kolaydir. Cunku turkce daha suur ile bilinc farkini bile dile getirememekte ve ikisini esdeger kilmaktadir.
Iste bu benim hem kendime hem herkese duydugum saygim. Ne kendime zarar veririm, ne de baskasina. Ben bir bireyim, bireysellikten arinip "insan" olmaktir, dilegim.
bebek denilen o büyük canlı ne yediğinin bilincinde olmasa tercih yapmazdı. seçici davranmasının temel nedenleri, edimleri çok açık bir şekilde bilinçsel davrandığını göstermektedir. bilincin gelişme aşamasında olması ile bilinçsizlik karıştırılmamalıdır.
kadınlarını erkeğe muhtaç bir şekilde yaşamaya zorlayan bir toplum, kökünden acizdir.
Tercihi bilincli yapmaz, bes duyu algisi olarak yapar. Bugun birt hayvanda tadini begenmedigi bir yiyecegi yerken yuz ifadesi degisir. Bunlar bilincten degil, beyinden gelen hareketlerdir.
Bilincin gelismesi ve acikligi da, bunun ne kadar dogmalarla, inanclarla, ideolojilerle ve etik yonlendirim ve yaptirimlarla doldurulmamasina bagli.
Iste o yuzden 3-6 yas arasi beynin en cok ogrendigi yastir.
Bilincsizlikte bu anlamda kullanilmaz. Mesela ben "Turkiye'deki iscinin isci bilincine sahip olmadigini" soyleyebilirim. Yani isciligin ne oldugu bilgi ve algisi bir bati kadar yasanmamis ve gelismemistir. Bilinc genelde kisinin kendi yasamindan ve bu yasami degerlendirmesinden gelen bir olgudur. Yani tamamen kisinin kendisine aittir ve numenaldir.
Iste bu benim hem kendime hem herkese duydugum saygim. Ne kendime zarar veririm, ne de baskasina. Ben bir bireyim, bireysellikten arinip "insan" olmaktir, dilegim.
şimdilik yorumsuz geçeceğim. çünkü başka temel bir sorun ile karşılaştım. yazıp yazmama konusunda bir karar aşamasında olduğumdan söz hakkınızı kısıtlamakten çekiniyorum.
kadınlarını erkeğe muhtaç bir şekilde yaşamaya zorlayan bir toplum, kökünden acizdir.
Ayni yaniti bir onceki basligada yazmissiniz. Ben de oraya yazdigimi buraya alintiliyorum.
Rica ederim. karsilastiginiz "baska temel sorunu" da sakincasi yoksa aciklayabilirsiniz. Sitede bir konu hakkinda usturuplu yazisabildigim kisilerin basinda geliyorsun. O yuzden "soz hakkimi kisitlamak" gibi bir cekinceniz olmasin.-e.i.-
Iste bu benim hem kendime hem herkese duydugum saygim. Ne kendime zarar veririm, ne de baskasina. Ben bir bireyim, bireysellikten arinip "insan" olmaktir, dilegim.
Insanoglunun fenomenal olarak ortaya koydugu bir dilde neler saklidir?
Kavram, ifade, algi, yansitma, bilgi, bilinc, farkindalik, hafiza, dusunce, akil, birikim, zeka, zihniyet, inanc, ideoloji, etik yonlendirim ve yaptirimlar v.s. yani dil olarak dile gelen hersey, insanoglu fenomeninin numenal goruntusudur. Bu dile ayni zamanda dilsiz vucut davranisi da dahildir.
Bir de bu dilin arkasinda kisinin dillendirdigini neden oyle dillendirdiginin kisinin dile getirememesi vardir.
Iste bir bebegin, limon yerken yuzunu eksitmesi, onun fenomenal bir hareketidir. Cunku henuz bunu algilayacak ve kendi istegi ile yuzunu eksitecek bir bilince sahip degildir.
Iste bu benim hem kendime hem herkese duydugum saygim. Ne kendime zarar veririm, ne de baskasina. Ben bir bireyim, bireysellikten arinip "insan" olmaktir, dilegim.
önemsenmek için önemseriz. hay allah bu da başka bir soruyu doğurdu. neden önemsenmek istiyoruz?
Bir gün mutlaka...