10 sonuçtan 1 ile 10 arası

Konu: Karl Marx

  1. #1
    mavimor - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    15 Şubat 2008
    Yer
    Ayvalık
    Yaş
    32
    Mesajlar
    1.422

    Standart Karl Marx

    Karl Marx


    5 Mayıs 1818'de Almanya'nın Rhine Eyaleti'nin Trier kasabasında doğdu. Orta öğretimini Trier'de tamamladı. Bonn ve Berlin üniversitelerinde hukuk öğrenimi görürken tarih ve felsefeyle ilgilendi, Hegelci E. Gans'ın derslerini izledi. 1841'de "Demokritos'un ve Epikuros'un Doğa Felsefelerinin Farklılıkları" adlı doktora tezinde, dinin maddecilik açısından eleştirisini yaptı.

    Sol Hegelcilere katılarak Bauer kardeşlerle dostluk kurarken, bir yandan da Feuerbach'ın etkisinde kalıp 1842'de, muhalefetteki radikal burjuvalar tarafından kurulan Rheinische Zeitung gazetesinin yazı işleri yöneticiliğini yaptı.

    Saint-Simon, Fourier, Proudhon gibi yazarları okuyarak Fransız sosyalizmini tanımaya çalıştı. 1843'te çocukluk arkadaşı Jenny von Westphalen ile evlendi. Rheinische Zeitung gazetesi 1843'te kapatıldıktan sonra Paris'e yerleşti. Fransız-Alman Yıllıkları'nı yayımladı (1844). Derginin bu ilk ve tek sayısında, Yahudi Sorunu adlı yazısıyla siyasal savaşım konusundaki görüşlerini ilk kez açıkladı. Aynı yıl Engels'le dostluk kuran Marx okurken tuttuğu notlardan oluşan 1844 El Yazmaları'nda, ana temasını yabancılaşmanın oluşturduğu hümanist bir felsefe geliştirdi.

    Engels'le ortak ilk metninde (Kutsal Aile, 1845) tarih felsefesini maddeci görüş açısından eleştirdi. 1845'te Vorwarts gazetesi yazıkurulu üyeleriyle birlikte sürülünce Brüksele yerleşti. Birkaç ay sonra Engels'in de Brüksel'e gitmesiyle ortak eserlerinin ikincisini (Feuerbach Üzerine Savlar, 1845) ve üçüncüsünü (Alman İdeolojisi, 1845-1846) yayımladı. Kuramsal çalışmalarının yanısıra, sosyalist işçilerle ve Alman göçmenlerle ilişkilerini sıklaştırdı. Brüksel Alman İşçileri Derneği'ni kurdu ve Engels'le birlikte bir komünist yazışma ağı oluşturdu. Komünistler Birliği'nin isteği üzerine Komünist Manifesto'yu yazdıkları bu yıllar, ikisi için de geçmişteki felsefi bilinçleriyle hesaplaşma ve tarihsel maddeciliği geliştirme yılları oldu: Bu yüzden, geçmişten kopuşları hem siyasal hem de kuramsal nitelikteydi.

    1848 İhtilali patlak verince, Belçika'dan sınır dışı edilen Marx, Köln'e yerleşerek, Neue Rheinische Zeitung gazetesini çıkarmaya başladı. Bu gazetede işçilere yönelik makaleler yayımladı (Ücretli Emek ve Sermaye, 1849).

    Almanya'dan, hemen sonra da yeniden Fransa'dan sınırdışı edilince, 1849'da, ömrünün sonuna kadar kalacağı Londra'ya yerleşti. Yoksulluk içinde yaşadığı bu dönemde iktisat incelemelerine ağırlık verdi. Temel eseri olan Kapital'i hazırlamaya başladı. 1851-1861 yıllarında New York Daily Tribune gazetesinin Avrupa muhabirliğini yaptı.

    1864'te Uluslararası İşçiler Derneği'nin kurucuları arasında yeraldı. 1. Enternasyonal'in açılış konuşmasını ve tüzüğünü yazdıktan sonra, Kapital'in birinci cildini Almanya'da yayımlattı (1867). Kızını görmek için gittiği Paris'te Paris Komünü'ne tanık oldu. İngiltere'ye dönünce Fransa'da İç Savaş (1871) adlı eserinde bu devrim denemesini değerlendirdi. Kapital'in yazımını sürdürürken, bir yandan da işçi partililerinin programlarının oluşturulmasına etkili biçimde katıldı. Dühring'e karşı kalem tartışmasında Engels'i destekledi. Anti-Dühring'in (1878) bir bölümünün yazımında Engels'le çalıştıktan sonra hastalanarak çalışmalarını büyük ölçüde yavaşlatmak zorunda kaldı. 14 Mart 1883'te Londra'da öldü.
    Söz uçar, yazı kalır...

  2. #2
    faust - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    30 Ocak 2009
    Yer
    Bursa
    Yaş
    24
    Mesajlar
    430

    Standart Ynt: Karl Marx

    Karl marx felsefesi gerçektende materyalizm üzerine oturtulmuş gerçek bir diyalektik süreçtir,bunun dışında söylemek istediğim bir konu daha vardır ki,kendi açımdan önemli sayıyorum,geçenlerde spinozanın bir kitabını okurken panteizm üzerine kafamda bilmediğim bir kaç soru vardı bunlara açıklık getirmiş gerçektende değerli bir filozof olduğunu düşünüyorum,kar l marx'ın diyalektik materyalizmi panteizmden izlertaşıyor ki,karl marx dini tanrıyı reddeden biri olarak karşısına bunu sunuyorum (tekrar dünyaya geleceğini biliyorum ... ),panteizm evrenin tanrı,tanrının evren olduğunu savununan dini bir öğreti,bu konuda ayrıntıya takılmamış görünüyorki karl marx,tanrıyı ve dini reddediyor (ben kimya mezunuyum,felsefeye ilgi duyuyorum,bu konulara kimya kadar yakın değilim,eğer yanlış bir tespit içerisinde bulunuyor isem,konuya biraz daha açıklık getirmenizi talep edeceğim)
    Hakikat, sevgili Pilatus, Tanrı’dır ve hakikati arayan herkes Tanrı’yı arar ve över. Tanrı nerede yaşar? Kafanda; başka nerede yaşayabilir ki?
    Max Stirner

  3. #3
    fides - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    15 Şubat 2008
    Yer
    Sürgün
    Mesajlar
    1.537

    Standart Ynt: Karl Marx

    diyalektist_ismail, panteizm için aşağıda bir link verdim. Panteizme göre evrenin toplamı Tanrıdır.

    http://www.felsefe.net/index.php?top....msg722#msg722

    Bu arada "tekrar dünyaya geleceğini biliyorum " Bu nerede hangi kaynakta var? Tam olarak yazar mısın?Başından, ortasından yada sonundan yazarsak Harun Yahya nın kitapları gibi olur. Çarpıtmış oluruz.
    Eğer biri sana parmağıyla güneşi gösterir ve sen de parmağa bakarsan aptalsın demektir. Eğer güneşe bakarsan daha da aptalsındır, çünkü güneş gözlerini kör eder. Senin bakman gereken parmakla güneş arasında uçan kuştur... (Subcomandante Marcos)

  4. #4
    faust - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    30 Ocak 2009
    Yer
    Bursa
    Yaş
    24
    Mesajlar
    430

    Standart Ynt: Karl Marx

    panteizm hakkında bilgim var, fakat diyalektik materyalizm'in toplamı bana panteizm görüşünü veriyor gibi(İdealist Panteizm'Tabiatçı Panteizm'') ,sadece düşüncemi söyleyeyim eksiklerimin giderilmesi konusunda yardımcı olmanızı yada fikirlerinizi beyan etmenizi bekledim (ben yaratıcıya inanan biriyim,biraz dini eksikliklerim var,bu da insanların fikirlerini birilerine zerklemiş olabileceğini düşündüğ&#252 ;m için,bu konuya biraz soğuk bakıyorum'din konusuna',karl marx'ın da bir panteist olduğunu düşünüyorum ve hala aynı kanıdayım,bu konuda kendimi kutuplaştırdım herhaldeki,farklı şeyler içerisine giremiyorum,bu arada amacım ne karl marx yermek,nede tanrıya ve dine dil uzatmak,düşüncelerim i beyan ettim,fikir konusunda biraz daha zamana ihtiyacım var),bu arada sağol fides,panteizm hakkında ayrıntılı bilgi verdiğin için
    Hakikat, sevgili Pilatus, Tanrı’dır ve hakikati arayan herkes Tanrı’yı arar ve över. Tanrı nerede yaşar? Kafanda; başka nerede yaşayabilir ki?
    Max Stirner

  5. #5
    fides - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    15 Şubat 2008
    Yer
    Sürgün
    Mesajlar
    1.537

    Standart Ynt: Karl Marx

    diyalektist_ismail ben Marx ın neden panteist olduğunu düşündüğünü anlamak istediğim için kaynak istedim. Eğer o cümleleri ve kaynağı belirtirsen daha verimli bir diyalog geliştiririz. Belki yanlış anlamışsındır. Dediğim gibi alıntıyı net bir şekilde buraya aktarırsan yardımcı olabiliriz.
    Eğer biri sana parmağıyla güneşi gösterir ve sen de parmağa bakarsan aptalsın demektir. Eğer güneşe bakarsan daha da aptalsındır, çünkü güneş gözlerini kör eder. Senin bakman gereken parmakla güneş arasında uçan kuştur... (Subcomandante Marcos)

  6. #6
    faust - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    30 Ocak 2009
    Yer
    Bursa
    Yaş
    24
    Mesajlar
    430

    Standart Ynt: Karl Marx

    alıntıdan kastınız,okuduğum veya bu kanıya nereden vardığımın belirtisi ise,hayır bir kaynak yada bilgi alış verişi yaptığım bir durum değil,konuyu biraz irdeleyeceğim,karl marx,diyalektik materyalizm'i:evrenin tez,antitez,sentez üçlemesi ile gerçek olanı bulması,bu da materyalist bir felsefe ile bağdaşıp (dünyanın ilk günden var olup,kendi kendine yetmesi,(tez),bu bir zaman aralığında ideolojileri içerisinde barındırıp sosyal hayattan zıtlaşması(köle ,efendi ilişkisi,antitez),bu zıtlaşma zaman içerisinde kendini bulması ve (sentez),gerçeği elde etme kanısı,bu sentez aşaması bana,panteizmi veriyor gibi geliyor,bunun üzerine bir kaç gün düşündüm,evre n gerçekten yaratıcı ise yada yaratıcı evren ise (sentez aşaması)panteizmin kendisidir ki,marx bu na işçi patron eşitliğinin sağlanması diyor,bu koşul dahi aranmamış olsa idi,maddenin diyalektik süreci evrenin kendisini veriyor ki,bu da tanrıyı tanımamasının kendinde şüphe uyandırmamasının ayrıntısına kapılmamış olması (karl marx bugun,panteizm üzerine düşünüp kendi felsefesi üzerine karşılaştırma yapsa idi,bana kalıyor ki,tanrının gerçekten yok olduğunu dile getirsede onu vicdanından atamaz gibi geliyor'kişisel düşüncem)

    Not:Hegel'in karmaşık ve anlaşılmaz soyut felsefesini açıklayıp dile getiren ve temele oturturan karl marx,acaba diyor mudur,ben bu soyutlanmayı nasıl dile getirdim ve temele oturtturabildim,bu ince ruh,kendinde var olan evren,bilginin bütünü,herhal de karl marx,bir tanrı inancı taşıyor fakat bu ona engel olduğu için onu reddediyor,tanrı benim,ben tanrıyım(Kişi-oluş,Panteizm),birazda eksik karl marx'ın arka tarafını görememek,gerçek karl marx,bu kadarla gürülebilen bir filozof değildir,bu şekilde küçümsüyor uz.(İdeolojisini benimseyip ilerisine gidemediğimiz için)
    Hakikat, sevgili Pilatus, Tanrı’dır ve hakikati arayan herkes Tanrı’yı arar ve över. Tanrı nerede yaşar? Kafanda; başka nerede yaşayabilir ki?
    Max Stirner

  7. #7
    faust - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    30 Ocak 2009
    Yer
    Bursa
    Yaş
    24
    Mesajlar
    430

    Standart

    2.Spinoza günü etkinliğine katılımda bulunmuş olan arkadaşlar konferansta tartışılan konulardan alıntılar yapabilirler mi,Spinoza ve Karl Marx görünürde ne kadar uzak olsalarda birbirlerine,onları özdeşleştiren özünde panteizmdir,panteist değilim ama Karl Marx'ın Ateist olduğu görüşünü reddediyorum ve konferansta konuşulan konuları merakla bekliyorum,şimdiden sağolun.
    Konu faust tarafından (06 Ocak 2010 Saat 12:55 ) değiştirilmiştir.
    Hakikat, sevgili Pilatus, Tanrı’dır ve hakikati arayan herkes Tanrı’yı arar ve över. Tanrı nerede yaşar? Kafanda; başka nerede yaşayabilir ki?
    Max Stirner

  8. #8

    Üyelik tarihi
    01 Haziran 2011
    Mesajlar
    8

    Standart

    Merhaba,

    Bir filozofu/devrimciyi incelemek, teorisini bilince çıkarmak/ özüne inebilmek zor olduğu kadar meşakatli bir iştir. Marx ve düşüncesinin anlaşılması sanırım marx'ın eleştri oklarını yönelttiği aydınlanma filozofları olduğu kadar neye niçin karşı çıkıldığı da irdelenmelidir. Marx'ı din felsefesi yada dinsel normlar üzerinden açıklamaya çalışmak oldukça zorlama olur, Algılayabildiğim kadarıyla Marx'ta kaba bir din reddiyesi yoktur,dinin toplumsal yeniden üretimin, halkların sistem içine çeken "mistik-ruhsal" bir aroması , insanı ve iradesini rızâ, kader, tahaakküm gibi kavramlarla silikleştirmeye mevcut paradigmanın ilerleyişini sağlayan bir "görüngüdür" marx çabasını bu realite üzerinden sınıflı toplumlar ve son uğrağı olan kapitalizmde üretici güçleri ve ilişkilerini; hukukun, politikanın, dinin, ailenin, felsefenin üretim güçlerinden bağımsız olamıyacağını , temel itkinin sınıflar savaşımı olduğunun eylem teorisidir, aynı zamanda (burjuva) aydınlamanın sistemli bilimsel eleştrisidir.

  9. #9
    glsezinrs - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    12 Aralık 2010
    Yer
    istanbul
    Mesajlar
    1.297

    Standart

    Alıntı Kara Kalem Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Merhaba,

    Algılayabildiğim kadarıyla Marx'ta kaba bir din reddiyesi yoktur,dinin toplumsal yeniden üretimin, halkların sistem içine çeken "mistik-ruhsal" bir aroması , insanı ve iradesini rızâ, kader, tahaakküm gibi kavramlarla silikleştirmeye mevcut paradigmanın ilerleyişini sağlayan bir "görüngüdür" marx çabasını bu realite üzerinden sınıflı toplumlar ve son uğrağı olan kapitalizmde üretici güçleri ve ilişkilerini; hukukun, politikanın, dinin, ailenin, felsefenin üretim güçlerinden bağımsız olamıyacağını , temel itkinin sınıflar savaşımı olduğunun eylem teorisidir, aynı zamanda (burjuva) aydınlamanın sistemli bilimsel eleştrisidir.
    Doğru algıladığınızı düşünüyorum.Marx, ontolojik olarak temele maddeyi(atom) yerleştirir. yani algılanabilen, ölçülebilen, somut varlığın kendisi.Bu varlık dönüşüp değişebilen, ama asla yok olmayandır.Bununla birlikte Marx, örneğin "ruh" u reddetmek yerine, henüz ölçümlenemeyen daha küçük atomlardan oluştuğuna ilişkin görüşler öne sürmüştür. Panteizm, yaratıcı-yaratılmış ayrımını reddeden ve evrenle yaratıcıyı özdeş kılan dinsel öğreti.Marxın materyalizminden ateizmine ilişkin bir fikir çıkaramadığım gibi, panteist olduğunu ilişkin bir veri de çıkaramadım ben.Daha doğrusu marksist öğreti subjektif bir inancı değil, üretim ilişkilerini ve buna bağlı toplumsal üstyapıları analiz etmek amacıyla ortaya konmuştur.İnançları değil, toplumsal bir kurum olarak din olgusunu irdeler.
    Gün gelir, istiridye incinin değerini anlar.

  10. #10

    Üyelik tarihi
    01 Haziran 2011
    Mesajlar
    8

    Standart

    Din kavramı; yabancılaşmanın, tersine dönmüş bir dünyanın, meta ilişkilerinden ayrı düşünülmemelidir. Gerek tek tanrılı dinlerin çıkışındaki toplumsal/tarihsel koşullar gerekse dinlerin öğütlediği ortak öğütleri irdelediğimizde önünden akıp giden hayat yerine ahiretin önemine, reel yaşamın “sınav” alanı olduğu diktesi vardır. İrdelemeye çalıştığım nokta tekil bireylerin inançları değildir, din kavramı üzerinden kurulan bilinç tiranlığıdır, kavramı hegomanya aracı yapan bu dinamiklerdir.

    Tanrıyı; var eden olgu insanın doğayı tanıma algılama, usa çıkarma konularındaki yetersizliği/üretimin embriyo çağında olmasıdır. Tanrı, algılayamadıklarımızdır. Halbuki olguları toplumsal süreçleri bağlamında neden sonuç ilişkileriyle incelersek doğada toplumda ve insanda açıklanamıyacak/bilinemez bir kavram/olgu yoktur. Açıklayamadıklarımız ve-veya hatalarımız nesne-özne başka bir değişle insan-doğa arasındaki ilişkisinin düzeyiyle ilintilidir. Somutlarsak; ilkçağda insanların algılayamadıkları, algılayamadıklarından dolayı da çözemedikleri toplumsal sorunlar nedeniyle zihinlerde mistik gücün yaratılmasına neden olmuştur. Yaşadığı topluma eleştirel gözle bakabilen insanlık ‘gök gürültüsünün, rüzgarın ya da diğer ekolojik bir olayın’ tanrının insanlığa bir cezasından ziyade yarattığı mistik gücün dışında aramaya başlar oldular. İnsanın balçıktan/topraktan ilah tarafından yaratılış ve ahiret (cennet cehennem) süreci, tufanlar , kadını erkeğin kaburgasından tanrı tarafından oluşturulduğu tek tanrılı dinlerden önce “yaratılmış” / yazılmıştı. Tarihin ilerlemesi değişen toplumsal koşullar, üretim ilişkileri; yeni mistik figürlerin yaratılması ihtiyacını doğurdu. Marks dinin toplumsal karekterine, insanı edilgen bir özneye çevirmesine payı olan dine karşı çıkar. Sorunlarının kaynağını dinde, ya da tinsel savruluşta, düşünüş biçiminde değil var olan toplumların sınıflara bölünmüşlüğüne eğilir. Bilinci , “ruhu” bu minvalde inceler.Tarih felsefi/tinsel kahramanlıklar-aforizmalar üzerinden değil, somut olayların-olguların, üretim araçları ve ilişkilerinin karşılıklı etkileşimiyle aydınlanabilir. Bilinci; soyut düşünce yığınından, üretim güçlerinin gelişme seviyesiyle diyalektik bir bağ olduğunu - sürekli hareket halinde olan maddenin ürünü olduğu realitesini ete kemiğe büründüren diyalektik maddeci yöntemdir.

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.0