Sayfa 1/5 123 ... SonSon
45 sonuçtan 1 ile 10 arası

Konu: Cennetin Kabulü ile Ötesinin Sorgulanması

  1. #1
    Doutrus - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    15 Ağustos 2010
    Yer
    İstanbul
    Yaş
    23
    Mesajlar
    27

    Standart Cennetin Kabulü ile Ötesinin Sorgulanması

    Cenneti kabul ettiğim bir varsayımın akabininde düşünmekte güçlük çektiğim bir durum var.Kurandaki tasvirlere dayanarak cennet, haz ve mutluluk getiren bir ruh durumu ya da mekân.Buraya ulaşan insanlar algı seviyesine göre maddi(maddi ibadet-sofuluk ağır) veya manevi(sufîlik ağır) aşamalar kaydetmiş bireyler ki,bana en yakını;bir şeyi sadece iyi olduğu için yapan vicdanı hâlâ sızlayabilen ve kendini tüm manevi zehirlerden arındırıp yüksek faziletlere erebilmiş kişi olabilmek...Ama böylesi Tanrı sevgisi yoğun olan,fenafillahı duyumsayabilecek kadar O'na yakın olan dervişleri cennette zevk-i sefâ içinde düşünemiyorum.Bu uyuşmaz algılar için bir çözüm arıyorum.
    ?

  2. #2

    Üyelik tarihi
    14 Eylül 2010
    Mesajlar
    337

    Standart

    Alıntı Doutrus Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Cenneti kabul ettiğim bir varsayımın akabininde düşünmekte güçlük çektiğim bir durum var.Kurandaki tasvirlere dayanarak cennet, haz ve mutluluk getiren bir ruh durumu ya da mekân.Buraya ulaşan insanlar algı seviyesine göre maddi(maddi ibadet-sofuluk ağır) veya manevi(sufîlik ağır) aşamalar kaydetmiş bireyler ki,bana en yakını;bir şeyi sadece iyi olduğu için yapan vicdanı hâlâ sızlayabilen ve kendini tüm manevi zehirlerden arındırıp yüksek faziletlere erebilmiş kişi olabilmek...Ama böylesi Tanrı sevgisi yoğun olan,fenafillahı duyumsayabilecek kadar O'na yakın olan dervişleri cennette zevk-i sefâ içinde düşünemiyorum.Bu uyuşmaz algılar için bir çözüm arıyorum.
    ?
    Yanılgınız cenneti bir mekan olarak görüyor olmanızdan dır. Mekan ve zaman görecelidir. Mekanın ve zamanın ötesine bakmadıkça cennet görünmez.

  3. #3
    enkaz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    13 Ekim 2009
    Yaş
    29
    Mesajlar
    449

    Standart

    o dervişlerin bu dünyada iyilik yapmak için zulüm çektiklerini sanmıyorum. ya da mesela iyi olma durumunu zorla yapmıyorlardır. zaten iyi olan, güzel yaşam onlar için öldükleri ana kadar olan yaşamlarıdır. yani yarın cennete gittiklerinde bir şeylerin acısını çıkaracaklarını sanmıyorum...

    ayrıca Preatorian, cenneti mekan olarak görmekten başka çaremiz yok. aksi durumda hiç bir şey oluşturamayız beynimizde. oraya gittiğimizde bambaşka bir şey çıkar karşımıza belki ama sonucunda oradaki ?nin buradaki karşılığı mekandır ya da zamandır...

  4. #4

    Üyelik tarihi
    14 Eylül 2010
    Mesajlar
    337

    Standart

    Alıntı enkaz Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    o dervişlerin bu dünyada iyilik yapmak için zulüm çektiklerini sanmıyorum. ya da mesela iyi olma durumunu zorla yapmıyorlardır. zaten iyi olan, güzel yaşam onlar için öldükleri ana kadar olan yaşamlarıdır. yani yarın cennete gittiklerinde bir şeylerin acısını çıkaracaklarını sanmıyorum...

    ayrıca Preatorian, cenneti mekan olarak görmekten başka çaremiz yok. aksi durumda hiç bir şey oluşturamayız beynimizde. oraya gittiğimizde bambaşka bir şey çıkar karşımıza belki ama sonucunda oradaki ?nin buradaki karşılığı mekandır ya da zamandır...
    Zaten beyninizde oluşturma çabanızdan ötürü yanılıyorsunuz. Beyin zaman ve mekana bağlıdır. Bu evren zaman ve mekan içindedir. Fakat bu evren ile sınırlarsanız her şeyi yanılgılar yaratırsınız. Bu evrenin dışında zaman ve mekan olmadığı gibi, zaman ve mekanı düşünecek ve buna anlam verecek bir zihinsel yapıda olmayabilir.
    Zihin zaman ve mekanlar yaratır, doğası budur. Bu yüzden cenneti bir mekan olarak algılama ve anlamlama gayreti kaçınılmaz ve doğaldır fakat zihin ile sınırlıdır.
    Aynı şekilde hiç bilmediği ruhu da benzer şekilde bir kalıba sokma gayretindedir, yine benzer şekilde Tanrıyı da kalıplara sokma gayretindedir. Zihin bu sistemleri yaratır. Oysaki bunların hiçbiri zaman ve mekana bağımlı olmadığından bu evrenin çıkarımları ile açıklanamaz! Bu sistemleri zaman ve mekana bağımlı hale getirmek ise kesinlikle Tanrının yaratıcılığına sınırlama getirmektir.
    İnsanlar çeşit çeşittir fakat genel olarak 2 türlüdür. Biri zihnine hakim olanlar, öbürü ise zihnine köle olanlardır. Kölelikten kurtuluş, Musa'nın çölleri geçip, Kızıldeniz'i ikiye bölmesi, Muhammed'in çölleri geçip, ayı ikiye bölmesi kadar zordur fakat bir kere ulaşıldı mı, bir daha geri dönüşü yoktur.

  5. #5
    nırvana - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    25 Aralık 2009
    Yaş
    31
    Mesajlar
    60

    Standart

    iyide bence bir sorun daha var ki o da şu;kendi cennet algımı sorguladığımda yada kendimi motive etme adına cennet kavramını zikrettiğimde aklıma hiç bir zaman şöyle şırıl şırıl akan kevser yada bal ırmağı gelmiyor.Olayın bendeki olası tasviri görsele aktarma sorunu olduğunu varsayarak üstünden geçiyorum.Ama hiç bana zaman ve mekana bağlı bir cennet yaşantısı varmış gibi gelmiyor.O bir hal sanırım.algısal bir durum aynı akvaryumdaki iki balığın üstüne gün ışığı düşse biri korkabilir biri sevinebilir neyi nasıl algıladığı zavallı balığın durumunu değiştirmesede duygusunu değiştirir....neyse çok saçmalamadan...cennet cennet dedikleri birkaç köşkle birkaç nuri isteyene ver onları bana seni gerek seni diyip asıl olana bir dokunmuş olalım....saygılarımla efem

  6. #6
    rainbow64 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    06 Şubat 2010
    Mesajlar
    346

    Standart

    En basit çözüm çözümü başkasında arama...........
    Bilginin peşinden hiç durmadan koşmak ümidiyle.

  7. #7
    enkaz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    13 Ekim 2009
    Yaş
    29
    Mesajlar
    449

    Standart

    bir şeyi beyinde oluştururken yanılmayız, sadece ifade ederken yanılırız. aslında bu yanılma yaratıcılığın ta kendisidir. iş bu yüzden zihin dışında gelişir ve zihin ne kadar sınırlı görünse de eylem her zaman sınırsızdır. ve bildiğimiz her şey eylemlerden kaynaklı olduğundan-yani zihni oluşturan eylemler olduğundan- eylemin sınırsızlığından bahsetmek gerekir. ve bu yüzden goya nın devi benim tanrım olabilir ya da peygamberin sözü benim tanrı tasvirim olabilir.
    tasvir-eylem,, her ne olursa olsun zihinden bağımsızdır ve maddedir ve zaman-mekan olsa da olmasa da,, benim hiç anlayamayacağım bambaşka bir şey olsa da gene vardır ve gene sınırsızdır...

  8. #8
    Doutrus - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    15 Ağustos 2010
    Yer
    İstanbul
    Yaş
    23
    Mesajlar
    27

    Standart

    Alıntı enkaz Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    o dervişlerin bu dünyada iyilik yapmak için zulüm çektiklerini sanmıyorum. ya da mesela iyi olma durumunu zorla yapmıyorlardır. zaten iyi olan, güzel yaşam onlar için öldükleri ana kadar olan yaşamlarıdır. yani yarın cennete gittiklerinde bir şeylerin acısını çıkaracaklarını sanmıyorum...

    ayrıca Preatorian, cenneti mekan olarak görmekten başka çaremiz yok. aksi durumda hiç bir şey oluşturamayız beynimizde. oraya gittiğimizde bambaşka bir şey çıkar karşımıza belki ama sonucunda oradaki ?nin buradaki karşılığı mekandır ya da zamandır...
    Sorun da bu zaten,o tip sufî dervişleri Kuran'da bahsedilen cennet tasvirlerinin getirileriyle bağdaşmıyor.Onların cenneti belki de sadece huşu olacaktır?

  9. #9
    Doutrus - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    15 Ağustos 2010
    Yer
    İstanbul
    Yaş
    23
    Mesajlar
    27

    Standart

    Alıntı enkaz Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    bir şeyi beyinde oluştururken yanılmayız, sadece ifade ederken yanılırız. aslında bu yanılma yaratıcılığın ta kendisidir. iş bu yüzden zihin dışında gelişir ve zihin ne kadar sınırlı görünse de eylem her zaman sınırsızdır. ve bildiğimiz her şey eylemlerden kaynaklı olduğundan-yani zihni oluşturan eylemler olduğundan- eylemin sınırsızlığından bahsetmek gerekir. ve bu yüzden goya nın devi benim tanrım olabilir ya da peygamberin sözü benim tanrı tasvirim olabilir.
    tasvir-eylem,, her ne olursa olsun zihinden bağımsızdır ve maddedir ve zaman-mekan olsa da olmasa da,, benim hiç anlayamayacağım bambaşka bir şey olsa da gene vardır ve gene sınırsızdır...
    1-bir şeyi beyinde oluştururken yanılmayız, sadece ifade ederken yanılırız (+)
    2-aslında bu yanılma yaratıcılığın ta kendisidir ( Güzel bir bakış açısı;ancak ben yaratıcılığı dış dünyadan edinilen araçları birleştirip başka bir araç yapan zihne yoruyorum.Dış dünya sınırlıdır,dış dünyaya yeni bir açı kazandıran zihin de öyle.Aynı kısır döngünün içerisindeler.

  10. #10
    Doutrus - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    15 Ağustos 2010
    Yer
    İstanbul
    Yaş
    23
    Mesajlar
    27

    Standart

    Alıntı Preatorian Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Zaten beyninizde oluşturma çabanızdan ötürü yanılıyorsunuz. Beyin zaman ve mekana bağlıdır. Bu evren zaman ve mekan içindedir. Fakat bu evren ile sınırlarsanız her şeyi yanılgılar yaratırsınız. Bu evrenin dışında zaman ve mekan olmadığı gibi, zaman ve mekanı düşünecek ve buna anlam verecek bir zihinsel yapıda olmayabilir.
    Zihin zaman ve mekanlar yaratır, doğası budur. Bu yüzden cenneti bir mekan olarak algılama ve anlamlama gayreti kaçınılmaz ve doğaldır fakat zihin ile sınırlıdır.
    Aynı şekilde hiç bilmediği ruhu da benzer şekilde bir kalıba sokma gayretindedir, yine benzer şekilde Tanrıyı da kalıplara sokma gayretindedir. Zihin bu sistemleri yaratır. Oysaki bunların hiçbiri zaman ve mekana bağımlı olmadığından bu evrenin çıkarımları ile açıklanamaz! Bu sistemleri zaman ve mekana bağımlı hale getirmek ise kesinlikle Tanrının yaratıcılığına sınırlama getirmektir.
    İnsanlar çeşit çeşittir fakat genel olarak 2 türlüdür. Biri zihnine hakim olanlar, öbürü ise zihnine köle olanlardır. Kölelikten kurtuluş, Musa'nın çölleri geçip, Kızıldeniz'i ikiye bölmesi, Muhammed'in çölleri geçip, ayı ikiye bölmesi kadar zordur fakat bir kere ulaşıldı mı, bir daha geri dönüşü yoktur.
    O halde bize düşen kutsal kitapların yönlendirmelerine rağmen kafamızda herhangi bir cennet-cehennem tafsiri oluşturmamak mı?Yoksa ahiretteki mukadderatı bir ruh durumu olarak yorumluyabilir miyiz?Böylelikle çilekeş dervişlerimiz huşu içerisinde cennete kalabilirler mi?

Sayfa 1/5 123 ... SonSon

Members who have read this thread : 2

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.0