Sayfa 1/3 123 SonSon
26 sonuçtan 1 ile 10 arası

Konu: Ne Giydiğin Sonucu Etkilemeyecek

  1. #1

    Üyelik tarihi
    06 Aralık 2009
    Mesajlar
    271

    Standart Ne Giydiğin Sonucu Etkilemeyecek

    Adamı, vergi dairesine çağırmışlar.. Yanında bütün defterlerini ve hesaplarını da getirmesini istemişler.Adam korku içinde, mali danışmanına gitmiş.

    Sormuş:

    - Vergi dairesine giderken nasıl giyineyim?. Ne tür bir izlenim bırakırsam,bana daha az vergi cezası keserler?


    Mali danışmanı öğüt vermiş;

    - En eski elbiselerini giy.. Yoksul, muhtaç bir görüntü ver ki, sana az ceza kessinler.


    Adam güvenemeyip, bir de avukatına danışmış.Avukat, mali müşavirin tam tersi bir öğüt vermiş.

    - En yeni, en pahalı elbiseni giy.. Güvenli, kendinden emin bir görüntü ver ki, az ceza kessinler vergiciler.


    Adamı bu öğütler tatmin etmemiş.Aklına güvendiği, filozof bir arkadaşına aynı soruyu sormuş. Bu akıllı arkadaşı bir hikaye anlatmış .


    Şöyle demiş:

    - Bir gelin, zifaf gecesi ne giymesi gerektiğini bir arkadaşına sorar. O da, gırtlaġa kadar kapalı, koyu renk bir gecelik giymesini tavsiye eder. Bir başka arkadaşı ise, dekolte, şeffaf bir gecelik giymesini söyler.

    Vergi dairesine giderken ne tür bir elbise giymesi için arkadaşından öğüt bekleyen adam, bu hikayeyi dinledikten sonra, sorar:

    - Zifaf gecesi ne giyeceğini bilemeyen gelinle, vergi dairesine giderken ne giyileceğini soran benim aramda ne gibi bir ortak yan var ki?

    Adamın akıllı arkadaşına gülerek, izah eder:

    - Ne giyersen giy, başına gelecek şey aynıdır.

    Alıntı

  2. #2
    kuzeys
    Ziyaretçi

    Standart

    kaderci toplumun hayal gücü işte.. Oysa kutsal kitaplar bile der şunu.. İnsan kendi kaderinin efendisidir.. Tabii efendilerin olduğu yerde her zaman köleler olacaktır..

    kölelik olmasın eşit mi kalalım diyorsunuz.. O zaman kimse üzerine bir şey giymesin..

    Hepimiz ancak çırıl çıplak kaldığımız zaman eşitiz.. Kendi kusurlarımızı görmekten başkasınaın kusuruna vakit kalmayacağı gibi bize anlam ve imge katan saçımız başımız kıçımız donuk kalacaktır gözümüzün kaşımızın arasında..
    Konu Phi tarafından (27 Eylül 2010 Saat 02:44 ) değiştirilmiştir.

  3. #3

    Üyelik tarihi
    06 Aralık 2009
    Mesajlar
    271

    Standart

    Bu şekildeki üslubunuzdan dolayı sizi şiddetle kınıyorum ve terbiye sınırlarını haddinden fazla aştığınızı görüyorum . Bilinç altınızdaki rahatsızlığınızı bu şekilde dışa vuramazsınız .Ya yazıyı okumamışsınız ya da yeteri kadar bunu kavrayacak yetiye sahip değilsiniz . Alıntılanan bu yazıyı hoşunuza gitmiyorsa okumazsınz, bu kadar basit . Saçma sapan yorumlarınız da size kalsın .

    Bedelsiz hiçbir şey yoktur . Bizler yaptıklarımızın karşılığını (olumlu veya olumsuz) bir şekilde alırız . Bundan kaçış yoktur .Etki-tepki meselesi . Yöntemler farklı olsa bile sonuç değişmeyecektir .

  4. #4
    kuzeys
    Ziyaretçi

    Standart

    bilinçaltı rahatsızlık ve üslup nerden nereye nasıl vardınız üç aşağı beş yukarı kestirebiliyorum ama felsefş tartışmalar bölümüne açılmış yorumsuz bir alıntının felsefi yaklaşımı umuma açık bir noktada benim için budur. Diğer bi yandan sizin hikayenizin önermesi düpedüz kaderciliktir. Her hikayenin kronolojisi serim düğüm çözüm olarak sergilenir. Burada sebep sonuç ilişkilerini değerlendiren en ufak bir ivme yok..

    Şık giyinirsen vergi dairesi gene paranı alır
    giyinmezsen yine alır

    türk öğün çalış kazan - vergini ödemeyide umutma.. siz sanırım bu yazıdan bu izlenimi çıkarıyorsunuz ki bir bedel diyet ilişkisi kurguluyorsunuz. ) Ozaman hikayenin sonunda sol gruplar gibi bedel ödedik bedel ödetecdeğiz diye bir önerme mi çıkarmalıyız... Yapmayın bu fıkra yada hikaye müstehcen bir fıkranın modernize halidir.. Fıkra için teşekkürler güzeldi sizin düşünce tekniğiniz ve önermeniz ise daha güzeldi )

  5. #5

    Üyelik tarihi
    06 Aralık 2009
    Mesajlar
    271

    Standart

    Umuma açık bir platformda eleştiri ve yorum hakkınızı kullanabilirsiniz ancak verdiğiniz örneklerle karşınızdaki kişinin bir bayan olduğunu yok sayamazsınız . Benim terbiyem ve ahlak-i değerlerim bu tür yaklaşımlara müsaade etmez . Öyle sokak ağzıyla vereceğiniz örneklerle son derece uygunsuz ve yakışıksız bulurum . Ya yazıyı okumuyorsunuz ya da yeteri kadar çıkarımda bulunamıyorsunuz .Ya da böyle düşünüyorsanız o sizin düşüncenizdir . Kadercilikle bir ilgisi yoktur . Ben de böyle düşünüyorum.
    Her yazılan yazının sizin için derin bir içerik taşıması gerekmez . Sizin için sıradan bir hikaye gelebilir . Hoş öyle sıradan olduğunuda düşünmüyorum da .Israrla bu kadar üzerinde durduğunuza göre sizin için bir anlam teşkil ediyor demektir .

  6. #6

    Üyelik tarihi
    19 Haziran 2009
    Yer
    İstanbul
    Yaş
    52
    Mesajlar
    773

    Standart

    Alıntı kuzeys Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    kaderde varsa düzülmek neye yarar üzülmek anlayışın bir farklı yüzü değilmi bu hoş ve komik hikaye.. Tuvalet yazıları gibi - Tecavüz kaçınılmazsa haz almaya bak !!

    kaderci toplumun hayal gücü işte.. Oysa kutsal kitaplar bile der şunu.. İnsan kendi kaderinin efendisidir.. Tabii efendilerin olduğu yerde her zaman köleler olacaktır..

    kölelik olmasın eşit mi kalalım diyorsunuz.. O zaman kimse üzerine bir şey giymesin..

    Hepimiz ancak çırıl çıplak kaldığımız zaman eşitiz.. Kendi kusurlarımızı görmekten başkasınaın kusuruna vakit kalmayacağı gibi bize anlam ve imge katan saçımız başımız kıçımız donuk kalacaktır gözümüzün kaşımızın arasında..
    Bu yorumu okuduğumda açıkçası ben de rahatsız, daha doğru bir deyimle sinir olmuştum.
    Bu kadar da olmaz yanii, dedim. Okuduğumda zamanım çok sınırlıydı, görüşümü yazamadım. Yazmaya Müsait olduğumda ise gördüm ki; Epilogue zaten gerekenleri yazmıştı.

  7. #7
    kuzeys
    Ziyaretçi

    Standart

    ahlak ve erdem üzerine sohbetleriyle meşhur bir filizofu birgün bir bayanla bir odada seks yaparlarken yakalarlar.
    Ve Üstadım bu ne iş derler.
    Filizofda duruşunu hiç bozmadan cevap verir..
    bir çiftçi toprağı nasıl tohum ekiyorsa bende öyle insan ekiyorum der.

    bizim hikayemizde ise
    kahramanımız mağduru oynarken - vergi memurları kucak açmıştır ona..
    mali danışman - durmak yok devam mağdur edebiyatına devam derken
    avukat - herşey derken her ile şey ayrı yazılır üstadım hem bu işler ye kürküm ye meselesidir demiştir.
    genel izlenim - devlet alacağını* alacaktır. ( kasa her zaman kazanır)

    her iki durumdanda memnun olmayan vatandaş rıza, okuyucuyada kendinede kaçınılmazı salık veren filizofumuza baş vurur.

    Sevgili filizofumuz ya herro ya merro der.. öylede olacak bu iş böylede olacak bu iş..
    dünyada kaçacak yer yok her yer roma imparatorluğu deyip zifaf gecesinden söz eder.
    Masal bu ya
    Damadımızda tüm iyi niyetimle söylüyorum
    üç gulüfü bir elham okuyup iştişare uykusuna dalacaktır.


    sevgili yazarlarımız ise aaaaaaaaaaaa ne kadar müstehcen şey bunlay ermannn-- yapma öle ayıp şeyler dercesine
    toplumsal bir maske içerisinden esef duyarlar.
    Ve çoğu yazısında özgürlük eşitlikten söz edip pozitif ayrımcılık beklentisi içerisine girerler.

    Ve tüm masallar gibi bu hikayede
    bir varmış bi yokmuş masal bu ya herkes görmek istediğini görürmüş..diye biter..
    nekadar masum ne kadar masum..
    etkiymiş-tepkiymiş-- pehhh
    bakışaçısı - derki durduğun yer ile baktığın açının bütünü gördüklerindir..
    siz ise din kisvesi altında fazilet diyorsunuz..Üstelik buna felsefeyi alet ediyorsunuz...

    siz ikiniz şu teslimiyetçi ve kaderci yazıyı felsefi anlamda teorize edin bırakın bakış açısını etki-tepki meselesine uyarlayıp toplumsal uyanışı simgeleyen bir hale getirin bende yazdıklarımdan dolayı üzüntü duyacağım..

    Bedelsiz hiçbir şey yoktur . Bizler yaptıklarımızın karşılığını (olumlu veya olumsuz) bir şekilde alırız . Bundan kaçış yoktur .Etki-tepki meselesi . Yöntemler farklı olsa bile sonuç değişmeyecektir .
    Sizin toplumsal mesajınız üzülerek söylüyorum ki benim sokak ağzımdan ( ki bu bir kültürdür - sokak edebiyatı - sizin kulağınıza hoş gelecek şekilde - underground kültür) daha kötü ve acınası bir durumdadır.Sizin düşünceniz yahut genel çıkartımınız İnsan düşüncesinin gelişimi sınırlarlayıp insanı bir kafese koymakla aynı şeydir. Benim uslum ise sizinkine göre daha alaycı ironik ve gerçektir. Ve toplumsal bakış açısını gerçeği ret etmeden birebir yansıtır. Felsefe doğası gereği tüm bilimlerle ilgilensede pembe yalanlarla daha çok psikoloji bilimi ilgilenir. Felsefe acıda olsa hakikatten yanadır. O en çok sosyolojik terminolojiden beslenir.

    Bu yazı serbest bir bölgeye yada mizah bölümüne açılmış olsaydı güler geçerdim. Felsefi tartışmalar bölümüne insanlar sus pus olsun konuşmasınlar ama ben bileyim ve beni görsünler diyemi açtın buda ayrı bir merak konusu.. kelimler size uysada uymasada ben olayın özüne değindim.. siz hala damatın üç gulufu bir elham okuyarak iştişare uykusuna dalabilceğini yada vergi memurlarının kahramınıza plaket vereceğini düşünebilirsiniz. Zaten bu sizin kaçınılmazınız..

  8. #8

    Üyelik tarihi
    19 Haziran 2009
    Yer
    İstanbul
    Yaş
    52
    Mesajlar
    773

    Standart

    Haklısınız kuzeys.!Aklın yolu sıfır nasıl olsa)))
    Oysaaa;
    Hayat bazen tatlıdır...
    Ve akın yolu birdir.
    İroniyi de anlamayacak kadar düz zeka değiliz sanırım. Hikayede anlatılan bambaşka bir şey sizin sözünü ettiğiniz ne alaka babından bir şey. Anlak meselesi...sizi kınamamalıydım)))
    Ayrıca; Ayrıca benim takıldığım nokta yazınızdaki /buraya yakışmayan kelimeler değil(çünkü o sizin görgü ve saygı seviyenizin göstergesidir, beni ilgilendirmez)/
    yazınızın konuyla yakından uzaktan alakası olmayışı...Laf ola beri gele /zahmete ne gerek vardı ise???/ anlayışıyla yazılmışlığının sırıtışındaki yakışıksızlığı ve anlamsızlığı idi.
    Ne yalan söyleyim; zaten çoğu yorumlarınızı okurken soruyorum kendime;
    Acaba bunlar ayıkken mi yazıldı? diye...sonra "boşver, isteyen ayıkken, isteyen sarhoşken yazabilir, önemli olan benim ayıkken okumamdır" diyerek gülüp geçiyorum)))))))

  9. #9
    kuzeys
    Ziyaretçi

    Standart

    konuyu birde sen bağlarmısın özüne.. ayıkken pek bir şey yazmam bu arada.. o bambaşka şeyi özelliklede mizah anlayışını merak etmemek elde değil. Ayrıca bir ironi bukadar sorgulanıyorsa burada kinaye vardır ki ben yazdıklarımı laf olsun diye yazmadım. Hikayede copy pasteci yazarda bana o izlenimi verdi. Sen şimdi boşver bunlarıda şu konuyu felsefi ve ulvi bir tartışma haline getirecek yorumunu yap. Alman gereken cevabı zaten alırsın fazlasıyla..

    Buyrun ekranınız gibi bu alanda sizin..

  10. #10
    seyduna - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    25 Ocak 2010
    Mesajlar
    95

    Standart

    Bu hikayeye kuzeys'in bakış açısından başka yorum getirilemez. Belki biraz sivri bir yazı ama mantığı budur yani. Siz söyleyin şimdi hikayede 1 tane filozof kelimesi geçti diye felsefi bir mantık taşıması mı gerekir?Rastgele filozof demişler. Şimdi bu konunun felsefi tartışmalar bölümüne açılması bile saçma. Ne alaka?Epiligue sen söyle o zaman bu hikayenin ne felsefi tartışma değeri var da kavrayamıyoruz? Aydınlatsanıza bizi?Ayrıca buna bu tarz yorum geleceği her halinden belli. Neden bu kadar şaşırıyorsunuz? Bile bile lades bu yaptığınız. Oyun oynamayın hem böyle bir fıkra ekleyip hem de birilerini tu-kaka olarak göstermeyin.

Sayfa 1/3 123 SonSon

Members who have read this thread : 1

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.0