Sayfa 8/8 İlkİlk ... 678
78 sonuçtan 71 ile 78 arası

Konu: Güzellik ve Çirkinlik Nedir?

  1. #71
    nejdet - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    20 Ağustos 2008
    Yer
    istanbul
    Yaş
    48
    Mesajlar
    2.545

    Standart

    Preatorian,

    Bir şeyin güzel olarak gösterilmesi ayrı bir durum ve zamanla bunun gösterilen kişi tarafından güzel olarak benimsenmesi ayrı olgulardır. Sanırsam siz ikinci durumdan söz ediyorsunuz. Böyle olsa da, güzellik olgusunun tüm yaşam boyunca sabit kalması her zaman ve her olgu için geçerli olmasa gerek. Güzellik anlayışı kişinin yaşamı boyunca değişir ve gelişir/yenilenir.

    Güzelliğin bilince sistematik yerleşmesine gelince; bu belirleme bir genel kural olamaz. Çünkü öyle durumlar vardır ki, göründükleri, duyumsandıkları an güzel olarak algılanırlar. Güzele dair algılamanın sistematik olması gerekmez. Tam tersine sistematik algı bir benimsemeden ibaret olacaktır ki, güzel olarak benimseme olarak değerlendirilemez.

    Güzel-çirkin in göreceli olmasına aynen katılıyorum.

    Doğada/evrende kendinden güzel-çirkin zıtlığı yoktur; bu zıtlığı olgu kaynaklı olarak insan düşüncesi yaratır. Güzel-çirkin in göreceli olması yek-diğerine göre güzel-çirkinin farklı olduğunu gösterse de olmayacağı anlamına gelmez; en azından güzel-çirkin tanımı koyan kişi/ler için öyle bir olgu var demektir.
    kadınlarını erkeğe muhtaç bir şekilde yaşamaya zorlayan bir toplum, kökünden acizdir.

  2. #72

    Üyelik tarihi
    14 Eylül 2010
    Mesajlar
    337

    Standart

    Bir şeyin güzel olarak gösterilmesi ayrı bir durum ve zamanla bunun gösterilen kişi tarafından güzel olarak benimsenmesi ayrı olgulardır
    Her ne kadar ayrı gözüksede aslında ayrı değildir. Birinin bunu benimsemesi için bir dış etmene ihtiyaç vardır ki bu dış etmen gösterendir.

    Böyle olsa da, güzellik olgusunun tüm yaşam boyunca sabit kalması her zaman ve her olgu için geçerli olmasa gerek. Güzellik anlayışı kişinin yaşamı boyunca değişir ve gelişir/yenilenir.
    Düşünceler yenilenir, düşünceler değişir. Bakış açınız değişir, güzel görüşünüz değişir. Fikriniz değiştiği için zikriniz değişir. Güzellik gelişim göstermez, gelişim gösteren güzelliği algılayandır. Algı bunu mümkün kılar. Hem Kör, hem sağır ve hem dilsiz birinin güzellik öngörüsü nedir? İnsan beyni %90 olarak görme yetisi ile bilgi kazanımını gerçekleştirir. Güzellikte bu bilgi birikiminin bir sonucudur. Bilginin göreceliliğindendir ki güzellik görecelidir.

    Güzelliğin bilince sistematik yerleşmesine gelince; bu belirleme bir genel kural olamaz. Çünkü öyle durumlar vardır ki, göründükleri, duyumsandıkları an güzel olarak algılanırlar.
    Yine algıya geldik. Duyumsanan ve görünen peki ya duyamayan ve göremeyen? Algınız geliştikçe güzellik anlayışınız gelişir ve değişir. Göreceli algınız göreceli görüntüler göreceli sesler ve sonunda göreceli güzellik. Bu hayatta duyularına bağımlı fakat güzellik bilgisi olmayan biri için anında güzellik mümkün değildir.

    Doğada/evrende kendinden güzel-çirkin zıtlığı yoktur; bu zıtlığı olgu kaynaklı olarak insan düşüncesi yaratır. Güzel-çirkin in göreceli olması yek-diğerine göre güzel-çirkinin farklı olduğunu gösterse de olmayacağı anlamına gelmez; en azından güzel-çirkin tanımı koyan kişi/ler için öyle bir olgu var demektir.
    Harika bir nokta yakaladınız.
    Peki doğada ve evrende yarattığınız başka zıtlıklar yok mu? ve bu zıtlıkları yaratan nedir? Sizmi yarattınız bu zıtlıkları yoksa zihniniz mi?

  3. #73
    nejdet - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    20 Ağustos 2008
    Yer
    istanbul
    Yaş
    48
    Mesajlar
    2.545

    Standart



    “Her ne kadar ayrı gözüksede aslında ayrı değildir. Birinin bunu benimsemesi için bir dış etmene ihtiyaç vardır ki bu dış etmen gösterendir. “


    Dış etken konusunda ortaklaşabilirler ve fakat benimseyip-benimsememe tercihini kişi yapar/içselleştirir. Fark burada ve önemi buradadır.


    “Düşünceler yenilenir, düşünceler değişir. Bakış açınız değişir, güzel görüşünüz değişir. Fikriniz değiştiği için zikriniz değişir. Güzellik gelişim göstermez, gelişim gösteren güzelliği algılayandır. Algı bunu mümkün kılar. Hem Kör, hem sağır ve hem dilsiz birinin güzellik öngörüsü nedir? İnsan beyni %90 olarak görme yetisi ile bilgi kazanımını gerçekleştirir. Güzellikte bu bilgi birikiminin bir sonucudur. Bilginin göreceliliğindendir ki güzellik görecelidir.”


    Güzellik anlayışı değişir ve dönüşür/gelişir demiştim. Güzellik değişir dememiştim k!?
    Bilimsel bilgi göreceli değildir.



    “Yine algıya geldik. Duyumsanan ve görünen peki ya duyamayan ve göremeyen? Algınız geliştikçe güzellik anlayışınız gelişir ve değişir. Göreceli algınız göreceli görüntüler göreceli sesler ve sonunda göreceli güzellik. Bu hayatta duyularına bağımlı fakat güzellik bilgisi olmayan biri için anında güzellik mümkün değildir.”


    İnsanlaşma süreci yaşanmasaydı güzellik kavramı da olmayacaktı; dolayısı ile bilgi ve tarihsel belleği ön-kabul olarak benimsemiş oluyoruz. Bilgi ve belleği olmayan bir canlının kavramından söz edilebilir mi? Bu nedenle anlık güzellik algısı mümkündür.

    “Peki doğada ve evrende yarattığınız başka zıtlıklar yok mu? ve bu zıtlıkları yaratan nedir? Sizmi yarattınız bu zıtlıkları yoksa zihniniz mi?”

    Siz/kişi ve zihin ayrışık değillerdir. Soruyu şu şekilde anlıyorum. Zıtlıklar yalnızca düşünce ile mi yaratılır/epistemolojik olarak yoksa zaten vardırlar ve düşünce ile algılanırlar? Değer yargılarına bağlı zıtlıklar öznel/sosyal/tarihsel içeriklidirler ve fizik dünyadaki zıtlıklardan ayrışırlar.
    kadınlarını erkeğe muhtaç bir şekilde yaşamaya zorlayan bir toplum, kökünden acizdir.

  4. #74

    Üyelik tarihi
    14 Eylül 2010
    Mesajlar
    337

    Standart

    Dış etken konusunda ortaklaşabilirler ve fakat benimseyip-benimsememe tercihini kişi yapar/içselleştirir. Fark burada ve önemi buradadır.
    Benimseyip benimsememe tercihini yapan kimdir? size göre kişinin hür iradesi acaba öylemi? hatılıyormusunuz küçüklüğünüzde size güzel denilen şeyleri benimseyip benimsemediğinizi?
    Güzellik anlayışı değişir ve dönüşür/gelişir demiştim. Güzellik değişir dememiştim k!?
    Bilimsel bilgi göreceli değildir.
    Güzellik anlayışı değişiyorsa güzellik değişmiyormudur? Geçen yüzyılda güzel dediklerinize bu yüzyılda güzel diyormusunuz? M.Ö 1500 lerde uçsuz bucaksız amazon ormanlarını gören siz bunu doğal karşıladınız çünkü onun içinde yaşıyordunuz. Bugün bir orman manzarası görünce "ne güzel" diyorsunuz. M.Ö 5000 de güzel dediğiniz bir bayana bugünde güzel dermiydiniz? Algılayanın algısı değiştikçe algılanan değişir.
    Bilimsel bilgi pek ala görecelidir. Çünkü Bilimin kendi görecelidir. Evren görecelidir. Evreni açıklamaya çalışan bilim görecelidir. Bilimde mutlak doğru yoktur. Olsaydı gelişim göstermezdi.
    İnsanlaşma süreci yaşanmasaydı güzellik kavramı da olmayacaktı; dolayısı ile bilgi ve tarihsel belleği ön-kabul olarak benimsemiş oluyoruz. Bilgi ve belleği olmayan bir canlının kavramından söz edilebilir mi? Bu nedenle anlık güzellik algısı mümkündür.
    Bilgi ve belleği olmayan bir canlıdan söz etmek mümkün elbette. İnsana endeksli bir güzellik insanın endeksinde bir güzelliktir. İnsanın egosu güzelliği belirler. Göreceli olan göreceliyi belirliyor. Ne göreceli bir dünya! İnsanın güzel dediği sadece insana güzel. Anlık güzellik kavramınız daha öncede belirttiğim gibi ego ister, egoda bilgi ister ve onu çarpıtır.
    Siz/kişi ve zihin ayrışık değillerdir. Soruyu şu şekilde anlıyorum. Zıtlıklar yalnızca düşünce ile mi yaratılır/epistemolojik olarak yoksa zaten vardırlar ve düşünce ile algılanırlar? Değer yargılarına bağlı zıtlıklar öznel/sosyal/tarihsel içeriklidirler ve fizik dünyadaki zıtlıklardan ayrışırlar.
    Zıtlıkların valığı peki varlık ve yoklukta bir zıtlık değil mi? Zihin doğası gereği sistemleri parçalar ve ayırır. Bu onun muhakeme yeteneğinin bir parçasıdır. Zıt olanlar aslında zıt değildir. Fakat zihin onları ayırır. Güzel ve çirkin kavramlarınız aslında bu evrende ne güzel vardır ne çirkin. fakat bunları yaratan ve ayıran bir zihniniz var. Bu güzel, şu değil diyorsunuz. Bu çirkin şu değil diyorsunuz. Kısaca ayırıyorsunuz. zıtlıklar algılanırlar. Algılandıkları içindir ki zıttırlar.

  5. #75
    nejdet - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    20 Ağustos 2008
    Yer
    istanbul
    Yaş
    48
    Mesajlar
    2.545

    Standart

    “Benimseyip benimsememe tercihini yapan kimdir? size göre kişinin hür iradesi acaba öylemi? hatılıyormusunuz küçüklüğünüzde size güzel denilen şeyleri benimseyip benimsemediğinizi? “

    Özgür istencin/tercihin –varsa eğer- yapılabilmesi için belli bir birikim gerekmektedir. Birey her yer/zamanda tercihlerini yapabildiği için toplumsal robot olmaktan çıkmıştır. Alain’in güzel bir sözünü çağrıştırdınız. Der ki, “düşünmek hayır demeyi bilmektir.” Hayır diyebilmek ölçmeye dayalı bir yargıdır. Güzellik yargısı toplumsal olduğu kadar öznel bir içeriğe sahip olmakla, tüm yargılar gibi tercih edilebilinirler. Bireyin istenci yok sayılamaz.

    “Güzellik anlayışı değişiyorsa güzellik değişmiyormudur? Geçen yüzyılda güzel dediklerinize bu yüzyılda güzel diyormusunuz? M.Ö 1500 lerde uçsuz bucaksız amazon ormanlarını gören siz bunu doğal karşıladınız çünkü onun içinde yaşıyordunuz. Bugün bir orman manzarası görünce "ne güzel" diyorsunuz. M.Ö 5000 de güzel dediğiniz bir bayana bugünde güzel dermiydiniz? Algılayanın algısı değiştikçe algılanan değişir.
    Bilimsel bilgi pek ala görecelidir. Çünkü Bilimin kendi görecelidir. Evren görecelidir. Evreni açıklamaya çalışan bilim görecelidir. Bilimde mutlak doğru yoktur. Olsaydı gelişim göstermezdi.”


    Güzellik kavram olarak değişmez. Güzel olarak algılanan/algı değişir dönüşür.

    Görecelilik bilimsel bir gerçekliktir. Ancak tüm bilimsel verilerin göreceli olduğu söylenemez. Süreçlerin göreceliliği varlığı göreceli kılmaz. Kütle çekimi göreceli bir bilgi midir?

    “Bilgi ve belleği olmayan bir canlıdan söz etmek mümkün elbette. İnsana endeksli bir güzellik insanın endeksinde bir güzelliktir. İnsanın egosu güzelliği belirler. Göreceli olan göreceliyi belirliyor. Ne göreceli bir dünya! İnsanın güzel dediği sadece insana güzel. Anlık güzellik kavramınız daha öncede belirttiğim gibi ego ister, egoda bilgi ister ve onu çarpıtır.”

    Bilgi ve belleği olmayan bir canlı olmaz diyen olmadı ki. Bilgi ve belleği olmayan canlıda kavram olmaz dendi.

    “Zıtlıkların valığı peki varlık ve yoklukta bir zıtlık değil mi? Zihin doğası gereği sistemleri parçalar ve ayırır. Bu onun muhakeme yeteneğinin bir parçasıdır. Zıt olanlar aslında zıt değildir. Fakat zihin onları ayırır. Güzel ve çirkin kavramlarınız aslında bu evrende ne güzel vardır ne çirkin. fakat bunları yaratan ve ayıran bir zihniniz var. Bu güzel, şu değil diyorsunuz. Bu çirkin şu değil diyorsunuz. Kısaca ayırıyorsunuz. zıtlıklar algılanırlar. Algılandıkları içindir ki zıttırlar.”

    Yokluk varlığın gölgesidir ve bu nedenle varlık ile zıt değildir.

    Güzel-çirkin sosyal/tarihsel/öznel bir yargı olduğundan salt zihnin kendine oynadığı bir oyun olarak değerlendirilemez.
    kadınlarını erkeğe muhtaç bir şekilde yaşamaya zorlayan bir toplum, kökünden acizdir.

  6. #76

    Üyelik tarihi
    14 Eylül 2010
    Mesajlar
    337

    Standart

    Özgür istencin/tercihin –varsa eğer- yapılabilmesi için belli bir birikim gerekmektedir. Birey her yer/zamanda tercihlerini yapabildiği için toplumsal robot olmaktan çıkmıştır. Alain’in güzel bir sözünü çağrıştırdınız. Der ki, “düşünmek hayır demeyi bilmektir.” Hayır diyebilmek ölçmeye dayalı bir yargıdır. Güzellik yargısı toplumsal olduğu kadar öznel bir içeriğe sahip olmakla, tüm yargılar gibi tercih edilebilinirler. Bireyin istenci yok sayılamaz.
    Kastettiğimiz toplumsal etkiler değildi. Hür irade sahibi insan şunu hep gözden kaçırır. Hür iradesiyle taş atan adam, attığı taşın bu evrende bir madde olduğunu ve bu evrendeki sistemler ile işlediğini görmelidir. Bu evren yoksa ne taş vardır nede ona etki eden kuvvetler. Siz hür iradenizle taşı attığınızı sanıyorsunuz ama o taşı atmanızı sağlayan binlerce sistemi yok sayıyorsunuz. Bu sistemler sizin taşı atmanıza sebep oluyorsa sizin hür iradenizden söz etmek mümkün mü? ki taşı atan bedeninizde aynı kuvvetlerin etkisindedir.
    Güzellik kavram olarak değişmez. Güzel olarak algılanan/algı değişir dönüşür.
    Algı değiştikçe güzellikte değişir. Güzellik tanımını mümkün kılan algılarınız değiştikçe gözlemlenenin değişmemesine olanak yoktur.
    Görecelilik bilimsel bir gerçekliktir. Ancak tüm bilimsel verilerin göreceli olduğu söylenemez. Süreçlerin göreceliliği varlığı göreceli kılmaz. Kütle çekimi göreceli bir bilgi midir?
    Kütle çekim elbette görecelidir. Bu evrende tanımlanmıştır fakat bu evrenin dışında varlığından söz etmek mümkün değildir. Başak evrenlerde başka kurallar pek ala mümkündür. Bilim, evreni sınırlı bilgisi ile tanımlamaya çalışır. Bu bilgi sınırı evreni aşmadıkça evreni tam anlamıyla tanımlamanız ve anlamanız mümkün değildir. Bu sınırlı bilgi ile bulduğunuz her kuralda değişebilir ya da gelişebilir.

    "Bir kum tanesinin sırrını çözmeyi başarsaydık. Bütün dünyanın sırrını öğrenmiş olurduk." A.Einstein

    Bilgi ve belleği olmayan bir canlı olmaz diyen olmadı ki. Bilgi ve belleği olmayan canlıda kavram olmaz dendi.
    Bu bedeni kaybettiğinizde bilgi ve belleğiniz nerede? Belleksiz ve bilgisiz güzellik nerede?
    Yokluk varlığın gölgesidir ve bu nedenle varlık ile zıt değildir.
    Gölgenin oluşması için gölgeyi meydana getirecek bir ışık kaynağına, gölgenin vurduğu bir yüzeye ve bir nesneye ihtiyacınız var. Var yokun gölgesi ise, yüzey nedir? kaynak nedir? Gölge ise var olan olmazsa, yok gölgesi nasıl olur? Açıktırki yok vardırki var vardır, var vardır ki yok vardır. Siz ister buna gölge deyin ister başka birşey, tanım itibari ile zıttırlar ve bu tanım zıtlıklarını oluşturan zihninizdir.
    Güzel-çirkin sosyal/tarihsel/öznel bir yargı olduğundan salt zihnin kendine oynadığı bir oyun olarak değerlendirilemez.
    Göreceli tarih, göreceli sosyal, göreceli yargı, göreceli öznel, göreceli güzellik, göreceli çirkinlik ve göreceli zihin.

    "Karşı karşıya kaldığınız asilmasi güç problemleri mevcut düşünce yapınızla çözemezsiniz. Çünkü bu problemler, mevcut düşüce yapinizin ürünüdürler". A.Einstein

  7. #77
    nejdet - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    20 Ağustos 2008
    Yer
    istanbul
    Yaş
    48
    Mesajlar
    2.545

    Standart

    özgürlüğün/tercihin ne olduğu makelenin kendi içinde var; yinelemeyeceğim.
    kadınlarını erkeğe muhtaç bir şekilde yaşamaya zorlayan bir toplum, kökünden acizdir.

  8. #78
    glsezinrs - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    12 Aralık 2010
    Yer
    istanbul
    Mesajlar
    1.297

    Standart

    Varlık-yokluk tartışmanız çok ilgimi çekti.Konu dışı ama ontolojik sorunlar zaten hep çekici gelmiştir bana.Yokluk, varlığını bildiğimiz ama herhangi bir nedenle algılayamadığımız/bulamadığımız/elden çıkardığımız/kaybettiğimiz bir "şey" olduğunda ortaya çıkmıyor mu?Çok basit bir örnekaram cüzdanımda artık yok,harcadım çünkü..Onu başka bir varlıkla takas ettim.Param yok, yeni bir çantam var.Var ve yok bir dönüşüm silsilesi..Yokluk, varlığın tümel varoluşuyla ilgili olduğunda zıtlık yoktur.Tek tek nesnelerin yokluğu ele alındığında zıtlık oluşturur gibime geliyor.Varlığı tekil olarak düşündüğümüzde demek istedim)Tümel varlık (somut varlıkları kastediyorum) ve yokluk karşıt değil, içiçedir/sarmaldır veya ne bileyim sentezlenmiştir yani, böyle düşündüm yazarken..
    Gün gelir, istiridye incinin değerini anlar.

Sayfa 8/8 İlkİlk ... 678

Members who have read this thread : 3

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.0