''Olması gereken makul olandır.'' Neye göre ;'' akıl ve mantığa''... pekii kimin aklı ve mantığına?
Aklın yolu birdir. bir midir? mutlaklardan sapma olamaz mı?
''Olması gereken makul olandır.'' Neye göre ;'' akıl ve mantığa''... pekii kimin aklı ve mantığına?
Aklın yolu birdir. bir midir? mutlaklardan sapma olamaz mı?
kategorize edilemeyen
Gereğinden fazla irdeler,gereğinden fazla incelersek,mükemmeliyetçilik sınırını zorlarsak, zemin kaçınılmaz olarak çatırdayacaktır.Olan'ların dailinde olması gerekenler de olmaktadır. Önemli olan huzur veren müştereklerin tespiti ve olması gerekenlerin bu müştereklere göre dengelenmesi...Buna da "mutlu yaşama sanatı" deniyor kanımca...Belkide hep olması gereken bu.![]()
Olan ve olması gereken ikileminden konu açılmış, ikilemlerde mutlu yaşam felsefesi pek işlemez gibime geliyor
kategorize edilemeyen
Eğer irdelersek,zorlarsak, her an ikilem yaşamak olasıdır.
Biliyorum bu konu "olan/olması gereken" ikileminin irdelenmesi üzerine açılmış,
çok güzel,verimli bir konu. Bu güzel başlığı dağıtmak istemem,benim de kafamı
oldukça yoğun meşgul eden bir konu zaten.
Bir önceki yazımda;"ikilemler de olasıdır"
ve "gerçektir" de üstelik,mutluluğa pay çıkartabiliriz, anlamındaydı.
“Olan” kişisel bir tercih değildir; hiç istenmeyen bir durum da olabilir, ki öyle olduğundan dolayıdır “olması gereken” aranır. “olan” kişisel bir tercih olsaydı “olması gereken” e gerek kalmazdı. Fizik ve toplumsal olanlar ayrıştırılacaklarına göre ve tartışmanın konusu da toplumsal “olan/olması gereken” olduğuna göre “olan ve olması gereken” hem kişisel hem de toplumsal dokuyu aynı anda taşırlar, çünkü her ikisinde de tarihsel bir doku vardır. “olması gereken” e dayalı yargı bir dayatmadan çok, “olan” üzerinden ütopyalara kadar uzanan bir yelpaze içindeki belirlemeler/yönelim/isteklerdirler. Ütopya ve “olması gereken” her boyutu ile örtüşen olgular değillerdir, Başka bir anlatımla “olması gereken”ler bir ütopya değildirler.
“olması gereken” i –makul olan- olarak benimsemek kanımca yanıltıcıdır. “makul olmak” özünde bir ölçü taşır; bu ölçü değişkendir. “olması gereken” in değişkenliği ile “makul olan”ın değişkenliği aynı değildir. “makul olmak” toplumsal ortaklaşmanın bir ölçüsü olmasına karşın “olması gereken” böyle bir daraltılmış ölçü ile sınırlandırılamaz. Bu nedenle bu iki olguyu ayrı değerlendirmek gerekir. Olması gereken” in makul olmaması olanaklıdır.
Mutluluk an-ı çoğaltabilmek ise “olan ve olması gereken” in onu olumsuz etkilemesi söz-konusu olmasa gerektir.
kadınlarını erkeğe muhtaç bir şekilde yaşamaya zorlayan bir toplum, kökünden acizdir.
Herşeyden mutluluğa pay çıkarabiliriz ve fakat önemli olan, o mutluluğu hisseder miyiz, yoksa sadece taşır mıyız?
Bunun dışında,genel anlamda, olan, ister kişisel tercih olsun ister olmasın, kendimden yola çıkarak yorum yaptığımı belirtmiştim...
İşin içinde gereklilik varsa o benim için mecburiyettir, diğeri için mantıklı olandır, beriki için harikadır vs vs..
kategorize edilemeyen
olması gereken olan-a dönüştüğü andan itibaren yıpranmaya başlar; mutluluk belki de o an ile sınırlıdır. her şeyden mutluluk çıkarsanabileceğini iyimser bir yaklaşım olarak değerlendirmek durumundayım. kişisel tercih ve değerlendirmelere diyeceğim söz-konusu olamaz; ve fakat, kişisel tercih ve değerlendirmelerimiz tartışmaya açık olmalı ki, değerlendirmelerimizi sürdürebilelim ve yanlışımızı görebilelim. olan ve olması gereken ikilemi yaşam ile birlikte sürüklenen olgulardır ve yok olmaları yaşamın bittiğine işaret eder.
kadınlarını erkeğe muhtaç bir şekilde yaşamaya zorlayan bir toplum, kökünden acizdir.
Evet , tabi ki tartışmaya açık olunmalı, aksi bir kelimem mevcutsa , yanlış bir yansımadan olsa gerek. Ben , arkadaşımızın aksine , mutluluğa pay çıkarabilen insanlardan değilim, yani yüzdelerim farklı (:
kategorize edilemeyen
Mutluluğa pay çıkartamamak.......;Olan,
Mutluluğa pay çıkartabilmek........;Olması gereken.
"Mutluluğa pay çıkartamamak.......;Olan,"
"Mutluluğa pay çıkartabilmek........;" olan,
mutluluğu öznel olsa da yaratabilmek; olması gereken
kanımca...
kadınlarını erkeğe muhtaç bir şekilde yaşamaya zorlayan bir toplum, kökünden acizdir.