10 sonuçtan 1 ile 10 arası

Konu: Guvensizlik

  1. #1
    Phi
    Phi çevrimdışı
    Phi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    13 Mayıs 2008
    Yer
    Kuzey Kutbu
    Mesajlar
    1.101

    Standart Guvensizlik

    İnsanların artık daha zayıf olan sağlığını bozan birçok sorunun yanı sıra sutil olsalar da salt fiziksel olanlardan daha az zarar vermeyen psikolojik hastalıklar vardır.
    Güvensizlik, toplumlarda artmakta olan, yayılan bir aşındırıcıdır. Politika ile şekillendirilen büyük insan gruplarındaki karmaşık biçiminden, aile birliğine ve basit insan ilişkilerine kadar tüm birlikte yaşam biçimlerini yok eder.
    Güvensizliği ne salt kötülükle, ne kötü ve kasıtlı niyetlerle karşılaştırabiliriz. Aksine, bu tavır diğerlerinde kötü niyet olduğunu varsaymaktır. Ne yazık ki çoğu durumda şüphe doğrulanmaktadır.
    Bu konuda, birbirlerine taban tabana zıt ama aynı kapıya çıkan iki tavırla karşılaşırız: kayıtsız şartsız güven ya da tam güvensizlik.
    Güvensizlik duymayan, aksi kanıtlanana kadar herkes iyidir anlayışından hareket eder. Var oluş şekli, aynı biçimde düşünen ve davranan diğerlerini kendisine çektiğinden bu kişi bazı çok güzel deneyimlerin sahibi olur. Ama yaşamı “orman kanunu” bakış açısından görmesine neden olacak çok büyük hayal kırıklıkları da yaşar; “orman kanunu”na göre kendi yolunu diğerlerini açık veya üstü kapalı darbelerle saf dışı ederek açmalıdır. İnsan bu sisteme katılmak istemese de, kendisini başka bir olanak olmaksızın saf dışı etme ya da edilme durumunda görür. Güvensizlik duyan kişi birçok acılı durumdan kurtulur; ama iyi şeyler bulmak için birçok iyi fırsatı da kaçırır. Bu insan aksi kanıtlanana kadar herkes kötüdür gerçeğinden hareket eder; o “orman kanunu”nda üstünlüğü ele geçiren, yaralayan ve yaralanmadan kaçandır.
    Kısaca, aksi kanıtlanmayana kadar herkes iyidir ya da kötüdür... Ama gerçek şudur ki temiz suyu kirletmek kirli suyu temizlemekten çok daha kolaydır; güvensizlik her şeyi kirletir ve suları doğal saydamlığına döndürmek çok zordur. Tıpkı, çamurlu bir ırmağın yüzeyindeki yansımasına bakan bir kişi gibi olayları bulandırır, deforme eder ya da onları görme biçimini yitirir.
    Bu genel güvensizlik durumunun son noktası olarak, insan davranışında korkunç bir haksızlık noktasına gelinir. Kişiler birbirlerine herhangi bir neden ya da ihtiyaç olmadan körlemesine darbeler indirirler. İnsanlar bazıları gerçek ve bazıları da sahte olan birtakım davranış biçimlerinin arkasına gizlenip ve onların kılığına bürünüp kendilerini herkesin birbirine karşı olduğu acınacak bir yalnızlıkta bulurlar. Ve son olarak güvensizliğin maskelerinden biri olan korkuya gelinir.
    Yaşamın bizi karşılaştırdığı bu sorunların çözümünü bir kere daha kendimize soralım. Çok kereler savunmuş olduğumuz gibi sağduyuya, bilincin işleyişi ve kişiliğin eğitimi için kullanılacak olan uygun bir dozda ayırt etme becerisini geliştirmeye gerek vardır. Sadece bu şekilde, gelişmiş, sağlıklı ve istikrarlı kriterimiz, bize neye güvenmek ve neye güvenmemek gerektiğini doğru ölçüde bildirecektir. Bu formülü sadece güvenip güvenmeme konusunda değil; aynı zamanda, güvensizliğin gölgesi olan, çok sayıda yaşamı karartan korku için de bir yatıştırıcı olarak aramalıyız.
    Kendimize soru sormayı ve yanıt vermeyi öğrenelim. Diğerleriyle olan diyaloğumuzu hassas bir şekilde iyileştirebilmek için bu iç diyaloğu gerçekleştirmeye çalışmamız çabamıza değecektir.

    * Delia Steinberg Guzman’ın şeylerin geçiciliği ve sürekliliği, yanılsama ve gerçek konularında makalelerinin bulunduğu “Maya’nın Oyunları” ve felsefi-psikolojik makalelerinden oluşan “Özgürlüğe Uçuş” adlı eserleri Türkçede yayınlanmıştır.


    E-dergi Yeniyuksektepe
    Delia Steinberg Guzman
    Biz bir kac tembel, vakt-i kerahet bir uykuya dalmisiz, bir lugat paralamalar, bir tuhaf ruyalar, tabire gelmez.

  2. #2
    nejdet - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    20 Ağustos 2008
    Yer
    istanbul
    Yaş
    48
    Mesajlar
    2.545

    Standart

    güvensizlik, geleceğe yönelik bir kayıp/kaybetme/yitirileme korkusunu ifade eder. Korku duyulduğu an, korkulan kaybedilir. Korku ve güvensizlik ikiz kardeş gibidirler; aynı damardan beslenirler; yönelimleri de aynıdır; yok etmek! yok edilen ne korku ne de güven duygusu değildir; yok edilen, salt umuttur! Umudun yok edilmesinden kim/ler yarar sağlıyor iseler güvensizlik ve korkunun yaratıcıları da onlardır; onlar küçük ve gölgesi olmayanlardır; bunu bilmek yeter!
    kadınlarını erkeğe muhtaç bir şekilde yaşamaya zorlayan bir toplum, kökünden acizdir.

  3. #3

    Üyelik tarihi
    19 Haziran 2009
    Yer
    İstanbul
    Yaş
    52
    Mesajlar
    773

    Standart

    Güvensizlik duygusu;ruhta ve beyinde bir kan emici unsur. Onarımı zor bir kusur.
    İnsanları toplumda bir zincirin halkaları gibi,yada en küçük birimle iki halkalı zincir
    gibi düşündüğümüzde, güçlü halka(güvenli)/güçsüz halka(güvensiz)ikilisi,yükü ne
    denli eşit ve başarılı şekilde taşıyabilir?
    Güven duygusu insanın kendisine saygısıdır.Kendi ve diğer insanlar nezdinde.
    Güvensizlik;çocuklukta edinilen bir olgu genelde. Bazen de yaşanan olumsuzlukların
    zaman içinde kişiliğe negatif ve itici güç olarak yansıması.Belki de,bazen özgüveni
    fazla gelişmiş,şişirilmişlerin ezici güç rolünün kişi yada toplumlar üzerinde bıraktığı
    sisli ve karanlık bir tortu.
    Her hali ile kötü sonuçta;kurtuluş için çözüm aramak en akıllıca olanı.

  4. #4

    Üyelik tarihi
    06 Aralık 2009
    Mesajlar
    271

    Standart

    Güvensizlik kavramı neredeyse gündelik hayatımızın bir çok alanında karşımıza çıkıyor.Kaybetme,kaygılanma ya da istediğimiz sonuca ulaşmada bir sıkıntı duyduğumuz anda güvensizlik belirlenmeye başlar . Yaşanılan bir çok tavır ve alışkanlıktan sonra güvensizliği yerinde görmek mümkün ama bir çok kez nedenini bilmesek bile önyargılarımızla sezebiliriz . Güvensizlik her zaman kontrolümüzde olan bir düşünce değildir . Bazen işimize gelene güven işimize gelmeyenleri güvensizlikle tanımlayabiliyoruz .. Güvensizliğin temelinde güzel ,anlamlı ,cazip olan bir yönü bulamazsınız .

  5. #5
    Phi
    Phi çevrimdışı
    Phi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    13 Mayıs 2008
    Yer
    Kuzey Kutbu
    Mesajlar
    1.101

    Standart

    Bence guvensizligin temelinde yalan soyleyen insanlarin cok olmasi var.
    Biz bir kac tembel, vakt-i kerahet bir uykuya dalmisiz, bir lugat paralamalar, bir tuhaf ruyalar, tabire gelmez.

  6. #6
    nejdet - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    20 Ağustos 2008
    Yer
    istanbul
    Yaş
    48
    Mesajlar
    2.545

    Standart

    güven-güvensizlik olguları birlikte değerlendirmek gerek
    kadınlarını erkeğe muhtaç bir şekilde yaşamaya zorlayan bir toplum, kökünden acizdir.

  7. #7

    Üyelik tarihi
    19 Haziran 2009
    Yer
    İstanbul
    Yaş
    52
    Mesajlar
    773

    Standart

    Güvensizlik bazen; "kişinin kendisine olan inançsızlığı sonucu oluşan bir virüs" de olabilir. Kendisini güvenilir ve emin hissetmeyen kişi, her an "septizm"in etkisi altındadır ve bu, zamanla "güvensizliğe" dönüşebilir. Ardından yakın çevresine, daha sonra da topluma sirayet eder.
    Güvensizlik; insanın kendisine ve diğerlerine aşırı güveni kadar tehlikeli ve zarar verici bir duygu. Mutluluğun gölgesidir, ama serinleten, ferahlatan bir gölge değil, güneşi ve ışığı engelleyendir.

    Bir de yaralı yönü var elbette ; güvensizlik; ölçüyü tutturabilen ve temkinli olmak anlamında kullanabilenler için tehlikelere karşı bir kalkan da olabilir. Ancak zaman içinde, yerini bulabilir. Bu da iyi bir gözlemle mümkün olabilir.

  8. #8
    mazruf - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    08 Eylül 2010
    Mesajlar
    132

    Standart evet

    Babanıza bile güvenmeyin, en azından bir gün annenizi terkedebilr,
    Ama bana gözünüz kapalı iken bile güvenebilrsiniz.
    Evet, çünkü benimle karşılaşma ihtimalniz 1/70.000.000
    Rahat oluun, güvenin güvenin.
    zarfımı arıyorum.. ama boş olmayacak.. hem de delidolu

  9. #9
    Furkan Topal - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    13 Ekim 2010
    Yer
    Mersin
    Mesajlar
    116

    Standart

    Güvensizlik, daha önceki güvenilmişliklerden çıkarılan dersler sonucu oluşan bir korku olsa gerek. Güvensizlik yerinde olmalı. Güvenilecek insanlara güvenmemekte kişinin kendi kaybıdır. Ama o insanı, güvenilir olarak tanımlamakta yine kişinin kendisine düşmüştür. Eğer güvenilir olarak tanımlamasaydı karşıdakini zaten hiç ihanete uğramazdı. Aklıma bir söz geldi "aldatılmış insanlar yoktur, güvenmiş insanlar vardır."

    Bu konuda tedbirli davranmak gerekir ama işe küçük sırlar vererek koyulabiliriz sanırsam.
    Dünya bana bir Tanrı`nın buluşu ve rüyasıymış gibi görünüyor. Dünya canı sıkılmış bir Tanrı`nın gözleri önündeki boyalı buharlara benziyor. İyi ve Kötü, mutluluk ve acı ve sen ve ben, benim için bir yaratıcının gözlerinin önündeki boyalı buharlardır. Yaratıcı gözlerini kendi üstünden çekmek istiyordu ve dünyayı yarattı. Acı çeken birisi için gözlerini kendi acısından başka bir yere çevirebilmek baş döndürücü bir mutluluktur.

  10. #10
    glsezinrs - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    12 Aralık 2010
    Yer
    istanbul
    Mesajlar
    1.297

    Standart

    Alıntı Phi Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    İnsanların artık daha zayıf olan sağlığını bozan birçok sorunun yanı sıra sutil olsalar da salt fiziksel olanlardan daha az zarar vermeyen psikolojik hastalıklar vardır.
    Güvensizlik, toplumlarda artmakta olan, yayılan bir aşındırıcıdır. Politika ile şekillendirilen büyük insan gruplarındaki karmaşık biçiminden, aile birliğine ve basit insan ilişkilerine kadar tüm birlikte yaşam biçimlerini yok eder.
    Güvensizliği ne salt kötülükle, ne kötü ve kasıtlı niyetlerle karşılaştırabiliriz. Aksine, bu tavır diğerlerinde kötü niyet olduğunu varsaymaktır. Ne yazık ki çoğu durumda şüphe doğrulanmaktadır.
    Bu konuda, birbirlerine taban tabana zıt ama aynı kapıya çıkan iki tavırla karşılaşırız: kayıtsız şartsız güven ya da tam güvensizlik.
    Güvensizlik duymayan, aksi kanıtlanana kadar herkes iyidir anlayışından hareket eder. Var oluş şekli, aynı biçimde düşünen ve davranan diğerlerini kendisine çektiğinden bu kişi bazı çok güzel deneyimlerin sahibi olur. Ama yaşamı “orman kanunu” bakış açısından görmesine neden olacak çok büyük hayal kırıklıkları da yaşar; “orman kanunu”na göre kendi yolunu diğerlerini açık veya üstü kapalı darbelerle saf dışı ederek açmalıdır. İnsan bu sisteme katılmak istemese de, kendisini başka bir olanak olmaksızın saf dışı etme ya da edilme durumunda görür. Güvensizlik duyan kişi birçok acılı durumdan kurtulur; ama iyi şeyler bulmak için birçok iyi fırsatı da kaçırır. Bu insan aksi kanıtlanana kadar herkes kötüdür gerçeğinden hareket eder; o “orman kanunu”nda üstünlüğü ele geçiren, yaralayan ve yaralanmadan kaçandır.
    Kısaca, aksi kanıtlanmayana kadar herkes iyidir ya da kötüdür... Ama gerçek şudur ki temiz suyu kirletmek kirli suyu temizlemekten çok daha kolaydır; güvensizlik her şeyi kirletir ve suları doğal saydamlığına döndürmek çok zordur. Tıpkı, çamurlu bir ırmağın yüzeyindeki yansımasına bakan bir kişi gibi olayları bulandırır, deforme eder ya da onları görme biçimini yitirir.
    Bu genel güvensizlik durumunun son noktası olarak, insan davranışında korkunç bir haksızlık noktasına gelinir. Kişiler birbirlerine herhangi bir neden ya da ihtiyaç olmadan körlemesine darbeler indirirler. İnsanlar bazıları gerçek ve bazıları da sahte olan birtakım davranış biçimlerinin arkasına gizlenip ve onların kılığına bürünüp kendilerini herkesin birbirine karşı olduğu acınacak bir yalnızlıkta bulurlar. Ve son olarak güvensizliğin maskelerinden biri olan korkuya gelinir.
    Yaşamın bizi karşılaştırdığı bu sorunların çözümünü bir kere daha kendimize soralım. Çok kereler savunmuş olduğumuz gibi sağduyuya, bilincin işleyişi ve kişiliğin eğitimi için kullanılacak olan uygun bir dozda ayırt etme becerisini geliştirmeye gerek vardır. Sadece bu şekilde, gelişmiş, sağlıklı ve istikrarlı kriterimiz, bize neye güvenmek ve neye güvenmemek gerektiğini doğru ölçüde bildirecektir. Bu formülü sadece güvenip güvenmeme konusunda değil; aynı zamanda, güvensizliğin gölgesi olan, çok sayıda yaşamı karartan korku için de bir yatıştırıcı olarak aramalıyız.
    Kendimize soru sormayı ve yanıt vermeyi öğrenelim. Diğerleriyle olan diyaloğumuzu hassas bir şekilde iyileştirebilmek için bu iç diyaloğu gerçekleştirmeye çalışmamız çabamıza değecektir.

    * Delia Steinberg Guzman’ın şeylerin geçiciliği ve sürekliliği, yanılsama ve gerçek konularında makalelerinin bulunduğu “Maya’nın Oyunları” ve felsefi-psikolojik makalelerinden oluşan “Özgürlüğe Uçuş” adlı eserleri Türkçede yayınlanmıştır.


    E-dergi Yeniyuksektepe
    Delia Steinberg Guzman
    Güven/güvensizlik duygusu hassas bir konu..Bir o kadar da karmaşık...Geçmiş-şimdi-gelecek üçleminde konuşlanmış...Güven, "beklenti içinde olmak" ve bunların gerçekleşip gerçekleşmemesine (hem kendimiz, hem de başkaları için)göre ayrıştırılan , yaşananlarla saydamlaşan bir kavram.Yaşamın tüm edimleri, karşılaştığımız hayal kırıklıklarına, yediğimiz kazıklara, hatta aldatılışlarımıza rağmen, türdeşlerimizle içiçe olmaya mecbur kılıyor bizi..Yalancıdan kaçamayız ama, yalandan kaç-ın-abiliriz.Yaşamımızı mümkün mertebe başkalarına endekslemeden, kendi ayaklarımız üzerinde durarak planlayabilir, fazla risk gerektirmeyen mütevazı bir çizgi belirleyebiliriz.Pek cazip görünmüyor ama , huzurlu bir uykunun yerini hiç bir şey tutamaz bence...Güvenilir insan aramak yerine, güvenilir olmak en güzeli...
    Gün gelir, istiridye incinin değerini anlar.

Members who have read this thread : 2

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.0